• BIST 109.156
  • Altın 153,298
  • Dolar 3,8173
  • Euro 4,5053
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 9 °C
  • Adana 8 °C
  • Antalya 10 °C

HKP'den Taksim saldırısına ilişkin açıklama

HKP'den Taksim saldırısına ilişkin açıklama
'IŞİD’in döktüğü her damla kan, ABD Emperyalistlerinin işbirlikçiliğini yapan AKP’giller’in başta Büyük Reis’inin olmak üzere tüm kadrolarının ellerine bulaşmıştır. '

Taksim'de İslamcı terör örgütü IŞİD tarafından 4 kişinin ölümüne neden olan canlı bomba saldırısına bir tepki de Halkın Kurtuluş Partisi'nden geldi. HKP tarafından yapılan açıklamada, iktidarın Suriye siyaseti işaret edilerek, AKP'nin sorumluluğuna dikkat çekildi.

HKP'nin Nevruz'a ilişkin yayınladığı açıklamasında da; "Halklarımız tıpkı Malazgirt’te, Çanakkale’de, Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’mızda olduğu gibi bir araya gelecekler, Kawa’nın Dehak’ın zulmüne son verip Sarayını yaktığı gibi, AB-D Emperyalistlerinin ve Yerli Satılmışların zulümlerine son verip saraylarını başlarına yıkacaktır." denildi. 

HKP Taksim saldırısına ilişkin açıklaması şu şekilde;

