• BIST 107.202
  • Altın 145,263
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 30 °C
  • İzmir 34 °C
  • Adana 31 °C
  • Antalya 30 °C

Karanlık cinayet ve yanıt bekleyen sorular 

Tahir Elçi'nin katilleri bu soruların yanıtlarında gizli

ABC ÖZEL / Haber-Analiz

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi'nin öldürülmesi, AKP İktidarı'nın aceleyle PKK'yı suçlamasına ve olayı kapatma eğilimine karşın, aydınlatılması gereken birçok soruyu ve kanlık noktayı barındırıyor. 

Çünkü, Elçi cinayetinin gerek işleniş biçimi, gerekse saldırı öncesi ve sonrasında çıkan iki ayrı çatışmanın alışılmışın dışındaki nitelikleri, Elçi'nin vurulduğu yerde hemen ayaklarının dibinde kaldırımda bulunan ve uzun süre orada kaldığı görülen tabanca, bu tabancanın iki polisin vurulduğu silah ile aynı olduğunun açıklanması, olaydan hemen sonra Elçi'nin vurulduğu yerden hafif sakallı ve eli silahlı bir kişinin kaçarak uzaklaşması, polisi vurdukları söylenen ve Elçi'nin basın açıklaması yaptığı sokağa kaçan iki saldırganın polisin kurşun yağmuru altında (yakın mesafeden) koşarak ve vurulmadan kaçması gibi bir dizi olay ve yanıtlanmamış soru; bu cinayetin çözümü kolay olmayan ve hemen hüküm verilmesi zor "karanlık" bir olay olduğunu gösteriyor.

Bu nedenle ABC Gazetesi olarak, olayın nasıl geliştiğini, hem yerel kaynaklardan aldığımız bilgileri hem basın açıklamasını izleyen gazetecilerin gözlem ve değerlendimelerini hem de resmi açıklamaları dikkate alan bir yerden, derli toplu bir şekilde tekrar vermekte ve analiz etmekte yarar görüyoruz.

Dört Ayaklı Minare

Daha önceki çatışmalarda zarar gören Dört Ayaklı Minare’nin önünde, olaylar nedeniyle zarar gören tarihi mirasa da dikkat çekmek amacıyla basın açıklaması yapan Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, konuşmasını bitirdikten 2 dakika sonra nereden geldiği belli olmayan tek kurşunla ensesinden vurularak yaşamını yitirdi. Olay yerinde basın toplantısını izleyen Anadolu Ajansı muhabiri bir gazeteci de yaralandı.

Bu cinayetten hemen önce Tahir Elçi'nin basın toplantısı yaptığı sokağın açıldığı ana caddede çıkan çatışmada de  2 polis yaşamını yitirdi, 1 polis yaralandı.  İlk otopsi raporunda Elçi’nin "uzak atışla" vurulduğu belirtildi.

Diyarbakır'ın merkez Sur ilçesinde bulunan, kentin tarihi simgelerinden olan İslam'daki 4 mezhebi simgeleyen Dört Ayaklı Minare, hafta içinde çıkan çatışmalarda kurşunların isabet etmesi yüzünden hasar gördü. Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi de baro üyesi 20 avukatla birlikte dün saat 10.30'da minare önünde basın açıklaması yaptı.

Polise garip saldırı

Elçi’nin konuşmasını tamamlamasından yaklaşık 2 dakika sonra çevrede silah sesleri duyulmaya başlandı. Olay anında ve öncesinde yaşananlar kameralara yansıdı. Gazi Caddesi üzerinde polisin takip ettiği bir taksi, Dört Ayaklı Minare’nin bulunduğu Balıkçılarbaşı semtindeki sokağın başında sivil polislerce durdurulmak istendi. 

Bu sırada takside bulunan 2 kişinin polislere içeriden tabancayla ateş açtığı ileri sürüldü. Bu çatışmada polisler Ahmet Çiftaslan ile Cengiz Erdur şehit olurken, 1 polis de yaralanıp yere düştü. Saldırı sırasında çevrede büyük panik yaşandı.

Çatışma sokağa yayılıyor

Saldırganlar daha sonra Tahir Elçi’nin de bulunduğu ve basın açıklamasının yapıldığı Dört Ayaklı Minare’nin bulunduğu sokağa doğru koşuyor. Bu sırada Elçi’nin yanında bulanan polislerin de saldırganlara yöneldiği görülüyor. Polisler, karşı kaldırımda koşarak kaçan, silahlı ve saldırgan oldukları belirtilen kişilere ateş etmeye başlıyor. 

Ancak, bu kişiler adeta kurşun yağmuru altında ve vurulmadan koşarak kaçıp gidiyor. Bu arada kamera kayıtlarında, kaçan kişilerden birinin (arkada olanının) baş ya da omuz bölgesine yakın bir yerinden vurulmuş gibi görünmesine karşın, koşmaya devam ederek gözden kaybolduğu görülüyor.

