• BIST 107.202
  • Altın 145,263
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 24 °C
  • İzmir 32 °C
  • Adana 28 °C
  • Antalya 28 °C

Kırşehir olayları 'Yeni Gladyo' operasyonu

Kırşehir'de Gül Kitabevi'nin de bulunduğu 35 işyerine yapılan saldırının yeni görüntüleriyle birlikte, olayların boyutu da ortaya çıktı.

Kırşehir'de 8 Eylül 2015 günü düzenlenen "teröre tepki" yürüşünün ardından meydana gelen olaylar sırasında Gül Kitabevi'nin de bulunduğu 35 işyerine yapılan saldırının yeni görüntüleriyle birlikte, olayların boyutu da ortaya çıktı. Kırşehir'de 7 saat boyunca terör estiren grupların, ellerinde liste polisin gözleri önünde ev iş yerlerini yakıp, yıkıp yağmaladığı ortaya çıktı. Vali başta olmak üzere bütün mülki amirler, polis ve jandarmanın olayları seyrettiği anlaşıldı.

Olayın ayrıntılarının verildiği bugünkü Hürriyet gazetesinin haberindeki ayrıntılara dikkatle bakıldığında, saldırı ve kundaklama olayından polisin önceden haberinin olduğu, ancak müdahale etmeme talimatı aldıkları, dahası belli bir sınırı aşmaması için kontrol altında tuttukları anlaşılıyor. Ancak yine da olaylar sırasında can kaybının olmaması büyük bir tesadüf olarak nitelendiriliyor.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP'nin 7 Haziran seçimlerinde ağır bir yenilgiye uğraması ve başkanlık rejimi hayalinin suya düşmesi üzerine başlatılan kaos yaratma siyaseti, birkaç ay içinde ülkeyi kan gölüne çevirdi. Türkiye'nin birçok ilinde HDP binalarına, sol görüşlü ve Kürt kökenli yurttaşların ev ve işyerlerine saldırılar başlatıldı. Suruç'ta patlatılan ve tam 34 gencin yaşamına mal olan canlı bomba ve ardından başlatılan operasyonlar, gelen şehit cenazeleri, bilançoyu ağırlaştırdı. Bu olayların üzerine gelen ve 102 sol görüşlü muhalifin öldüğü, 300'ü aşkın yurttaşımızın da yaralandığı 10 Ekim Ankara katliamı, sadece Türkiye'yi değil, bütün dünyayı sarstı. 

Öyle ki, 7 Haziran'dan sonra meydana çatışmalar, bombalı saldırılar, şehit olan asker ve polisler ile canlı bombalar marifetiyle gerçekleştirilen katliamlarda ölen insan sayısı 700'ü aştı. Kaos, korku ve belirsizlik duygusu toplumu sarmaya, ülkeyi teslim almaya başladı. 

Olayların seyrine, oluş biçimine, yaygınlığına ve sürekliliğine bakıldığında bütün bunların bir merkezden yönetilen ve yönlendirilen eylemler olduğu sonucu çıkıyor. Bu bakımdan Kırşehir'de yaşananlar, ortada yeni bir Kontrgerilla (Gladyo / derin devlet) yapılanmasının bulunduğunu ortaya koyması ve kanıtlaması bakımından önem taşıyor. AKP yönetiminde MİT ve Emniyet merkezli olarak yeniden yapılandırıldığı anlaşılan yasadışı bu yapılanma, tıpkı soğuk Savaş döneminde olduğu gibi, sol düşmanı, faşist ve dinci bir karakter taşıyor.

Sağcı, milliyetçi, dinci kalabalıkları, devşirdiği gençleri birer sokak gücü olarak kullanan bu yapılanma, Soğuk Savaş döneminde NATO ve Pentagon'a bağlı çalışıyordu. Milliyetçi faşizan bir yapılanmaya sahip olan Kontrgerilla, her dönemde islamcıları kullanmakla tanınıyor. AKP'nin yeniden örgütlediği anlaşılan 'Yeni Gladyo' nun ise mezhepçi/dinci bir karaktere sahip olduğu açık.

Bu nedenle Kırşehir olayına biraz daha yakından bakmakta yarar var.

