• BIST 114.182
  • Altın 164,126
  • Dolar 3,8209
  • Euro 4,6650
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 6 °C
  • İzmir 13 °C
  • Adana 12 °C
  • Antalya 15 °C

İran'a karşı konumlanmak

Sami Günal

Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulu, ABD'nin isteğiyle, İran'da yaşanan hükümet karşıtı protestoları ve İran yönetiminin sert müdahalesini görüşmek için toplandığına göre bu iş sıcaklığını koruyacak demektir.

Amerika’nın yanı başımızdaki haşarılığı yenilen bir pehlivan hikâyesi gibi. Anlaşılan o ki Amerika yenilgiye doymaz. Yenene kadar yenilmek ister. Suriye’de havlu atıp gitti fakat yine de uslanmaz. O havluyu yerde bırakmam, bir şekilde alır yeniden omzuma atar da hayda bre, diyerek tek ayağım üzerinde zıplarken ellerimi yukarıdan aşağıya şaplatır dönerim Ortadoğu’nun etrafında, der.

İran’da gelişen olaylara hangi pencereden bakacağız? Genel doğru kabul edilen yaklaşım anlamında reel dış politik pencereden mi? Yine bu pencerenin içine giren bir unsur olması dolayısıyla jeopolitik gerçeklik ve gereklilik açısından mı? Yoksa salt konumlandığımız ideolojik yapılanmalara göre mi? İşte, bu son seçenek bizi idealizm adına umulmadık yanılgılara sürükleyebilir. Saf suyun, kabul edilen kaynama noktası yüz derece olsa da sarmalandığı basıncın bu gerçeği değiştireceğini de bilmek gerekir. Korelasyonsuz ideoloji olmaz. Ne yıkılsın İran, ne de yaşasın Amerikan emperyalizmi!

Uluslararası ilişkilerde ülkelerin içişlerine şu ya da bu nedenle karışılmaz. Rejim değiştirme ya da ihracı diye bir şey yoktur. Emperyal içerik ve niyetler vardır. Bir başkası da kalkar bu hakkı size karşı kullanmaya kalkışırsa ne olacak? Uluslararası ilişkilerin amentüsü İngiliz devlet adamının sözünde vücut bulur: “İngiltere'nin ebedi dostları ve düşmanları yoktur; çıkarları vardır.” Güzel bir söz öbeğimiz ne der? “Herkes kendi kapısının önünü temizlerse bütün mahalle temiz olur.” İşte bu iki doğrunun, yani bir uluslararası diplomasi kuralı ve bir felsefi, folklorik sözün bileşkesi ne? Kesin emir şeklindedir. Karışma!.. Yani: “Yurtta sulh, cihanda sulh.”tur.

Diplomasinin altın kuralını (çıkar hesabı) bireysel düzeye indirgediğimizde ilginç bir tercihle karşılaşırız. Gerçek şu ki sıradan insanlar bile bu prensibi kavramış durumdalar. Genellikle tüm Avrupa ülkelerinde ve özellikle de Almanya’da yaşayan muhafazakâr T.C. vatandaşları Türkiye’deki tercihlerinin aksine sol ve sosyal demokrat partilere oy verirler. Neden? Çünkü ayrımcılığa karşı yaşamsal koşullar öyle gerektiriyor. Yani, bir denge siyaseti güdülmektedir. Görüleceği üzere yerleşik ideolojiler uluslararası ilişkilerde uçtu gitti.

Şimdi, bu belirlemelerden sonra yavaş yavaş Ortadoğu’ya, oradan da İran’a inecek olursak göreceğimiz ne? Gördüğümüz, BOP’un yansıması olan tutumdan başka bir şey değildir.

Suriye ve Kuzey Irak’taki başarısızlığından dolayı askıya alındığını, yürümediğini hatta tırsıdığını ileri sürenler olsa da neden vazgeçilsin ki bu BOP’tan? İnsafa gelindi de yeni bir program mı koyuldu yerine? İşte, basit bir hayat pahalılığı ve demokratik talepler protestosundan rejim hedefine dönüşen bu eylem BOP’dan ayrı düşünülemez.  

BOP’un iki ana amacı var. Enerji yollarının ve İsrail’in güvenliğidir. Kaldı ki enerji kaynakları bitmiş olsa dahi İsrail orada var olduğu sürece BOP’a ihtiyaç bitmez. Şunu da hemen not düşmemiz gerekiyor ki BOP ile Avrasyacılık iki karşıt kutuptur. Bir anlamda eski Soğuk Savaş Cephelerinin yeni konumlanmış halidir.

İran’daki olayın yön değiştirilmesi Avrasya’ya yöneliktir. Avrasya’nın kollarını kırma, güçsüzleştirme operasyonudur. Başta İsrail, Arabistan ve ABD piyonu diğer Körfez ülkelerine karşı bir güç olmak şartıyla Ortadoğu’da Amerika’ya direncin merkez gücü olması ile beraber Rusya ve Çin ile oluşturduğu sacayağı dolayısıyla da İran’ın içe döndürülmesi, zayıflatılması gerekmez miydi? Kaldı ki Rusya’da aynı içe döndürülme riskiyle yaşatılmaktadır. Çin de unutulmuş değil.

Aslına bakılırsa ortada bir sürpriz de yok. İran BOP gereği her daim sıradaydı fakat bir gedik açılıp da o takvimsel sıra ne zaman gelecekti bilinmeyen ve kollanan fırsat bu idi? Bu fırsat içinde kollanan Türkiye’nin kaderiyse ayrı bir bahis deyip aklımızda tutalım. BOP zaten eski ve bitmez bir devri âlem iken Cumhuriyetçi Trump’ın takıntısı ne idi? Kuzey Kore ve İran. E bundan anlaşılmayan bir şey var mı?

Hiç komplekse gerek yok. BOP dâhilinde ABD patronluğu ve onun taşeronları olan İsrail ve belli eşgüdümdeki Körfez ülkelerinin emperyal heves ve programlarına karşı çıkmak demek çağdışı despotik İran yönetimine sahip çıkmak demek değildir. Tam anlamıyla karşı duruş gerektirmektedir. Bu duruş, antiemperyalist konumlanmanın anayasası gereğidir. Bu bir ilkesellik sorunudur. Aynı zamanda seküler, çağdaş bir modernitenin savunucusu olmak kompleksiyle sırf çağdışı bir molla yönetimine taraf pozisyonuna düşer gibi algılanmamak için de emperyalizmin ekmeğine yağ sürülemez.

Emperyalizm kaşa göze; sekülerliğe, moderniteye bakmaz. Coğrafik konumlanma içinde yerin altına ve üstüne bakar. İlk hesaplaşma emperyalizmle olmalıdır.

Peki, ne olacak?

Bize ne elin memleketinin içinden? Gelişen Evrensel İnsan Hakları değerleri çerçevesinde beşeri yargılamalarımızı yaparız. Dünya kamuoyu baskılaması içinde yerimizi alır içinde yer aldığımız uluslararası örgütlenmelerin almış olduğu emperyal baskılamalardan uzak ortak irade doğrultusunda baskı ve müeyyidelere katılırız.

İran halkı, 1979’dan bu yana olgunlaştığını göstermek zorundadır. Dikkat! Bazı girilen sokaklar çıkmaz olabiliyor. İran halkının felsefi davranması gerekiyor. Basit soru şu:

“Halk neylerse her zaman güzel mi eyler?”


Yazarımız Sami Günal’ın konuyla bağlantılı BOP’u anlatan makalesini okumak için aşağıdaki resme tıklayabilirsiniz:

26638012_10155991046979709_1399502708_n.jpg

 

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)