• BIST 103.200
  • Altın 197,070
  • Dolar 4,7083
  • Euro 5,4926
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 22 °C
  • Adana 18 °C
  • Antalya 19 °C

Kürt kızları bu filmi çok sevecek!

Kürt kızları bu filmi çok sevecek!
Yılmaz Erdoğan’ın Ekşi Elmalar’ı sinemada

Ali Rıza Özkan
İlk evvelâ, şu konuya bir açıklık getirelim: ‘Ekşi Elmalar’ kesinlikle ‘Vizontele’ serisinin devamı bir film değil. Teması, sinematografisi ve hepsinden önemlisi mesajı ile, olsa olsa ‘Kelebeğin Rüyası’ ile arasında akrabalık kurulabilir. O da uzaktan!

‘Vizontele’ filmleri “eski güzel günler” konsepti içerisinde, hatta “romantik komedi” janrına da yaslanarak üretilmiş filmlerdi. Kesinlikle geçmişi veya herhangi bir “şeyi” sorgulamayan, anıların nostaljisinde seyircisine güzel vakit geçirmeyi vaad eden ve bunu da başaran filmlerdi. 

Yılmaz Erdoğan önce ‘Kelebeğin Rüyası’ ile, sıkıntılı bir dönemde sıkıntılı bir hayatı zorlamış Zonguldaklı şair Rüştü Onur’la seyircisini şaşırttı. Elbette, bunu olumlu anlamda söylüyorum. Çünkü, Kıvanç Tatlıtuğ, Mert Fırat ve Farah Zeynep Abdullah isimlerine güvenerek sinema salonunu dolduran “dizi seyircisi” Erdoğan’ın sineması ile yüz yüze geldi. Seyirciyi şaşırtmak zekice kullanılmıştı.

Yılmaz Erdoğan’ın ‘Ekşi Elmalar’da da başvurduğu aynı yöntemin işleyip işlemeyeceğini göreceğiz. Ancak, Erdoğan’ın giderek “derdi olan sinema” yapmaya yönelmesini bir yere kaydetmemiz gerekiyor.

 

Taşra romantizmine elveda?

Yeşilçam melodramlarının temeli nostaljik bir romantizm üzerinde yükselir. Ağlarız güleriz, sonunda “ne güzel günlerdi” deriz ve yaşamaya sinema salonunun kapısında bıraktığımız yerden devam ederiz. Ancak, 70’li yıllar tam da bu romantizmle çatışan bir sinemanın doğuşuna tanıklık etmişti. 

unnamed-(4)-036.jpg

Yılmaz Güney’in öncülüğünde, taşra filmlerinde feodalizmi, kadın sorununu ve cumhuriyetin kazanımlarını temalaştıran “sosyal içerikli” filmlerle tanışmıştık. Güney’i izleyen Feyzi Tuna, Halit Refiğ, Süreyya Duru, Korhan Yurtsever, Zeki Ökten gibi yönetmenler taşrada çözülemeyen feodalizmi ve yarattığı sorunları filmlerinin merkezine koydular.

Öte yandan, Atıf Yılmaz, Osman Seden, Nesli Çölgeçen, Şerif Gören gibi yönetmenler de romantizmden kopmadan taşra melodramları çekmeye de devam ettiler. Ümit Elçi, Şahin Gök, Sinan Çetin, Yılmaz Erdoğan bu çizgiyi 2000’li yıllara taşıyan yönetmenler oldu. Ancak, Yılmaz Erdoğan’ın ‘Kelebeğin Rüyası’ ile başladığı dönüşümü sürdürme kararlılığında olduğunu, taşra romantizmi ile vedalaştığını söyleyebiliriz.

Yaşama tutunan isyanın filmi: ‘Ekşi Elmalar’

Hakkari Belediye Başkanlığını CHP’ye kaptıran Aziz Özay’ın hayatında geri dönüşü mümkün olmayan bir yıkım başlamıştır. Önce ülke, ama özel olarak da Hakkari siyasi olarak o güne kadar görülmedik bir dönüşümün arifesindedir. 

Kendisinin de milyonlarca Kürt gibi, kurbanı olacağı bu dönüşümü anlamaktan uzak, modernizm (hizmet) ile seçmeni kazanacağı hayaliyle siyasetten kopmayan Aziz Özay’ın evlenme çağını kaçırmak üzere olan dillere destan 3 kızı ile de başı derttedir. 

