• BIST 104.539
  • Altın 163,690
  • Dolar 3,9376
  • Euro 4,6999
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 6 °C
  • İzmir 8 °C
  • Adana 10 °C
  • Antalya 10 °C

İnsanlığın durumu

Haluk ŞAHİN

Bu hafta her şeye biraz daha yukarıdan bakalım:

Küresel ısınmadan silahlanma yarışına, büyük göçlerden Avrupa Birliği’nin bunalımına, Trump’tan IŞİD’e dünyanın  görünümüne  baktığımızda durumun pek parlak olmadığı açık.

Ben, insanın yerküredeki serüveni kendini aşma çabası olarak değerlendiriyorum. Ve, yaşım ilerledikçe, bu çabanın  çoğu kez başarısızlıkla sonuçlandığını kabul ediyorum.  

İnsan kendisini aşma çabasında zaman zaman sıçramalar yapsa da,  sık sık patinaj yapıyor ve geriye kayıyor.

                                                         ***  

Son dönemde dünyada olup bitenlere baktıkça gene böyle bir geriye kayma evresinde olduğumuzu düşünüyorum.  Türkiye dahil.

“İnsanın kendisini aşma çabası”ndan neyi kastettiğimi açıklayayım. “İnsan” derken “homo sapiens”i kastediyorum. “Kendisini” derken “homo sapiens” olması nedeniyle sahip olduğu temel türsel özelliklere işaret ediyorum. “Çaba”yı da “uygarlaşma” sözcüğü ile özetleyebiliriz.

Antropoloji biliminde insan doğası konusunun ne kadar tartışmalı olduğunu biliyorum. Sosyobiyolojide de öyle.  Ben o tartışmalara takılmadan,  bir kahve sohbetinde bile kabul görecek bir yalınlık düzeyinde konuşmaktan yanayım.

Antropoloji kökenli bilim insanı bir dostum yıllar önce şöyle demişti:

“Aslında farklı yer ve zamanda karşımıza çıkan  insan topluluklarının öyküleri  sanıldığı kadar benzersiz değil.  Nerede olursa olsun bir araya geldiklerinde şunları yapıyorlar: 
Bir hiyerarşi kuruyorlar, bazıları bey oluyor bazıları kul; kadın ile erkeği ayırıyorlar; kendi bölge ve mallarını işaretliyorlar; bir ya da daha çok tanrı yaratıp ona tapınıyorlar; bir “öteki” icat edip ondan nefret ediyor ve savaşıyorlar...”

İktidar, cinsiyet, mülkiyet, din ve ırk çelişkilerinden söz ediyoruz.  İnsanlık tarihinin temel maddelerinden yani.

Demokrasi, kadın-erkek eşitliği, sosyal adalet, sekülarizm ve kardeşlik mücadeleleri  de, insanın kendi türsel özelliklerini aşmak için tarih boyunca ortaya koyduğu çabanın örneklerini oluşturuyor.

Yani, uygarlık, insanın kendi türsel sınırlamalarını aşıp kendisini terbiye etmek,  hatta yeniden yaratmak çabasından çıkıyor.  

                                                                   ***

Bu mücadelenin zayıf tarafı da orada: Türsel özellikler silinip gitmiyor, her fırsatta üste çıkıyor, uygarlaşma çabalarını bastırıyorlar. Binlerce yıllık uygarlaşma çabasından sonra 2016’da insanlığın durumuna bir bakın:  

Demokrasi gerileme, otokratik siyaset yükseliş halinde;  kadınlar dövülüyor, öldürülüyor, pazarlarda alınıp satılıyor, insanlığın beşte biri geceleri aç yatıyor,  dinsel bağnazlık yayılıyor, ırklar arasındaki nefret derinleşiyor...

19. Yüzyıl’ın iyimserliği yerini derin bir karamsarlığa bıraktı:  19. Yüzyıl’da yukarıda saydığım çelişkilerin kısa sürede  bilim ve uygarlık tarafından aşılacağına inanılıyordu.  21. Yüzyıl’ın ilk çeyreğinde bunu söyleyebilir miyiz?

Elbette söyleyemeyiz. Tam tersine türsel özelliklerin yeni savaşları kaçınılmaz kıldığına inananlar çoğunlukta.

“Uygarlık” kavramının içi boşaltıldı. Türsel kötü huylar için yeni manevra alanları açıldı.  

Temel çelişkileri aşmak için sahneye çıkan büyük toplumsal hareketler mağlup edildi ya da evcilleştirildi. Ütopyalar iptal edildi.        

Demokrasi, sosyalizm, feminizm, sekülarizm, barış  günümüzün geriletilmiş  mücadele alanları arasında yer alıyorlar.  

Aynı şeyi Türkiye için de söyleyebiliriz: Demokrasi, sosyal adalet, kadın hakları, laiklik ve kardeşlik mücadelesinde son 10 yılda kaybedilen zemin, ülke olarak uygarlık çıtasındaki inişe tekabül eder. “Homo sapiens” direnmekte, türsel çelişkilerin iyileşmesine  karşı çıkmaktadır.

“Vahşetin çağrısı”na cevap vermektedir de diyebiliriz.  

Ve tabii, kendi türsel geleceğini de tehlikeye atmaktadır.

Bir düşünmekte yarar var: Homo sapiens’ten önceki “homo” türleri niçin tükenip gitti?  

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)