• BIST 106.649
  • Altın 144,151
  • Dolar 3,5252
  • Euro 4,1269
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 30 °C
  • İzmir 33 °C
  • Adana 34 °C
  • Antalya 31 °C

Kılıçdaroğlu: Başkanlık bölücülüktür

Kılıçdaroğlu: Başkanlık bölücülüktür
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuşuyor.

'Başbakan Kemal' sloganları eşliğinde kürsüye çıkan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, konuşmasına tüm vatandaşları selamlayarak başladı.

Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin tarihinin en kritik günlerini yaşadığını söyledi.

TAŞERON İŞÇİLER

Biz taşeron işçileirn hepsine kadro vereceğimizi söyledik. Biz kimsenin ekmeğiyle, işiyle aşıyla oynamayız. Birinin ekmeği ile oynamak dünyanın en ahlaksız işidir. ASKİ işçileri 'İşimize son veriyorlar, bizimle ilgilenin' diye bize geldiler. Onlara söz verdim. Başbakan'â mektup yazacağım diye. Bu mektubu yazdım, kendisine gönderdim. Ankara Büyükşehir Belediyesi'nde 1722 işçinin işine son verildi.

Bir milyonu aşkın taşeron işçilere sesleniyorum. Sizin sorununuz bilen Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Siyasi görüşün ne olursa olsun, dana kadro vermek benim boynumun borcudur. Bunun mücadelesini sonuna kadar vereceğim. Senden sadece bir isteğim var. Bu taahütümü yerine getirmem için bizi iktidara getirmen gerekiyor. Bizi iktidara getirin, hepinize kadro sözü veriyorum.

Her sözümüzün arkasında durduk. Asgari ücret 15oo lira olacak dedik. İktidara gelmedik ama CHP'li belediyelerde asgari ücret net 1500 lira.

SOMA FACİASI

Soma'da bir facia yaşandı. Ben yurt dışı geizmi iptal edip Soma'ya gittim. Orada pek çok sözler verildi. 301 maden işçisi evlertne helal ekmek götürmek için yola çıkmıştı, hayatını kaybetti. Ben o olaydan sonraki grup toplantısında sadece o 301 işçinin ismini okudum ve "Sizin haklarınız aramak benim namus borcumdur" dedim. O verilen sözlerden bazıları yerine getirildi, ama bu sözler yerine getirilmedi.

Verilen sözler şuydu:

- "Devlet denetimi ve teftişler tamamlanana kadar kimse maden ocaklarına inmeyecek ve kimsenin işine son verilmeyecek" dediler.. Ama 1 Aralık günü 2831 işçinin işine bir telefonla son verildi. 

- "Ölen işçilerin bütün tazminatlarını ödeyeceğiz" dediler. Ama uzun süre öödemediler. Tazminatları 24'e böldüler, 24'te beşini ödediler. Bugün 7 Haziran'dan bu yana tazminatın 5'ini ödediler. Ölüm peşin, tazminatı taksitle.

- Kazadan 36 gün sonra şirket kendi mal varlığına tedbir koydurdu. İşçiler tazminatlarını almak için mal varlığına el koydurmasın diye. Bunun takibini de CHP'li arkadaşımız Özgür Özel takip ediyor.

İş kazalarında dünyada 3. sıradayız. 2016'ın ilk dört ayında 586 işçi iş kazalarında hayatını kaybetti.

CAN DÜNDAR'A YAPILAN SALDIRI

Doğru haber yaptığı için mahkum edilen gazeteciler var. Haber doğru mu doğru. Peki doğru haber için bir gazeteci neden cezaevine atılır. Ben bu kürsüde TIR şoförünün ifadesini de okudum. Kralın çıplak olduğunu herkes biliyordu. Can Dündar'la Erdem Gül de 'kral çıplak' dediler. Ama "Hesabını vereceksiniz" diyor. Hespa soracaksan Tuğrul Türkeş'e hesap sor. O silahların Türkmenlere gitrmediği konusunda yemin etti. Hesap soracaksan ona sori yargılayacaksan onu yargıla. Ama gücü gazeteciye yetiyor. Ama hiç merak etmeyin, onun gücü gazetecilere de yetmeyecek.

