• BIST 108.489
  • Altın 151,185
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 9 °C
  • Adana 15 °C
  • Antalya 15 °C

Kadir Mısıroğlu’nun Yanlış Türkçe Sevgisi *

Kadir Mısıroğlu’nun Yanlış Türkçe Sevgisi *
Öncelikle şunu belirtmek istiyorum… N.Ataç’ın dil konusunda yapılmasını istediğinin tam karşıtını savunuyor K.Mısıroğlu. Türkçeyi sevdiğini söylemeye çalışıyor ama bana kalırsa yanlış seviyor…

Mehmet Aslan

Bir süredir Nurullah Ataç’ın kitaplarını okuyoruz İnsancıl Atölyesi’nde. Bu okumalarda N.Ataç’ın dilin yani Türkçenin doğru kullanımına yaptığı vurgu, bende, dile, Türkçeye karşı bir duyarlılık yarattı. Artık elimden geldiğince yazarken, konuşurken dili doğru kullanmaya özen göstermeye çalışıyorum. İşte böylesi bir dönemde bir kitap geçti elime. Kadir Mısıroğlu’nun “Doğru Türkçe Rehberi yahud bin uydurma kelimeyi BOYKOT” (Sebil Yayınevi, İst. 2011) adlı kitabı.

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum… N.Ataç’ın dil konusunda yapılmasını istediğinin tam karşıtını savunuyor K.Mısıroğlu. Türkçeyi sevdiğini söylemeye çalışıyor ama bana kalırsa yanlış seviyor…

K.Mısıroğlu, kitabını, Prof.Dr. Osman Turan adına sunmuş… Sunmuş dediğime bakmayın, o, “Türkçe” olsun diye “İTHAF” demiş… K.Mısırlıoğlu “İTHAF”ında; “İŞBU ESER, DOĞRU TÜRKÇE’NİN YILMAZ MÜDAFİİ BÜYÜK VATANSEVER VE DEĞERLİ ALİM, Prof.Dr. OSMAN TURAN MERHUMUN NECİB HATIRASINA CENAB-I HAKK’IN VASİ RAHMETİNE NAİLİYYETİ NİYAZIYLA İTHAF OLUNUR!..” Diye yazmış…

“İTHAF”, “ESER”, “MÜDAFİİ”, “VATAN”, “ÂLİM”, “MERHUM”, “NECİB”, “HATIRA”, “CENAB-I HAKK”,”VASİ”, “RAHMET”, “NAİLİYYET”,”NİYAZ”… Bir tümcede bu sayıda “Türkçe” sözcük, dilimizi ne çok zengin kılmış!!!

Oysa Türkçe sözlüğe bir göz gezdirdiğimizde, bir farsça sözcük olan “NİYAZ” dışında, diğer tüm sözcükler Arapça…

K.Mısıroğlu başka bir dilin, Arapçanın sözcükleriyle Türkçeyi savunmaya çalışıyor.

Devam edelim…

Yazar, (yazar dedim de “Türkçe”nin yılmaz savunucusu K.Mısıroğlu bana kızmasın… Arapça bir sözcük olan “müellif” mi desem acaba… Aman, varsın kızsın… Yeterince kızmış, kinlenmiş ne de olsa…) “AZİZ GENÇ”e seslenerek başlıyor kitabına. Bu seslenişte, K.Mısıroğlu üzüntüsünü, kaygısının büyüklüğünü vurgulamak amacıyla sözcükleri büyük harflerle yazmış.

Sevgili okur, K.Mısıroğlu’nun büyük üzüntüsünü, kaygısını anlaman için aşağıdaki alıntıyı üşenmeden, dikkatlice oku… Oku ki, gerçek nedenin Türkçeyi savunmak, korumak mı, yoksa başka bir şeyin mi savunulmak, korunmak istendiğini gör…

“AZİZ

GENÇ!..

BU ESER SENİ TARİHİ BİR VAZİFEYE DAVET İÇİN YAZILMIŞTIR. İCABET ETMEZSEN, PEK YAKINDA ARTIK İSLAM’IN DOĞRU OLARAK ANLATILAMAMASI GİBİ BİR FELAKETE ŞAHİD OLACAK VE AĞIR BİR UHREVİ VEBAL ALTINDA KALACAKSIN!.. GAYEM DERİN VE İNCE İSLAMİ TEFEKKÜRÜN BUZLU CAM ALTINDAKİ GÖRÜNTÜLER GİBİ BULANIKLAŞMASINI ÖNLEMEK VE SENİ BİR VEBALDEN KURTARMAKTIR!..

AZİZ

GENÇ!..

