• BIST 73.391
  • Altın 133,104
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • İstanbul 2 °C
  • Ankara -7 °C
  • İzmir 9 °C
  • Adana 10 °C
  • Antalya 11 °C

Kapılar tümden kapanmadan! Geç olmadan...

Torun Ahmet TÜRKMEN

Günden güne 15 Temmuz’un sis perdesi aralanıyor. Bu sürecin başından iyi etüt edilerek yaşama geçirilmeye çalışılan, kendi içinde aşamaları olan bir proje olduğu ve adım adım uygulamaya konduğu görülüyor.

İçinde köktendinci eğilimlerin de olduğu sünni mezhepçi, muhafazakar- ırkçı, şoven milliyetçi ittifakı günümüzde açık bir işbirliğine dönüşmüş durumda. Bu olguyu başkanlık sistemi girişimleri, yurt dışı operasyonları, idam tartışmaları ve Kürt bölgelerine dönük “Yok etme” hareketlerinde açık bir şekilde görüyoruz.  

Bugün bu ittifak çeşitli operasyonlarla AKP ve MHP’ye oy vermiş kitleye kabul ettirilmeye çalışılıyor. CHP genel başkan yardımcısı Bülent Tezcan’a yapılan suikastın bu amaçla CHP tabanı ile, MHP tabanı arasındaki diyalogu kesmeye, Devlet Bahçeli’nin partisi içinde sarsılan imajını toparlatmaya dönük organize bir girişim olması gibi.

Bu süreçte ilk yapılan, toplumda ve devlet içinde yer alan demokratik odakların ve klasik cumhuriyetçi devlet refleksi ile hareket eden kadroların ortadan kaldırılması idi. Bu çerçevede ordu içinde ve önemli kurumlarda “Alan temizliği” yapıldı ve bu devam ediyor. Tüm direnç noktaları ve örgütlü güçler temizlendi ve bu devam ediyor. Devlet kurumlarında boşalan kadrolar ittifakın kadroları tarafından doldurulmaya başlandı.

Bu ittifakın ideolojik zemini olarak “Yeni Osmanlıcılık” akımı canlandırılmaya, Suriye, Irak üzerine silahlı güçleri göndererek, hiç çekinmeden kazanamayacakları bir maceraya ülkemizi sokuyorlar. Bununla iç kamuoyunda “Mezhepçi, milliyetçi“ dalgayı yükselterek taban desteklerini korumaya çalışıyorlar. Ülkenin bir kesiminde açık bir “İç savaş” yürüterek zaman içerisinde bir Türk- Kürt çatışmasını tetikleyerek fiili bölünmenin alt yapısını oluşturmaya çalışıyorlar. Ne acı ki bunu “Ülkeyi böldürmeyeceğiz” sloganı altına saklanarak yapıyorlar. Hatırlayalım, Cumhuriyet kurulmadan önce ülkemiz bu tür senaryoyu İttihak- Terakki hükümeti eliyle bir kez yaşamıştı. Enver Paşa 90 bir yurt evladını bir hayal uğruna Sarıkamış’ta kırdırmıştı. 

FETÖ ile mücadele görüntüsü ile kamuoyuna sunulan projede, örgütle mücadele gerçekte sadece “Zevahiri” kurtarma boyutundadır. Gerçek mücadele olsaydı örgütün temeline inilirdi. Onun temelini oluşturan “Siyasi boyutunun” üzerine gidilirdi. Ayrıca idam tartışmaları ile “Mücadele etmemenin” politik zemini oluşturuluyor ve net mesaj veriliyor. Ayrıca bu durum demokratik değerlerden tümden kurtulma ve bu arada Avrupa Birliği sürecinden tümden kopuşun aracı olarak kullanılıyor. 

Dikkat edilirse ittifak güçleri adım atarken çok aceleci, adeta “Yangından mal kaçırır” gibi davranıyorlar. Attıkları adımları siyasal güçlerin ve toplumun “Hazmetmesini“ beklemiyorlar. Daha yakın zaman öncesine kadar aylar aralığında attıkları adımları günümüzde adeta haftalık olarak atıyorlar. 

Bunda demokratik, siyasi iktidar karşısında birleşmek zorunda olan güçlerin, bu çerçevede oluşturulması gereken “Demokratik ve özgürlükçü“ cephenin oluşmasını önleme dürtüsünün yanı sıra ülke ekonomisinin içinde bulunduğu çıkmazın da etkisi vardır. Ülke, bırakalım ekonomik krizi, kaostan kaosa sürükleniyor. Attıkları her adım yeni bir kaosun tetikleyicisi durumuna gelmiş bulunuyor. Alınan bir karar, daha karar tam uygulanmadan yerini yeni kararlara bırakabiliyor. İkna eder gördükleri kitle bugün bunu görmeyebilir ama somut iş yaşamının içindeki insanlar bunu görüyor. Ülke ekonomisinin “Dipsiz bir karanlığa” sürüklenmekte olduğunu hissediyorlar. Bu nedenle bu çevrelerde alternatif arayışlar ve çıkış yolunu arama girişimleri artıyor. 

İşte Hükümet tüm bunları gördüğü için ve olağan koşullarda bir çıkış olmadığını bildiği için köklü bir rejim değişikliğini zorluyor. Cumhuriyeti ve onun tüm değerlerini ve kurumlarını yok etmeye çalışıyor. Bu nedenledir ki Cumhuriyet Türkiye’si ile özdeşleşen Cumhuriyet gazetesine hınçla saldırılıyor.

Tablo böyle. Bu tablo karşısında Cumhuriyet gazetesinden Özgür Mumcu’nun ifade ettiği gibi ‘Tehlikeye karşı ne yapacaksınız?’ sorusunu sormamız lazım. 

Yapılması gerekenler aslında net. Somut hedefler etrafında henüz yasalarda var olan haklarımızı kullanarak, şiddeti reddederek birleşik ve örgütlü bir mücadele ortaya koymak. Sivil insiyatifleri insanın olduğu her alanda harekete geçirmek. Bugünden yarına hak ve özgürlükler için, demokratik, özgür bir Türkiye için sokağın örgütlü gücünü yaratmaya çalışmak.    

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.