• BIST 100.140
  • Altın 140,744
  • Dolar 3,5207
  • Euro 4,0169
  • İstanbul 33 °C
  • Ankara 31 °C
  • İzmir 38 °C
  • Adana 32 °C
  • Antalya 30 °C

İnönü ve Antep

İnönü ve Antep
Şu, bu diye yirmi beş tane etnik yapı sayarak din ve etnik kökenli iç savaş, mikro milliyetçilik kışkırtıcılığı yapanlara karşı dikkat!

Sami GÜNAL

25 Aralık ve 25 Aralık!

İkisine de bakacağız efendim.

Memleketin dört bir çevre yanını puştlar sarmış;

“Vurun Antep uşakları, bugün namus günüdür!”

Ne alaka?

Her şey bir vesiledir, yazı yazan için. Ota konar, kondum diye yazar; bota girdim, ayağımı sıktı, diye yazar.

Yazı dünyasına hâkim olmaya çalışan; softa sermayesi destekli Soros’un çocukları derin derin “Çukur Tarih” neşriyatları yaptıktan sonra artık benim de kusuruma bakılmaz canım! Vallahi tarihsel demeyim de tarih taşıyan yazı yazar mı yazarım. Nasıl olsa at izi it izine karışmış durumda, beni kimi fark edecek?

Koparmayalım; girişte her şey bir vesiledir yazı yazan için demiştik. Eh yakın tarihte girelim, uzağa uzanalım. Uzağın felsefesi, bu günümüze o zamankinden daha çok lazımdır.

25 Aralık 1973

Garp Cephesi Komutanı, yedi düvele karşı Türkiye Cumhuriyeti kuruluş senedini imzalayan, mevcut siyasi düzeni sürdürmek için dünya konjonktürü uygunken ve hiçbir mecburiyeti yokken çok partili demokratik düzenin yolunu açarak iktidarı gönüllü devreden İsmet İnönü’nün ölümünün 43. Yıl dönümüdür.

Tabii ki İnönü’yü, askeri ve siyasi başarılarını anlatmak için anmadım. Bu yazı tarihsel bir makale de değildir. Minnetle anarken, onun karakterinden bu güne yansımalar tutmak isterim.

Halk nezdinde pek bilinmez ama İnönü bir melezdir. Anası, Tunaboyu Deliorman Türklerinden; Bulgaristan, Razgradlıdır. Zom zomu, bir Türk kızı; babası Bitlisli, zom zomu, Kürt aşiretlerindendir.

Ya Mustafa Ekmekçi’den ya da Mete Akyol’dan okudum veya dinledim, belleğim kıttır. İsmet Paşa bir seçim gezisinde Konya’yadır. Partililer,

-Paşam, Konya mütedeyyin bir yer. O nedenle hitabetinizde birazcık Allah, din, iman vurgulasanız iyi olur, derler. İnönü bu uyarıyı tebessümlü bir yüz ifadesiyle karşılar, bir şey demez.

O da ne! Paşa tek kelime etmez. Dönerken yolda kritik yapılır.

-Hani Paşam, size ne demiştik, Allah adına vurgu yapmadınız?”

Paşa’dan cevap,

-Allahaısmarladık, dedim ya!

Peki, bu İnönü “Allahsız mı?”

Yine hafızamın ihanetine vurgu yapmalıyım. Ya Mete Akyol’dan ki büyük ihtimalle Metin Toker’den okudum ya da dinledim. Çünkü enişte kontenjanından aileden birisi olması dolayısıyla yatak odasını ancak onun görme imkânı vardı.

İsmet Paşa’nın yatak odasında, başucunda, duvarda Kur’an-ı Kerim asılıdır. Hani o, “cami yaktılar, ahır yaptılar” düzeysizlikleri? İsmet Paşa’nın meşhur sözüyle: “Hadi canım sen de!”

Yine İnönü’ye ait, bu kaynaklardan gördüğümü hatırladığım tek bir dini ritüel karesi vardı o da gizli çekilmiştir ki çeken Mete Akyol’dur. İsmet Paşa, annesinin mezarı başında dua etmektedir. Siyah paltonun içinde, fötr şapkanın altında çömelmiş, ellerini açmış... İbadet günlük siyasi malzeme değildi.

