• BIST 103.235
  • Altın 197,827
  • Dolar 4,7171
  • Euro 5,5018
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 21 °C
  • Adana 21 °C
  • Antalya 19 °C

Işıklarla oynamayın, dedim size...

Ali Haydar NERGİS

Dolmabahçe katliamının gerçekleştirildiği gecenin sabahında işe gittim.

Sedye ile hastaneye götüreceklermiş gibi karşıladı beni İsveçli arkadaşlarım.

Endişeli gözlerle soruyorlar:

‘’Türkiye’de neler oluyor?’’

Ah, neler olduğunu bir bilsem!

Canım yanıyor!

Bir sızı var yüreğimde!

Bireyci toplumun insanları; ’’Patlamanın olduğu yerde akrabaların var mı?’’ diye soruyorlar.

‘’Ne fark eder, hepsi anam, babam, kardeşim..’’ diyorum.

Hepsinin acısını yüreğimde duyuyorum.

Bıkkın bir ruh haliyle Türkçe televizyon kanallarını izliyorum.

Aaaa! o da nesi!

Cumhurbaşkanı şaka yaptı!

Şaka gibi sözlerine, uygulamalarına alışkındık.

Bu kez gerçekten şaka yaptı.

Şakaya gereksinmemiz de vardı doğrusu.

"Eyyyy!" diyerek başlayan azarlanmalardan, aşağılanmalardan bıkmıştık.

Şakacı Cumhurbaşkanı özlediğimiz bir profildi.

Ancak, şakanın yerini yanlış seçti…

Hürriyet gazetesinde yer alan sözlerine göre, Dolmabahçe katliamından sonra, hastanede yaralı yatan bir polisimizle şakalaşmış, ‘’Şakalaşmaya varıncaya kadar bizimle onu yapabildiler..’’ şeklinde açıklama yapmış…

 Ben merak ettim; Sayın Cumhurbaşkanı, patlamada ölen arkadaşlarının acısıyla ve can derdiyle kıvranan polisimizle nasıl şakalaşmış?

Ne söylemiş, nasıl yanıtlar almış...

Ülke kan ağlarken şakalaşmak insanın aklına nasıl gelir?

Mısırlı Rabia için ağlıyor.

Suudi Kralı öldüğünde ağlıyor!

Dolmabahçe saldırısında ölü sayısı 40’ı aşmış; Cumhurbaşkanı, hastanedeki kendi yaralısıyla şaka yapıyor.

Bu nasıl bir ruh halidir?!

Sonra,  katliamı gerçekleştiren teröristleri, kadınlar üzerinden suçluyor:

 ‘’ Kahpeler!’’

‘’Kahpe’’ sözcüğünün anlamı biliniyor.

Kadın, yolda yürürken zorla kaçırılıp genelevine veya pavyona satılıyor.

Ya da, küçük yaşta cinsel saldırıya uğruyor; tecavüzcüsüyle evlenmediği için kötü yola düşüyor.

Bir tür kader kurbanıdır yani..

Bomba ile hiçbir işleri olmaz. Etlerini satıp ekmek parası kazanmaya, çocuklarını okutmaya çalışan zavallılar!

İstanbul Emniyet Müdürü’nün sözleri de manidar!,

 ‘’Siz kimin itisiniz!’’ diye soruyor teröristlere…

Beni her gördüğünde gelip dizimin dibine yatan, gözlerime maviş maviş bakan komşunun köpeği geliyor aklıma. O kadar sevimli ve masum ki! Bomba atmasını bilmez. Terörist olamaz. İnsan öldüremez.

Teröristler, köpek olamazlar; insan soylu mahlûkatlardır onlar!

Bahçeli Devlet de, "Ülkemizin sosyal ve siyasal uzlaşma kulvarına girmeye başladığı şu günlerde..’’ diye buyurmuş…

Hangi ‘’uzlaşma’’, hangi ‘’kulvar’’ Sayın Bahçeli?

Cumhurbaşkanının, bir süre önce vurguladığı gibi, ‘’at izinin, it izine karıştı…’’

Bahçeli değil miydi, ‘’ Başkanlık, bir Abdullah Öcalan’ın projesidir’’ diyen…

1 Kasım seçimlerinden önce Suruç ve Ankara Gar katliamlarıyla korku iklimi yaratıp AKP’yi iktidara taşıdılar. Demek ki, şimdi de Erdoğan’a ‘Başkanlık’ yolunu açmak için bomba patlatıp katliam yapıyorlar.

Bir türlü kararlı bir muhalefet sergileyemeyen CHP de bombanın patlatıldığı yere karanfil bırakmış. Onlara da ‘’naif ’karanfil’ solcusu’’ diyelim....

HDP dışındaki partiler, yine bir ‘’ortak bildiri’’ ile bir araya gelmiş.

Sadece  darbe girişimi ve katliamlar sonrasında bir araya gelebilen işlevsiz partiler..

Türkiye, 12 Eylül öncesinden daha ağır, daha karanlık günler yaşıyor.

Yeryüzünde, neredeyse sorunlu olmadığımız  ülke kalmamış.

Fetullahçı darbe girişiminde, Suudilerin parmak izlerine rastlandı; onlarla ilişkiler de nanemolla!.

Birileri, arkadan ensemize hokkalı bir tokat indiriyor; dönüp bakıyoruz, tokadı kimden yedik, anlayamıyoruz!

Mustafa Kemal’in, ‘’Yurtta barış, dünyada barış’’ söylemi terk edilmiş.

Suriye savaşında taraf olunmasaydı, ülke terör örgütlerinin yolgeçen hanı haline getirilmeseydi, bu terör olayları yaşanır mıydı?

Ülkenin fabrika ayarlarıyla oynandı..

Katliam gününden beri Hasan Hüseyin KORKMAZGİL’in dizeleri dolanıp duruyor dilimde. Sizlerle de paylaşmak istedim:

IŞIKLARLA OYNAMAYIN!

(…) 

Birdenbire kan yağmurlu bir bulut 
Birdenbire kan kokulu bir duman 
           şaşkınlıktan gemileri yakmış gibiyim  

Işıklarla oynamayın / dedim ben size 
Yararı yok karanlıkta sürek avının 
                                   dedim ben size 
Yanlış kalemlere kayar elleri yazıcıların 
Tutanaklar yanlış yazar 
                                  dedim ben size  

Karanlığı az kullanın / kirliler kokar bir gün 
Bir gün yanar bu ışıklar sırıtır suratlarınız 
Kirlilere sığınmayın / dedim ben size 
Yararı yok oynaşmanın törensel aklıklarda 
Kaçın kaçabilirseniz uzak sulara 
Işıklarla oynamayın / dedim ben size

[email protected]

Yazarın Diğer Yazıları
1234567
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 212 963 1051 (pbx)