• BIST 107.206
  • Altın 143,369
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 25 °C
  • Adana 29 °C
  • Antalya 29 °C

'İlk hedefler beyannamesinin' tam zamanı

Necdet SARAÇ

Son dört gününe girilen Adalet yürüyüşüne katılanların bir tek şikayeti var; Uzun bekleme araları! Yürüyenler  tam bir adrenalin patlaması yaşadığı için insanlar kısa dinlenmeler dışında sürekli yürümek istiyorlar… Bedenen yorgunluk da,  gölgede 41 derece sıcak da, sağanak yağmur da insanları etkilemiyor. Adalet yürüyüşü sıcağın da, yağmurun da panzehiri gibi. Yürüyüşe bir kez katılan sürekli katılmak istiyor…

Çünkü, Adalet yürüyüşü, Gezi’den ve Hayır’dan sonra yalnızca biriken öfkelere akacak bir kanal olmadı, umut oldu, çıkış yolu oldu… Adalet Yürüyüşü, Siyasal İslamın 15 yıla yayılan ideolojik-politik hegomanyasına karşı, sürekli kaybetmeye, sürekli ezilmeye karşı bir toparlanmaya, arkasından da meydan okumaya dönüştü…

Yürüyüşle birlikte, bunca baskıya, korku ortamına, cezaevi ve ölüm riskine rağmen, teslim olmayan, ayakta duran, onbinlerce insan olduğu görüldü… Yürünen kilometre sayısı, atılan adım arttıkça, günler günleri takip ettikçe milyonlarla buluşabileceği  bir hayal olmaktan çıktı...

SOSYAL HAREKETE DÖNÜŞTÜ

Umut dirilince, yürünecek yol belli olup, yön duygusu yeniden kazanılınca çekim merkezi oluyorsunuz. Çekim merkezi olunca da, başlayan hareket kişileri aşıp sosyal bir harekete dönüşüyor. Bu kez siz milyonlara gitmiyorsunuz, milyonlar size geliyor…

Siyasetin sağında ya da solunda matematiksel büyüme yerini hızla geometrik büyümeye bırakır:  Tıpkı Yunanistan’da, İspanya’da, Amerika’da, İngiltere’de, Fransa’da olduğu gibi…

CHP ilk kez, Cumhuriyet mitingleri, Gezi ve Hayır süreçlerinde almadığı tavrı aldı, farklı bir yöntem izledi. CHP ilk kez kendisi öne çıktı, sokakla doğrudan buluştu ve adalet için, demokrasi, için sokağın meşru olduğunu, sokağın küçültmediğini tam tersine büyüttüğünü gördü. Nesnel koşulların yanına öznel koşulu koydu!

Böylece Gezi’de, “Hayır Kampanyası”nda gördüğümüz sokağın büyütücü ve büyüleyici gücü, CHP doğrudan müdahil olunca “Adalet Yürüyüşü”nde başka bir aşamaya evrildi.

AKP iktidarının ezberi bozuldu. Gündemi belirleme inisiyatifi el değiştirdi. Olması gereken oldu: Ulusal ve uluslar arası düzeyde gündemi CHP belirledi.

CHP’Yİ DE AŞTI

“Hayır rüzgarını” da arkasına alan CHP, yürüyüşte arkada bırakılan 21 gün içinde kendini de aşmış gözüküyor. Sol, sosyalist hareketlerden, sendikalara, merkez sağdaki güçlerden, MHP’deki muhalif güçlere, ADD’den HDP’ye kadar AKP karşısında yer alan onlarca farklı siyasi kişi ve kuruluş Kılıçdaroğlu ile birlikte İstanbul’a doğru adım atıyor…

CHP’yi de aşan adı konmamış yeni bir siyasal hareket şekilleniyor… Aynı kaldırımda karşılaştıklarında kaldırım değiştirecek kişi ve kuruluşlar aynı yerde yürüyorlar…

AKP’de yaşanan telaşının nedeni de bu. Adalet yürüyüşü ile ezberi bozulan AKP,  yükselen adalet çığlığına duyarlılık göstereceğine bildiğimiz yöntemi yasakları tercih ediyor, düşmanlaşma üzerine kurulu dilini daha da sertleştiriyor, “gaflet yürüyüşü” diyor…

Açlık grevinde 118 günü geride bırakan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça her gün biraz daha kötüleşiyorlar.  Adalet Bakanlığı Nuriye ve Semih’i işlerine iade etmek yerine tıpkı, 21 gündür milyonlarca insanın ve medyanın gözü önünde devam eden yürüyüşe yaptığı gibi “terör örgütleri arasında yakınlık” kurma söylemini devam ettiriyor. Provokasyonu körüklüyor. Ankara’da olduğu gibi ‘toplumun geniş kesimlerine sirayet potansiyeli taşır” diye Ankara’da Kızılay başta olmak üzere önemli merkezleri etkinliklere yasaklıyor… “Adalet Yürüyüşü”nü İstanbul girişinde “durdurma” senaryoları piyasaya sürülüyor…

Bu hamle karşısında Kılıçdaroğlu’nun karşı bir hamle ile cevap vermesi ve “o yol açılıncaya kadar, yolu kestikleri yerde oturma eylemi başlatacağım” demesi sokağın özgürleştirdiğini ve cesareti arttırdığını gösteriyor…

GERİ DÖNÜŞ YOK!

Yürüyüşü “süregelen tasfiyeye karşı ilk kitlesel başkaldırı” diye yazan New York Times’ın belirttiği gibi Adalet Yürüyüşü “kentli, liberal, laik Türklerin harekete geçmesine hizmet etti, bu yürüyüş demokrasilerini kurtarmaya çalışan Türkleri açık biçimde, her zamankinden daha çok birleştirecek”…

Buradan artık geri dönüş yok! Gemiler yanmış, geri dönen boğulur!

