• BIST 103.200
  • Altın 197,070
  • Dolar 4,7083
  • Euro 5,4926
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 24 °C
  • Adana 22 °C
  • Antalya 21 °C

Konvansiyonel muhalefetin sonu

Mustafa Necati Yıldırım

Mine Söğüt’ün dün Cumhuriyet’te yayınlanan 'Ramazanda yemek yiyen ve dayak yiyen kadın' yazısını okudunuz mu? Okumadıysanız mutlaka bakmanızda fayda var. Söğüt, ülkenin içinden geçtiği çöküş sürecinde gerçekleşen sosyo-kültürel deformasyonu kadının, islamcı zihniyet günlerinde ikinci sınıflıktan açıktan açığa metalaşmaya nasıl kaydığını son derece çarpıcı ifadelerle özetlemiş.

Tele1 Televizyonu bünyesinde bir medya atölyesi kurduğumuzdan daha önce söz etmiştim. Bu vesileyle her gün onlarca aydınlık, pırıl pırıl, her yaştan kadın-erkek arkadaşla tanışma fırsatı bulduğumu ve gördüğüm manzaranın ne kadar vahim olduğunu da... 

Öyle ki bir yanda Mine Söğüt’ün sözünü ettiği gönüllü-gönülsüz İslamlaşan kitlenin kendi içinde konsolide olarak feodal yapıyı kurumsallaştırması gerçekleşirken öte yanda kalan kitlenin bu yıkıcı rüzgara direnme çabası sürüyor. Üstelik bu direniş tüm devlet ve her geçen gün güçlenen cemaatlerin sınırsız olanaklarıyla aralıksız baskılanmaya çalışılıyor. Ve giderek azalan aş, iş, eğitim, umut, yaşama sevinci, kısaca tüm hayat alanlarında kesif bir karamsarlık baskın psikoloji haline geliyor.

Ancak temas ettiğim hemen herkeste bu karamsarlığın ardında ortak olan iki mesele öne çıkıyor. Aidiyet ve temsil. Ülkenin bir yarısı reis, parti, cemaat aidiyeti ve tam bir temsil güveni -ya da yanılsaması- içindeyken kalanı için bunu söylemek mümkün değil. Bu da temel olarak muhalif cenahta bu iki başlığı kapsayacak söylem ve politikaların üretilemediğine işaret ediyor. 

Konvansiyonel muhalefet konseptinin artık iş yapmadığını tespit etmek için siyaset bilimci olmaya gerek yok. Bir an evvel yeni, toplumun tümünü kapsayıcı, proaktif bir siyaset geliştirilmesi ve giderek sönmeye başlayan umudun yeşertilmesi gerekiyor. Bunun için gerekli tüm dinamikler fazlasıyla mevcut. Sadece kulak vermek yeterli. 

KHK mağduru akademisyen bir arkadaşım "CHP baş tutsa, bunca boşta akademisyenle nasıl bir üniversite kurulur bir düşünsene" diye sordu. "Hiçbir şey olmasa çok büyük umut olur" diye cevap verdim. 

Dediğim gibi sadece kulak vermek yeterli. Bu ülkenin her yerinde taşın altına elini koyacak onbinler var. Ben her gün onlarcasıyla tanışıyorum, dilerseniz seve seve sizinle de tanıştırırım.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      1234567
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)