KIRŞEHİR'DE NELER OLDU?

Kırşehir'de 8 Eylül günü 7 saat süren saldırılarda saldırganların daha önce belirledikleri işyerlerine tek tek saldırıp yaktıkları iddia edildi. Saldırgan grup işyerlerini ateşe verirken, birçok yerde polislerin de olduğu görüldü. Ancak polislerin göstericilere müdahale etmek yerine ikna çabaları dikkat çekti.

Hürriyet gazetesinde yer alan Fevzi Kızılkoyun imzalı haberde, yaşanan dehşetin tüm ayrıntılarına yer verildi: 

Kırşehir’de 8 Eylül’de teröre tepki yürüyüşünün ardından Gül Kitabevi’nde, ‘Madımak katliamı’nı anımsatan dehşet görüntüleri yankı uyandırdı. Ama durum daha da vahim.Hürriyet muhabiri kenti gezdi, olayların merkezindekilerle konuştu. HDP binası ile 32 işyeri yakılmış. Mağdurlar, ''Göstericiler, farklı cadde ve sokaktaki işyerlerimize ellerindeki listeye göe saldırdı. 7 saat süren saldırılar neden önlenemedi? Biri bize bunun cevabını versin'' diye isyan ediyor.

5 ARKADAŞ ÖLÜMÜ BEKLEDİK
DİYARBAKIR Tatlı Salonu’nda çalışan Sezai Öztürk, 5 arkadaşıyla saldırı anında işyerindeydi: “Ön kapıdan saldırdılar. Arka kapıdan kaçmak istedik. O sıra arkadan da bir grup saldırdı. Camları kırmaya başladılar, korkup bodruma kaçtık. ‘Bizi kurtarın’ diye eşi dostu aradık. Sonra valiye ulaşmışlar, polis gelip bizi çıkardı. O sıra saldırılar devam ediyordu. İçerde öleceğimizi düşündük, yakınlarımızı arayıp helalik istedik. Polis bizi çıkarttıktan 10 dakika sonra işyeri yakıldı. Yoksa ya canlı canlı yanacaktık ya da dumandan zehirlenecektik. Bizi gelip işyerinden çıkaran polis ne hikmetse işyerinin yakılmasını önleyemiyor.”

EVLERİNE DÖNEMEDİLER
Kırşehir’de yakılan işyerlerinin bulunduğu apartmanlarda yaşayanlar da 8 Eylül gecesi ölüm korkusuyla karşılaştı. Çoğu olaydan sonra evini boşalttı. Yakılan Gül Kitabevi’nin üst katlarında oturan ve alevler binayı sarınca mahsur kalan 28 kişi son anda polis ve itfaiye tarafından tahliye edildi. Çoğu apartman sakini yaşadıkları korku yüzünden halen evlerine dönmedi.  

AKLIMA MADIMAK GELDİ
GÜL Kitabevi’nin sahibi Sait Akıllı, yaşadıklarını şöyle anlattı: “Canlı canlı yakmak istediler, benimle birlikte 4 kişi daha vardı. Üst katta kaçtık, dumanlar arasından arka tarafa geçtik. 2. kattan atlayıp kurtulduk. Bilinçli olarak ellerinde molotoflarla direk yakmaya gelmişler. Aklıma Madımak geldi. Bunu canlı olarak yaşadık, korktuk. Korkumuz devletin bir şey yapmaması. Olaylar 7 saat sürüyor, önlenemiyor. Organize iş. Liste yapıp tek tek sokakları dolaşarak işyerlerini yakıyorlar. Hedef Kürt kökenlilerdi. Benim Yozgatlı olduğumu herkes bilir. Siyasi görüşüm nedeniyle işyerimi hedef seçtiler.”

POLİS SEYRETTİ
Kırşehir’de teröre tepki yürüyüşü sonrası meydana gelen ve ‘Madımak Katliamı’nı anımsatan görüntüler Türkiye’yi dehşete düşürürken Hürriyet, olayları yaşayanlardan dinledi. Göstericilerin 32 işyerine ellerindeki ‘liste’ye göre saldırdığını ve ‘polisin seyrettiğini’ iddia eden işyeri sahipleri, “Olay 7 saat sürdü, nasıl önlenemedi” diye sordu. 