Suriyeleşme Sürecinin Aktörleri katliamlarına devam ediyor
 
Daha geçtiğimiz hafta Ankara’da, doğrudan halkımıza yönelik olarak gerçekleştirilen alçakça saldırının acısı halkımızın yüreğinden silinmeden, dün sabah saat 11.00 civarında, İstanbul’da İstiklal Caddesi’nde bir katliam daha gerçekleştirildi. Şu ana kadar elde edilen bilgilere göre bir canlı bomba kendisini patlatmış ve sivil 4 kişiyi yaşamdan koparıp almıştır. Bu katliamda 40’a yakın masum sivil de yaralanmıştır. Ne yazık ki yaralılar arasında durumu ağır olanlar da vardır.
Yıllardır feryat figan anlatmaya çalıştığımız gibi bu alçakça saldırıların birincil failleri AB-D Emperyalistleri, onlara hizmette sınır tanımayan, ruhlarını koltuk, makam, ün, poz ve elbette para uğruna emperyalist haydutlara satmış olan yerli işbirlikçilerdir.
Bu katliamların ülke içindeki ana sorumluluğu, bizzat ABD Emperyalistlerinin projelendirdiği; Ortadoğu ve Afrika Halklarını kana bulamak için hazırladıkları aşağılık Büyük Ortadoğu ve Genişletilmiş Afrika Projesi’ne eşbaşkan olarak atadıkları, insan düşmanı, hayvan düşmanı, doğa düşmanı AKP’giller’e aittir. ABD Emperyalistlerinin çizdiği ve ne yazık ki büyük oranda başarıya ulaşmış olan halk düşmanı senaryoda bu güruh Türkiye’de “iktidar”ı oynamaktadır.
ABD Emperyalistlerinin bu plan çerçevesinde beslediği, büyüttüğü, Ortadoğu’nun bağrına yerleştirdiği başta IŞİD olmak üzere bütün Ortaçağcı örgütlere doğrudan destek vermiştir AKP İktidarı. AKP’giller’in koruması, kollaması altında meşru Suriye yönetimini devirmek için yüzbinlerce insanın katledilmesine sebep olmuştur IŞİD ve diğer Ortaçağcı-Cihatçı örgütler.
Amerika’nın BOP Planı gereği Suriye üç parçaya bölünmek istenmiştir. Bu amaçla ABD tarafından örgütlenen Ortaçağcı-Cihatçı örgütler Suriye Halkının üzerine çullandırılmıştır. Amerika’nın bu insanlık dışı ve uluslararası hukuka aykırı tutumunun en büyük destekçisi de Suudii Arabistan, Katar Emirliği ve Türkiye, daha doğrusu Türkiye’de iktidar olan ve BOP eşbaşkanlığını üstlenmiş olan AKP iktidarları olmuştur. Sınırlarımızı bu kana susamış Ortaçağcılara sonuna kadar açmış ve her türlü silah ve mühimmat, hatta gıda ve sağlık yardımı sağlamıştır AKP’giller. Bunun en bilineni de MİT TIR’larıyla Ortaçağcı güçlere gönderilen silahlardır.
ABD ve onun sadık dostu, Yerli İşbirlikçisi AKP İktidarı, adına “eğit-donat” dedikleri ve uluslararası hukuku yerle bir eden bir girişimle bu Ortaçağcı ve Suriye Halkına düşman terörist grupları eğitip donaratak Suriye’ye gönderme cüretini bile göstermişlerdir. Dost Suriye Halkının kan ve gözyaşına boğulmasında, bugüne kadar 470 bin kişinin öldürülmesinde, milyonlarca insanın mülteci durumuna düşmesinde, cansız çocuk bedenlerinin sahillere vurmasında başrolü oynamışlardır.
Bu ve buna benzer eylemleriyle bağımsız bir devlet olan Suriye Devleti’ne karşı uluslararası hukukun açıkça savaş suçu olarak nitelediği sayısız suçlar işlemişlerdir, hem ABD Emperyalistleri hem de başta AKP İktidarları olmak üzere Ortadoğu’daki işbirlikçileri.
Beslenip büyütülen bu canavarlar güruhu, insanlığın kabul edemeyeceği, dünya halklarını isyana yönlendirecek katliamlar gerçekleştirince AB-D Emperyalistleri tarafından düşman ilan edilmiştir. Tabiî bizim eşbaşkanlar da ne kadar mızmızlansalar da bu buyruğa uymak zorunda kalmışlardır. O zaman da yarattıkları canavar, katliam eylemlerini önce emperyalistlere, sonra da Türkiye’ye yönlendirmişlerdir. Bu gözü dönmüş katiller Türkiye’de ilkin Reyhanlı’da, sonra Diyarbakır’da, Suruç’ta, Ankara’da, Sultanahmet’te katliamlar gerçekleştirerek onlarca masum insamızın canını almışlardır. Taksim’deki hain saldırı bu katliam girişimlerinin son halkasıdır ve ne yazık ki sonuncu halkası da olmayacaktır.
IŞİD’in döktüğü her damla kan, ABD Emperyalistlerinin işbirlikçiliğini yapan AKP’giller’in başta Büyük Reis’inin olmak üzere tüm kadrolarının ellerine bulaşmıştır. AKP İktidarı, bundan sonraki olası katliamlarda da dolaysız suç ortağı olacaktır.
“Suriye’ye 4 adam gönderirim, 8 füze attırırım, savaş çıkarırım”, diyen AKP’giller’in istihbarat örgütünün “yetkilileri”, bu alçakların kendi ülkemizde gerçekleştirdikleri katliamlara bilerek, göz göre göre seyirci kalmaktadır. Çünkü IŞİD’in yaptığı her saldırı, ülkemizin Suriyeleşme batağına daha fazla saplanmasına hizmet etmektedir. Bu ise ABD’li efendilerinin AKP’giller’in üzerine yüklediği bir görevdir.
