• BIST 108.953
  • Altın 144,354
  • Dolar 3,4810
  • Euro 4,1079
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 23 °C
  • Adana 26 °C
  • Antalya 26 °C

İstihdamda Kayıtlı Olmak

İstihdamda Kayıtlı Olmak
'Hanımefendi ihbar geldi, evinizde bir yabancı varmış.'

Sinem K. Baş

Öğleden sonra sessizlikte uyku bastırdı, dalmış gitmişken kapı çaldı. Israrla çalınınca dayanamadım kalktım. Gelen, hâlinden belli, sivil. “Buyurun?”

“Hanımefendi iyi günler.”

“Size de” deyip suratına kapatasım var. Eski zamanlardan “Toros”larla sıkı fıkılığımız olmuştu bunlarla. Küfürle kovasımız var ama yine de yapmıyoruz. Anamızdan böyle görmemişiz, anamıza mı küfredelim şimdi: “Buyurun?”

“Rahatsız ediyoruz ama…”

Ha, rahatsız ettiklerini de biliyorlar. Ama, … neymiş o ama?

“Bir ihbar aldık.”

“Valla kusura bakmayın ama hiç ihbar almış gibi görünmüyorsunuz. İhbar alan bu saatte gelmez. Gelse de böyle kapıyı tıklatıp da kusur musur lafı etmez. Buyurun, ne istiyorsunuz?”

Bende bir “vatandaş” rahatlığı… Nereden geldiyse bu hâller üstüme!

“Hanımefendi evinizde kaç kişi yaşıyorsunuz?”

Bu saatte kapıyı çalan bu nazik “görevli”den hiç beklemediğim hareketler ve konuşmalarla bezeli soruları duyunca ben de coştum, ne yalan söyleyeyim. Evime buyur edesim geldi: “Ne oldu ki?”

“Hanımefendi ihbar geldi, evinizde bir yabancı varmış.”

“Biz bu koca evrende kendimize tanış mıyız da yabancı olmayalım.” mı desem?

“Hayır beyefendi, evimizde yabancı yok.”

“Ama… Daire numaranız…”

“Yok beyefendi yok, olsa da emin olun size söylemezdim.”

Genç adam gözlerimin içine baktı. Kalender bir gülümseyişle: “Anlıyorum. Peki” dedi.

Ve arkasını dönüp gitti. “Pardon!” diye seslendim arkasından. “İçeri bakmak istemiyor musunuz?”

“Hayır hanımefendi, haneye izinsiz giremeyiz.”

Bir durdum çevreme bakındım. Yahu ben uyurken burası Türkiye idi başka bir ülkeye mi uyandım? Bir an bu görevli genç arkadaşın bana sırtını dönüp merdivenlere doğru yönelmesini seyrettim.

Yatağa uzandım. Olmadı, kalktım. Salondaki kanepeye uzandım. Mezarında dönen huzursuz meçhuller gibi hissettim kendimi. Orası da olmadı. Evde yatacak yerim olmadığını anlayınca kalktım, bir su içtim, balkondan baktım, sokağın ucunda çakarlar lap lap yanıp sönüyor. Bulmuşlar yabancıyı.

Evde yatacak yerim yok ya, gittim komşumun kapısını çaldım. Beni görünce “Kız bu hâlin ne? Ne oldu?” diye çığlığı bastı.

“Sana da geldiler mi?”

“Kim?”

“Az önce bir sivil gelip evde yabancı olup olmadığını sordu.”

“Kim o yabancı?”

Yabancı, bize yaban olan kişi. Aynı anneden, babadan doğmadığımız kişiler. Yok, öyle değil. Yabancı deyince “senin gibi olmayan” anlaşılıyor bir de. Burada, senin evinde bir yabancı.

“Kaçak çalışan var mı diye soruyor.”