Çünkü, siyasette (filmde teleferikle ifade edilen) modernizmden yararlanmak konusunda karşı konulmaz bir inat sergileyen Başkan, söz konusu ailesi olduğunda aynı şiddette feodaldır. Hem de, kızlarının ismini Türkan, Safiye ve Muazzez koyduğu halde! Sanıyorum Yılmaz Erdoğan bu isimlerle Türkan Şoray, Safiye Ayla ve Muazzez Abacı’ya da bir saygı gösterisi yapmak istemiş.

Ortanca kızına talip olan Antalyalı ziraat mühendisine “sen benim ayarımda mısın?” derken, Aziz Özay’ın ifade ettiği tam da feodal hiyerarşidir. Herkesin yerini ve haddini bildiği bir klan hayatı sürerken, cumhuriyetin mühendise kazandırdığı görece eşitlik Aziz beyin hiç umurunda değildir. Kendisinin Hakkari’de sahip olduğu statü her şeyin üzerindedir. Kızına talip olacak birisinin de “aynı ayarda” olması gerekir!

unnamed-(1)-074.jpg

Hakkari’nin en güçlü ismi Osman Ağa’nın aracılığı ile ilk iki kızını evlendirir, ama en küçük kızı Muazzez’in “tutulduğu” Özgür, Ankara’da üniversitede siyasi olaylara karışır, aşkını sahiplen (e) mez. Babalarının feodal otoritesinden özgürleşemeyen kızların hayatlarının kararmasına, Aziz Özay’ın siyasette başarısızlığı eklenir. 1984’de Hakkari’nin ilçeleri Şemdinli ve Eruh’ta gerçekleşen karakol baskınlarıyla başlayan ve kısa zamanda tüm Güneydoğu’ya hakim olan şiddet yüz binlerce Kürt gibi, Aziz Özay’ı da Anadolu’nun batısında huzur aramaya iter. 

Sonunda, Antalya’da, Alzheimer ile boğuşan Aziz Özay’ın “eskileri hatırlayıp yenileri unuttuğu” bir dönemde kendi hayatlarını da sorgulayan kız kardeşler mutlu olamadıklarını, hatta mutlu olma şanslarının hiç olmadığını fark ederler. Çünkü, 3 kızın da mutsuzluğunun sebebi, filmin ilk yarısında fotoroman başlığından yola çıkarak sorgulanan “aşk cesaret ister” tümcesine lâyık olamayışları değildir. Onların mutsuzluğunun kaynağı bir sistemdir.

unnamed-(3)-041.jpg

Bu ülkeye ne oldu?

Aziz Özay 1977’den sonra bir türlü kazanamadığı belediye başkanlığı için inadını sürdürürken, ülke değişir, dönüşür. Ama o, parçası olmak bir yana, bu değişimin farkına dahi varmayacaktır. 

Sonunda, mutsuz insanların, hayallerini kaybeden, unutan ve unutulan insanların ülkesinde hep beraber hayaletlere dönüşürken, Aziz Özay’a kalan sadece kendi ismini hatırlayabildiği bir hafızadır.

unnamed-(2)-051.jpg

Hakkari’nin en güçlü ailesinin 3 kızı babalarının kaderine ortak olarak, hayatla bağlarını yitirip, mutsuzluğun kıskacına hapsolurken, Yılmaz Erdoğan’ın filmi isyankâr bir ağıda dönüşüyor. Hayatın (geçmişin) hiç de “güzel eski günler”den ibaret olmadığını, hatta eski günlerin hiç bir zaman güzel olmadığını fark ediyorsunuz.

unnamed-100.jpg

Yönetmen ve Senarist: Yılmaz Erdoğan
Müzik: Erol Mutlu, Levent Güneş
Görüntü Yönetmeni: Gökhan Tiryaki
Oyuncular: Yılmaz Erdoğan, Songül Öden, Farah Zeynep Abdullah, Şükran Ovalı, Devrim Yakut, Şükrü Özyıldız, Fatih Artman, Ersin Korkut, Caner Cindoruk, Cezmi Baskın
Türkiye, 2016, ‘120

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    1234567
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)