• BIST 94.904
  • Altın 144,812
  • Dolar 3,5634
  • Euro 3,8799
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 21 °C
  • İzmir 25 °C
  • Adana 29 °C
  • Antalya 25 °C

Kanada'nın Tayyip'i kaybetti!

Kanada, 19 Ekim'de federal seçimlerde ezici bir çoğunlukla merkez sol Liberal Parti'yi seçti.

Kanada’da seçimleri kazanan Liberal partinin genel başkanı Justin Trudeau zaferini kutlarken, bu seçimi neden ve nasıl kazandığını yıllardır bu ülkede yaşamakta olan AYTÜL ÖZBAKIR’a sorduk.

Özbakır, ABC Gazetesi için Kanada seçimlerinin geçmişini ve bugünü kaleme aldı...

İşte sıcağı sıcağına, Yunanistan’ın ardından bir genç adam başarısı daha...

KANADA BU SABAH ÜMİDE UYANDI

Aytül Özbakır

Kanada, 19 Ekim'de federal seçimlerde ezici bir çoğunlukla merkez sol Liberal Parti'yi seçti. 

2015 federal seçimleri Kanada tarihinin en çekişmeli seçimleri oldu. Ülke, 2006'da iktidara, önce azınlık hükümeti olarak gelen, 2008'deki erken seçimlerde azınlık hükümetini devam ettiren ve 2011'de mecliste çoğunluğu alarak tek başına iktidara geçen Muhafazakar Parti tarafından yönetiliyordu.

Stephen Harper başkanlığındaki Muhafazakarlar, Kanada'nin 2008 ekonomik krizinden çok fazla etkilenmemesinden faydalanarak dokuz yıl iktidarda kalmayı başardılar. Bir görüşe göre Muhafazakarlar ekonomik kriz sırasındaki ülkeyi başarıyla yönetmeyi becerdiler. Gerektigi noktada bütçe açığı vererek, ekonomiye destek olmalarına rağmen, 2014'te bütçe açığını önemli derecede kapamayı başardılar.

Diğer bir görüş ise Kanada'nin 2008 krizinden çok fazla etkilenmemesinin nedeninin Harper ve Muhafazakarlar ile ilgi olmadığı; finans ve banka sektörünün iyi kontrol edilmesinden ve güçlü altyapısının olmasından kaynaklandığı.

Kanada ekonomisinin 2008'de büyük bir darbe almaması, ekonominin güçlü olduğu anlamına gelmiyor. Düşen petrol fiyatlari ekonomiyi, özellikle de Harper'in yuvası Alberta eyaletini vurdu, ekonomi 2015'te recession'a girdi. 

Harper'in ekonomik politikaları da bu konuda çok eleştirildi. Ekonomik kalkınmayı daha çok petrol çıkarmaya dayaması, Alberta ekonomisine katkı yapacak yatırımları yapmaması, özellikle de ülkenin bütün ekonomik geleceğini Alberta'dan Amerika'ya döşenecek yakıt hattı Keystone Pipeline'a bağlaması, şu andaki kötü ekonomik durumdan sorumlu tutuluyor.

Muhafazakar Parti lideri Stephen Harper koltuğunu kaybetti.

İŞLER KÖTÜ GİTTİKÇE HIRÇINLAŞTI

Keystone Pipeline projesi Harper'ın yönetimine getirilen eleştirileri de özetliyor: Petrol çıkarımına dayalı, diretmeci ve bilime kulak asmayan. Keystone Pipeline çevreciler tarafından eleştiriliyor ve Obama yönetimi projeye sıcak bakmıyor. Harper'ın bu konudaki diretmeleri yüzünden Kanada-Amerika ilişkileri soğuk bir döneme girdi. Harper, çevrecileri ve bilim adamlarını dinlememekle kalmadı, devlet için çalışan bilim adamlarına da sansür getirdi.

Stephen Harper'ın seçimleri nasıl bu denli büyük bir hezimetle kaybettiğini anlamak için Harper'ın yönetimine ve skandallarına bakmak lazım. Harper, 2011'den beri Kanada'yı Amerikan Çay Partisi değerleriyle yönetmeye kalkıştı. 

