• BIST 108.615
  • Altın 145,221
  • Dolar 3,4955
  • Euro 4,1321
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 24 °C
  • Adana 25 °C
  • Antalya 25 °C

'Közlü Yürekler' okuyanı da yakıyor

'Közlü Yürekler' okuyanı da yakıyor
Közlü Yürekler’de kitaba adını veren bir öykü yok. Bütün öykülerin ortak paydalarından bir ad oluşturmuş.

Müslüm Kabadayı’nın yeni kitabındaki “Türkülerin Kelebeği” adlı öykünün bitimine “Öykü oylumunu aşan bir öykü” notunu düşmüşüm. Neden böyle bir not? Şundan:

Bu öyküde olaylar, katmanlar halinde üst üste bindirilmiş; ayrıca, bu katmanlar arasında uzun zaman aralıkları var. Bu nedenle 6 sayfalık öykünün sonundaki boşluğa öyle bir not düşme gereği duymuşum.

Ali Ozanemre

Öykü kitaplarında, kitaptakilerden birinin ad olarak seçilmesi, yaygın bir tutum. Çoğu kez şiir kitaplarında da öyle.

Müslüm Kabadayı böyle yapmamış; Közlü Yürekler’de kitaba adını veren bir öykü yok. Bütün öykülerin ortak paydalarından bir ad oluşturmuş.

İlk öykünün kahramanı Eskisi Büyük Menetli Ebu Abdullah’tan tutun da onu düştüğü zor durumdan canla başla kurtarmaya koşan değirmencilere, kitabın son öyküsü “Kırmızı Değirmen”in olay kahramanı Remzi Ustaya, Remzi Ustanın kalfasına dek, kitapta adı geçenlerin hepsi de yüreği közlü kişiler. Kimi Türkiyeli, kimi Suriyeli; kimi Türk, kimi Arap, kimi Kürt, Süryani, Ermeni vb… Hepsinin de yürekleri ateşli, közlü…

Bir kısmı düpedüz anı hatta makale olup hem de anı ve makale tekniğine uygun yazılmış irili ufaklı 23 öykünün yer aldığı bu kitapta öykülerin bittiği yerlere “Güzel, kısa öykü” diye not düştüğüm “Köpeğe Kahkaha”, “Nişadır Yangını”, “Tezgâhtaki Gramofon”, “Gerbo’nun Bayramlaşması” ve “Kırmızı Değirmen” adlı öyküleri sevdim; iyi bir öykü okuma tadını en çok bu öykülerden aldım.

Buna kısacık bir örnek vermek isterim:

Daha ilk öyküde, satılık kumaş toplarının suya gittiğine değil de yaylada kendisini bekleyen müşterilerine ne diyeceği kaygısına düşen ve “Ben ne deyecek yayla hatunlarına ya hayyo! Nasıl bakacak yüzlerine… Kumaşları kaptırdım suya, ben hacıl (mahcup) olacak onlara!” diyen Eskisi Büyük’ün yüreğindeki yangını okuyucu olarak biz de yaşarız onunla birlikte…

Öne çıkardığım bu öyküler iyi de, iletileri apaçık ortaya konulmuş öbürleri kötü mü? Demek istediğim bu değil. Öne çıkardıklarımın dışında kalanlarda da edebiyat sanatının incelikli anlatımları diz boyu kuşkusuz. Örneğin “Toprak Tur” adlı öyküdeki şu gözleme bakar mısınız:

“Hepsi emekliydi. Yaşları yetmişe, gönülleri yenmişe varmıştı. / Güneş tenlerini yavaş yavaş ısıtırken kısa pantolonları, sportif tişörtleri ve siperi uzun şapkalarıyla sahil turuna başlıyorlardı. Tempoları yavaş ama çeneleri kuvvetliydi. Yürüyüş kolunda hükümet devirip hükümet kuruyorlardı. (…) Konu konuyu açıyor, zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyorlardı.”

Yine öne çıkardıklarımın dışında kalanlardan “Türkülerin Kelebeği” adlı öykünün bitimine “Öykü oylumunu aşan bir öykü” notunu düşmüşüm. Neden böyle bir not? Şundan:

Bu öyküde olaylar, katmanlar halinde üst üste bindirilmiş; ayrıca, bu katmanlar arasında uzun zaman aralıkları var. Bu nedenle 6 sayfalık öykünün sonundaki boşluğa öyle bir not düşme gereği duymuşum. Ne demek istediğimin daha iyi anlaşılmasını sağlamaya yönelik olarak söz konusu öykünün başından ve sonundan iki alıntıya burada yer vermeliyim:

“Balkonundan kırk yıldır karanfil ve güller sarkan evin tahta sedirinde, uzayan gecelerin bekçisi ve sabahların ışığını alamayan gözlerin insanıydı Aşkar Mehmet.”

“Bak Tunay, bu kelebek benim can dostum abimdir. Sabah sabah onun türküsünü dinlemeye gelmiş. Bundan böyle babanızın radyosunu siz açık tutacaksınız. Kelebeğin türküleri hiç susmasın artık, dedi.”

Öykü özelliği yanında, çoğu kez imgesiz, gizemsiz, sanat yapma kaygısı güdülmeden açık iletilerin öne çıkarıldığı bu kitapta yazar Müslüm Kabadayı, ‘sanatlı söyleyiş’i elinin tersiyle ötelemiş olsa da usta bir kalem olduğunu burada da koymuş ortaya. “Közlü Yürekler”den önce yayımladığı ilk öykü kitabı “Salkım Saçak Keldağ”dan ve katkı koyduğu ortak kitaplardan başka her biri birer derleme, inceleme, araştırma kitabı olan 7 kitabı daha vardır yazarın. Bunlar;

“Hatay Biyografisi Üzerine Bir Deneme”, “Hatay Halk Şairleri”, “Doğu Karadeniz Lehçeleri Karşılaştırmalı Sözlüğü”, “Amik’ten Amanos’a Alkım”, “Suriye Günlüğü”, “Hataylı İki Âşık: Kâmil Sarıateş ve Osman Telli”, “Her Yönüyle Kışlak” adlı kitaplardır.

Yazdıklarının çoğunda düşünceyi öne alan bir yazardır Müslüm Kabadayı. Kimi öykülerinde düşüncenin, iletinin belirginliği buradan gelir.

Çalışmaları arasında ikinci kezdir öykü dünyasında da kalem oynatan (Tuş döven mi demeli?) yazarı; duyarlı, yurtsever/insansever yüreği ve hiç sallanmayan sosyalist yaklaşımı nedeniyle hem kutluyorum hem de onun, gelecekte daha büyük başarılarla karşımıza çıkacağına inandığımı belirtmek istiyorum.

0000000681153-1.jpg

*Müslüm Kabadayı, Közlü Yürekler (Öyküler), Phoenix Yayınevi, Ankara, Ocak 2016, 142 s.

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)