• BIST 75.929
  • Altın 129,650
  • Dolar 3,4399
  • Euro 3,6520
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 8 °C
  • Adana 9 °C
  • Antalya 12 °C

Kıdem tazminatında yeni tarih Mart 2017

Hüseyin İrfan Fırat

Çalışma hayatımızın son dönemdeki en önemli konularından biri de şüphesiz ki kıdem tazminatı fonu yasasıdır, Yasa geçtiğimiz hafta sonu Resmi Gazetede yayımlanan hükümetin 2017 yılı programıyla tekrar ülke gündemine geldi. Programın hayata geçirilecek tedbirler bölümünde "Bireysel hesaba dayalı kıdem tazminatı sistemine yönelik mevzuat çalışması yapılacak" ifadeleri yer almaktaydı, bu tedbirin süresi olarak da Mart ayı sonu belirlendi.

Benim bu konudaki en son yazımın başlığı “bitmeyen senfoni kıdem tazminatı” idi. Gerçekten de ülkemizde üzerinde bu kadar spekülasyonlar yapılmış ve sürünceme de kalmış çok az yasa vardır sanırım.

Bilindiği gibi 4857 sayılı son İş kanunumuz 2003 yılında hayata geçmişti ve bu yasada kıdem tazminatına yer yoktu. Yine bu yasa ile kıdem tazminatına ilişkin bir fon oluşturulacağına ilişkin madde yer almaktaydı. Aradan tam 13 yıl geçti ve bu konuda her hangi bir düzenleme yapılmadı, yapılamadı. Şu anda hala bir önceki yasa olan 1475 sayılı İş Kanununu muzun 14. Maddesi yürürlüktedir.

Neden yasal düzenleme yapılamıyor?  

Bu kadar uzun süredir yeni bir yasal düzenleme yapılamamasının en önemli nedeni kanımızca sosyal taraflardan emek kesiminin fon müessesine sıcak bakmamasıdır. Gerçekten de ülkemizde çalışanların özlük haklarına ilişkin kurulan fonların (tasarrufu teşvik fonu, konut edindirme fonu vb.) akıbetleri hep kötü sonuçlanmıştır. Çalışanlar bu fonla birlikte de aynı sorunları yaşamaktan açık bir biçimde korkmaktadırlar. Bunun yanında emek tarafı ülkemizde yaklaşık 80 yıllık bir geçmişi olan ve kendileri için bir kazanım olarak gördükleri kıdem tazminatı müessesini son derece önemsemekte ve bir güvence olarak algılamaktadırlar. Geçmişi bu kadar eskiye dayanan bu kazanımlarından fonla birlikte kayba uğrayacaklarını düşünmektedirler.

Fon konusundaki belirsizlikler

Çalışan kesimin yasa ile ilgili önemli muhalefet nedenlerinden biri de şüphesiz ki bu yasa ile mevcut yasadan farklı olarak tam anlamıyla ne tür bir fonla karşı karşıya kalacağımızın bilinmemesidir. Gerçekten de fonun oluşturulacağının açıklandığı 2003 yılından bu yana bu fonla ilgili o kadar farklı yasa taslakları ile karşılaştık ki yasa çıkıp da önümüze gelmeden fonun nasıl uygulanacağı ve çalışanların kayıplarının olup olmayacağını bilmek hakikaten mümkün değil. Örneğin en son fonda biriken kıdemlerin emekli olan işçiye şimdi olduğu gibi her yıl için 30 gün tutarında değil bunun yarısı kadar ödeneceği ve işçinin ciddi bir kaybının olacağı dahi yazılıp çizildi.

Fon gelirse uygulama nasıl olacak?

Kıdem tazminatı fonu gelirse özetle çalışanlar şu anda olduğu gibi işten geçerli sebeple çıkarıldıklarında, haklı sebeple işten ayrıldıklarında, askere giderken, evlendiklerinde (kadın işçi), emeklilik prim günü ve süresini doldurup yaşı beklemek için işten ayrıldıklarında kıdem tazminatı alamayacaklar. Sadece emekli olduklarında kendilerine fonda biriken kıdem tazminatları ödenecek. Bu arada emekli olmadan vefat edenlerin kıdemleri yasal varislerine ödenecek. Ayrıca fonda en az 10 yıl kalanların ev sahibi olmak istediklerinde kendilerine kısmi ödeme yapılacak.

Fonla ilgili merak edilenler

İşte pek çok çalışanın ve bizim kafamızı kurcalayan bazı sorular;

Bu fonda geçmişteki fonlar gibi yağmalanır mı? 

Aracı kurumlarında devrede olacağından söz ediliyor bu durumda olası olumsuz durumlara karşı Fon devlet güvencesinde olacak mı?

Fon yasası gerçekten de işçinin aleyhinde (şimdiki sistemden daha düşük) ödeme sistemleri içeriyor mu?

Yasa çıkmadan önceki (birikmiş) kıdemlerin durumu ne olacak?

Ülkede pek çok çalışan asgari ücret almadıkları halde asgari ücretten sigortalı gösteriliyor. Bu durumda kıdemleri de bu düşük tutardan ödenecek. Buna karşı ne önlem düşünülüyor?

Dileğimiz tüm bu sorulara yanıt alabileceğimiz ve sağlıklı değerlendirme yapabileceğimiz net bir yasa metninin süratle ortaya koyulmasıdır. Böylece emek kesiminin getirilmek istenilen yeni düzenleme ile kendileri açısından hak kayıplarının söz konusu olup olmayacağını bilmeleri mümkün olacaktır. Şayet yasa tasarısı emek kesiminin endişeleri doğrultusunda mevcut durumu daha da geriye götürecek ve hak kayıplarına sebep olacak bir metin ise hükümetin sürekli sözünü ettiği “sosyal taraflar arasında mutabakat” pek de mümkün görünmüyor.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.