Bilime kulak asmamanın, sansüre sıcak bakmanın yanı sıra, Harper, Kanada'nın uluslararası ününe de zarar verdi. Kanada 2011'de Kyoto Anlaşması'ndan çekilen tek ülke oldu. Kanada'nin dış ülke yardımları, NATO üyesi olarak yaptığı askeri harcamalar hep geride kaldı.

KOLTUĞU KAYBETMEMEK İÇİN SKANDALA İMZA ATTI

Sosyal konularda küçük devlet taraftarı olan Harper skandallardan da nasibini aldı. Milletvekili harcama skandalları, seçim bağışları skandalları, hatta seçimde diğer partilere oy vereceği belli olan seçmenleri otomatik arama ile yanlış seçmen sandığına yönlendirdikleri robocall skandalı, Muhafazakarlar'ın gücü elde tutmak icin daha neler yapabileceği sorularını uyandırdı.

Muhafazakarlar konu güvenliğe geldiğinde küçük devleti bir kenara attılar. Terörizmi büyük bir sorun haline getirip (ki Kanadalılar bu takınıtıyla sosyal medyada "Kanada'da her sene Kanada geyiği tarafından daha çok insan öldürülüyor" diye dalga geçtiler) sıkı güvenlik yasaları getirdiler. Bunlardan C-51 polise ve istihbarat teşkilatına, insan hakları savunucularını rahatsız edecek derecede haklar getirirken; C-24, herhangi bir ülkede terörizmden hüküm giymiş Kanada çifte vatandaşlarını Kanada vatandaşlığından, yargısız, mahkemesiz çıkarıyor. 

Kanada, Harper hükümetinin altında göçmenliği iyice zorlaştırdı, mülteci alımlarını Başbakan'ın ofisine yönlendirerek, mülteci alımını yavaşlattı. 

Kanadalılar, Bodrum sahilinde boğularak bütün dünyayı mülteci sorunlarına uyandıran Aylan Kurdi'nin ailesinin, teyzeleri tarafından sponsor edilen mülteci başvurusunun da aynı nedenle yavaşlamış olacağı sorusunu sordular.

KANADALILAR 'MUHBİR' OLMAK İSTEMEDİ

Kötüye giden ekonomiyi gündemden indirmek için Harper seçim kampanyasında Kanada'nin alışmadığı bir bölücülük ve karalama kampanyası uyguladı. Justin Trudeau'nun tecrübesizliğini "Justin, is just not ready" (Justin, henüz hazır değil) kampanyalarıyla vurguladılar. En büyük kozları ise İslami terörizmi ve aşırı İslam'ı en önemli gündeme dönüştürme çabalarıydı. Barbar Kültürel Davranışlar (Barbaric Cultural Practices) telefon hattını kurup, insanları şüphelendikleri komşularını ihbar etmeye teşvik ettiler. Barbar Kültürel davranışlar ne diye sorarsanız: Çocuk evliliği, namus için işlenen cinayetler, çok eşlilik. Hepsi hali hazırda Kanada kanunlarınca zaten suç ve 911'i arayarak polise ihbar edilebiliyorlar.

Harper, kimi İslami kültürlerde olan bazı uygulamaları Barbar'lıkla özdeşleştirerek; Müslüman kadınların peçe ile yüzlerini örtmelerini Kanada değerlerine aykırı bulduğunu söylerek, Müslümanlar'ı hedef tahtası haline getirdi. Yıllardır süren bu sinsi söylemler nedeniyle, Kanada genelinde nefret suçlarında düşüş varken, Müslümanlara olan saldırılar 2013 itibarıyla %44 arttı.

19 Ekim seçimleri bu yüzden büyük önem taşıyordu. Kanada'yi Kanada yapan kültürel mozaiğin, çok kültürcülüğün, toleransın savunulacağı ya da Harper'in diğer Batı ülkelerini takip eden yabancı düşmanlığı yapan söylemlerin onaylanacağı bir seçimdi.

