• BIST 109.156
  • Altın 153,298
  • Dolar 3,8173
  • Euro 4,5053
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 9 °C
  • Adana 5 °C
  • Antalya 10 °C

'İnsanca yaşayabileceğimiz bir düzeni inşa edeceğiz'

İlerici Kadınlar Derneği'nin Kurucu Komite üyeleri Dilek Doğan ve Nuray Yenil, derneğin kuruluş amacını ve hedeflerini Alev Doğan'a anlattılar.

Röportaj: Alev Doğan/ABC Gazetesi

Geçtiğimiz günlerde yayınladıkları bildiri ile 'kuruluşunu' müjdeleyen İlerici Kadınlar Derneği'nin Kurucu Komite üyeleri Dilek Doğan ve Nuray Yenil ile kadın mücadelesine,Türkiye'ye ve gündeme dair konuştuk.

1975 yılında kurulan İlerici Kadınlar Derneği'nin inşaasındaki temel motivasyon kaynağı neydi?

Dilek Doğan: Ben İlerici Kadınlar Derneği, Edirne şubesinin kuruculuğunu yaptım.1977 yılında çalışmalara başlandı.5 arkadaş kuruluşu yaptık ve sonrasında yönetim kuruluna girdik.Ben üniversite öğrencisiydim, diğer arkadaşlardan ikisi işçi, ikisi memurdu.İlerici Kadınlar Derneği Türkiye'deki yasalarla tanınmış kadın haklarının hayata geçirilmesi için kurulmuş bir dernekti.Ben de o yüzden görev almak istedim.Çık kısa bir sürede Edirne ve Trakya'da iyi bir çalışma ortaya koyduk ve ilk kadın mitingimizi açıldıktan kısa bir süre sonra yaptık.Yaklaşık 300 kişilik bir yürüyüş gerçekleştirdik.O dönemde MHP'nin hızlı yükselişi ile birlikte ortaya çıkan para-militer güçlerin katlettiği evlatlarımız için yapılmış bir yürüyüştü."Evlat Acısına Son" sloganı ile yürüdük ki o dönem İKD'nin en önemli sloganlarından bir tanesi idi.

İKD öncelikle kadınların annelik hakkı,çocuklarının eğitim hakkı, emzirme hakkı gibi hakları hayata geçirmek için kurulmuş, bu anlamda kadınlara yardımcı olmaya çalışan bir dernekti. Bir çeşit kamu derneğiydi.

İKD nasıl toplumsallaştı?

Dilek Doğan: O süreçte sınıf sendikacılığı vardı, DİSK ve Maden-İş çok güçlüydü.İnsanlarda sınıf bilinci çok gelişkindi. İKD öncelikli olarak fabrikalarda, işyerlerinde sendika yöneticiliği yapan arkadaşlarımızın eşleri, kızkardeşleri, anneleri ile ilk olarak ilişki kurduk.Daha sonra onlara emek, artı-değer gibi sınıfsal kavramlar üzerinden eğitim vermeye başladık.Bunun amacı öncelikli olarak "sınıf mücadelesi"nin kavranması için attığımız adımlardı.

Okuma-yazma oranı düşük olduğu için bir süre sonra kurslar açmaya başladık.Hızlı gelişen siyasi sürece paralel çalışmalar yapmaya gayret gösterdik.Ama öncelikli çalışmalarımız demin de bahsettiğim gibi kadınların özgün sorunları ile ilgiliydi. Örneğin küçük bebeği olan kadınlara süt hakkı diye bir kampanya örgütleyip,belli kazanımlar elde etmiştik.Emzirme odaları ve kreşlerin açılması ile ilgili başlattığımız imza kampanyası da oldukça ses getirmiş ve karşılığında konunun çözümüne ilişkin adımlar atılmıştı.

Şimdiki tabloyu nasıl görüyorsunuz?

Dilek Doğan: Aradan 40 yıl geçtiği için çok şey değişti.Ama değişmeyen tek şey sınıf mücadelesinin doğruluğu ve sınıf bilincini merkezine yerleştirmeyen bir örgütlenmenin başarılı olamayacağı gerçeği. O zamanlar da feminist örgütlenmeler başka kadın örgütleri vardı.Feminizm ile kadın sorunlarını çözemeyeceğimizi öğrendik.Sonuçlar ile değil sebepler ile ilgilenmemiz gerektiğini öğrendik.Sınıf perspektifi ile hareket ettik. 80 sonrasında Avrupa fonları ile açılan onlarca dernek var.Bugün sayıları daha da fazla.Bu derneklerde kadın sorunlarının çözüleceğini düşünen insanlar var.

