• BIST 105.964
  • Altın 163,466
  • Dolar 3,9349
  • Euro 4,6413
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 9 °C
  • Adana 10 °C
  • Antalya 14 °C

Kadına mı gidiyorsun kırbacın yanında olsun: Nietzsche

Kadına mı gidiyorsun kırbacın yanında olsun: Nietzsche
Dünya Emekçi Kadınlar Günü 8 Mart’ı kutlarken, çevremdeki Nietzsche hayranı entelektüel kadın arkadaşlarımı düşünüyorum. “Kadına mı gidiyorsun, kırbacın yanında olsun!” diyen bir filozofa bunca hayranlık nereden geliyor?

Nietzsche’yi Marx ve Marksizmin adını anmadan eserlerinde ona karşı tezler getirmiş bir sermaye düşünürü olarak tanımlamak yanlış olmaz. Lukasc’ın, Nietzsche’yi tekelci-kapitalizmin (emperyalizm) sözcüsü olarak değerlendirmesi boşuna değildir.

Mehmet Akkaya
Nietzsche ve benzeri düşünürleri analiz ederken şöyle bir soru kurgulamak yararlı olabilir: Bu düşünür felsefesini inşa ederken ekonomik-sosyal plandan mı hareket ediyor, yoksa kendi kafasında kurguladığı ide, tin, töz ve mutlak fikir türünden kavramlardan mı hareket ediyor? Platon’dan Augustinus’a; Leibniz’den Hegel ve Nietzsche’ye dek pek çok düşünür/filozof somut gerçekliği paranteze alarak olsa olsa bu somut gerçekliğin ürünü olan metafizik kavramlardan hareket etmektedirler. İşçi sınıfına, emekçilere, kadına, ezilen inanç gruplarına, Kürt’e… düşman olmaları bu “felsefi anlayışları” yüzündendir.

Nietzsche’nin de, benzer düşünürler gibi modern ya da postmodern olmasının önemi bulunmuyor. Kriterimiz açısından bunun özel bir değeri yoktur. Çünkü sonuçta Nietzsche; insana, topluma ve dünyaya üretim süreçleri açısından bakmak yerine dolaşım diyeceğimiz süreçler açısından yöneliyor. Böyle olunca tarlaların, fabrikaların, sokakların, üretim mekanlarının yerini sanat, edebiyat, mitoloji alıyor. Nietzsche üretimi baypas edip dolaşım alanını düşünce iklimine çevirdiği için akıl yerine duygulara, bilim yerine içgüdülere, iradeye yöneliyor. Diğer bir deyişle düşünsel olandan hareket ediyor.

Burjuvazinin akla ve bilime olan güvensizliğini rehber edinmiş halk kitlelerinin Nietzsche merakı manidardır. Nietzsche’nin “renkli felsefesi” emekçileri, kadınları, gençleri… yanıltacak denli zengindir. Sosyal, siyasal ve felsefi sorunlardan kaçan insanlar için ender bulunur bir limandır Nietzsche. Nietzsche, sanatçılar ve edebiyatçılar açısından da ilgi görmektedir. Çünkü insani ve sosyal sorunların kaynağını edebiyatla, sanatla, dille ilişkilendirmesini biliyor. Oysa eşitlik düşüncesinin en büyük düşmanıdır Nietzsche. Dine, Tanrı’ya ve Hıristiyanlığa düşman olmasının da nedeni “dinsel eşitlik düşüncesi”nde aramalıdır. Eşitliğe karşı olurken asıl hedefi ise sosyalizmin eşitlikçi düşüncesidir.

Yaşadığı çağ, Marksizmle birlikte eşitlik (ekonomik kökenli) fikrinin zirve yaptığı yıllardır. Nietzsche’nin devlete karşı olduğu da kuşkuludur.  Kaldı ki düşünür, olası sosyalist devletlerin kurulabileceğini dikkate alarak bu anlayışa vurgu yapar. Nietzsche’yi Marx ve Marksizmin adını anmadan eserlerinde ona karşı tezler getirmiş bir sermaye düşünürü olarak tanımlamak yanlış olmaz. Lukasc’ın, Nietzsche’yi tekelci-kapitalizmin (emperyalizm) sözcüsü olarak değerlendirmesi boşuna değildir. Ahlaka karşı çıkması da yanıltıcıdır. İdealist felsefenin çıkmazı buradadır. Mevcut ahlaki davranışları görür; ama ona kaynaklık eden ekonomik fenomenleri görmez. Filozofun, ahlakla ilgilenmesi düşünce için bir tuzaktan öte bir şey değildir. Kaldı ki ahlakı eleştirerek, kitleleri küçümseme hatta aşağılama gayesindedir.

Nietzsche, tarihle ilişkisinde bir handikap içindedir. Tarihin verimli, insani, ilerici ve akılcı yanını görmek istemez. Aklı yansıtan mitolojik karakter Apollon’u değil, irrasyonel olanı yansıtan karakter Diyonizos’u temel almaktadır. Sokrates’le birlikte başlayan akılcı felsefeyi sözüm ona reddeder, Yunan’ın trajik çağını yüceltir. Platon ve Aristoteles’le devam eden ana akım felsefeden de geri olan bir tarihe bağlanmak isterken muhafazakar bir romantik olur Nietzsche. Dolayısıyla Yunan ve Roma uygarlığını savunmaz; tam tersine onların insanlığa kazandırdığı kimi değerlere saldırmaktadır.

Sınıf mücadelesini görmez Nietzsche. Gördüğünde de ezenden ve güçlüden yanadır. Mesela onun safı Spartaküs’ün değil Roma sömürücü sınıflarının safıdır. Bugün de ondan en çok egemen sınıflar yararlanmaktadır. Dikkatler ekonomik olgular ve sosyal sorunlar yerine, onların bir ürünü, eş deyişle sonucu olarak ortaya çıkan ahlak, din, Tanrı, üst insan gibi kavramlara çekilmektedir. Nietzsche “Kadına mı gidiyorsun kırbacın yanında olsun” demişti. O kırbaç yalnız kadınlara değil ezilen sınıflara, emekçilere karşı sermayenin gücünü temsil eder. Felsefi ideolojik mücadele ile kırbaç sermayenin (Nietzsche’nin) elinden alınmalıdır.

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)