• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 6 °C
  • İzmir 12 °C
  • Adana 10 °C
  • Antalya 12 °C

'İntikal' üzerine ileri geri düşünceler

Haluk ŞAHİN

Uzun zamandır dağarcığımızdan düşmüş olan bir  sözcük son günlerde pek moda oldu: İntikal. 

Mustafa Nihat Özön’ün Osmanlıca-Türkçe sözlüğü bu sözcüğün ilk anlamını “bir yerden başka bir yere geçme” olarak veriyor.

Bizde moda olmasının nedeni ise, “bizi kimse Musul’dan uzaklaştıramaz” diye şişinenlerin Washington’dan gelen iki telefon üzerine fena halde şişmeleri ve gerisin geriye “intikal”leri. 

Kimileri “ricat” sözcüğünün bu duruma daha uygun düşeceğini söylüyorlar. Başka sözcük önerenler de var.

Aslında Musul olayında yaşanan, topyekun bir iflasın nice görünümlerinden yalnızca birisi. 

Türkiye’nin dış politikasının, ama özellikle Ortadoğu’ya yönelik dış politikasının iflasından söz ediyorum. İflas “sıfır noktası” ise, onun bile altına inildi. 

Şaşırtıcı adımlarla İsrail gibi eski “dost”larla ilişkiler onarılmak isteniyor ama eskiye dönmek olanaksız. Tıpkı aldatma ile örselenmiş ilişkiler gibi yaralar ağır, güven kaybolmuş.

***

Gene de “intikal” sözcüğünün Türk dış politikasını yönetenler için bir anlamıyla geçerli olabileceğini düşünüyorum. 

Okuduklarını, duyduklarını, yaşadıklarını anlamakta zorluk çekenler için “intikali zayıf” denir.  Bu ekibin gerçekten bu konuda intikali zayıf. 

Her şey tabak gibi ortada olduğu halde hala tuhaf açıklamalar yapıyor, garip övünç cümleleri kullanıyorlar.  Anlamamakta ısrar ediyorlar.

Anlamak istemiyorlar ki emperyal fantezilere dayanan Pax Ottomana projesi çökmüştür.

Zaten başarı şansı yoktu ama, fantezi sahiplerinin akılsızlıkları yüzünden beklendiğinden de hızlı çökmüştür. 

Cumhuriyet’in kazanımları  sayesinde edinilmiş olan “soft power” Türkiye’nin bölgede “örnek” olabilme potansiyelini ortaya koymuştu ama, Ortadoğu’da yaşayan kabilelerin “Aman, eski efendimiz Osmanlı gelsin de bizi bi güzel yönetsin!” diye bir isteği yoktu.  

Şimdi o “yumuşak güç”ün yerinde de yeller esiyor ve o eksiklik “hard power” yani silah gücüyle kapatılmaya çalışılıyor.  

O da, Musul intikalinin gösterdiği üzere, olmuyor. Olamaz da.

Çünkü gerçekçi değil, çünkü artık o mahallede çok kabadayı var.

***

Türkiye’yi Ortadoğu’da bu durumlara düşüren din istismarcısı kadronun aslında bir “intikal” düşü daha var: Suudi Arabistan’da Kabe’nin karşısındaki gökdelenlerden birinden milyon dolarlık bir daire alıp zamanı geldiğinde en kısa yoldan Cennet’e intikal etmek! 

Heyhat!  Yaptıkları kötülükleri düşününce, ne kadar paraları olursa olsun, bu intikalin de mümkün olabileceğini sanmıyorum!

 

           

    

 

   

 

      

 

     

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.