Önce Ruslar geldi. Sonra Gürcü, Azeri ve çevre yerlerdeki kadınlar. Pasaportlarını teslim ettikleri anda köle oluyorlar. Zamanla bu aidiyet hissi kimisinin canına tak ediyor, pasaportu bile bırakıp koşarcasına uzaklaşıyorlar çalıştıkları evlerden. 

Maria ile konuşmuştum. Maria, Gürcü. Yıllardır Türkiye’de. Önce kaçak gelmiş. Sonra iznini almış. Kendisi gibi başka kadınlarla birlikte Gürcüce konuşuyor. Arada kelimeler anlaşılıyor ama yüz ifadelerinden konuştuklarını çözmeye çalışıyorsun. Yan tarafta yeni gelen Suriyeli kadınlar var. Diğer tarafta iki Ermeni. Çocuk bahçesinde çocuklar sallanırken kadınlar konuşuyor. Sanırsın Birleşmiş Milletler kadın kolları, toplantıyı bizim evin oradaki çocuk bahçesinde yapmakta. Dilini anlamadığım üç ayrı grup var ve o kadar güzel kahkahalar yükseliyor ki…

Çeşitli yerler var bu insanlara istihdam sağlayan. Bu insanlar sırayla diziliyor bir yerde, eleman arayanlar gelip tek tek bakıyor, konuşuyor. Hangisini beğenirse onunla şirket üzerinden anlaşma sağlıyor. Bu görüşmeler esnasında kendi dillerinde birbirleriyle konuşmaları yasak. Görüşmeden çıktıktan sonra bile konuşmak yasak.

İstatistiksel verilere göre Türkiye’de 27 milyondan biraz fazla çalışan var. Bunun yüzde 35’i kaçak. Kaçak çalışanlar herhangi bir kurum tarafından tanınmadığı için devletin hiçbir imkânından yararlanamıyor. Bunun yanı sıra kayıt dışı eleman istihdam etmenin ülkeye de zararı büyük. Türkiye’de 2014 yılında 50 milyar TL sosyal güvenlik açığı meydana gelmiş. Geldiği ülkede istihdam açığını da düşünürsek kendi ülkesine de zararlı bir hareket bu.

Kayıtlı çalışanlar ile ilgili istatistikler, kadın çalışanların sayısının 2012 yılında ciddi bir artış kaydettiğini, erkeklerde de ciddi bir azalma olduğunu gösteriyor. Sonraki yıllarda her iki cinsiyette de durum neredeyse olduğu gibi seyretmiş. Çok küçük yüzdelik dilimlerde yükselişler ve düşüşler görebiliyorsunuz. Daha çok lise mezunları gelmiş ülkeye. 2015 yılında en çok Gürcistan’dan çalışma izni alan olmuş. Bu hem de ciddi bir rakam, diğerleri 1500’lerde görünürken Gürcistan 8 bin küsurlarda. Sonra Suriye, Kırgızistan, Ukrayna geliyor. En çok konaklama ve hane içi hizmet işçiliği ile ilgili çalışma izni verilmiş. En çok Antalya ve İstanbul’da çalışma izni alınmış. Tabii bunlar kayıtlı çalışanlar. Kayıt dışı istihdamda sınır şehirlerinde sayıca çokluk olduğu şüphe götürmez bir gerçek.

Gelmiş geçmiş en büyük gerilla hareketidir belki de kaçıp başka bir ülkede izinsiz çalışmaya başlamak. Hem başına buyrukluk hem de tutsaklığın en ağır hâli. Üretmenin, emeğin karşılığını almanın iki dudağın arasında olduğu bir durum. Ya da sınırları kaldırmaları açısından bakacak olursak dünyanın en azılı “Çakal Carloslarıdır” belki de kaçaklar. Öte yandan, dünyanın en global emperyalist çalışma ağı. Teksin, kendinesin, iş gücünü ülkenden mahrum etmektesin. Ha bir dağdasın ha yol iz bilmediğin bir kentte. 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)