Bildiğimiz gibi amacı “küçük şehir devletleri” yaratmak, “bin devletli bir dünya” dizayn etmek olan Büyük Ortadoğu Projesi’nin Türkiye’ye ilişkin en önemli hedeflerinin başında bir de, bin yıldır kardeşçe yaşayan Türk ve Kürt Halkını ayrıştırmak gelmektedir. “İktidar”ı oynayan halk düşmanları bu konuda da efendilerinin verdikleri görevleri eksiksiz yerine getirmektedirler. Bu amaç uğruna Cizre’de, Nusaybin’de, Sur’da vb. il ve ilçelerde “teröre karşı mücadele” görüntüsü altında şehirleri deprem olmuşçasına yerle bir ederek ve sivil insanlarımızı katlederek ayrışmayı derinleştirmekte, iki halkın arasına düşmanlık tohumları serpmektedirler.
ABD Emperyalistlerinin bu hain projelerinde “isyancı”yı oynayan bir diğer enstrüman ise Sovyetler Briliği’nin yıkılmasından sonra dümeni ABD Emperyalizmine kırmış olan Amerikancı Burjuva Kürt Hareketi PKK’dir. Bu hareket, bu senaryodaki rolünü oynamak konusunda AKP’giller’den geri kalmamaktadır.
Kürt İllerinde AKP’nin yürüttüğü zorbalığa karşı “misilleme” yaptığını öne sürerek büyük şehirlerimizde sivil halka yönelik, insan vicdanının kabul edemeyeceği, insanlık dışı katliamlar gerçekleştirmektedir. Emperyalist projenin gerektirdiği şekilde AKP’giller’in Kürtler içinde yaydığı Türk düşmanlığı tohumlarını bu hareket de Türkler içinde Kürt düşmanlığı şeklinde yaymaktadır, bilinçli bir şekilde. Hatırlanacağı gibi yakın zamanlarda bu hareketin önderlerinden Cemil Bayık, Amerikancı AKP’giller’in halka uyguladığı katliamı tüm Türklere mal eden açıklamalar yapmış, yaşanan BOP Savaşını Türklerle Kürtler arasındaki savaş gibi göstermiştir. Bu ve buna benzer açıklamalar bilinçsiz bir şekilde yapılmış açıklamalar değildir;  Amerikancı Burjuva Kürt Hareketi’nin genel politikalarının temelini oluşturan bakış açısının somut olarak dile getirilişidir.
Kan, gözyaşı ve katliam projesinin diğer enstrümanları ise AKP ile birlikte Amerikancılıkta sınır tanımayan, “muhalefet”i oynayan Meclisteki diğer Amerikancı partilerdir. Onlar da ortak efendiden, ABD Emperyalistlerinden aldıkları emirleri farklı konuşmalarla, farklı ağızlarla ve ABD Emperyalizmini hiç dile getirmeyen açıklamalarla Türk ve Kürt Halkına yedirmekle, halklarımızın içine itildiği yangına benzin dökmekle görevlidirler. Kimisi “dindar”, kimisi “vatansever”, kimisi “özgürlükçü”, kimisi “Atatürkçü” kesilir ama hepsi de BOP Planı’nda farklı görevler üstlenen taşeronlardır.
İşte son günlerde Türkiye’yi kana bulayan bu hainane plandır. Halkın Kurtuluş Partisi olarak Gerçek Sınıf Biliminin ışığında yıllardır adını koyduğumuz gibi, ülkemiz Suriyeleşmiştir artık. Emperyalizmin ve AKP’giller’in tetikçiliğini yapan gazeteci görünümlü satılmışlar “terörle yaşamaya alışmak”tan bahsetmekte, Suriyeleşme sürecini halkımıza kanıksatmaya çalışmaktadırlar.
Ama ne yaparlarsa yapsınlar, ülkemiz üzerine oynanan bu aşağılık plana hiçbir zaman “alış”mayacağız. Halklarımız arasındaki bağların emperyalistler ve yerli işbirlikçiler eliyle koparılmasına izin vermeyeceğiz.
Türk ve Kürt Halkları olarak omuz omuza emperyalizme ve yerli işbirlikçilere, onların örgütleyip desteklediği Ortaçağcı güçlere karşı savaşımızı yükselteceğiz. Gün, ayrışma günü değil, insanoğlunun bu gezegendeki en büyük felaketi, en büyük başbelası olan AB-D Emperyalistlerine ve yerli taşeronlarına karşı birleşme, ortak mücadele etme günüdür.
Bu mücadelemiz sonucunda da hakkaniyet, eşitlik ve özgürlük temeline dayanan, Edirne’den Çin sınırına kadar uzanan “Türk-Kürt Sosyalist Halk Cumhuriyeti”ni kuracağız, emperyalizme karşı sağlam, yenilmez bir cephe oluşturacağız. Ülkemizden, Ortadoğu’dan ve tüm Asya’dan AB-D Emperyalistlerini geri dönemeyecekleri şekilde kovacağız. Eninde sonunda zafer Antiemperyalist, Antifeodal ve Antişovenist mücadele yürüten halkların olacaktır.
Halkın Kurtuluş Partisi olarak bu alçakça saldırıyı lanetliyor, katliamda yitirdiğimiz (kimisi yabancı uyruklu) canları saygıyla anıyor, kaybettiğimiz insanların yakınlarına ve tüm halkımıza başsağlığı, yaralılara da acil şifalar diliyoruz! 20.09.2016
 
