• BIST 104.918
  • Altın 147,061
  • Dolar 3,4842
  • Euro 4,1810
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 21 °C
  • Adana 27 °C
  • Antalya 25 °C

Laikliği doğru anlamak

Laikliği doğru anlamak
Aydın Tonga, Mustafa Solak imzasıyla raflarda yerini alan 'Laikliği Doğru Anlamak' kitabını değerlendirdi.

Aydın Tonga

Din ve inanç tarihi aynı zamanda bu tarihin “temsilcilerinin” iktidar karşısında verdiği sınavın tarihidir diyebiliriz. Zira tarih boyunca kendilerinin bulunduğu yeri, “ilahi” bir kategorinin tarafı olarak açıklayanlar, aynı zamanda bu düşüncelerini de iktidara getirmek istemişlerdir. Nitekim bu anlayışa göre “ilahi” olan zaten “beşerden” üstündür ve doğal olarak beşerin değil, ilahi olanın iktidara gelmesi de eşyanın tabiatına uygun olacaktır. Tam bu noktada Mısır firavunlarının kendilerini  “yeryüzü tanrıları” olarak tanımladıklarını hatırlarsak, söz konusu iktidar odaklı din/inanç siyasetinin vahametini de görebiliriz diye düşünüyorum.

            İktidar odaklı bu siyasetin tarihi yolu her ne kadar geçmiş çağlardaki gibi “insan tanrılar” biçiminde tezahür etmese de, toplumlar bu siyasetle olan bağını hiç kesmemiş örneğin daha yakın bir gelecekte Osmanlı İmparatorluğu’nda bile padişahlar “Allah’ın Yeryüzündeki” gölgesi sıfatını kullanmışlardır. Diğer taraftan iktidarın din/inanç adına ele geçirilmesi ile birlikte, egemen söylem bu anlayışı toplumun bütün hücrelerine kadar yayma yoluna gitmiştir. Hal böyle olunca beşeri ilişkilerin yerini ve hükmünü din adına kabul edilen hükümler almış, “dünya işleri” olarak tanımlanan ilişkiler de ancak ilahi söylemin izin verdiği oranda yaşam alanı bulabilmiştir. Ve nihai olarak din-devlet, din-toplum yaşamı arasındaki sınırlar kaldırılarak, bütün egemenlikler “ilahi yorumlara” terk edilmiştir.

            Siyasal iktidarın “ilahi yorum” tahakkümünden mutlak olarak kurtulmasının tarihi çok eskilere dayanmamaktadır. Politik literatürde “Laiklik” olarak karşımıza çıkan bu olgu, iktidarın kaynağının “ilahi” olduğu söylemine açık bir biçimde karşı çıkmış ve iktidarı insana, onun aklına ve genel olarak topluma bırakmıştır. Elbette bu durum hiç kolay yaşanmamış, dahası “teokratik” rejim güçleri iktidarlarını korumak için her türlü savaşı vermişlerdir. Nihai olarak kazanan büyük ölçüde “laiklik” söylemi olmuştur. Fakat bu durum geçmişten günümüze laikliğin ideal biçimde uygulandığı, yara almadığı ve elbette teokratik devlet tehlikesinin ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir. Gerek Türkiye özelinde gerekse de dünya ölçeğinde laiklik anlayışının zedelenmesi ve kimi noktalarda ortadan kaldırılması bu durumun açık bir göstergesidir.

            Geçtiğimiz günlerde Mustafa Solak imzasıyla raflarda yerini alan “Laikliği Doğru Anlamak” adlı kitap, laikliği derli toplu okumak, tarihsel kimliğini yerli yerine oturtabilmek ve günümüzde laiklik bağlamında ortaya çıkan tartışmaları eleştirel bir gözle değerlendirebilmek adına oldukça anlamlı bir çalışma olmuş. Zira Solak, laikliğin sadece fotoğrafını çekmemiş aynı zamanda laiklik ekseninde yürümekte olan pek çok konuya da cesaretle yaklaşmış ve hatta okuyucuları da tartışmanın içine çekerek, dinamik bir konuşma alanı yaratmıştır.

            “Laikliğin Tarihsel Gelişimi, Cumhuriyetin Kuruluşundan AKP’ye Laiklik, AKP Döneminde Laiklik, Cumhuriyetçilerin Laiklik Hataları ve Partilerin Laikliğe Bakışı” adlı beş bölümden oluşan kitapta laiklik öncelikli olarak düşünce ve siyasi kökeni itibariyle ele alınmış akabinde yakın geçmişte ve günümüzde laiklik ekseninde ortaya çıkan sorunlar tartışılmış ve okuyucuyla buluşturulmuş. Gerek kullanılan kaynaklar gerekse de literatüre olan hakimiyeti ile göz dolduran kitap, bu alanda yayınlanan çalışmalara da büyük katkı sağlayacaktır diye düşünüyoruz.