Dokunulmazlıkları, tezkereyi, Yenikapı’yı kapsayan dünü, hem de “geri dönüşü” ya da “kontrollü muhalefeti” tartışmanın bugüne hiç bir katkısı yok. 9 Temmuz öncesi bu tür tartışmalar, ortaya çıkan bu büyük enerinin bitmesine ve sönümlenmesine hizmet eder. “Başka Bir Türkiye Mümkün” diyen herkesin bu süreci küçültmek değil, büyütmek diye derdi olmalı. İktidar talebi olan bir siyasi yaklaşımda aslolan küçülme değil büyümedir!

Guardian’ın ‘Türkiye’de giderek artan baskıya karşı muhalefetin sembolü tek kollu adam’ diye nitelediği Veli Saçılık’ın dediği gibi, “onlar çok güçlü ama biz haklıyız. Cesaret bulaşıcıdır, onlar da cesaretimizin daha büyük bir şeye evrilmesinden korkuyorlar!”

YARIN HAYALİ

İktidardaki bu korkuyu büyütmek, solun, sosyal ve kültürel alandaki etkisini, uzunca bir aradan sonra ideolojik-politik alana da taşıyabilmek, adalet ve demokrasi özlemi içinde olanlara yarın hayali kurdurtabilmek için yapılması gereken iki önemli hamle var:

Birincisi, bu yürüyüşteki duruş yerimiz neresi olursa olsun, enerjiyi ve motivasyonu daha da yükselterek, yürüyüşün son günlerine katılımı arttırmak ve en önemlisi 9 Temmuz Pazar günü saat 18:00’de Maltepe’de milyonların olmasını sağlamak. Hiçbir rezerv koymadan, kategorize etmeden, toplumun her kesiminden adalet isteyen, demokrasi isteyen milyonları buluşturmak!

İkincisi ise, 9 Temmuz akşamı, toplumda öne çıkan umudu, yan yana gelişi ve mücadele isteğini, “yarın hayali” ile besleyecek, sürekliliğe ve bir iktidar yürüyüşüne dönüştürecek yeni bir “İlk Hedefler Beyannamesi” yayınlamak.

Vitesi daha da büyüterek, yeni dönem, yeni politikalar ve kadrolarla yüzde 51 üzerine kurgulanmalıdır! Hayır kampanyasında bunu gördük, Adalet yürüyüşünde de. Bu nedenle tıpkı 1959’da, 1965’de ve 1973’de olduğu gibi milyonlara yarın hayali kurduracak yeni bir “İlk Hedefler Beyannamesi” ortak bir ihtiyaçtır!

16 Nisan sonrası bir kez daha yalnızca “yüzde 25’e oynayarak”, ortada durularak iktidar olunamayacağını, iktidarın ise “il, ilçe ya da genel merkezi ele geçirmek olmadığını, ülkede iktidar olmanın devleti ele geçirmek olduğunu” gördük.

İLK HEDEFLER BEYANNAMESİ

Bu nedenle “artık yeter” diyen bütün çevreleri kapsayacak bir “İlk Hedefler Beyannamesi”  ciddi bir ihtiyaçtır.  Bu “beyanname” bir “Kurucu Meclis” mantığıyla, adaletli, laik ve demokratik bir Türkiye perspektifini içermeli, yüzü sola dönük, net ve anlaşılır olmalıdır:

• AKP ile Cumhuriyetin temel değerleri ve ilkelerimiz üzerinden hiçbir pazarlığa girmeyeceğiz. Bu çürümüş sisteme ve “Parti Devleti Düzenine” son vereceğiz!
• Bu düzeni değiştireceğiz, ülkeyi demokratikleştireceğiz. Parlamenter sistemi güçlendireceğiz. Seçim barajını kaldıracağız. Kuvvetler ayrılığını yeniden oluşturarak, yargıyı bağımsızlaştıracağız. “Özel Mahkemelerin” aldığı bütün kararları yeniden yargıya taşıyacağız! Adaleti sağlayacağız!
• Türkiye’yi özgürlükler ülkesi yapacağız! Sorunlar karşısında baskıcı, kısıtlayıcı, otoriter değil, özgürlükçü yöntemleri tercih edeceğiz!
• Kürt meselesini açık-şeffaf ve barışçıl yöntemlerle, eşit yurttaşlık temelinde çözeceğiz! Tüm toplumsal grupları çözümlere ortak edeceğiz!
• Bütün ayrımcılıkların, ötekileştirmelerin panzehri olan laikliği hayata geçireceğiz!
• Bütün yurttaşları kucaklayacak, yoksulluğu ve işsizliği çözecek sosyal refah devleti inşa edeceğiz! Kamuculuğu, kooperatifleşmeyi ve dayanışmayı öne çıkaracağız!
• Eğitimde eşitliği, laikliği ve bilimi öne çıkaracağız! Özelleştirmeye son vereceğiz!
• Sağlık hizmetlerinin tümünü parasız hale getirerek parası olanların şifa bulduğu parası olmayanların ölüme terk edildiği düzene son vereceğiz!
• Barınma ihtiyacının bir hak olduğunu, bu doğrultuda tüm toplu konut kurumlarımızı öncelikle yoksul insanların barınma sorununu çözmeleri için görevlendireceğiz!
• Yayılmacı ve maceracı olmayacağız. “Yurtta barış, dünyada barış” diyeceğiz. Ortadoğu Barış Konferansı’nı toplayacağız. Irak’tan, Suriye’den, Katar’dan askerlerimizi geri çekeceğiz. Savaştan kaçıp gelen Suriyelilere “insan” muamelesi yapacağız!

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)