• BIST 102.410
  • Altın 186,954
  • Dolar 4,4877
  • Euro 5,2816
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 22 °C
  • Adana 23 °C
  • Antalya 25 °C

'İktidarın söylemi kadın düşmanlığını meşrulaştırıyor'

'İktidarın söylemi kadın düşmanlığını meşrulaştırıyor'
CHP İstanbul Milletvekili Eren Erdem, kadın düşmanlığı ve cinsiyetçiliğin önlenmesi amacıyla bir araştırma komisyonu kurulması için TBMM Başkanlığına önerge verdi.

Önergede “Kadına karşı nefret suçu, sadece kadına karşı şiddet uygulayan ‘hasta ruhlu psikopatların’ değil; aynı zamanda kadını bir aşağılama aracı olarak kullanan, kadını erkekle eşit görmeyen ve cinsiyetçiliği yaşam felsefesi haline getirmiş ‘hasta ruhlu’ zihniyetlerin de ürünüdür” diyen CHP’li Erdem, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceki gün yaptığı bir açıklamada kullandığı “adam gibi ölmek var bir de madam gibi var” sözüne de yer verdi.

İşte CHP’li Erdem’in araştırma komisyonu kurulması için TBMM Başkanlığına verdiği önerge:

ERDEM: SİYASİ İKTİDARIN SÖYLEMLERİ KADIN DÜŞMANLIĞI VE CİNSİYETÇİLİĞİ MEŞRULAŞTIRIYOR!
Ülkemizde kadın düşmanlığı ve cinsiyetçilik gün geçtikçe daha artmaktadır. Kadına şiddeti sadece psikolojik, patolojik bir olay veya kriminal bir vaka olarak değerlendirmek, saldırının kadın kimliğine yönelik bir nefret suçu olduğu boyutunun es geçilmesi ve buna karşı kalıcı önlemlerin alınmaması anlamına gelmektedir. Kadına yönelik şiddetin ve cinsiyetçiliğin artık haber değeri bile taşımayacak yaygınlaşması, sadece “hasta” bireylerin psikolojilerinden kaynaklanmamakta, ne yazık ki siyasi iktidarın söylemleri ve medya yoluyla da çeşitli şekilde meşrulaştırılmaktadır.

ERDEM: ERDOĞAN KADIN KİMLİĞİNİ “AŞAĞILAMA” ARACI OLARAK KULLANIYOR!
Kadına yönelik şiddetin kaynaklarından birini kadın kimliğini bir aşağılama aracı kullanan, kadını düşmanlaştıran, düşmanına etek giydirip “kadın gibi” diyerek küçültme amacıyla söylem pratiği geliştiren zihniyet oluşturmaktadır. Geçtiğimiz günlerde darbe girişimine ilişkin bir toplantıda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Dünyanın makamları nerede kalıyor? Burada kalıyor. Paran pulun her şeyin nerede kalıyor? Burada kalıyor. Cumhurbaşkanı olsan ne yazar, başbakan olsan ne yazar, multimilyarder olsan ne yazar? Hepsi geçici. Ne diyordum size hatırlayın, biz bir gün ölmeyecek miyiz? Öleceğiz. Bir adam gibi ölmek var, bir şey söyleyecektim ama onu söylemeyeceğim, bir de madam gibi ölmek var. Ölelim ama adam gibi ölelim. Sonra bizi defnedecekleri yer ne kadar? İki metreküp değil mi? Oraya gömecekler.” sözleri işte tam da bu söylem pratiğini oluşturmakta ve kadın düşmanlığı ve cinsiyetçiliğin yaygınlaşmasına neden olmaktadır. Geçtiğimiz günlerde yine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın şort giydiği için otobüste tekmelenen bir kadının durumuna ilişkin “Her ne sebeple olursa olsun, kabul edilemez” açıklaması da yine şort giymenin kızgınlık için bir sebep teşkil edebileceğini ama bunun mantıklı bir gerekçe bile olsa kadına karşı şiddetin nedeni olamayacağını ifade eden çelişkili ve özünde şiddeti doğuran algıyı besleyen bir söylemi oluşturmaktadır.

"KADIN DÜŞMANLIĞI SADECE “HASTA RUHLU” PSİKOPATLARIN DEĞİL, KADINLA ERKEĞİ EŞİT GÖRMEYEN HASTA RUHLU ZİHNİYETİN DE ÜRÜNÜDÜR!"
Kadına yönelik şiddet ve cinsiyetçilik, sadece siyasi iktidarın dilinde veya medyada yer alan haberlerin alt metninde değil; gündelik yaşamın merkezlerinde de ne yazık ki yaygınlaşmış durumdadır. Sokakta, işyerinde, okullarda, evlerde cinsiyetçiliğin engellenmesi, sadece pratikte bir anlamı olmayan yasal düzenlemelerle değil, devlet destekli toplumsal çalışmalarla da desteklenmelidir. Çünkü kadın cinayetleri, sadece elinde silahı olan “hasta ruhlu psikopatların” değil; aynı zamanda kadını bir aşağılama aracı olarak kullanan, kadını erkekle eşit görmeyen ve cinsiyetçiliği yaşam felsefesi haline getirmiş “hasta ruhlu” zihniyetlerin de ürünüdür. Bu anlamda kadın düşmanlığının “görünmeyen” boyutlarının tespiti büyük önem arz etmektedir. Cinsiyetçiliğin ve kadına karşı nefret suçunun boyutlarının belirlenmesi, bu söylem pratiğine karşı mücadelenin yollarının tespit edilmesi ve siyasilerin medyanın aracılığıyla kadın düşmanlığını meşrulaştırmasının önüne geçmenin yollarının belirlenmesi amacıyla Anayasa’nın 98’inci maddesi ve TBMM içtüzüğünün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince bir araştırma komisyonu kurularak konunun tüm boyutları ile araştırılmasını saygılarımla arz ederim.​

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    1234567
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)