            Laiklik ilkesine zarar verecek olgulardan birisi de hiç şüphesiz eğitimde bilim ve aklın, çoğulcu ve demokratik niteliğin terk edilerek din ve özellikle belirli bir din yorumu odaklı öğretimin egemen kılınması olacaktır. Solak, kitabında bu tehlikeye dikkat çekerek, eğitim alanında yaşanan olumsuz dönüşümün sonuçlarını büyük bir ustalıkla gözler önüne sermiştir. Bu anlamda yazarın kullandığı veriler oldukça çarpıcı ve önemlidir. İşte o verilerden bir kaçı:

2010'dan 2015'e imam-hatip lisesi öğrenci sayısı, 198.581'den 668.381'e çıkarak üç katından faz­lasına (%337) yükselmiştir. Bu dönemler arasında diğer mesleki liselerde okuyan sayısı 1.439.872'den 2.043.846'a çıkmıştır. Oran­sal olarak artış %70'tir. Yani imam-hatip lisesi öğrenci sayısındaki oransal artış diğer meslek liselerindeki oransal artışın (%337/%70) neredeyse 5 katıdır. Bu oran AKP'nin imam-hatipleri desteklediği­nin açık kanıtlarından biridir. Tablo ile gösterecek olursak durum şu şekildedir:

AKP 2002 yılında iktidara geldiğinde ülkede 450 imam-hatip lisesi vardı. İmam-hatip ortaokulları 1999 yılında kapatılmışlar­dı. 2010 yılında 495 İmam-hatip lisesinde 198.581 öğrenci okuyor­du.

                Anılan okullarda verilen “bağnaz” müfredat ile birlikte düşünüldüğünde İmam Hatip okullarında ortaya çıkan bu artışın hayra alamet bir sonuç doğurmayacağı ise gün gibi ortadadır. Solak, kitabında bu durumu şu yalın ifadelerle dile getirmektedir: Bu okullar, müftülüklere ve camilere personel yetiştiren meslek okulları olduğundan laikliğe aykırı değildir. Bu kişilerin mesleğini yapması için dini eğitim alması normaldir ve bu eğitimin devletin gözetimi altında yapılması daha sağlıklıdır. Fakat bu okulları ihti­yacın ötesinde açmak, müfredatını laikliğe aykırı düzenlemek, di­ğer okullara alternatif olarak göstermek yanlıştır. Avrupa Birliği'n­de ve ABD'de de bu tür okulların olduğunu söyleyerek bu okulların sayısını normal sayanlara şunu hatırlatalım ki hiçbir ülkede sayı 2002-2015 arasındaki 13 yıllık bir sürede beş katına çıkmamıştır.

             “Laikliliği Doğru Anlamak” gibi oldukça iddialı bir başlıklı okuyucuların karşısına çıkan bu kitap, eğitim alanı başta olmak üzere pek çok alanda laiklik bağlamında yaşanan olumsuz süreçleri titizlikle ortaya koymuş diyebiliriz. Bu bağlamda yazar güncel sorunları cesaretle irdelerken, laikliğe neden sımsıkı sarılmamız gerektiğin de açıklıkla ortaya koymuş. Kalemine sağlık diyelim, yolu açık olsun.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Diğer Haberler
    • Editörün seçtikleri / 11 Eylül 201711 Eylül 2017 Pazartesi 14:26
    • Haftanın Kitabı: "Çin'in Yirminci Yüzyılı"11 Eylül 2017 Pazartesi 11:13
    • Yeni çıkan kitaplar / 11 Eylül 201711 Eylül 2017 Pazartesi 09:51
    • Editörün seçtikleri / 28 Ağustos 201728 Ağustos 2017 Pazartesi 14:16
    • Yeni çıkan kitaplar / 28 Ağustos 201728 Ağustos 2017 Pazartesi 14:02
    • Haftanın çok satan kitapları / 28 Ağustos 201728 Ağustos 2017 Pazartesi 13:54
    • Haftanın Kitabı: "Yaşam Sanatı"28 Ağustos 2017 Pazartesi 13:46
    • Haftanın çok satan kitapları / 21 Ağustos 201721 Ağustos 2017 Pazartesi 16:16
    • Editörün seçtikleri / 21 Ağustos 201721 Ağustos 2017 Pazartesi 16:09
    • Yeni çıkan kitaplar / 21 Ağustos 201721 Ağustos 2017 Pazartesi 15:51
    • Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)