(…) ÖNCE SAĞDAN SOLA YAZMASINI ÖĞREN!.. DAVA ADAMI OLMAK YOLUNDA İLK ATMAN GEREKEN ADIM BUDUR. ZİRA ‘İSLAM HARFLERİ’ KUR’AN DÜNYASININ KÜLTÜR HAZİNESİNE AÇILAN KAPININ YEGANE ANAHTARIDIR!.. MUKADDES KİTABININ YAZILAMADIĞI ‘LATİN HARFLERİ’ SENİN MİLLİ YAZIN OLAMAZ!..

(…) ZİRA O MÜBAREK YAZI SIRF KUR’ANİ HAKİKATLER ALEMİNE AÇILAN KAPIYI KAPAMAK İÇİN DEĞİŞTİRİLMİŞ VE YASAKLANMIŞTIR!..

AZİZ

GENÇ!..

İSLAM YAZISININ İLGASI VE GÜZEL TÜRKÇEMİZDEKİ TAHRİBAT BÜYÜK VE AZAMETLİ DEVLETİMİZİN MÜBAREK ECDAD KANLARI İLE YOĞRULMUŞ YİRMİ MİLYON KİLOMETREDEN ZİYADE OLAN TOPRAKLARINI KAYBETMEMİZDEN DAHA BÜYÜK BİR FELAKETTİR!..

(…)GÜZEL TÜRKÇE’MİZE SUİKASD, UMUMİ MANASIYLA İSLAM’A SUİKASDİN BİR CÜZ’ÜDÜR!... (…)

AZİZ

GENÇ!..

(…) LİSANINA TAKILMIŞ OLAN UYDURMA KELİMELERİ HAFIZANDAN SİLİNCEYE KADAR İŞBU ESERİ DAİMA YANINDA TAŞI!.. (…)

(…) DÜNYA’YA BİR CİHAN DEVLETİNİN VARİSİ TABİSİİ OLDUĞUN ŞUURUYLA BAK!.. REDD-İ MİRAS EDEREK SOYSUZLAŞMAYI TERCİH ETMİŞ OLANLARDAN SENİ AYIRAN BU ŞUURUN DÜŞÜNCE VE HAREKETLERİNE ASALET, CİDDİYET VE ALEMŞÜMUL BİR ALAKA SURETİYLE AKSEDİŞİ, İSLAMCI ŞAHSİYYETİNİN EN KAMİL İFADESİ OLSUN!..

SEVK-İ KADERLE O AZAMETLİ DEVLETİN UFUKYA BELİRMEYE BAŞLAYAN BA’SÜ BADEL MEVTİNDEN GAFİL OLMA!.. (…)

AZİZ

GENÇ!..

BİRAZ DA KENDİ ÖZ LİSANINI ÖĞRENMEK İÇİN GAYRET SARF EDEMEZ MİSİN?!.”

K.Mısıroğlu, biraz da kendisi dilini öğrenmek için çaba gösterse!

“Müellif”imizin fetvası bitmedi… Devamını okumayı sürdürelim…

“AZİZ

GENÇ!..

(…) BİRKAÇ YÜZ, TARİHİ MİRASI KELİMEYİ ÖĞRENMEK ZAHMETİNE KATLANAMADIĞIN İÇİN, MİLLİ VE DİNİ EDEBİYATIMIZIN ENGİN TEFEKKÜR VE TAHASSÜSLER ALEMİNE AÇILABİLMEK BAHTİYARLIĞINDAN MAHRUM BULUNMAKTASIN!.. (…) İSLAM İRFANININ MALI OLAN KENDİ KELİMELERİMİZİ KULLANMAK HUSUSUNDA BİR İNAT, ISRAR VE PRENSİP SAHİBİ OLDUĞUNU GÖSTERMELİSİN!..

EĞER BU SAPIK CEREYANA SİSTEMLİ BİR KARŞI KOYMA HALİNDE OLMAZSAK, YARIN ÇOCUKLARIMIZ ‘HAYAT’ GİBİ ‘CEVAP’ GİBİ, ‘GAYE’ GİBİ SAYISIZ KELİME İÇİN LUGATLARA BAKMAK MECBURİYETİNDE KALACAKLAR!..

AZİZ

GENÇ!..

BUĞÜN MEMLEKETİMİZİN BİR NUMARALI MES’ELESİ GÜNEY DOĞU ANADOLU’DAKİ ANARŞİ DEĞİLDİR!.. KIBRIS’IN KAYBEDİLMEK ÜZERE OLMASI DA DEĞİLDİR!.. BÜTÜN BUNLARIN HEPSİNDEN DAHA EHEMMİYETLİ OLAN, LİSANIMIZDAKİ KORKUNÇ TAHRİBATTIR!.. (…)”

Görüyorsunuz değil mi… K.Mısıroğlu’nun amacı Türkçeyi korumak olsaydı, yazarken sözcük seçimine dikkat eder, farklı dillerin sözcüklerini kullanıp Türkçeyi çorbaya çevirmezdi…