Günümüzün teokratik monarşisinin kurucularına ve onun “ileri demokrasici” şakşakcılarına selam olsun! Tabi sivil toplumcu, özgürlükçü çağdaş liboşlara da!

25 Aralık 1921

25 Aralıklarda çok törene katıldım bir talebe olarak. 25 Aralığın sembolü Şehitler Abidesi nişanımızdır bizim.

25 Aralık 1921!

Anteplilerin, emperyalist uşaklarının elinde Antep’i kurtardığı gündür. Kuvay-ı Milliye ruhuyla, öz yerel güçleriyle.

Kutlu olsun bize! Feyz olsun şimdinin modern emperyalist uşaklarına!

Yine 25 Aralık vesilesiyle İnönü’yü andık, durup dururken Kürtlüğüne dem vurduk. Acep neden?

Yine topu yükün, Antep’in kahramanlıklarını çeşitlendirerek sergileyecek değiliz bu yazı çerçevesinde. İçinde bir nüve alacağız.

Karayılan!

Nam, Molla Mehmet. Adı halk türkülerine ve edebiyatımızda şiirlere konu olmuştur. (Nazım Hikmet’in “Kuvay-ı Milliye Destanı, Birinci Bap.)

Maraş/Pazarcık ahalilerinden Atmalı (Türkmen-Kürt Alevi karışımı) aşiretinin Kabalar Oymağından, Kürt köyü olan Höcüklü’dendir.

Birinci Dünya Savaşına katılmakla birlikte esas kahramanlığını Antep işgalinde Fransızlara karşı sergilemiştir. Karabıyıklı mevkiinde düzenlediği baskın sırasında Fransız işgal birliklerine önemli kayıplar verdirtmiştir.

Biraz o günlere dönelim bakalım:

“Fransızların Kilis’ten Antep’e girmek üzere oldukları haberi gelir. Bunun üzerine Karayılan savaş hazırlıklarına başlar. Atmalı aşiretinden 82 gönüllü akrabasını çete olarak toplar. 1600 baş hayvanını satarak hiç kimseden yardım ve destek almadan çetesini donatır.

Annesi:

-Yavrum, sen bu kadar malı mülkü satıp nereye gidiyorsun, deli misin, der.

Karayılan:

-Ana Ana, sen doğuda Rusların, Ermenilerin yaptıklarını görseydin, şimdi sen de durmaz giderdin.

Karabıyıklı köyünde pusu kurar, Maraş’a giden Fransız kuvvetlerini perişan eder. 50 kadar Fransız askerini esir alır, esirlerini kendi köyüne götürerek her gün koyun eti ile besler. Daha sonra esirleri Pazarcık Kaymakamına teslim eder.

Adını Karabıyıklı cephesi ile Antep’e ve Türkiye’ye duyuran Karayılan’a Heyet-i Merkeziye tarafından görev verilmek üzere davetiye çıkarılır. Ankara’dan gelen Kılıç Ali Bey ile tanışır.

Fransız katar kolunu perişan etmiş, Fransız kumandan Norman kolundan yaralanarak Halep’e kaçmıştır. Norman’ın hanımı ise Karayılan’a esir düşmüştür. Hanım iki ay çetelerle birlikte kalmış, mütarekeden sonra Başkarakol’un orada Norman’a teslim edilmiştir.

Norman’ın hanımı bizzat, ismen onları çağırtarak kocası Norman’a “Ne istiyorlarsa onlara fazlasıyla ver. Onlar bana dokunmadılar, iki ay boyunca bana bir hanımefendi gibi baktılar” deyince, Norman çete üyelerine ne istediklerini sorar. Onlar da, “Silah ve mermi istiyoruz” derler. Bunun üzerine “Silah ve mermiyi ne yapacaksınız?” diye sorulunca, “Size sıkacağız” derler.

