• BIST 99.639
  • Altın 141,794
  • Dolar 3,5028
  • Euro 3,9236
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 26 °C
  • Adana 21 °C
  • Antalya 24 °C

'Kıdemli' gerici edebiyat eleştirmenliğine soyundu

'Kıdemli' gerici edebiyat eleştirmenliğine soyundu
AKP’ye yakınlığı ile bilinen Yeni Şafak Gazetesi köşe yazarlarından, ‘kıdemli’ gerici Yusuf Kaplan, edebiyat eleştirmenliğine soyundu.

Her fırsatta cumhuriyete ve laikliğe saldıran ve son zamanlarda ağırlıklı olarak referandum konusuna köşesinde yer veren ‘kıdemli’ gerici Yusuf Kaplan,  bugünkü yazısında edebiyat eleştirmenliğine soyundu.
Kaplan’ın yazısından öne çıkan başlıklar şu şekilde;

“Tam da yapılan muhasebenin sonuçlarının devşirileceği, Meşrûtiyet süreçlerinde ortaya konan külliyatın önümüzü açacak bir yol haritasını nasıl çıkarabileceğimiz yakıcı meselesi üzerinde kafa patlatacağımız bir süreçte, devrimlerle birlikte medeniyet iddialarımızı terkettiğimizi ilan ettik dünya âleme: Tarih yapmış, tarihin akışını değiştirmiş bir toplumun intiharı demekti bu!

Fuad Köprülü, Adnan Adıvar, Yahya Kemal, Ahmet Haşim, Hilmi Ziya Ülken, Ziya Gökalp, Celal Nuri, Fındıkoğlu gibi Cumhuriyet döneminin fikir ve sanat hayatının temellerini atan öncü isimler, Meşrûtiyet'in çocuklarıydı...
Ama arkası gelmedi. Gelemezdi; bu mümkün değildi; çünkü yaşadığımız medeniyet değiştirme serüveni, Meşrûtiyetlerde dikilen bütün ağaçları budadı, çınarların kökünü kuruttu, tarih bilincimizi linç etti...
Sonuçta, Türkiye, yörüngesini yitirdi...

Medeniyet dinamiklerini inkâr eden bir toplumun yörüngesini yitirmesi, başkalarının yaptığı tarihin önünde sürüklenmesi önlenemezdi...

Meşrûtiyetlerin üretken fikir ve sanat ortamının ürünü Yakup Kadri'nin başını çektiği büyük romancılar kuşağının ürünleri ve Tanpınar'ın, Peyami Safa'nın, Kemal Tahir'in devam ettirdiği, sonraki kuşakta Sezai Karakoç, Nurettin Topçu, Atilla İlhan, İdris Küçükömer, Cemil Meriç ve Nuri Pakdil'in yeni ufuklara taşıdıkları fikir ve sanat adamlarının eserleri, medeniyet dinamiklerini inkâr eden ve yörüngesini yitiren Türkiye'nin nasıl bir yabancılaşmanın, savrulmanın ve yokoluş felâketinin eşiğine sürüklendiğini resmetti.
TÜRK ŞİİRİNİ KOMAYA SOKAN “GARİP” İŞLER...

Bu serüvenle, düşe-kalka yol almaya çalıştık ama sonuçta bütün varoluş damarlarımızı kuruttuk. Bunun en güzel ama ürpertici örneği Garip Şiiri ve İkinci Yeni Şiiri'ydi.

Birinci Yeni, adı üstünde, “garip” bir şiirdi: Çapsızdı. Kısırdı. Evsizdi. Bir alev gibi parladı, söndü gitti.
Biraz Garip Şiiri'nden ders alarak doğan İkinci Yeni Şiiri'nde bir çap vardı ama ruhsuzdu.

Yunus gibi, Fuzûlî gibi, Bâkî gibi, Nabî gib, Şeyh Galip gibi muazzam şairlerin gergef gibi ördükleri, irfan geleneğimizin derûnî pınarlarından kana kana içerek şiir medeniyetine dönüştürdükleri medeniyetimizin şiir damarını kuruttu İkinci Yeni: Şiirimizin sentaksına, semantiğine ölümcül bir darbe vurdu; şiirimiz nefesini, diriltici sesini yitirdi: Komada"

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Diğer Haberler
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)