• BIST 109.666
  • Altın 156,594
  • Dolar 3,8910
  • Euro 4,5831
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 7 °C
  • Adana 9 °C
  • Antalya 11 °C

Kılıçdaroğlu: Kurultay sonrası hedef değişim

CHP Lideri Kılıçdaroğlu Cumhuriyet'ten Erdem Gül ve Ayşe Sayın'ın sorularını yanıtladı.

İşte o röportaj:

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Ocak ayı içinde yapılması beklenen partisinin kurultayında, muhaliflerin olağanüstü kurultay için imza bulsa da bulmasa da her koşulda aday olduğunu belirtirken, yeniden seçilmesi halinde hedefini “değişim” olarak açıkladı.

CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun, 1 Kasım seçimleri, partisinin kurultay hazırlığı ve yeni dönem hedefleri konusunda Cumhuriyet’in sorularına verdiği yanıtlar ana başlıklarıyla şöyle:

'Erdoğan’ı frenlemeli' 

G-20zirvesinin ev sahipliğini Davutoğlu’nun yapması gerekir, çünkü başbakan o. Davutoğlu’nun gölgede bırakılması Davutoğlu’na saygısızlık olur, Türkiye’ye saygısızlık olur, devletin geleneklerine de saygısızlık olur, Erdoğan orada ne konuşacak? Konuşması gereken Davutoğlu değil mi? Türkiye ile ilgili veya dünyayla ilgili ayrıntılı bilgiler vermesi gereken Davutoğlu değil mi, icradan birinci derecede sorumlu olan Davutoğlu değil mi? Davulu asacaksınız Davutoğlu’nun boynuna, tokmağı başkasına vereceksiniz, bu olmaz. Devlette çift başlılık olmaz. Buna öncelikle Davutoğlu’nun itiraz etmesi gerekiyor. Bu doğru değildir demesi gerekir. Sayın Erdoğan’ı frenlemesi gerekir.

'Yüzde 49.5’in gereğini yapsın' 

(Erdoğan-Davutoğlu ilişkisi)

Davutoğlu yüzde 49.5’u ben seçim meydanlarına çıktım aldım diyorsa onun gereğini yapmak zorundadır. Hayır ben meydanlara çıktım ama 48.5’u alan Erdoğan diyorsa, bugünkü tavrını sürdürecektir. Kişilikli olan insanın yapması gereken yüzde 49.5’e sahip çıkması, ben aldım, ülkeyi ben yönetirim, demesidir.

Yeni anayasa ve başkanlık konusunda CHP’nin tavrı Bizim o konudaki tavrımız çok net. Anayasa’da elbette yapılması gereken düzenlemeler var. İlk 4 madde konusunda biz kararlıyız, değişmeyecek. Cumhuriyet’in kurucu iradesidir, neyini değiştereceksiniz. Bunu tartışma konusu yapmayız yapamayız da ikincisi başkanlık sistemi gelmeyecek. 200 yıllık bir parlamenter deneyimimiz var. Bugün parlamenter sistem neden aksıyor? Bu sorunun tek bir cevabı var. 12 Eylül darbe hukuku nedeniyle aksıyor. Siz 12 Eylül darbe hukukunu değiştirirseniz, parlamenter sistemin nasıl güzel işlediğini göreceksiniz, Yüzde 10 seçim barajı getiren, YÖK’ü, lider sultasını getiren kim? Yasama organını yürütme organının arka bahçesine dönüştüren kim? 12 Eylül’cüler. Şimdi siz bu kuralları demokrasinin gereği olarak yerli yerine oturtacaksınız, bakın o zaman sistem nasıl saat gibi işleyecek.

'Dün de hayır dedim, bugün de hayır diyorum'

Eylül Anayasası Evren’e göre çıkarılmış bir anayasa. Evren’den sonra gelen cumhurbaşkanlarının büyük kısmı yetkilerinin fazla olduğunu söylemişlerdir. Zaten Evren de o dönem devlet başkanı olarak lanse edilirdi. Şimdi o şikayet edilen anayasa yüzde 90 küsur oyla kabul edildi bu ülkede. Bu anayasaya hayır diyenlerden birisi de benim. Bugün de hayır diyorum aynı anayasaya. Bizim hayırımızla oların arasında fark var. Biz daha demokratik daha özgürlükçü olsun diye hayır diyoruz. Onlar daha baskıcı, bir kişinin iki dudağı arasından çıkan her sözccüğün yasa kabul edileceği bir model istiyorlar. Darbe hukukunun değişmesi lazım. AKP darbe hukukunu kaldıran değil, darbe hukukunu tahkim eden, güçlendiren bir partidir.

1 Kasım’da can güvenliği etkisi

(Seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirmesi)

7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki Türkiye atmosferine bakmak lazım. 7 Haziran’la 1 Kasım arasında 400’e yakın asker sivil polis hayatını kaybetti. Cumhuriyet tarihinin en büyük terör eylemi Ankara’da gerçekleşti. PKK ve IŞİD, yaptıkları bütün eylemlerle AKP’ye açıkça destek verdiler. Vatandaş can güvenliğ derdine düştü. 7 Haziran, evet bir milli iradeydi, bağımsız bir iradeydi. 1 Kasım bağımsız bir irade değildir. Yani güvenlikli politika ve can güvenliği endişesi öne çıktı. Dolayısıyla böyle bir tercih öne çıktı, buna birşey demiyoruz, bu iradeye de saygı duyuyoruz. Farklı bir iklimde biz seçime gittik. Buhu bizim düşük oy almamızın gerekçesi olarak söylemiyorum: Ama bu üzerinde durmamız gereken temel enstrümanlardan birisi olarak değerlendiriyorum.