Kahrolsun AB-D Emperyalizmi!
Kahrolsun Yerli İşbirlikçiler!
Yaşasın Halkların Kardeşliği!
 

HKP'nin Nevruz açıklaması; 

Newroz, Ortadoğu Halklarının kardeşçe yaşaması için yakılan isyan ateşidir
Emekçidir Demirci Kawa. Ezilen, sömürülen, acılara mahkum edilen, işkencelere uğratılan, katledilen Halkının isyanına önderlik eden bir Devrimcidir. Zulmün başını çeken Zalim Dehak’ın karşısında, zulme uğrayan mazlum Halkının yanındadır Kawa. Halkı baktığı zaman Demirci Kawa’ya kendini görür. Acı çeker Halkıyla birlikte Demirci Kawa. Gözyaşı döker Halkıyla birlikte. Zulme karşı Halkıyla birlikte yürür Demirci Kawa. Belki ölüm var bu yürüyüşün sonunda, zalim Dehak’ın yılanlarına yem olmak var, düşünmez Önder Kawa. İşte bu yüzden kenetlenir Halkı Demirci Kawa’nın arkasında. O’nun arkasında birlik olur. O’nun önderliğine inanır ve O’na güvenir. Bilir ve inanır Kürt Halkı; Yenigün Demirci Kawa’nın önderliğinde örgütlenen isyanla gelecek, bu isyanla Zalim Hükümdar Dehak’ın zulmü son bulacaktır. Halk önderliğine inandığı ve güvendiği, önderlikle birlikte etle tırnak gibi kaynaştığı zaman; aşılamayacak dağların aşıldığının, geçilemeyecek geçitlerin geçildiğinin, yıkılamayacak duvarların yıkıldığının devrilmeyecek zalimlerin devrildiğinin, günümüze kadar gelen ilk örneğidir Demirci Kawa’nın yaktığı isyan ateşi.
Bu isyanın sonunda Dehak’ın zulmüne son verilir, o kötülük yuvası sarayı yakılır. İşte Newroz bu zulümden kurtuluşun simgesidir, her 21 Mart’ta ateşler yakılarak, halaylar çekilerek kutlanan. Kürt Halkıyla sınırlı değildir 21 Mart sadece, Kürt Halkı için sembol değildir, diğer tüm Ortadoğu ve Asya Halkları için de yaşamın yeniden başlamasının, zaferin ve mutluluğun sembolüdür. Çünkü Demirci Kawa bir emekçi, bir devrimci, bir Halk önderi olarak bilir ki, zulme karşı isyan başarılı olacaksa yapılacak en önemli örgütlenme kardeşliğin örgütlenmesidir. Bir anadan doğmuş kardeşler gibi dayanışmanın, eşitliğin, birliğin örgütlenmesiyle yaratılmış ve Halkların bilincine çıkmamak üzere kazınmıştır Newroz.
Bugün Ülkemizde ve Ortadoğu Coğrafyasında Newroz Ateşi yakılmasının, Halkların gözbebeği Sosyalist Yenigün yaratılmasının koşuludur, Halklar arasında kardeşliğin, dayanışmanın ve birliğin örgütlenmesi. Halklar arasına düşmanlık tohumları eken Çağımızın Dehak’ları AB-D Emperyalistlerinin Halklara zulmünün de en önemli kaynağıdır Halkların birbiriyle düşmanlaşması, kardeşlik, dayanışma duygularının yok edilmesi. Ve bugün Halklara önderlik edecek Çağdaş Kawa’ların önündeki en önemli görevdir Halkların Kardeşliği.
Bugün Kawa olabilmek; Kardeş Halkların gönlünü kazanmaktır. Halkların düşmanlığını kazanmak, bir Halkın düşmanlığı üzerine siyasi kimlik inşa etmek, Zalim Dehak’ın yoludur, Demirci Kawa’nın değil.
Bugün Kawa olabilmek; çağımızdaki tüm kötülüklerin anası ABD Emperyalistlerine, “Katil ABD Ortadoğu’dan Defol” diyebilmektir. AB-D Emperyalistlerini kurtarıcı görmek, onların Kukla Başkanlarını “Bijî Obama” sloganlarıyla selamlamak zalim Dehak’ın yoludur, Demirci Kawa’nın değil.