SEÇMENLER 'STRATEJİK OY' KULLANDI

Kanadalılar bu seçimin önemini anlamışlardı. Daha önceki seçimlerde görülmeyen bir seferberlik yaşandı. Stratejik oy vermemiz lazım diyerek, "swing riding"lerde hangi sol parti önde diye takip eden web siteleri açıldı.

Kanadalılar hayatlarında ilk defa "stratejik oy" terimini duydular. 2011 seçimlerinde üçüncü sıraya düşmüş olan Liberal parti, son hafta bir numaraya fırlayınca, Kanada nüfusunun %60'dan fazlasını oluşturan seçmenler büyük bir çoğunlukla Liberaller'in arkasında birleşti.

Sonuç: Kanada kırmızı renge bulandı. Atlantik'ten Quebec'e, Ontario'dan Vancouver'a ve Kuzey bölgerine (Northern Territories) kadar Kanada sadece Liberal'lere evet demedi, Harper'a ve muhafazakar politikalara hayır dedi.

43 yaşındaki Justin Trudeau babası kadar karizmatik olmasa da sıcaklığı ve sammiyeti ile sonuca ulaştı.

Liberal Parti'nin başında, efsanevi Başbakan Pierre Trudeau'nun oğlu, 43 yaşındaki Justin Trudeau var. Trudeau, babasıyla kıyaslandığında daha sönük bulunan ve politik tecrübesi diğer adaylara nazaran az olan bir parti lideri, Başbakan.

Parti liderliğine tökezleyerek başlamış olmasına rağmen, özellikle seçim kampanyasının son aylarında Trudeau kendi sesini buldu. Belki babasının keskin zekasına sahip değil bu eski öğretmen, ama sıcaklığı ve halka kulak verişi, Muhafazakarların karalama kampanyasının ters tepmesine yetti. Çocukluğundan beri medya büyüteci altında olan Justin Trudeau'nun deyim yerindeyse bütün kirli çamaşırları ve utandırıcı fimleri açıkta. Bağış için yaptığı striptizden, boks maçlarına, danslarına kadar Trudeau'nun her hali ve geçmişi Internet'te kolayca bulanabiliyor.

Belki de bu yüzden Trudeau Kanadalı olmayı temsil ediyor. Manken gibi yakışıklı olmasına rağmen, uncool'luğunu bu kadar güzel benimsemiş olması onu tam bir Kanadalı yapıyor. Rahat, komplekssiz ve herkesi kucaklayan bir Başbakan.

MÜSLÜMANLAR NEDEN 'TRUDEAU' DEDİ?

Dün geceki (19 Ekim 2015) zafer konuşması da bunun yansımasıydı. "Bir Kanadalı, Kanadalı'dır." diyerek Harper'ın iki sınıf vatandaş yaratma çabasına yanıt verdi. "Kanadalılar olarak farklılıklarımızla güçlüyüz, farklılıklarımıza rağmen değil" diyerek bölücü söylemlerin üzerini karaladı. Bu seçimler "olumlu politikların" sonucudur diyerek, karalamacı ve nefret konuşmalarıyla dolu ve diğer Batı ülkelerinde başarılı olan seçim kampanyalarının neden Kanada'da işe yaramayacağını gösterdi. Belki de gecenin en duygusal anlarından biri, başörtülü bir seçmenle olan anısıydı. Bebek kızını Trudeau'nun kucağına veren anne: "Ben sana oy vereceğim, çünkü kızım büyüdüğünde kendi seçimini yapabilsin istiyorum." demişti Trudeau'ya.

Trudeau'nun bu anıyı seçmiş olması, sadece Harper'a değil, İslamafobi üzerinden siyaset yapan bütün batılı politikacılara cevaptı.

Bu sabah (20 Ekim 2015), Kanadalılar dokuz senelik Muhafazakar iktidarından, kimilerine göre kâbusundan sonra, yeni bir ülkeye, yeni bir hükümete ve ümide uyandılar. Dünya ise daha uzlaşmacı, çevreci, ülkeler üstü kurumlara saygılı bir Kanada'ya.

Kanada'daki Türkler ise seçim sonuçlarına bakıp, darısı Türkiye'nin başına diyorlar.

ABC Gazetesi.com

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)