• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 11 °C
  • Adana 12 °C
  • Antalya 13 °C

Hödükleşme!

Haluk ŞAHİN

Son zamanlarda memleketin durumuna bakıp “Bize ne oluyor?” sorusunu sık sık duyuyorum.

Söyleyeyim:  “Hödükleşiyoruz!”

Terim bana ait değil, ama içinden geçmekte olduğumuz ruhsal, zihinsel, bilişsel durumu bunun kadar iyi açıklayabilecek başka bir sözcük düşünemiyorum.

Bildiğim kadarıyla, bu terimi ilk kullanan Refik Erduran oldu. Gençler onu daha çok Nazım Hikmet’i İstanbul’dan Karadeniz’e kaçıran adam diye bilirler ama Erduran son 60 yılın en önemli tiyatro ve gazete yazarlarından biridir. 

Bir yıl kadar önce, yazmakta olduğum bir kitap için bilgi almak amacıyla kendisini ziyaret etmiş, daha önce çıkmış kitaplarımdan ikisini götürmüştüm: Otobiyografik ve filmi çekilmiş Ağrı’ya Dönüş ve Büyüyor Üzümler Bağlarda adlı şiir kitabı.

Japonların “haiku” dedikleri tarza yakın bir biçimde yazılmış “adaiku”lardan oluşmuş şiir kitabı görece yeniydi, İngilizce ve Yunanca çevirileri ile birlikte yayınlanmıştı. 

Aradan iki hafta kadar bir zaman geçtikten sonra Refik Bey telefonla aradı. Önce Ağrı’ya Dönüş'ü okuduğunu ve beğendiğini, ama onu asıl şaşırtanın şiir kitabı olduğunu söyledi. Şiirleri ve İngilizce çevirilerini çok beğenmişti, Yunanca çevirileri için bir şey diyemiyordu, çünkü Yunanca bilmiyordu...

 Şöyle dedi:

“Çok özgün bir şey yapmışsınız, sizi kutluyorum. Ben son zamanlarda  medyayı pek yakından izleyemiyorum, o yüzden çıkışı gözümden kaçmış. Yoksa daha önce farkederdim.”

“Farketmezdiniz, çünkü hiç bir şey çıkmadı.”

“Hiç mi? Nasıl olur?”

“Hiç.”

“İnanılmaz bir şey... Bu kadar hödükleştik mi biz?”

                                                                ***

Hödükleşme konusundaki örneği kendi kitabımdan vererek tevazunun sınırlarını zorladığımı biliyorum. Ne yapayım,  o bağlamda kullanıldı. Zaten artık tevazu insani erdemler arasında sayılmıyor.

Refik Bey’in söylemek istediği sanırım şuydu: Bir toplumun kültürel duyargaları bu türden özgün çıkışları bir şekilde yakalayamıyorsa durum vahimdir!

 Adamın biri, yıllarca uğraşıyor, damla damla şiir biriktiriyor, kendi çabasıyla İngilizce’ye ve Yunanca’ya çevirttiriyor, bir dost yayıncıya yayınlatıyor.

 Ve kimsenin kılı kıpırdamayor. (Güzel şeyler söyleyen bir kaç şair dostu ve yabancı adaseveri  saymıyorum.) 

Ve bu sırada ülkede her türlü kabalığın, yozluğun, bayağılığın aldığı alkış kulakları sağır ediyor..

Büyük törenlerden filan söz etmiyorum: Bu türden şiir kitapları dünyanın hiçbir yerinde yeri göğü oynatmazlar. Ama kimi duyargalar açıktır: Birileri farkına varır; gazetelerde dergilerde ufak haberleri ve değerlendirmeleri çıkar. Televizyonda kitap sohbetlerinde sözü edilir... Kayda geçer.

Her şeyi bir yana bırakalım, gazetecilik ölçütleriyle de, bu ülkede bir şiir kitabının en baştan üç dilde yayınlanması haberdir! Çünkü ilktir!

Meğer ki o ülke hödükleşmemiş olsun!

                                                                      ***

Bu, benim hayatımdan minik bir örnek.  Aslında çevreye bu gözlerle bakınca hödükleşmenin çok yaygınlaştığının ve ileri aşamalara vardığının pek çok kanıtını görürsünüz:

Durmadan devasa köprüler, tüneller, camiler yapılan İstanbul’da kentin göbeğindeki  AKM’ye reva görülen ilgisizlik hödükleşmenin fotoğrafıdır. 

Tiyatro sanatını yaşatmak uğruna her türlü mihnete katlanan sanatçılara yönelik ağır ihmal de öyle. Kent tarihi ile ilgili eserleri  bilimsel bir özenle düzenleyip yayınlamak isteyen yayıncılara saçma sapan sempozyumların bilbordlarına harcanan paranın onda birini vermemek bu fasıldandır.. 

Beykoz ormanının imara açılması hödüklüktür. Emek sinemasının başına gelenler öyle...Vb, vb...

Sözlükler “hödük”ü “anlayışsız, görgüsüz, kaba bir kimse” olarak tanımlıyorlar.  Bence yeni hödüklük bunun çok ötesine geçiyor, günümüzde bu kavramın içine kibiri ve küstahlığı da koyabilirsiniz. 

Yeni Türkiye’nin hödükleri cehaletleri yüzlerine vurulduğunda utanmak yerine saldırganlaşıyorlar. Aslında rezil olacakları kesin olduğu halde, dikkatleri üzerlerine çekmek için ne gerekiyorsa yapıyorlar.  Ve bunu başarıyorlar. Rezil de olmuyorlar. Daha doğrusu rezil olduklarının farkına varmıyorlar. Çünkü  hödüklük egemen yaşam tarzı  haline geliyor.

Hödükleştiremediklerimizden misiniz? O zaman işiniz zor.  

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.