• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 7 °C
  • Adana 13 °C
  • Antalya 9 °C

İlerici birikimden kopmanın bedeli!

Merdan YANARDAĞ

Türkiye'nin siyasal ve entelektüel ortamında giderek netleşen tuhaf bir durum yaşanıyor. Uzunca denilebilecek bir süredir Kürt siyasal hareketini oluşturan bileşenlerin önemli bir kesimi, sağlı-sollu liberaller ve kendilerini hala solda sayan bazı çevreler bu toprakların ilerici ve aydınlanmacı geleneğinden kopmuş görünüyor.

Bu durum solun bir kısmını ayakları bu topraklara basmayan, bu toplumun dokusu ve ruhuyla buluşmayan garip bir yabancılaşma durumuna süreklemiş durumda. Kendi ülkesinde ve toplumunda bir yabancı gibi dolaşan, kök salamayan ve kendisine özgü semtlerde ve mekanlarda devinen- kendi sosyetesini oluşturan tuhaf bir solculuk (daha çok liberal ve demokratlık) oluşturmuş durumda.

Öyle anlaşılıyor ki, bu çevreler Kürt sorununun, soğuk savaş artığı AKP  ve İslamcı gericilikle çözüleceğine, tahminimizden çok daha derin şekilde inanmışlar.

Çünkü HDP’de yer alan grupların bugün yaşadıkları derin hayal kırıklığına bakınca, durumun sanılandan da vahim olduğu görülüyor.

Daha kötüsü, bütün bir modern tarih boyunca mazlum halkların en büyük düşmanı olan emperyalistlerin himmeti ve desteği ile Kürt sorununun çözülebileceği anlayışı da, yine sandığımızdan hayli yaygın bir eğilim haline gelmiş.

Bu gelişmenin yarattığı siyasal ve tarihsel sonuçlardan biri şudur; Kürt hareketi ve onlarla ittifak halindeki kimi sol liberaller bu ülkenin aydınlanma geleneği ve ilerici birikiminden büyük ölçüde kopmuş durumda.

Ülkenin bayrağıyla, toplumun renkleriyle, ilerici duyarlılıklarıyla anlamsız bir kavga yürüten tuhaf bir solculuk oluştu. 

Bu tutum solun tarihsel çıkışına da varlık gerekçesine de tamamen aykırı.

Öyle bir akıl tutulması yaşandı ki, AKP ile yürütülen ve “Çözüm Süreci” denilen siyaseti eleştiren, bu trafiğe kuşkuyla bakan herkesi ve her çevreyi darbeci, Ergenekoncu, hatta faşist ilan ettiler.

Oysa onların saldırdıkları bu çevreler Kürt sorununun eşitlik içinde, adil ve demokratik bir anlayışla çözümü için gerçek bir toplumsal ve siyasal dayanak oluşturmaya en yakın kesimdi.

Önüne gelen herkese, anlaşılmaz bir ahmaklık, terminoloji ve sol/sosyalist literatürden habersiz bir cehaletle “faşist” diye saldırmayı alışkanlık getirenler, Diyarbakır, Suruç ve Ankara katliamlarından sonra derin bir şaşkınlık yaşıyor. AKP ve siyasal islamcı hareketin faşizan karakteri ortaya çıktıkça, bu şaşkınlık daha da artıyor. 

Bütün öngörülerinde yanılan, ortaya attıkları tezler yaşam ve tarih tarafından yanlışlanan, dahası gericiliğe direnmeye çalışan çevrelerle "laikçi teyze" ya da "endişeli modern" diye alay edenler, bu kez kendilerini Kürt siyasi hareketi üzerinden (ve onun aracılığıyla) yeniden üretmeye çalışıyor. 

Yaşamın ve tarihin getirdiği kavşak ise şudur; AKP ve siyasal islamcıların "bir tür demokratik devrim" yaptığını söyleyenler, bu perspektiften yola çıkarak iktidarı değil de muhalefetteki ilerici ve laik güçlere saldırmayı solculuk sananlar, şimdi  ittifak yapacak “ulusalcı” arıyor.

Yaşamın ve tarihin akışı doğal yatağına dönüyor. Gerçi yaşam ve tarih kendi yatağında akıyordu, ama bunu görmezden gelenler, kendi siyasal-tarihsel fantezileri ve "ideolojik" ön yargılarına gerçeği feda eden liberaller (özellikle sol liberaller) Kürt siyasal hareketi oldu.

Ne diyelim; tarihin ve yaşamın verdiği bu ağır dersten sonra umarız sol yeniden tarihsel, toplumsal, ideolojik, felsefi ve edebi bağlamını kurarark doğal yatağında devinmeyi sürdürür.

Beşinci Boyut

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.