• BIST 107.202
  • Altın 145,263
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 28 °C
  • İzmir 30 °C
  • Adana 32 °C
  • Antalya 30 °C

Katiller ve timsahlar arasında

Paris katliamının ardından cihatçılarla ilişkilerde önemli bir dönemece geldiğimiz ortada. Ya ölümlerin durması için radikal bir adım atılacak yada katliamın ardından timsah gözyaşı dökenlerin peşinde akan kanın çoğalmasına seyirci kalınacak. Avrupa’nın ö

Çağlar Tekin / Haber Analiz
ABC Gazetesi / ÖZEL

Dün gece Fransa’nın başkenti Paris’e düzenlenen eş zamanlı yedi saldırıda hayatını kaybeden resmi açıklamaya göre 128 insanın ardından üst üste dünya liderlerinden kınama mesajları geldi. Dikkat çeken nokta şu ki, açıklama yapan ilk liderler Suudi Arabistan Kralı Selman, Türkiye adına Erdoğan, Katar Emiri Hamed gibi IŞİD’in ve benzeri diğer cihatçı terör örgütlerinin en büyük finansörü ve destekçileri olmalarıydı. Suriye’de ölen 300 bine yakın insanın ve evlerinden olan aşağı yukarı 6 milyon insanın hemen hepsinin kanında birinci dereceden pay sahibi olan liderler yani. Bir nevi kendini aklama gayreti ve timsah yaşları gösterisi izledik buğulu gözlerle Paris’te kardeşlerimizin katledilmesinin ardından. Ilk açıklamaların bu liderlerden gelmesi ise tesadüf değil, yaktıkları terör ateşinin Batı’ya sıçramasının ardından kendilerine yönelecek tepkiden bir kaçış arayışıydı. Ankara katliamının ardından yazılı açıklamayla yetinen ve katliam alanine ziyaret için günlerce bekleyen, ekranlar karşısında sırıtan bakanlara sessiz kalmayı tercih eden Erdoğan’ın dünkü telaşını bir de böyle okumayı denemeli.

Gözler Türkiye ve Erdoğan’da

Nitekim, saldırının hemen ardından Fransız ve İngiliz televizyonlarında sahne alan uzmanlar en kuvvetli biçimde Türkiye’nin ve ‘lider’i Tayyip Erdoğan’ın IŞİD’in güçlenmesini ve Avrupa’ya taşınmasını sağladığını dillendirdiler. Sanırım Tayyip Erdoğan’ın ABD’den bir ‘güvenli bölge’ izni ve desteği koparmak ve bunun için AB ülkelerinin desteğini almaya yönelik göçmen kartı ters tepti. Hem ABD AB’nin baskısını çok önemsemedi, hem de AB ülkeleri kendilerine yönelik bu adımın ülkelerini cihatçı saldırılara karşı çok daha güvenliksiz kıldığı için Erdoğan’a tepki göstermeyi seçebilecek duruma geldiler. Ancak Fransız yorumcuların eksik bıraktıkları şeyler de var. Kendi liderlerinin ve ABD liderinin de Erdoğan’ı seyretmekle kalmayıp teröre destek verdiklerini söylememeleri, ayrıca daha bir gün önce Beyrut sokaklarını, henüz aynı gün Suriye, Irak ve Yemen sokaklarını kana bulayan teröristlere karşı kendilerinin sessiz kalmalarının da bu katliama alan açması bu da. 

Değişen Fransız dış politikası

Fransa, gerek Irak’ın devrik lideri Saddam Hüseyin ile olan yakın ilişkileri gerekse de bugünü öngören politikaları sebebiyle terörü coğrafyamıza çağıran Irak’ın işgaline karşı durmasıyla öne çıkmış ve bu sebeple ABD’nin aşağılamalarına maruz kalmış bir ülke. Aynı dönemde Filistin’e yönelik destekleyici tavrı sebebiyle de İsrail’den ciddi tepki görmüş bir ülke. Bu durum, Avrupa’da eski Afrika sömürgeleri sebebiyle en fazla müslüman vatandaşa sahip Fransa’yı içerde huzurlu kılan bir başlıkken özellikle önceki Cumhurbaşkanı Sarkozy döneminde Libya’nın işgaliyle başlayan ve sonrasında Mali işgali, Orta Afrika Cumhuriyeti işgali, Suriye’ye yönelik vekalet savaşında aldığı rollerle beraber bu denklemden koparak ABD’nin insiyatif yitirmesinden faydalanmaya çalışan Hollande dönemindeki icraatlarıyla sıyrılmış ve iç huzursuzluklarını da tetiklemiş bir ülke pozisyonuna getirmiş durumda.

Teröre silah desteği

Hollande, henüz Batı Suriye’deki teröristleri silahlandırma kararı almamış ve ‘ambargo’ uyguladığını açıkladığı dönemde dahi bu örgütlere silah gönderdiklerini itiraf etti. Üstelik Hollande, bu silahları “kendilerinin doğru ellere ulaştığından emin olacak şekilde teslim ettik”lerini de söyledi. Söz konusu silahların Türkiye üzerinden gittiğini ifade etmenin gereği yok sanırım. Hollande’nin bu silahları 2012 yılında, savaşın Suriye’nin lehine toparlandığı bir dönemde dengelerin teröristlerden yana dönmesi için yolladıklarını söylemesi de önemli itirafları arasında. Söz konusu silahlar anti-tank füzelerinden patlayıcı madde yapımında kullanılan ekipmanlara kadar uzanan geniş bir yelpazeye sahip.

