• BIST 109.156
  • Altın 153,298
  • Dolar 3,8173
  • Euro 4,5053
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara -3 °C
  • İzmir 9 °C
  • Adana 6 °C
  • Antalya 9 °C

Koşar adım savaşa

Koşar adım savaşa
Çağlar Ezikoğlu yazdı

Merkez ve kısmen alternatif medyadaki ‘muhalif’ görünümlü liberaller, son yazılarında Erdoğan’ın Suriye politikalarının tamamen çöktüğünü ve Rusya’nın uçak krizindeki gibi benzer şekilde Erdoğan’ı tuzağa düşürmek üzere olduğunu yazıyorlar. Bahse konu uçak krizinde, Rusya’nın defalarca yapmış olduğu benzer ihlaller karşısında sadece ‘kınama’ ile yetinen Türkiye’nin birdenbire ‘provoke’ olup Rus uçağının sadece 17 saniyelik ihlaline uçağı düşürerek yanıt vermesini Erdoğan’ın tuzağa düşmesi olarak yorumlayan bu zatlar yorumlarını ‘derin analiz’ çerçevesinde yapmaya devam ediyor.

Lakin Türkiye’nin ABD ve NATO’nun bilgisi dahilinde olmaksızın, böylesi kısa süreli bir ihlali kendi iradesiyle uçağı vurarak yanıtladığını düşünmek bana saflıktan öte bir duygu yaratmıyor. Esasında Rusya’nın tuzağına düştüğü ileri sürülen Erdoğan’ın ABD destekli bir tuzak ile, yeniden Suriye’de aktif olarak rol oynama niyetini görmek zor olmayacaktır. Özellikle Erdoğan’ın ‘Irak’ta yapılan hatayı yapmayız’ şeklindeki son açıklaması Türkiye’nin olası Suriye operasyonu için artık günlerin sayılı olduğunu gösteriyor.

2003’e Geri Dönüş 

Elbette Erdoğan’ın Suriye’de Esad rejimini devirmeye yönelik muhalifleri destekleme çabaları istenilen sonuca varamamıştır. Yalnız göz ardı edilen en önemli nokta Esad rejiminin devrilmesi hususunda sözde muhalif cihatçı çetelere en büyük desteğin Türkiye ile birlikte başta ABD olmak üzere Batılı Devletlerden geliyor olmasıydı. Bu bağlamda Suriye’deki bu başarısızlık sadece Erdoğan iktidarının değil aynı zamanda ABD ve Batı’nın özellikle Rusya ve İran karşısında almış olduğu ciddi bir mağlubiyetti.

İşte bu mağlubiyeti telafi etmek adına ve Rusya’nın bölgedeki artan gücünü dengelemek için ABD’nin Türkiye’nin konumunu yeniden yapılandırması gerekiyordu. İşte 7 Haziran’dan itibaren gerçekleşenler ve Erdoğan’ın Başkanlık hayalleri için yapılan pazarlıklar aslında toplumun ve kamuoyunun hazırlanması için ilk adımlar olacaktı. Türkiye’nin Suriye’ye girmesi için hem Türk kamuoyunun hem de Dünya kamuoyunun desteği elzem noktadaydı. Erdoğan’ın 2003 Irak tezkeresini hatırlatması da işte bu açıdan çok önemlidir. 2003’de yeni kurulmuş ve gücünün daha ilk aşamalarında olan AKP iktidarı bu tasarı konusunda kamuoyunu ikna edememişti. O dönemde Irak’tan gelebilecek en önemli tehdit olan PKK’nın etkililiğinin neredeyse sıfırlanmış olduğu bir ortamda, üstelik Irak’ta devrilecek olan rejim Sünni bir iktidardan oluşuyorken, böyle bir tabloya Erdoğan’ın bahsettiği gibi AKP içindeki arkadaşları bile karşı çıkıyordu.

