• BIST 103.200
  • Altın 197,070
  • Dolar 4,7083
  • Euro 5,4926
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 24 °C
  • Adana 22 °C
  • Antalya 21 °C

İslamcı - cemaatçi kadrolarla bağımsızlık mümkün mü?

Gaffar Yakınca

Devlet büyüklerimiz stad açılışından otoban çıkışına, köprü temelinden tünel dübeline her fırsatta çektikleri nutuklara bakılırsa Türkiye büyük bir devlettir. O kadar büyük bir devlettir ki vatandaşının can güvenliği yoktur, polisinin, askerinin can güvenliği yoktur, ve hatta başkentinin göbeğinde misafir ettiği, emniyetinden birinci derecede sorumlu olduğu diplomatın bile güvenliği yoktur.

Büyükelçiler devlet başkanlarını temsil ederler, bulundukları ülkede en üst düzeyde korunmaları gereken kişilerdir. Eğer ülkenizde bulunan bir büyükelçiyi koruyamıyorsanız büyük devlet olduğunuzu iddia edemezsiniz.

Duble yollar yaparak, gökdelenler dikerek, kurdun kuşun yuvasının üstüne beton dökerek büyük devlet olunmaz. Dünyanın en uzun köprüsü ile, en büyük havaalanı ile, en yüksek yapısı ile büyük devlet olunsaydı sizden önce şu kıytırık Arap şeyhliklerinin bir itibarı olurdu.

Ama olmuyor. Büyük devlet olmanın yolu paradan puldan, betondan asfalttan değil, akıldan, bilimden ve sağduyudan geçiyor. Ve bu saydıklarımızın hiç birine islamcılarda rastlanmıyor. Devlet yönetmeyi bakkal dükkanı işletmekle bir tutan zihniyet her iki adımdan en az birinde tökezliyor, iyi niyetle bir iş yapmaya kalksa bile beceriksizlik, basiretsizlik ve donanımsızlığının kurbanı oluyor.

Devletin polisi devlete tuzak kurmuş

Katil FETÖ’cüymüş, Nusra’cıymış ya da başka bir terör grubunun üyesiymiş. Doğrudur, ama bunlardan daha önemlisi katilin Türkiye Cumhuriyeti’nin bir polisi olmasıdır. Katil, hangisi olursa olsun, islamcı bir terör grubuna mensuptur ve aynı zamanda da devletin ona verdiği polis kimliğini, polis tabancasını taşımaktadır.

Böyle insanları hangi irade devlet kadrolarına yerleştirmektedir?

Güvenlik güçleri arasında islamcı terör örgütlerinin propagandasının yapılmasına kim göz yummaktadır?

İslamcıların devlet katlarından adam devşirmelerinin yolunu kim açmaktadır?

En sapkın cemaatlerin polisin, ordunun içine sızmasına kimler ön ayak olmaktadır?

Bu soruların yanıtını bize hem bu olayın hem de Türkiye’nin içine düşürüldüğü utanç verici durumun siyasi sorumlusunu gösterecektir.

Herkesin bildiği ama basının, TV’lerin inatla yok saydığı bir gerçektir bu. Türkiye devletini içte ve dışta bu denli savunmasız ve provokasyonlara açık hale getiren islamcıların on dört yıllık iktidarıdır. Bu tablonun tesis edilmesinde ABD’nin, AB’nin ve onların içerideki taşeronlarının payı büyüktür. El birliği ile Türkiye’nin başına siyasal islamcılık çorabını geçirmişlerdir.

Şimdi islamcılar tarafından, son derece beceriksizce yeniden tasarlanmış bir devlet aygıtı ile başbaşayız. İslamcı iktidar kendini sağlama almak için FETÖ ile işbirliği yapıp devlet kurumlarından yurtseverleri uzaklaştırdı. Sonra kendi eliyle yarattığı FETÖ canavarı ile kavgaya tutuştu. Bu sefer de FETÖ’ye karşı kendi islamcı tabanını kullanmaya çalışıyor.

Tepeden tırnağa dinci bir kinle donatılmış bu adamlar belki ihtiyaç anında çokça gürültü çıkarabilirler ama bunlarla devlet yönetemezsiniz. Kendilerini yasalardan önce dinci bazı örgütlere, şeyhlere, hocalara bağlı hisseden bu insanlar bütün bir düzenin ipini çekebilecek denli tehlikeli bir rezervi temsil etmektedir.

Siyasal islamın genlerine işlemiş Amerikancılık

Bir an için ülkeyi yöneten iradenin ABD ve batı blokundan uzaklaşma hamlelerinin samimi bir yönelim olduğunu düşünelim. Bu işi kiminle yapacaktır? Devletin her kademesine yerleştirdiği, her biri bir başka şeyhin müridi olan kadrolarla mı? Bu olanaksız bir hayaldir.

Çünkü en önce, Türkiye islamcıları tarihsel olarak ABD ile genetik bağlara sahiptir. Ta 6. Filo hadisesinden beri siyasal islamcıların en aktif kesimleri Allah’tan ziyade Amerika’ya hizmet etmektedir. Kurtuluş Savaşı sırasında hocaefendilerin İngiltere hayranlığı ile başlayan işbirlikçilik ABD destekli anti-komünizm yıllarında zirveye ulaşmış ve artık neredeyse genetik bir bozukluk haline gelmiştir.

Bundan daha fenası, islamcıların 14 yıllık AKP iktidarı döneminde geçirdiği dönüşümdür. Artık karşımızda ideolojik tutarlılığı olan bir gruptan ziyade, her yola gelen, birgün küfür ettiğini ertesi gün alkışlayan, pragmatizimle bile açıklanmayacak denli kemiksiz bir kitle vardır. Akıl almaz bir fütursuzlukla her işe soyunan, her tür başarısızlık karşısında mağduriyetten yapılma kocaman bir mazerete duvarının arkasına saklanan, mücahitlikten müteahhitliğe giden yolda en önce kendi değerlerini ayaklar altına alan, cehalet ve zayıflığını sinsi iktidar dümenleri ile kapatabileceğini sanan bir yığın. İdeolojik çelik çekirdeklerin aksine, her yöne çekilebilen muhallebi kıvamında bir bulamaç.

Evet islamcılar, AKP iktidarı döneminde iktidarın her manevrasında yeterince hızlı eğilip bükülebilmeleri için muhallebi kıvamına getirilmişlerdir. Lakin gözden kaçan nokta şudur: o muhallebi başkaları tarafından da kolayca eğilip bükülebilir. Türkiye islamcılığı AKP döneminde getirildiği bu dejenere haliyle her zamankinden daha tehlikelidir. Kimin tarafından ne maksatla kullanılacağı belli olmayan bir kitleden suikastçiler devşirmek istihbarat servisleri için pek zor olmayacaktır.

Rus büyükleçinin katledilmesi siyasal islamın ve cemaatlerin yarattığı tehlikenin ulaştığı boyutu göstermektedir. Bu tehlike sadece bizim gibi sıradan yurttaşlar için değil, bugün onların ipini elinde tuttuğunu zannedenler için de geçerlidir.

Ülkenin çapsız AKP iktidarları sayesinde içine sürüklendiği bataklık artık topyekün bir yokoluş tehdidi haline gelmiştir. Bu bataklıktan çıkmanın tek yolu devletin tüm kademelerinin sadece FETÖ’den değil, her tür cemaat mensubundan arındırılmasıdır.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      1234567
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)