ÜNİVERSİTELER DİK DURMALI

81 ilde üniversite açıldı. Karşı çıkan oldu mu, hayır. Ama üniversitei üniversite yapan sadec bina değil. Üniversiteyi üniversite yapan kampüs, öğrenci ve akademisyen. Anadoluda görev yapması için kadrolar açıldı. Bu akademisyenler başka üniversitelerde doktora yapması için gönderildi. Şimdi o akaddemisyenler kendi üniverstelerine geri çağrılıyor. Hem de kanuna tamamen aykırı biçimde. Peki niçin? birisi öyle istiyor diye. Üniversitelere sesleniyorum. Dik durun, haklarınıza sahip çıkın.

"HÜKÜMETİN DERDİ KİLİS DEĞİL, DÜŞÜK PROFİLLİ BAŞBAKAN ARIYORLAR"

Kilis'le en çok ilgilenen parti CHP. Bir il düşünün, gazeteye tam sayfa ilan verip hükümet arıyor. Bir ara bıyık bırakan düşük profilli biri de gitti Kilis'e. Bir kaç roket atılınca apar topar döndü Ankara'ya. Bu ülkede ir hükümet yok mu? Vallahi yok. Hükümet olsa böyle bir sorunu olmaz zaten Kilis'in. Kilis giderek Suriyeleşiyor. Kilis halkının yüzde 25'i göç etti. Onlar göç ediyor, Suriyeliler Kilis'e yerleşiyor. Esnaf kan ağlıyor ama bunalrın derdi Kilis değil ki. Onlar düşük profilli başbakan arıyor. 4 aydır okullar kapalı Klis'te. Kilisliler 'Biz ensar değliz artık muhcir durumundayız. Suriyeliler bizden fazla' diyorlar. Kilisli kardeşim, senin sorunlarını çözecek olan da biziz."

DOKUNULMAZLIKLAR

Milletvekillerinin yargılanması için 151 milletvekilinin oyu bile yeterli. Peki neden Meclis'te tiyatro oynuyorsun. Kimin dokunulmazlığını kaldırmak istiyorsan, getir Meclis'e görüşelim diyoruz, kaçıyorsunuz.

TÜRKİYE O LİSTEDE 103. SIRADA!

George Wadhington Üniversitesi bir araştırma yapmış 208 ülkede. Birinci endeks ekonomi endeksi. Kul hakkı yeniyor mu, refah ve adalet var mı? 

İkinci gösterge adalet endeksi. Üçüncü gösterge özgürlük ve insan hakları. Dördüncü gösterge ulsulararası ilişkiler, çevre ve askeri harcaamalar ile ilgili. 

İslamilik endeksine göre, islami ülkelere en bağlı olan ülke Yeni Zellanda, ikincisi Lüksemburg, üçüncüsü İrlanda. Türkiye bu listede 103. sırada. Noraml mi? Normal. Hırsızlık, rüşvet, din istismarı her şey var. Londra'da bir müslümanı belediye başaknı seçtiler. Dinine, kimliğine bakan oldu mu? Hayır. Liyakatına ve dürüstlüğüne baktılar. Havuz medyası hiç bunlardan söz ediyor mu? Rüşvetten beslenenler bunlardan söz edemez.

DAVUTOĞLU'NU HALKIN İRADESİNE SAYGI DUYDUĞUMUZ İÇİN SAVUNUYORUZ

"Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir." Anayasada bu açıkça yazar. Hiç kimse kaynağını anayasadan almayan bir yetki kullanamaz. Halk bu anayasaya yüzde 91 de destek vermiş. Hakim de yetkisini bu anayasadan alır. Büyük Atatürk de "Egemenlik için canını vermek bizim için namuz ve vicdan borcudur" diyor. İnsanlar egemenliği kolay elde etmediler. Arkasında şehitler ve gaziler var. Bu kadar büyük mücadelelerden sonra biz egemenliğimizi elimize aldık. Davutoğlu'nu savunuyorsak, halkın iradesine saygı duyduğumuz için yapıyoruz.