Hedef değişim

(Kurultay’da yeniden genel başkan seçilmesi halindeki hedefiniz ne olacak?’ sorusu üzerine): 

Değişim. CHP’de çok şey değişti, daha çok şey değişecek ve CHP çağdaş uygarlık yolunda yoluna devam edecek. Kadrolarda da değişim olacak, nerede bir şikayet varsa onun üzerine gidiyorduk, daha da gideceğiz.

CHP Atatürk’ten koptu mu? 

Atatürk’ü Kenan Evren gibi anlıyorlarsa doğru oradan koptuk. Biz gardrop Atatürkçülüğü istemiyoruz. Ama Atatürkçülüğü, üreten düşünen yaratan ülkesinin bağımsızlığı için titreyen özgürlüğü insan hakları demokrasiyi yücelten değer olarak kabul ediyorlarsa, biz bunun Türkiye’deki tek temsilcisiyiz. Bunu sadece Türkiye’deki değil dünyadaki aydınlar kabul ediyor. Gidin sosyalist enternasyonale gidin Merkel’in partisine, Türkiye’de çağdaşlığın tek temsilcisi vardır CHP. Biz bu algıyı tüm dünyada oturttuk.

AKP ’ye benzemememiz zaaf değil, demokrasi 

(Rakiplerinin açıklamalarından rahatsızlık duyuyor mu?)

Açıklamalar olabilir, görüşlerini beyan edebilirler, kendi hedeflerini koyabilirler. Bizimle ilgili işte “kurultay kazanı kaynıyor, parti karıştı” gibi yorumlar var. AKP ile bizi demokrasi açısından kıyaslıyorlar ve AKP’ye benzememesi eksiklik zaaf olarak kamuoyuna sunuyorlar. Bu demokrasiye inançsızlığı besliyor aslında. Oysa bir partide genel başkan adayları özgürce çıkabilmeli konuşabilmeli. Biz boşuna mı tüzük değişikliği yaptık, genel başkan adaylarının daha kolay çıkmasının yolunu açtık? Siz kendi partinize demokrasiyi getiremezseniz, kalkıp ben ülkeye demokrasi getireceğim diyemezsiniz. AKP’nin demokrasi söylemi neden inandırcı değil, kendi partisinde demokrasi yok ki Türkiye’ye demokrasi getirecek. Davutoğlu genel başkanlığına bakın nasıl seçildi? Davutoğlu genel başkan olmadan önce Erdoğan dedi ki sen genel başkansın dedi. Kurultay yapıldı genel başkan seçildi. CHP’de birden fazla genel başkan adaylarının varlığı ile yapılacak bir kurultayın, bizim demokrasimiz açısından ne kadar önemli olduğunun altının çizilmesi lazım.

Rakiplerine kırgın mı?

Hayır, gerçekten hiçbir kırgınlığım yok. Ne kırgınlığım ne üzülmüşlüğüm var. Elbette çıkacaklar, aday olmaları kurultaya heyecan getirecektir. Hiçbir koltuk bir kişiye ipotek edilmiş değil ki. Sonuçta örgütler genel başkanlarını seçeçek ve bizler yolumuza devam edeceğiz.

ASGARİ ÜCRET VE CHP

Bir partinin sağa veya sola kaydığını gelen isimle tanımlıyorsanız, siz partiyi de tanımıyorsunuz siyasi parti kültürünü de bilmiyorsunuz demektir. Bu partinin tüzüğü vardır bildirgesi vradır. Eğer bugün asgari ücret yükseliyorsa oturup CHP’ye dua etsinler, teşekkür etsinler. AKP’nin aklında mıydı asgari ücret, emekli, akıllarında mıydı taşeron işçi, orman köyülleri kimsenin aklında yoktu biz bildirgeye koydu. En yoksul kesimlerini kucaklayan partiyiz. Şimdi biz sağa kaydık hayret ediyorum, niçin? Siz kişiye indirgedinizi zaman partiyi aşırı kişiselleştiriyorsunuz, O kişi gidince sola gidecek o gelince parti sağa kayacak.

'Kimse umutsuzluğa kapılmasın'

“1 Kasım seçimleri nedeniyle kimse umutsuzluğa kapılmasın. Yüzde 49 oy ve 4 yıl daha seçim yok diye kimse moralini bozmasın. Her 4 kişiden biri CHP’ye oy verdi. Hem de sendikalara, odalara rağmen, örgütsüz bir topluma rağmen yüzde 25 oy aldı. Avrupa’da da aşağı yukarı sosyal demokratlar bizim kadar belki de biraz daha fazla oy alıyorlar. AKP’nin yüzde 49 oy almasında merkez sağın çöküşünün de çok büyük etkisi var. Bir merkez sağ parti olsaydı AKP asla bu kadar yüksek oy alamazdı. Ama bu sonuçlar üzerinden yılgınlık, moral bozukluğu yaratmak doğru değil. CHP’nin tabanını ve oylarını daha da genişleteceğiz. CHP olarak biz buradayız. Bir yere gitmiyoruz. Meclis’teyiz. Mücadelemizi daha da etkili biçimde sürdüreceğiz.”

‘Silah deposuna dönüşü seyredenler sorgulanmalı’ 

Silvan’da yaşananlar

21. yüzyılın Türkiyesi’nde bir ilçede 8, 9, 10 gün sokağa çıkma yasağı getiriyorsanız, bu yasağın neden olan polikitakaları hangi siyasi iradenin ya da hangi siyasi partinin gerçekleştirdiğini de sorgulamamız lazım. Çözüm süreci diye masaya oturup, Doğu, Güneydoğu’da belli illerin ilçelerin açıkça silah deposuna dönüştürülmesini seyreden siyasal yapının sorgulanması lazım.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)