• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 17 °C
  • Adana 24 °C
  • Antalya 25 °C

'İşte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz'

Alev DOĞAN

Cemal Süreya’nın pek sevdiğim şiirlerinden birisidir. Şiiri, kaybettiği bir iddia sonunu soyadındaki ‘y’lerden birinden feragat etmek zorunda kalmasından önce mi, sonra mı yazmış bilmiyorum ama, bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını, bugün Türkiye’yi bu duruma getirenleri tanrıların bile kurtaramayacağını biliyorum, biliyoruz.

İşte o hürlük havasının provalarından bir tanesi daha geldi çattı. Bugün yeni bir Cumhuriyet talebi ile emekçiler, 16 Nisan’daki ‘hayırlarını’ daha da büyüterek, AKP iktidarına, emperyalizme, sermaye sınıfına ‘yağma yok, biz varız’ diyecekler.

AKP’nin, sermayenin kalemşörleri istedikleri kadar burun kıvırsınlar, istedikleri kadar küçümsesinler. Hadi eli arttıralım, köşelerinden ‘külhanbeyliği’ yapmakta özgürler hatta. Çünkü biz onların ‘cesaretlerini’, 15-16 Haziran günlerinde ‘işçi sınıfı iktidara yürüyor’ korkusu ile bavullarını toplayıp yurtdışına kaçmaya çalışan patronlarından biliyoruz. Çünkü biz onların ‘gözüpekliklerini’, 6. Filo’yu kıble alıp namaz kıldıkları günlerden hatırlıyoruz. İşçi sınıfının dünyayı yaratan elleri, şartellere uzandığında da görmek isteriz bu korkusuzluğu onların gözünde. Bugün sergiledikleri ‘cesaret’ örneğinin aynısını, fabrikalar, tarlalar, siyasi iktidar ez cümle her şey emeğin olduğu zaman da göstermelerini isteriz. 

Eski suç ortaklarına operasyon bahanesi ile meslektaşlarımızı cezaevlerine tıkarken, akademisyenleri üniversitelerden atarken, okumuş insanların emekçi halka karşı sorumluluğun farkında olan öğrencileri gözaltlarında günlerce tutarken sergiledikleri pervasızlığı yine sergilemelerini isteriz.

Bu ülkenin yurtseverleri ‘emperyalizme’ karşı direnirken, onları ‘vatan haini’ ilan eden dillerinin, kalemlerinin yine konuşmasını, yazmasını bekleriz.

Bu ülkenin bütün değerleri sermayeye peşkeş çekilirken, bu gidişe dur diyenlere, TEKEL işçisi ile Ankara’nın soğuğunda nöbet tutanlara, SEKA için alanlarda coplananlara, diklenmelerini yinelemelerini isteriz.

Mesela yine sorsunlar isteriz, sokak ortasında tecavüze, tacize uğrayan, kocası,sevgilisi tarafından katledilen kadınların hesabını sorduğumuzda, ‘o saatte orada ne işi vardı’ ya da ‘o da boşanmak, ayrılmak istemeseydi’ diye. 

Çalışmak zorunda kaldığı için YGS’ye geç kalan, okul harçlığını biriktirmek için çalıştığı inşaatın çatısından düşerek ölen gençlere, bir yenisi daha eklenmesin diye değiştirdiğimizde bu düzeni, yine kafalarını kuma gömsünler isteriz.

Çünkü cesaret bunu gerektirir.

Yalnızca bugün klavye başında, gazete köşelerinde yazmakla, tehdit etmekle, hakaretler yağdırmakla olmaz…

Çünkü biraz da Cemal Süreya’nın dediği gibi;

‘..biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
anamız çay demliyor ya güzel günlere
sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
bu, böyle gidecek demek değil bu işler
biz şimdi yan yana geliyoruz ve çoğalıyoruz
ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını
işte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz’

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)