8 Eylül’deki teröre tepki yürüşünün ardından Kırşehir’de meydana gelen olaylar sırasında Gül Kitabevi ile Diyarbakır Tatlıcısı gibi işyerlerine yapılan saldırının yeni görüntüleriyle birlikte, olayların boyutu da ortaya çıktı. Saat 18.00’de HDP İl Başkanlığı binasına saldırıyla başlayan olaylar, gece 01.00’de son buldu. Saldırganların, 7 saat sokak sokak gezip daha önce belirledikleri işyerlerine tek tek saldırıp yaktıkları iddia edildi. İşyerleri yakılırken içeride ölüm korkusu yaşayan insanların çaresizliği kameralara yansıdı. Saldırgan grup işyerlerini ateşe verirken, birçok yerde polislerin de olduğu görüldü. Ancak polislerin göstericilere müdahale etmek yerine ikna çabaları dikkat çekti. 

İBRET İÇİN BIRAKTIK
Olayların ardından Kırşehir’de dehşetin izleri halen taze. En büyük saldırının yapıldığı Gül Kitabevi harabeye dönmüş durumda. Sahibi Sait Akıllı, yangında kitapların yüzde 80’inden fazlasını kurtaramadıklarını belirterek, “Yeniden hizmet verebilmek için küçük bir şube açtık. Yanan yeri ise bir süre ibreti alem olsun diye böyle bırakacağız, daha sonra tadilat yapacağız” dedi. Diğer işyeri sahipleri ise güçleri yettiğince tadilat yaparak yeniden hizmet vermeye başladı. Bazı işyerleri, yanan kısımları kamufle ederek dükkanlarının bir bölümünde hizmet vermeye çalışıyor. Esnaf ateşe verilen HDP binası ile 32 işyerinin farklı cadde ve sokaklarda olduğunu söyleyip göstericilerin ellerindeki listeye göre saldırdıklarını öne sürerken bu iddia halen yanıt bekliyor. 

KARAKOLA 70 METREYİZ
Hüseyin Beydoğan, üçüncü kuşaktan esnaf. Kentte vali dahil üst düzey bürokratların çoğunun alışveriş yaptığını söylediği Çöl Pazarı adlı giyim mağazası, karakola 70 metre uzaklıkta. O geceyi anlatırken hâlâ korku içinde: “Bize saldırı olmadan önce saat 19.00 gibi bir arkadaş aradı, ‘Listede sizin de işyerinizin ismi var, saldırı olacak’ dedi. Polise haber verdim. Polis ‘Gereken yapılıyor, merak etmeyin’ dedi. Ne olur ne olmaz diyerek işyerini kapattık ve dışarı çıktık. 10 dakika sonra işyerine saldırdılar. O sırada kapıda bir grup polis de var. Sadece seyrediyor. Gereken yapıldı ve işyerimiz yakıldı. Eğer işyerini kapatmasaydık canlı canlı bizi de yakacaklardı.” 

BEKLESEK ÖLMÜŞTÜK
HDP Kırşehir İl Eş Başkanı Demet Resuloğlu da yaşadıklarını şöyle anlattı: “Grup toplandıktan sonra güvenlik şube polislerini aradım. İl başkanımıza yönelik bir saldırı olacağını belirterek, önlem alınmasını istedik ancak alınmadı. Akşamüstü tekrar aradım. Bize, ‘il başkanınızın olduğu yere yürümeyecekler, kontrolümüz altında’ dediler. Yarım saat sonra binamıza saldırdılar. O sırada Gül Kitabevi’ne geçtim. Bizim binaya saldırdıktan sonra kitabevine yöneldiler. İçerde dehşeti yaşadık. Yakmaya başladılar. Her tarafı duman ve alevler sardı. Valiyi, emniyet müdürünü aradık kimse dönmedi. İtfaiye ve 155’i aradık, ‘ekiplerimiz yolda’ dediler. Biz ikinci kattan kendimizi atarak kurtulduk. Onları bekleseydik şu anda ölmüştük. Olaylar organize. Emniyetin, valinin, polisin, hepsinin bilgisi dahilinde oldu.”

Etiketler: , , ,
      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)