Erdoğan 2012'de 'Yargı bizim için ayak bağıdır' dedi. 2015'te 'Palalenter sitem bekeleme odasına alınmıştır' dedi. CHP dışında karşı çıkan oldu mu? Olmadı. Meclis Başkanı da aklını kiraya vermiş. İtiraz edemiyor. Yine Erdoğan 'Artık yeni bir döneme geçilmiştir' dedi. Bunlar darbenin ayak sesleriydi. 

Davutoğlu kurallara uygun olarka seçildi ve Başbakan oldu. 4 Mayıs'ta Saray'a çağırdılar. Saray'dan çıktı ve istifasını açıkladı. 'Benim tercihim değildir. Bir zaruretin sonucudur' dedi. 23 milyon oy alan bir başbakan 23 milyonun değil de bir kişinin dudağından çıkan sözlere kendini esir edsiyorsa, onun demokrasi kültürü yoktur. Bu 'Ben demokrasiye de milli iradeye de inanmıyorum' demektir. Benim için bi kişinin, Saray'da oturan zatın görüşü önemlidir' diyor.

KURALLAR YOKSA KAOS VARDIR

Eğer bir ülkede kurallar uygulanmıyorsa, kaos var demektir. Başbakan ülkenin ve demokrasinin çıkarlarını korumak zorundadır. 'Beni buraya 23 milyon 600 in kişi getirdi. Bir kişinin sözüyle bu görevi bırakmam gerekir' demeliydi. Biz bu olur mu' diyoruz. 'Siz bunu anlamazsınız. Bunun adı Reis'e itaat, davaya sadakattir. Doğru biz bunu anlamayız. Çünkü biz aklımızı kirtaya vermeyiz. Düşük profilli, Saray'a kulluk een birini aramızda barındırmayız. 

"SENİN DE OYUNU SIFIRLADILAR"

Anayasa 'Cumhurbaşkanı seçilirse Anayasa ile ilgisini keser' diyor. Cumhurbaşkanı, "Bir partiyle ilgilenmemden neden rahatısz oluyorsunuz. Bundan daha normal ne olabilir' diyor. Bundan daha anormal ne olabilir.AKP'yeoy veren 23 milyon 600 bin vatandaşıma sesleniyorum. Sen sandığa gittin oyunu kullandın. Ama nasıl paraları sıfırladılarsa, senin de oyunu sıfırladılar.

HERKES BIYIK BIRAKMAYA BAŞLADI

"Düşük profilli başbakan arıyoruz deidler, herkes en düşük profilli benim yarışına girdiler. Bıyık da bıraktılar. Ya siz ülkeye başbakan mı, Saray'a uşak mı arıyorsunuz? Biz bunu eleştiriyoruz, 'neden eleştiriyorsunuz' diyorlar. Alkışlayacak mıydık?

Ne aranıyor bu düşük profilli başbakandan. Hırsızlığa ses etmeyecek, beraber götürecekler. 

"ARKADAN HANÇERLEMEK KÜLTÜRLERİNDE VAR"

Kadere bakın ki Davutoğlu'nu savunmak da bize düştü. Oysa kendisi savunabilmeliydi. Veda konuşmasında AKP Gençlik Kolları'na 'Gücün yozlaşmasına karşı mücadele edin' dedi. Peki bir genç çıkıp dese 'Sen niye mücadele etmiyorsun?' Yolsuzluk mu Reis yapabilir. Arkadan hançerlemek mi, kültürlerinden var. Kaddafi'ye, Esad'a kardeşim dedi, ikisini de hançerledi. Erbakan'ı da, Davutoğlu'nu da sırtından hançerlediler. Bu darbe kardeşin kardeşi arkadan hançerlediği bir saray darbesidir. 