K.Mısıroğlu’nun amacı Türkçenin korunması değil. Onun amacı: (I) İslam’ı, bu dinin dilini yani Arapçayı, bu dille taşınan geleneği korumak, yaşatmak. (II) Latin harfleri yerine İslam, Arapça harfleri kullanmak. (Çünkü yazara göre, Kuran dünyasına açılan kapının anahtarı İslam harfleridir. Ona göre, Kuran Latin harfleriyle yazılamaz.) (III) Öz türkçe kalkışmasıyla kopan Türkçe-Arapça (İslam) bağını yeniden onarmak…

Ayrıca, K.Mısıroğlu’nun kafası dil konusunda biraz karışık. Bu kafa karışıklığı tutarsızlık yaratıyor.

I. “ÖNCE SAĞDAN SOLA YAZMASINI ÖĞREN!” diyor.

Bu sözler Türkçeyi değil de, Arapçayı savunmak amacıyla söylenseydi daha tutarlı olurdu.

II. ”MUKADDES KİTABININ YAZILAMADIĞI ‘LATİN HARFLERİ’ SENİN MİLLİ YAZIN OLAMAZ!” diyor.

Birincisi, bende iki adet Kuran var. İkisi de Latin harfleriyle yazılı. Demek ki Latin harfleriyle yazılabiliyor.

İkincisi, K.Mısıroğlu, kitabını Arap harfleriyle değil, Latin harfleriyle yazmış.

III. “GÜZEL TÜRKÇE’MİZE SUİKASD, UMUMİ MANASIYLA İSLAM’A SÜİKASDIN BİR CÜZ’ÜDÜR!” diyor.

Kanımca, yazar, Osmanlıcayla Türkçeyi birbirine karıştırıyor. Türkçe derken, Osmanlıca demek istiyor anlaşılan. Oysa Osmanlıca, içinde Türkçe sözcükleri barındırsa da Türkçeden farklı bir dil. Osmanlıca henüz oluşmamışken Türkçe vardı. Türkler, Müslümanlığı benimsedikten sonra,

kendilerinden önce Müslümanlaşmış Arap ile Farsların dillerinin etkisinde kaldı. Özellikle 17.yy. ile 18.yy.da Türkçe Arapça ile Farsçanın egemenliğine girmiş bulunuyordu. Bu süreci hızlandıran etkenlerin başında, toplumda ön planda olanların Arapça ile Farsça sözcüklerini kendi malları gibi özümseyip, kullanmalarıdır. Bu açıdan baktıkta, Osmanlıcanın İslam’la hiçbir ilişkisinin olmadığını söyleyebiliriz.(1)

IV. “UYDURMA KELİMELERİ BOYKOT ET!” diyor.

Birincisi, yazı dili insan türünün bir uydurması, yaratımıdır. Uydurma olmayan bir “kelime” var mı?

İkincisi, “BOYKOT” Türkçe değil, İngilizce bir sözcük. K.Mısıroğlu, “uydurma” Türkçe sözcükleri “BOYKOT” edeceğine, Türkçedeki farklı dillerin sözcüklerini “boykot” etse, Türkçeye daha yararlı bir katkısı olurdu.

V. “ (…) PRENSİP SAHİBİ OLDUĞUNU GÖSTERMELİSİN!” diyor.

Birincisi, “PRENSİP” Türkçe değil, Fransızca bir sözcük. Türkçesi “ilke”dir.

İkincisi, Türkçe de, “PRENSİP SAHİBİ” denmez. Dense Türkçe olmaz. Sahiplik, alınıp satılan mallara özgüdür. “PRENSİP” yani ilke, alınıp satılan bir mal değildir.

“ İlkeli olduğunu göstermelisin,” demeliydi, saygı değer yazarımız.

VI. K.Mısıroğlu’nun “boykot” edilmesini istediği “bin uydurma kelime” den küçük bir seçki hazırlamış. Bu seçkide “kuaför” ile “problem” sözcüklerini bizim uydurduğumuzu sanıyor. Oysa “kuaför” Fransızca, “problem” Yunanca bir sözcüktür.

Yazarımızın tutarsızlıkları saymakla bitmez. İyisi mi biz devam edelim…

Şimdi de K.Mısıroğlu’nun fetvasındaki son buyruğuna geldikte… “Müellif”imiz “AZİZ GENÇ”ine “BOYKOT” etmesini istediği “bin uydurma kelime”den küçük bir seçki hazırlamış demiştik. Bu sözcüklerin karşısına da kullanılmasını önerdiği “kelime”leri yazmış… İşte o “uydurma” sözcükler ile “kelime”ler:

“ANLAM” değil “MANA”

“AMAÇ” değil “GAYE” veya “MAKSAD”

“BAĞIMSIZLIK” değil “İSTİKLAL”

“BİREY” değil “FERD”