Elçi ensesinden vuruluyor

Bu sırada gazeteciler ve aralarında Tahir Elçi’nin de bulunduğu avukatlar ateş hattında kalıyor. İşte tam bu sırada sırada Elçi kanlar içinde minarenin ayaklarını dibine düşüyor. Olayda Anadolu Ajansı muhabiri Aziz Aslan da yaralanıyor. 

Uzaktan keskin nişancı ateşi mi?

Olayın meydana geliş şekli, bir keskin nişancının uzaktan ateş ettiği şeklinde izlenim yaratıyor. Sanki basın açıklamasının yapıldığı bölgeye yakın bir yerde çıkan ve olayın yaşandığı sokağa sıçrayan çatışmayı fırsat bilen biri uzaktan tek el atışla Elçi'yi ensesinden vuruyor. Tahir Elçi'nin ensesinden giren merminin sol göz bölgesinden çıktığı görülüyor.

Olay yerinden kaçan sakallı kişi kim?

Çatışma nedeniyle bölgeye uzun süre ambulans giremeyince, Elçi’nin cenazesi ile yaralılar alandan alınamıyor. Ancak çatışmanın bitmesiyle birlikte yaralılar ile Elçi’nin cenazesi alınarak hastanelere götürülüyor. Bu arada, yani çatışmanın bittiği ve olay yerine ambulansların geldiği sırada, nereden çıktığı anlaşılmayan hafif sakallı bir kişinin de elinde tabanca ile koşarak uzaklaştığı görülüyor.

Savcının geldiği olay yerinde roketli saldırı

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz, bir başsavcı vekili, iki cumhuriyet savcısı ve Baro yönetim kurulu üyeleriyle birlikte, dün saat 15.00 sıralarında Elçi’nin öldürüldüğü yerde inceleme yapmak için Dört Ayaklı Minare’nin olduğu bölgeye gidiyor. Başsavcı incelemesini sürdürürken, sokak aralarından otomatik silah ve roketatarla bir saldırı yapılıyor.

Uzaktan kumandalı bomba

Bütün bu olup bitenlerde sonra, yine savcıların bulunduğu sırada çevrede güvenlik önlemi alan polis zırhlı aracı geçerken, yola tuzaklanan bombanın uzaktan kumandayla patlatılıyor. Patlatılma sonucu araçtaki üç polis daha yaralanıyor. Bunun üzerine Başsavcı Solmaz ve beraberindekiler zırhlı bir araca bindirilerek ve yakın koruma altında daha güvenli bir yere götürülüyor.

Diyarbakır Valiliği, Elçi'nin öldürülmesinin ardından merkez Sur ilçesinin 6 mahallesi ile 1 caddesinde dün saat 13.00'den itibaren ikinci bir duyuruya kadar sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini açıkladı.

Yanıt bekleyen sorular

Gerek olay öncesi ilk çatışma, gerek Elçi'nin vurulmasından sonra meydana gelen roketli saldırı ve uzaktan kumandalı bomba, gerekse sonradan çıkan çatışmalar gizemini koruyor. Bu saldırı ve çatışmaların nedenine ilişkin olarak polis tatmin edici bir açıklama yapamıyor. Yandaş ve islamcı/mezhepçi basının, hükümetin tutumu doğrultusunda hemen "olağan suçlu" olarak ve büyük bir aceleyle cinayetin sorumluluğunu PKK'ya yıkmaya çılışması da kimseyi ikna edemiyor. 

Elçi'nin tam olarak nasıl vurulduğu, saldırıyı gerçekleştirdikleri belirtilen iki kişinin mermi yağmuru altında nasıl kaçtıkları ve sonrasındaki çatışmaların nedeni, yanıtlanması gereken sorular olarak önümüzde duruyor. Daha da önemlisi, herşey olup bittikten sonra nereden çıktığı belli olmayan ve olay yerinden kaçan silahlı ve hafif sakallı bir kişinin kim olduğu sorusu, bu karanlık cinayetin aydınlatılması bakımından önem kazanıyor.

Sıradan polisleri aşan bir tertip mi?

Olayın oluş ve gelişme biçimine bakınca, o sırada bölgede bulunan sıradan polisleri aşan, planlı bir cinayet olabileceği yönündeki iddialar önem kazanıyor. Bu cinayette, yeniden yapılandırılan ve bu yapılanma ile bölgede başından beri işbirliği halinde olduğu bilinen 'Hizbullah'ın payının olup olmadığı da, yukarıda sorduğumuz sorulara verilecek gerçek ve kanıtlara dayalı yanıtlarla ortaya çıkacak.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)