• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 8 °C
  • İzmir 14 °C
  • Adana 21 °C
  • Antalya 21 °C

'Kapitalizm yayıncılığı çıtır çıtır yedi'

7 Kasım’da başlayacak olan TUYAP İstanbul Kitap Fuarı öncesinde, yazar, şair ve reklamcı Bahadır Bayrıl Türkiye’deki yayıncılığı ABC Gazetesi için değerlendirdi…

V.B.Bayrıl​ 
Türkiye’de yayıncılık sektörü günümüzde neresinden tutsanız elinizde kalan bir halde. Nasıl mı? Sıralayalım: Yazar/üretici çoğunlukla çaresiz ve güçsüz. Yayıncı tümüyle esnaf olmak zorunda, çünkü ekonomik olarak ayakta kalmak zorunda. Dahası yazarlarını, çevirmenlerini kazıklamak sıradan bir ticari kod olmuş. Hatta dahası ve büyük çoğunlukla da şiir yayıncılığında görüldüğü gibi “ ver parayı basayım kitabını” sistemiyle çalıştıkça ortalığı vasatlığa boğuyorlar.

Kitapçılar, kitap ile birlikte başka herşeyi satmaya mecbur. Kitap ekleri bir-ikisi hariç tanıtım ve güzelleme yazısı yayınlayan, ilan parası için dokuz takla atan bir şahsiyetsizlik içinde. Eleştirmenler güzelleştirmene dönmüş, tanıtım ve halka ilişkilerciler kitap eki editörü olmuş, yazar menajerleri seyahat firması gibi hizmet veriyor, telif ajansları elle gelen düğün bayram. Ne kokar ne bulaşır ne de çalışır! Devlet sansürün yanı sıra KDV, bandrol vb gibi bir dizi kontrol ve cezalandırma düzeneği kurmuş.

Popüler edebiyat, daha doğrusu bir mal olarak edebiyat yayıncılığının tek bir amentüsü var. Ne olursan ol, sat, yeter ki sat!

Kitabın tümüyle bir endüstriyel ürün haline gelmesi Türkiye için şunun şurasında on-onbeş yıllık bir süreç. Türkiye gibi kapitalizmin henüz arabesk halinden çıkamadığı yarım yamalak ekonomik sistemlerde ise haliyle hiçbir şey yerine oturamamış oluyor. Ne telif hakları yasası hakkıyla çalışıyor ne de piyasanın hakiki koşulları. Dolayısıyla da aslında 3 milyar dolar seviyelerinde bulunan bir kitap yayıncılığı piyasasından kimin mutlu olduğu, aslan payını kimin aldığı sorusu ortada duruyor? Üstelik Türkiye dünya yayıncılık piyasasında 12. büyük piyasa olmayı başardığı bir zamanlarda…

Bütün bu birbiriyle içiçe girmiş çıkmazları aşmanın yolu var mı peki? Aslında var. Ama bu yolu yazdığınız zaman da ortaya aşılması gereken bir anlayış sorunu çıkıyor. Tümüyle kapitalistleşmiş bir ticari sistemdeyken, sistemin dışına çıkıp başka bir üretim, pazarlama, tanıtım, dağıtım ve yeniden üretim sistemi kurmak mümkün mü? Marjinal çözümlerin dışında hakiki bir çözüm yok aslında. Mevcut durumda ise en toplumcu- gerçekçi tutum; kapitalist bir oyun sahasında bu oyunu, kurallarını sürkülase ederek ileri bir kapitalist gibi oynamaktır. Fakat bu kez de bir dizi ideolojik ve ahlaki çelişki çıkıyor ortaya. Adorno’nun dediği gibi yanlış hayat doğru yaşanmıyor!

Meselenin üretici/yaratıcı kısmı için aslında 1980’lerin başında benzersiz bir YAZKO (Yazarlar Kooperatifi) tecrübesi yaşanmıştı. Fakat hafızasız bir toplumda bu girişimin niçin, nasıl, neden tasfiye olduğunu araştıran yok. Türkiye’de tarım kooperatiflerinin başına ne geldiyse yazarlar kooperatifinin de başına aynı şey mi geldi?

Neyse. Toparlayalım. Toplamı 3 milyar dolara ulaşan bir yayıncılık piyasasının hala pazarlama ve reklamcılık konusunda nal toplamasını, bu konuda dünyanın en ilkel sektörlerinden birini oluşturmasını nasıl düşünmek zorundayız?

Hatırlıyorum da Murathan Mungan’ın bir kitabı ilk kez Taksim civarındaki billboardlarda göründüğünde ne büyük gürültü çıkmıştı. Hele Orhan Pamuk’un Kar romanı billboardlar, basın ilanları, radyo spotlarıyla desteklenerek satışa sunulduğunda ortalığı kaplayan kesif haset ve hayret nidaları hâlâ aklımdadır.

Kapitalizm temelde rekabet sistemidir. Rekabetin her türü, kâr oluşturan her alanda mübahtır ve dahi zorunludur. Mecburiyettir. Şimdi tüm bunları reddederek herhangi bir yere varmamız mümkün müdür? Değildir elbet… Malların, ürünlerin, fikirlerin, ihtiyaç ve hatta arzuların bile “pazarlanabildiği” küresel kapitalist sistemde kitapların pazarlama ve reklam ile “kirletildiği” düşüncesi ve naifliğinin bizleri herhangi bir masumiyet alanına taşıması söz konusu bile değil. Fakat “pazarlama” iyidir, “markalaşmak” iyidir, “satmak” ve “satış için gayret göstermek” iyidir diye yazdığınızda bilirsiniz ki, ham halat kurnaz tipler size hemen kapitalizmin uşağı etiketini yapıştıracaktır. Ne yapacaksınız? Aynı tas, aynı tencere! Burası Türkiye!

 

 

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)