Sorunlar çığ gibi artmış durumda bugün.

İlerici Kadınlar Derneği 15 bin üyeye ulaştı kısa bir sürede.Kadınların Sesi adında bir yayın organımız vardı.O bizim aynı zamanda örgütlenme aracımızdı.1979 yılında İstanbul'daki sıkıyönetimin genel merkezimizi kapatmasının ardından diğer şubelerimiz de kapandı ve ardından herkesin bildiği üzere 12 Eylül 1980 darbesi yapıldı.

İKD'nin yeniden kurulması nasıl gündeme geldi?

Nuray Yenil: AKP ile birlikte kadın kimliğinin toplumsal alanda zayıflatılması, gerici saldırılar ile ezilmesi hızlanmış oldu.Haziran Direnişi ile birlikte bir tepki gelişti ve kadın artık ezilen değil,direnen kimliği ile sahneye çıktı. Barikatlarda direnen beyaz yakalı kadınlar,Hes'lere karşı direnen köylü kadınlar, Yırca'daki kadınlar, Tekel Direnişi'deki işçi kadınlar  başka bir kadın kimliğini ortaya koymaya başladı. Bu gelişmelerle birlikte, Türkiye'de kadın hareketinin farklı bir boyuta geçtiğini görüyoruz.80'lerden itibaren, kadın hareketlerinin temsiliyetini üstlenen feminist hareketi geride bırakmış olduk. Kadının yalnızca kimliği ile değil yaşamın her alanında kendisini etkileyen bir dizi başlıkta ön plana çıkmaya başladığı bir döneme girdik.Biz de tam da böyle bir süreçte İlerici Kadınlar Konferansı'nı topladık, bir dizi başlığı tartıştık ve bir birikim çıktı ortaya.Konferans sonrasında yerelliklerde adımlar atarak,çalışmalar yaparak ilerledik.Sonrasında bir kurumsallaşma ihtiyacına cevaben İlerici Kadınlar Derneği'nin kuruluşu için çağrı yaptık.

İlerici Kadınlar Derneği ismini tercih etmemizin iki nedeni vardı, bunlardan ilki; tarihsel bir anlamının olması.İkincisi, eğer gerici bir saldırı ile karşı karşıyaysak ve bu kadın kimliği üzerinden fazlası ile şekilleniyorsa, bunun karşısına ilerici birikimi koymak gerekliliğiydi.Bu ikisi çakışmış oldu ve biz de derneğimizi kurduk.

İKD'nin diğer kadın örgütlerinden farkı ne olacak?

Nuray Yenil: 350'ye yakın kuruluş ve dernek var. Kadın mücadelesi elbette yalnızca bizden ibaret değil.Bunların bir kısmı şu anki iktidarın kıyısında duran kuruluşlar, onları bir kenara koyarsak onun dışında kadın kimliğini erkek egemen kültüre karşı mücadele ile sınırlı tutan bir takım kurumlar var.Biz bundan ibaret bir kadın mücadelesinin doğru olmadığını düşünüyoruz. Biz kadın mücadelesinde  hayatın her alanında bir cephe açarak ilerlenebileceğini düşünüyoruz.Sömüren-sömürülen ilişkisinden söz etmeden her hangi bir mücadele başlığının başarılı olacağını düşünmüyoruz. Ancak dediğim gibi bu alanda tek değiliz, ilkelerimiz çerçevesinde diğer mücadele unsurları ile dayanışma halinde olacağız.

İKD nasıl bir hatta ilerleyecek?

Nuray Yenil: 70’li yıllarda bir sınıf mücadelesi var ve onunla paralel bir şekilde gelişen ve güçlü bir çıkış yapan bir kadın mücadelesi var. İKD o dönem kadın sorunu başlığında bir farkındalık yaratmayı başarmıştı.Bugün bizler kadının kurtuluşundan bahsederken aynı zamanda bir bütün olarak toplumun kurtuluşundan bahsettiğimizi unutmayacağız. Bununla beraber ortaya çıkan güncel sorunlar ve başlıklar elbette ki bizim mücadelemiz açısından da belirleyici olacak.İnsanca yaşayabileceğimiz, eşitlikçi bir düzeni kurma mücadelesi vermemiz gerekiyor. Kadınların kendi haklarına, kendi özgürlüklerine sahip çıkarken bu kimlikle birlikte sahip çıkmasını sağlayacak bir hattı hep birlikte örmenin önemli olduğunu düşünüyorum.

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)