"BAŞKANLIK BÖLÜCÜLÜKTÜR"

Mustafa Kemal Atatürk, "Cumhuriyet onurlu insanlar, Saltanat korkak ve alçak insanlar yetiştirir" diyor. Aradaki fark budur. 

Bütün bunlar başkanlık için yapılıyor. Ömür boyu dokunulmazlık istiyor. Yaptığı hırsızlıkların herkes farkında. Ailesi de, aydınlar da, AKP milletvekilleri de, havuz medyası da farkında. Ama illa istiyor. Çünkü dokunulmaktan korkuyor. Başkanlık istiyor. Başkanlık bölücülüktür. 

Bir diğer hastalığı daha var. Oturduğu koltukları bırakamama hastalığı. Belediye bşakanlığı yaptı, hala beldiye başkanı, başbakanlık yaptı, hala başbakan. Cumhurbaşkanlığı koltuğudna oturuyor. Şimdi buna bir de muhtarlığı ekledi.

Onun derdi başkanlık. Vatandaşın derdi umrunda mı? Süt üreticisine, seracılara sorun. Patates üreticisine sorun. Şanlıurfa'ya, Kilis'e gidin sorun. Dünyanın derdini anlatırlar. Kilis'e füzeler tesadüfen geliyor' diyorlar. Ama bunlar illa ben başkan olacağım' diyor. Sen Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde tek bir CHP'li bile olsa başkan olamayacaksın'

Padişah'ta bile bu kadar yetki yok. Daha neyin peşindesin. 32.5 milyon hanede, 17 milyon yoksulumuz var. 6 milyon işsiz var. Ama bunların derdi başkanlık. Orta gelir tuzağına düştük. Bununla ilgilenen var mı? Yok. Bunların derdi başkanlık. Bütün yoksul yurttaşlarımıza sesleniyorum. Bunu çözecek olan da biziz. Fakirliği en iyi ben bilirim.

'Yoksullukla mücadele deceğiz' dediler. Gaziantep'te bir aile yoksulluk içinde yaşadıkları barakada çıkan yangında yok oldu. Sadece anne kurtuldu. Bu tablo nedir? 21. yüzyıl Türkiyesinden bahsediyoruz. 'Kendi uçağımız yaptık' diyorlar. Yalan. Sen sadece bu insanları yoksulluğa mahkum ettin. 

2002'de Türkiye'deki servetin dağılımı şöyleydi. Yüzde 1 yüde 39 servete sahip. Bugün yüzde 1 yüzde 54 servete sahip. Bu mu fakirlikle mücadele. CHP iktidarında hiç bri aile fakir olmayacak. Size sözüm söz.

Biz yoksulluğu fakirliği iyi biliriz. Biz yoksulun hakkına el uzatmayız. Biz harama el uzatmayız, öyle yetiştirildik. Sizler Rıza Sarraf'ın önüne yatan bakanları kurtardınız. Yatacak yertiniz yok sizin. Açık ve net söylüyorum, Davutoğlu rüşvet ve yolsuzluklara karşı çıktığı için görevden el çektirildi. Saydamlık yasası getirdi 'sen dur' dediler. Büyük ihaleleri incelemeye aldığı için el çektirildi. 

Yaskaları bitireceğiz' dediler, basılmamış kitapları yasakladılar, gazeteleri kapattılar. 33 gazetci hapiste. Mizaaha bile tahammül edemez hale geldiler. Eğer bir siyasetçi mizaha tahammül edemiyorsa, onun ülkeye vereceği bir şey kalmamıştır. Atatürk Orman Çiftliği'nde hayvanat bahçesi soranı 'Erdoğan'a hakaret ettin' diye gözaltına alıyorlar. Ülke bu hale geldi. 

Biz refahın ve huzurun olduğu bir Türkiye istiyoruz. 

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)