• BIST 106.736
  • Altın 141,095
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 24 °C
  • Adana 24 °C
  • Antalya 25 °C

İngiltere'deki referandum ve kapitalizmin sıkışmışlığı

Torun Ahmet TÜRKMEN

Son referandumla İngiltere halkı büyük çaplı karşı kampanyaya rağmen yüzde 52 ile AB’den ayrılma kararı aldı. Bu öylesine büyük bir karar ki “ne olmuş yani, İngiliz halkı kendi kararını verdi” denecek türden bir karar değil. Bu karar dünya kapitalist sistemi ve onun işleyiş mekanizmalarını yeniden tartışma gündemine alacak bir özellik taşıdığının bilinmesi gerekiyor.

Karardan sonra ortaya çıkan kayıplara bakıldığında böylesine köklü bir değerlendirme yapmanın abartı olmadığı görülecektir. Bu karardan sonra, Cumhuriyet gazetesi yazarı Erdinç Yeldan’ın köşesinde yazıda belirttiği gibi, dünyanın en zengin 400 kişisinin günlük gelirlerindeki düşüş 127.4 milyar dolar, aynı şahısların servetlerindeki toplam küçülme ise 3.9 trilyon dolara ulaşmış gözüküyor. Bu rakamlar çok büyük rakamlar. Yakın zamanda bu sürecin tersine çevrilebileceği de öngörülmüyor. Piyasa ekonomisi doğal seyrini izliyor ve kendi yarattığı değerlerin bir kısmını yiyebiliyor. 

İngiltere’de olan lokal, sadece Avrupa’ya özgü bir şey değil. Benzer sorunlar tüm dünyada ve özellikle gelişmiş kapitalist ülkelerin hepsinde farklı boyutta olsa da var. İşin özü bu biriken toplumsal, sosyal ve üretimden kaynaklanan sorunlarını çözemiyorlar. Bu gelişmeleri politik dille yorumlarsak kapitalizm içinde İngiltere’de olan bir uyarı, küçük bir patlama. Bunun derinleşip derinleşmeyeceği, ne yönde gelişeceği sistem içi uzlaşmaya ve özellikle toplumsal ve siyasal muhalefetin bu süreçte nasıl şekilleneceğine bağlı.

Peki, olguları bu noktaya getiren ana etmenler neler? Sosyalist sistemin çöküşünden sonraki dönemde, sendikaların, emek örgütlerinin ve sol partilerin yaşadığı kurumsal sıkıntıların da etkisiyle oluşan ortamdan faydalanarak, kapitalist sistemin “küreselleşme” adı altında gündeme getirdiği yoğun sömürünün, emeği ile geçinen kitleler üzerinde yıkıcı boyuttaki etkisini özellikle görmek gerekiyor. Bu süreçte, özellikle Avrupa’da “Avrupa değerleri” olarak takdim edilen ve bir hayli destek bulan sosyal adalet, paylaşım, hak gibi kavramların sistematik çabalarla büyük oranda yok edilmesi sisteme olan güvensizliğe yol açtı. Gelir dağılımındaki adaletsizlik tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar arttı. Piramit çok sivrildi.  Bu durum sol ve emek eksenli bir politik önderlik olmadığı ve bu tepki daha çok kendiliğinden nitelik taşıdığı için ırkçı, sağcı, faşizan güçler tarafından kullanıldı. Buna, yakın dönemde ortaya çıkan köktendinci terörün yarattığı şiddeti ve bölgemizde yaşadığımız savaş ve şiddet ortamını ekleyelim. Çoğunluğunu Emperyalist güçlerin çıkardığı savaş sonucunda ortaya çıkan milyonlarca mülteci ve onların yarattığı sorunlar ise bu sorunların tuzu biberi oldu.

Tablo bu. İşin ironik yanı, Neo liberal, küreselleşme politikaları doğduğu ülkelerin birinde karşı tepkinin merkezi oldu. Son on yıllarda sorunları gidermek, en azından yaralara dikiş atmak için oluşturulan ırkçı- faşist yapılar, El Kaide, IŞİD gibi örgütler sorunları daha da işin içinden çıkılmaz boyuta getirdi. Hatta kendilerine zarar verir hale geldiler.

Dünyayı zor günler bekliyor. Kapitalist sermaye kendi sorunlarını, daha acılı, karanlık senaryolara kapı aralayarak bir biçimiyle erteleyebilir. Şiddet, daha dün Atatürk havaalanında yaşadığımız gibi terör yeni bir boyut kazanabilir. İslamofobi daha da belirgin hale gelebilir.

Birkaç yüz yıllık deneyiminin insanlığa gösterdiği gibi, kapitalizmin tümden aşılamadığı noktada savaşları, yıkımları önlemek istiyor, kısmi sosyal adaleti sağlamak istiyorsak hep beraber hakkı, adaleti ve sosyal politikaları yaşama geçirebilmek için ortaya bir enerji ve program koymak gerektiğini hatırlamak zorundayız.     

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)