• BIST 108.953
  • Altın 144,354
  • Dolar 3,4810
  • Euro 4,1079
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 22 °C
  • Adana 23 °C
  • Antalya 25 °C

İzlanda ve Macaristan'da kimler öne çıktı?

İzlanda ve Macaristan'da kimler öne çıktı?
Ali Kaya Soysal, EURO 2016'da ilk maçlarını yapan Portekiz-İzlanda ve Avusturya-Macaristan maçlarını yazdı.

Ali Kaya Soysal
Fransa 2016'da F grubunda dün akşam oynanan 2 karşılaşma ile ilk maçlar tamamlandı. Önce,  tarihte çok birliktelikleri olan, imparatorluk dahi kurmuş, futbol geçmişleri ise 1902'de 5-0'lık Avusturya galibiyetiyle başlayan, iki dost, komşu millet Avusturyalılarla Macarlar, Stade de Bordeux'da karşı karşıya geldi. Bayernli Alaba, M.Gladbachlı Hinteregger, son İngiliz şampiyonu Leicesterli Fuchs, Stoke Cityli Arnautovic, Baselli Janko gibi uluslararası oyuncularla dolu kadroya sahip, gruplardan  9 galibiyet 1 beraberlikle gelmiş "Österrreich", en popüler oyuncusu Bursalı Dzsudzsak, biraz da Werder Bremenli Kleinheisler olan , şampiyonaya play-offlardan gelmiş "Hungaria"ya maçın büyük bölümünü forse etmesine ve  gol pozisyonlarında 7 / 3 üstünlük sağlamasına rağmen 62'de Szalai ve 87'de Stieber'in ayağından yedikleri  kontra atak golleriyle 2-0 yenildi.

Futbolu cazip kılan da  bu, maç önü favorilerin kaybedebileceği, oyun içinde gelişen aksiyon üstünlüklerinin mutlak skora yansıyamayacağı yegane takım sporudur futbol. Tekrar maça dönecek olursak, 2-0 Macar galibiyetinde yukarıdaki satırların dışında öne çıkan faktörler şunlardı: 41 yaşındaki kaleci Kiraly'nin performansı, Kleinheisler'in harika oyunu, Dzsudzsak'ın akıllı pasları, Avusturya'da kendisinden çok şey beklenen Arnautovic'in sahada hiç bir varlık göstermeyip takımını 10 kişi bırakması ve Dinamo Kiev'de forma giyen savunmacı Dragovic'in 65'de, tam da beraberlik golü atılıyorken rakibin bileğine basarak ikinci sarıdan kırmızı görerek zaten eksik oynayan arkadaşlarını 9 kişi devam ettirmeye  neden olması, 66'da da verilmeyen bir penaltısı var Avusturya'nın...Tüm bunlar biraraya gelince yenilgi bazen kaçınılmaz oluyor ..
 
İZLANDA SÜRPRİZLERE DEVAM EDİYOR
Türkiye'nin grubundan elini kolunu sallayarak çıkan Buz ülkesi (Iceland) tarihinde ilk kez katıldığı Avrupa Şampiyonasında güçlü Portekiz karşısında ilk golünü attı, ilk puanını aldı ve herkesi şaşırtmaya devam etti. 3. dakikada Gylfi Sigurdsson'un  sol çaprazdan sert şutunu Portekiz kalecisi Patricio zorlanarak çıkardı ve bu Adalıların ilk ve son şutu , dolayısıyla ilk ve son pozisyonu oldu 45 dakika boyunca. Portekiz maça öylesine hakimdi ki, 12 şut, 3 net gol pozisyonu ve 31. dakikada Nani golü sanki ikinci devrede fark daha da açılacak görüntüsü veriyordu..

Ancak öyle olmadı,müthiş bir direnç ortaya koyan İzlanda 50'de Basel'de forma giyen Birkin Bjarnason'un yarım volesiyle skoru 1-1'e getirdi, o saniyelerde Fransa yayıncı kuruluşunun ekrana getirdiği rakamlarda 334/79 gibi ezici bir pas sayısı vardı Portekiz lehine. Fakat golden sonra durum değişti, bana göre İzlanda'nın oyun anlayışı teknik Portekizlileri bozdu; düşünün kendi yarı alanlarından kullandıkları taçları bile uzun kullanıyorlar, rakip yarı alanda ise kullandıkları aynı stildeki taçlar ceza alanı içinde uzun adamları sayesinde kafayla aşırtılarak ikinci pozisyona dönüşüyor. Savunma hazırlıksız yakalanıyor. Geriden pas yaparak çıkmak yerine uzun hava toplarıyla 3. bölgede aksiyon arıyorlar, top kaptırdıklarında çok çabuk yardımlaşarak rakibi rahatsız ediyorlar, böyle rakiplere karşı sinirlenmeden oynamak çok zordur.

Herşeye rağmen Portekiz Nani ve Ronaldo'nun kafasından iki net pozisyon buldu 71 ve 85'de, son 15 dakika oyuna giren Quaresma'nın sağ çaprazdan tehlikeli şutunu ise Halldorsson son anda kornere çeldi. Ancak İzlanda 86'da Augsburg'da oynayan Finnbogason ile öne geçme fırsatınıda buldu, yani futbolun cilvesi bir kez daha sahneye çıkabilirdi, sonuç  olarak % 66 / 34 topa sahip olan Portekiz İzlanda'yı geçemedi..
 
Biraz Cüneyt Çakır'dan sözetmek gerekirse, ben beğenmedim, bir çok teknik hatanın yanı sıra beni esas rahatsız eden, "adalı balıkçıları" sürekli azarlamasıydı. Adeta Seyrantepe'de G.Saray- Karagümrük maçını yönetiyordu. 67'de kırmızı görmesi gereken Pepe'ye sarı bile gösteremedi, tribündeki UEFA gözlemcilerinden ilerideki maçlar için iyi bir referans alacağını zannetmiyorum bu yönetimiyle.
 
Ronaldo'nun bu maçla Portekiz efsanesi Lois Figo'nun 127 kez milli rekorunu egale etmesi ve ilerideki maçlarda belki de bir daha zor kırılacak yeni bir rekora imza atacak olması önemli bir hoşluktu. Bir hoşluk daha; büyük bir kulübün başkanı olsam, bana İzlanda takımından kimi alırsın diye sorsalar, hiç düşünmeden kaptanları "Aron Gunnarsson" derdim, sırf taç atışları için. Portekiz'den ise Benfica'da top koşturan 19 yaşındaki Renato Sanches'i isterdim, bu gence dikkat ilgili beyler.

Son kelamlarım ise vergilerimizle büyüyen, tam 7 kanaldan yayın yapan TRT'ye; hayır, sahur programına çıkıp "namaz kılmayan hayvandır" diyen meczup profesörden söz etmeyeceğim! 12 maç naklen verildi şimdiye kadar, maçı anlatan "speeker"in yanına eski bir furbolcu veya teknik direktör koyup yorum yaptırmak çok mu zor? Yabancı kanallardan izliyorum bazen maçları, hepsinde bir, hatta iki önemli yorumcu var, izleyene keyif veriyor, doyuruyor.

"Eeeeeey TRT, velinimetinize saygı biraz"..bir de "Hırvatistanlı" değil,  "Hırvat" sevgili anlatan kardeşim...
 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)