Bugün Kawa olabilmek; Türklere Anadolu’nun kapılarını açan Malazgirt Savaşı’nda, Çanakkale Savaşı’nda, Birinci Antiemperyalist Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda hep yan yana, omuz omuza olan, bu toprakları Ortak Vatan yapan Türk ve Kürt Halkının, Edirne’den Çin Sınırına kadar özgürlük, eşitlik ve kardeşlik temelinde kuracakları “Türk-Kürt Halk Cumhuriyeti” için mücadele vermektir. 1071 yılından bugüne kader birliği etmiş bu iki Halkı birbirinden koparmak, birbirine düşmanlaştırmak için AB-D Emperyalistlerinin örgütlediği katliamlara tetikçilik etmek, o zalimlerin dayattığı Halkların acıları üzerine kurulu burjuva çözüme evet demek, zalim Dehak’ın yoludur, Demirci Kawa’nın değil.
Bugün Kawa olabilmek; AB-D Emperyalistlerinin site devletçiklerine dönüştürme ve Halkları birbirine düşmanlaştırma, birbirine kırdırma projesi olan BOP-GOP projelerine karşı çıkmaktır, mücadele etmektir, isyan örgütlemek, savaş vermektir. AB-D Emperyalistlerinin Ortadoğu’daki ikinci bekçisi olacak Müslüman İsrail Kürdistan’ının kurulması için savaş vermek, Zalim Dehak’ın yoludur, Kawa’nın değil.
Bugün Kawa olabilmek; Gezi İsyanları örgütlemektir. Halklarımızın Demirci Kawa’nın yaptığı gibi Çağdaş Dehak’ların günümüzdeki temsilcileri AB-D Emperyalistlerinin ve yerli işbirlikçilerinin zulmüne karşı yürüyüşünü örgütlemektir. Kürt Halkını Şanlı Gezi İsyanı’mızda olduğu gibi bloke etmek, AKP’giller’i kurtarmakla marifetmiş gibi övünmek Zalim Dehak’ın yoldur, Kawa’nın değil.
Bugün Kawa olabilmek; Demokratik Halk İktidarını kuracak Halkın Kurtuluş Partisi etrafında örgütlenmektir.
Emperyalistlerin Ortadoğu’ya yönelik BOP-GOP, ülkemize yönelik Yeni Sevr planlarının birer enstrümanı olan, Meclisteki Amerikancı Dörtlü Çete’nin, IŞİD’in, El Kaide’nin, El Nusra’nın, PKK’nin, PYD’nin peşinden gitmek, onlara inanmak Zalim Dehak’ın yoludur, Kawa’nın değil.
Evet, Dehak’ların egemenliğinde inliyor Halklarımız, acılar çekiyor, katliamlara uğratılıyor. Çağdaş Dehak’lar kurdukları çağdaş saraylarında yaşarlarken cenneti, Halklarımıza cehennemi yaşatıyorlar. Ama Çağdaş Dehak’lar zannetmesinler ki hep cenneti yaşayacaklar bu dünyada. Eninde sonunda Halklarımız tıpkı Malazgirt’te, Çanakkale’de, Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’mızda olduğu gibi bir araya gelecekler, Kawa’nın Dehak’ın zulmüne son verip Sarayını yaktığı gibi, AB-D Emperyalistlerinin ve Yerli Satılmışların zulümlerine son verip saraylarını başlarına yıkacaktır. 21.03.2016
Bimrî Koledarî, Bimrî Zordestî! Kahrolsun Kölelik, Kahrolsun Zulüm!
Newroz Pîroz Be! Newroz Kutlu Olsun!
Bijî Bratîya Gelan Kurd û Tirk! Yaşasın Kürt ve Türk Halklarının Kardeşliği!
 
Halkın Kurtuluş Partisi
Genel Merkezi

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)