Bunlara ek olarak Fransız vatandaşlarının Suriye’ye geçişi konusunda da göz yumdukları bilinen bir gerçek. Fransa, şu an IŞİD saflarında en fazla vatandaşı bulunan Avrupa ülkesi. 2 bin Fransızın IŞİD saflarında şu an savaştığı ve bu rakamın ülkelerine dönenler ve ölenler de dahil edildiğinde 3 bini aştığı biliniyor.

Artık karar verme zamanı 

Suriye’de teröristler Lazkiye, Halep ve Şam’a saldırırken “devrimci” diyen Fransız medyası şimdi şapkasını önüne koyup düşünmeli. Fransa’nın bu saldırının ardından önünde birkaç alternatif var, hangisi için alt yapı hazırlanacak.

Düşünmeliler çünkü saldırı terörün geleceği için çok önemli bir süreçte gerçekleşti. Sadece kısa sure içinde yaşanan gelişmeler bir göz atmak dahi önemli bir tablo koyuyor önümüze.

Teröre mi, mücadeleye mi destek verilecek?

Rusya’nın müdahalesinin ardından hem moral bulan hem de Rus hava desteği alan Suriye Ordusu, İran ve Hizbullah’ın da desteğiyle Halep, Şam ve Lazkiye’de önemli başarılar elde ederek IŞİD’e ve diğer cihatçı terör örgütlerine karşı psikolojik üstünlük elde etti. Özellikle Kuveyris Askeri Havaalanı zaferi ülke içinde büyük bir motivasyon ve sevinç yarattı.  

Aynı dönemde Rus istihbaratının da yardımıyla Irak Ordusu Ramadi’ye ABD desteğinin bir türlü sağlamaması sebebiyle başlatamadığı operasyonu başlattı. ABD’nin 3 sene süreceğini iddia ettiği rafineri kenti Beyci’nin kurtarılması operasyonunun İran’ın da desteğiyle kısa sürede alınması Iraklıların da motivasyonunu arttırmış durumda. Kürt kuvvetlerinin de Şengal’i alması hem bunu pekiştirici bir özelliğe sahip hem de IŞİD’in ikmal yolları için önemli bir sıkıntı yarattı.

Suriye tarafında da YPG ve ÖSO ittifakının ABD’nin de desteğiyle Hol Kasabası’nı kurtarması ikmal yolları konusunda IŞİD’in yaşayacağı sıkıntıyı arttırıcı nitelikte.

IŞİD bu sure içerisinde sadece Fransa’da değil Beyrut, Yemen ve Irak’ta da önemli bombalı saldırılar düzenleyerek büyük katliamlara imza attı.

Viyana’da Rusya ve Batının anlaşamadığı toplantının öncesinde Suudi Arabistan’ın Türkiye üzerinden cihatçılara gönderdiği desteği misliyle arttırması bölgede çok hızlı ve önemli kayıplar yaşayan teröristleri toparlamaya yönelik ancak bu yardımlar şimdilik sadece gerilemelerini yavaşlatmış durumda. Ve tüm bunlarla beraber İngiliz Dışişleri Bakanı Philip Hammond’un ve Rusya’nın yaptığı açıklamalarla kimlerin terrorist kimlerin müttefik örgüt sayılacağı tartışması devam ediyor. Burada en karanlık hamleyi Katar ve AKP Kaide bağlantılı Ahrar’ı da ‘müttefikler’ listesine katma çabalarıyla yapıyorlar. Ve ABD’nin baskısıyla Rusya’yı ekonomik krize sürüklemek için petrol fiyatlarını düşüren Suudi Arabistan ve Katar ekonomik kriz sinyalleri vermeye başladı. Bu sebeple Yemen ve Suriye’ye yönelik saldırıları kendi iktidarları içerisinde de tartışılmaya başlanmış durumda.

Fransa’nın kritik adımı

Tüm bu gelişmeler dikkate alındığında Fransa’nın bundan sonra alacağı tutum daha kritik olacağa benziyor. 

Hollande’nin “acımasızca savaşacağız” cümlesi ABD liderliğindeki koalisyonda Fransa’nın daha fazla rol alması ve IŞİD dışındaki cihatçıları daha fazla silahlandırması anlamı taşıyacak ya da Rusya ve Suriye çizgisine gelerek tüm teröristlere karşı saf alacak. Ilkini seçip cihatçıları daha fazla silahlandırırsa yeni terör grupları yaratarak bu kanın akışını çok daha yüksek boyutlara taşıyacak.

İkincisini seçerse gerçek bir teröre karşı mücadele sürecine girecek. Açık söylemek gerekirse her iki durumda da IŞİD Fransa’nın içinde daha fazla kan dökmeye devam edecek. Dün atılan yanlış adımların telafisi bir iki günde mümkün değil. IŞİD’in Avrupa’da çok sayıda uyuyan hücresi ve Erdoğan’ın göçmen kartını oynamak için sınırları açması bu sayıyı misliyle arttırdı. Ancak, Suriye devletiyle beraber hareket, orta vadede terörü çok daha engellenembilir boyuta çekmeye yarayacak.

Bu hem Fransız halkının hem de bizlerin geleceği için tek çıkış yolu.

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)