Antep halkı Karayılan’ın ölümünden sonra şu ağıtı yakmıştır:

“Karayılan der ki gelin oturak / Kilis yollarından kelle getirek / Fransız adını bütün batırak / Vurun Antepliler namus günüdür / Vurun çetelerim namus günüdür / Atına binmiş de elinde dizgin / Girdiği cephede hiç olmaz bozgun / Çeteler içinde Yılanım azgın / Vurun Antepliler namus günüdür / Vurun çetelerim namus günüdür.”

(Not: Yanılmıyorsam Ruhi Su bestelemiştir.)

Bütün yokluklar ve imkânsızlıklar içinde hiçbir yerden yardım almadan, Birinci Dünya Savaşı galibi Fransız ordusuna karşı eşi benzeri az görünen bir şehir savaşı verdiler. Fransız ordusuna karşı, şehirlerini geri almak için 11 ay bütün gücüyle savaşan, o günlerin deyimiyle Ayıntap (Antep) halkı, sadece kendi şehirlerini değil, dilden dile yayılan kahramanlıklarıyla da tüm Güneydoğu Anadolu'yu bir istiladan kurtarmış oldu.

Şimdi de kızı, Selvi Sevimli’nin ağzından onu dinleyelim. Ve benim, neden Kürt vurgusu yaptığımın da bana gerek kalmaksızın cevabı olsun. Ortak paydamız neymiş:

“Şimdilerde çok lafını ediyorlar ama aslında babamı pek sevmediler. Ben anlatınca hep dediler ki senin baban Kürt idi. Molla Mehmet Karayılan Kürt idi; ben de Kürt'üm. Ne yapayım, inkâr mı edeyim! Atatürk; Kazım Karabekir Paşa'yla, düşmanı Antep'e sokma diye telgrafla haber etmiş Karayılan'a, Sarımsak Tepe'de istihkâm yapmışlar, kendi oradan gâvura hücum ediyor. Ayağa kalkınca vurulmuş göğsünden. Askerine ‘Kaçman yiğitlerim, vurun namus gidiyor, Antep gidiyor’ diye bağırıp askerini kaçırmamış. Sonra diyorlar ki senin baban Kürt idi.

KÜRT'Ü TÜRK'Ü MÜ OLUR, BU TOPRAĞIN SAHİBİYİZ BİZ.”

Bir de yörenin diğer bir kahramanıyla ne demek istediğime ışık tutayım. Âşık Mahsuni Şerif:

Ökkeş’im, vurma beni! Neye vuruyorsun be Ökkeş? Eğer vuracağın varsa sen, kendi düşmanlarını vur. Bir gün Fransız kurşunu bize atıldığı zaman beraber çalıştık Ökkeş. Haydar’ın Yusuf çavuşu vurma, emekçinin babasını vurma, emekçinin oğlunu vurma Ökkeş. Bilir misin, ben de Maraşlıyım. Âşık Mahsuni’yim işte! Beraber kurtardık bu ülkeyi. Burada, kurtarırken ne mezhep vardı ne din;

“ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞI VARDI!”

Şu, bu diye yirmi beş tane etnik yapı sayarak din ve etnik kökenli iç savaş, mikro milliyetçilik kışkırtıcılığı yapanlara karşı dikkat!

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Diğer Haberler
    • Perinçek’ten hukuka elveda!22 Haziran 2017 Perşembe 22:59
    • Hanımların dikkatine! şeriat makinesi ayağınıza geldi...22 Haziran 2017 Perşembe 13:41
    • Ölmeden önce!18 Haziran 2017 Pazar 10:00
    • İyi niyet16 Haziran 2017 Cuma 19:47
    • Karne10 Haziran 2017 Cumartesi 12:08
    • Britanya’da belirsizlik üreten seçim09 Haziran 2017 Cuma 20:58
    • Birleşik Krallık Seçimleri’nden CHP’ye mesaj var!09 Haziran 2017 Cuma 18:26
    • Ver mehteri merkez medya!04 Haziran 2017 Pazar 20:59
    • Kavgada uslanmaz bir yiğit, duyguda çocuk mu çocuk: Bizim Nâzım03 Haziran 2017 Cumartesi 18:24
    • Artı-değer ve sponsorluk03 Haziran 2017 Cumartesi 12:20
    • Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)