Şimdi ise tablo bambaşka; Suriye’de Alevi/Nusayri bir rejim söz konusu ve AKP içerisindeki İslamcı fraksiyonların neredeyse tamamı yek vücut bir şekilde Suriye’deki cihatçılara Türkiye’nin yardım etmesini savunuyor. Öte yandan özellikle 7 Haziran’dan sonra Güneydoğu’da PKK’nın saldırıları arttıkça bu saldırıların arkasında temel olarak Suriye’de YPG’nin güçlenmesi ve militanlarını Türkiye’ye yönlendirmesi bizzat yandaş kalemler tarafından aktarıldı. Bu sayede milliyetçi/ulusalcı cenahın da olası bir Suriye operasyonuna karşı mukavemet gösterme ihtimali oldukça azaltılmış oldu. Seküler liberaller için ise elbette en önemli tehdit artan IŞİD terörüydü. Yine 7 Haziran’dan sonra Suruç ile başlayıp Sultanahmet ile son örneğini gördüğümüz IŞİD saldırılarının kaynağı Suriye olarak tespit edilmişti. Bu bağlamda seküler kesimin de olası bir Suriye operasyonunda sözde Türkiye’nin IŞİD’e müdahalesine karşı çıkmayacaklarını tahmin etmek zor olmaz. Gördüğünüz gibi hem Meclis’te hem de vatandaş nezdinde olası bir Suriye operasyonuna karşı muhalefet edebilecek güçlerin bizzat Erdoğan’ın politikaları sayesinde etkililiğini yitirdiğini söylemek yanlış olmayacaktır. 

Kim Kimi Provoke Ediyor?

Peki ya uluslararası kamuoyu? İşte burada Rus uçağının düşürülmesi kritik bir rol oynuyor. 1 Kasım seçimlerinden önce Rus uçaklarına hassasiyeti sıfıra yakın olan Türkiye’nin birdenbire hassasiyetinin artması çok da normal görülmemeli. İşte burada Rusya’nın Türkiye’yi provoke etmesi bir kenara dursun tam tersine Erdoğan rejimi Rusya’yı provoke ederek Suriye’de gücünü daha da arttırmasına müsaade etti. İşte bu dünya kamuoyunun da desteğini alabilmek için elzem bir husustu. Ortadoğu’da Rusların hakimiyetinden korkan ABD ve Batı, 7 Haziran öncesi AKP-IŞİD bağlantısını boy boy gazetelerinde verirken 1 Kasım’dan sonra bırakın bunlardan bahsetmeyi, bu ilişkinin doğruluğunu bile sorgular hale geldi. Rusya’nın Halep’i tamamen ele geçirmesinden sonra doğacak mülteci akınından korkan Avrupa’nın bu akını durdurmak bahanesiyle Türkiye’nin olası müdahalesini destekleyeceği aşikar. 

Obama Doktrini, ABD’nin George W.Bush yönetiminden sonra başta Ortadoğu olmak üzere sıcak çatışmalara sahne olan bölgelerde fiili çatışmaya girmekten ziyade diğer unsurları kullanarak rejim değişiklikleri hedefliyor. Bu bağlamda Suriye’de yapılmak istenen de ilk olarak buydu fakat Rusya ve İran’ın bölgeye olan müdahalesi ABD’nin planlarını suya düşürmüştü. Şimdi ise başrolünün ABD tarafından Türkiye’ye oynatılacağı yeni bir perde açılıyor ve ülkemizin güzide analistleri bu açılan perdeyi bilerek veya bilmeyerek görmezden gelmeye devam ediyor. Elbette ABD Başkan Yardımcısı ile konuşacak kudrette olmadığım için olayların arka planında neler döndüğünü tahmin etmem kolay sayılmaz. Yalnız şu çok açıktır ki, ABD-Rusya geriliminin Suriye üzerindeki yansıması Erdoğan rejiminin hem iç hem de dış politikadaki rotasını belirliyor. Ve bu rota, yavaş yavaş Suriye’ye yönelik bir operasyona doğru ilerlemeye devam ediyor. 

Çağlar Ezikoğlu
Aberystwyth Üniversitesi
Uluslararası Siyaset Departmanı
Araştırma Görevlisi ve Doktora Adayı

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Tarih Erdoğan'ı hep yalanlıyor!14 Kasım 2017 Salı 15:12
  • Erdoğan ve Atatürkçülük12 Kasım 2017 Pazar 16:47
  • Ahmet Bey’in Atatürk Düşmanı Öğrencileri11 Kasım 2017 Cumartesi 16:31
  • Utanmazlık!10 Kasım 2017 Cuma 18:20
  • Atatürk’e Hakaret Eden Fethullahçıları Korumayı Bırakın!09 Kasım 2017 Perşembe 19:59
  • Haddini Bil Fethullahçı Şaklaban Engin Ardıç Efendi!08 Kasım 2017 Çarşamba 13:51
  • Nazlıgül Üsteğmen kendini neden vurdu?06 Kasım 2017 Pazartesi 18:21
  • İyi Parti’nin İşlevi: Tarihi Tekerrür Ettirmek03 Kasım 2017 Cuma 17:19
  • İyi Parti alternatif mi?31 Ekim 2017 Salı 12:55
  • Cumhuriyet'e sol lazım!29 Ekim 2017 Pazar 12:51
  • 123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)