“ÇELİŞKİ” değil “TEZAD”

“DENEY” değil “TECRÜBE”

“DUYURU” değil “İLAN”

“ETKİ” değil “TESİR”

“ETKEN” değil “MÜESSİR”

“GENEL” değil “UMUMİ”

“GÖREV” değil “VAZİFE”

“GÜVENCE” değil “TEMİNAT”

“İLGİ” değil “ALAKA”

“İLİŞKİ” değil “MÜNASEBET”

“KANIT” değil “DELİL”

“KAPSAM” değil “ŞUMUL”

“KONUT” değil “MESKEN”

“KURAL” değil “KAAİDE”

“KURUM” değil “MÜESSESE”

“KUŞAK” değil “NESİL”

“KUAFÖR” değil “BERBER”

“MUTLU” değil “MES’UD” veya “BAHTİYAR”

“MORAL” değil “MANEVİYAT”

“NEDEN” değil “SEBEB”

“OLAY” değil “VAK’A” “VUKUA” veya “HADİSE”

“OLASILIK” değil “İHTİMAL”

“OKUL” değil “MEKTEP”

“ÖDÜN” değil “TAVİZ”

“ÖNERİ” değil “TEKLİF” veya “TAVSİYE”

“ÖRGÜT” değil “TEŞKİLAT”

“ÖĞRENCİ” değil “TALEBE”

“ÖZGÜR değil “HÜR” veya “MÜSTAKİL”

“ÖZGÜRLÜK” değil “HÜRRİYET” veya “İSTİKLAL”

“ÖZEL” değil “HUSUSİ”

“PROBLEM” değil “MES’ELE”

“SANIK” değil “MAZNUN”

“SINAV” değil “İMTİHAN”

“SOMUT” değil “MÜŞAHHAS”

“SORUMLU” değil “MES’UL”

“SOYUT” değil “MÜCERRED”

“SÖZCÜK” değil “KELİME”

“SÜREÇ” değil “VETİRE”

“TANIK” değil “ŞAHİD”

“TEPKİ” değil “AKSÜLAMEL”

“TOPLUM” değil “CEMİYET”

“TOPLUMSAL” değil “İÇTİMAİ” veya “MAŞERİ”

“TÜZEL” değil “HÜKMİ”

“ULUS” değil “MİLLET”

“YANIT” değil “CEVAP”

(…)

Dikkat ettim, K.Mısıroğlu’nun kullanılmasını istemediği sözcüklerin hepsi, günlük yaşamda hem halkça hem de yazarlarca kullanılıyor. Yaşıyor. Oysa onların yerine kullanılmasını önerdiği “kelime”ler ise pek kullanılmıyor. Ölmüş… Nurullah Ataç’ın deyimiyle; K.Mısıroğlu ölüyü mezarından çıkarmış, canlı görünsün diye pudralamış, giydirmiş, takıp koluna gezdiriyor… Bizden de el ele tutuştuğumuz kanlı canlı sevgilimizi bırakıp, bir ölüyü kolumuza takıp gezdirmemizi istiyor… K.Mısıroğlu kendini kandırmaya devam etsin. O kolundaki ölü kokmaya başladığında yanıldığını anlayacaktır…

1. Namık Kemal’in Türk Dili ve Edebiyatı Üzerine Görüşleri ve Yazıları

Kazım Yetiş, Alfa Basım Yayın Dağıtım, 1996

* Bu yazı İnsancıl Dergisi 279. sayısında yayınlandı. Yazının yayınlanan biçiminde Kadir Mısıroğlu’nun soyadı yanlışlıkla Mısırlıoğlu olarak yazılmıştır.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Diğer Haberler
    • TEOG bahane oyun şahane! (1)28 Eylül 2017 Perşembe 13:36
    • Orhan Kemal (4)28 Eylül 2017 Perşembe 10:03
    • Irak Kürdistanı: Halkın iradesi mi? Aşiret sultası mı?27 Eylül 2017 Çarşamba 22:01
    • Orhan Kemal (3)27 Eylül 2017 Çarşamba 00:01
    • Orhan Kemal (2)26 Eylül 2017 Salı 07:07
    • Akrep sahibine döndü: AKP kendi cihatçısıyla savaşacak!25 Eylül 2017 Pazartesi 11:47
    • Orhan Kemal (1)25 Eylül 2017 Pazartesi 11:26
    • Kalkıp göç eyleyeli 32 yıl oldu ama... Ruhi Su’nun sesi bugüne nasıl ulaştı?20 Eylül 2017 Çarşamba 17:00
    • Tarık Akan'a gecikmiş bir veda yazısı16 Eylül 2017 Cumartesi 13:39
    • Hudutların Kanunu / Lütfi Akad Yılmaz Güney'i ve Sinamasını anlatıyor-416 Eylül 2017 Cumartesi 13:32
    • Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)