• BIST 108.489
  • Altın 151,185
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 11 °C
  • Adana 15 °C
  • Antalya 15 °C

Liseliler karanlığa sırtını dönerken güneş nerede?

Liseliler karanlığa sırtını dönerken güneş nerede?
Özlemini çektiğimiz 'sorgulayan liseliler' yankı'yı derin uykusundan uyandırmakta, seslerini çoğalttıkça çoğaltmaktadır.

Haydar Ali Albayrak

"Ferda senin!" dedim, beni alkışladın; hayır,
Bir şey senin değil, sana ferda vediadır;
Her şey vediadır sana, ey genç, unutma ki
Senden de bir hisâb arar âtî-i müştekî."
(1)

İki şeyin, bilhassa iki şeyin özlemini duyduk yıllarca! Biri size saçma gelmesin iğrenç ve insanlığa eğreti bir özlem, popüler kültürde karşılık bulan bir yanılsama: Zeki seri katile özlem...

Diğeri: 'talep eden' anlamında talebe, çekirdekten yetişen demir leblebiden liseli... İsyanı öğrenen, sorgulamayı bilen, zeminini doğru etüd eden, fizibilite çalışması yapmaya müsait, hayatın kartvizit ve cv şişirmesinden ibaret olmadığının ayırdında, dolu dolu yaşamanın tadını arayan, dişlerinde kamaşan yaşama kafa tutabilen 'ergen'

Dizilerden ve filmlerden referansla aranan seri katil
Seri katilimiz Atalay Filiz bu kez zekiydi, liseyi Galatasaray'da, üniversiteyi ODTÜ'de okuduğu ileri sürülüyordu, maddi durumu yerindeydi, yediği önünde yemediği ardındaydı. Fakat cinayet işlemeye yöneldi.

Çirkin düzen ruhlarda derinlemesine tahribata yol açıyordu, öyle ya da böyle...

Uzun süre kaçıp saklandı, kişisel kamplar kurarak doğada yaşadı. Deneyimlerinden dolayı doğal beslenme yöntemlerine alışkındı, 'into the wild' filminden fırlamış, ancak o karakterin zalim bir versiyonu olarak karşımızda, tam karşımızdaydı.

Kolay kolay yakalanmıyordu, birçok şehirde görülmesine, izler bırakmasına rağmen her defasında kurtarıyordu paçayı.

Çekirge bir zıpladı iki zıpladı, seri katil bir minibüs şoförünün ihbarıyla 'kıskıvrak' yakalandı. Fakat müsamere asıl seri katilimiz 'ele geçince' sergilenmeye başladı.

Öğrenciyi, öğretmeni, işçiyi, avukatı yerlerde sürükleyerek, tekmeleyip ters kelepçeleyerek gözaltına alan polis yine yaptı yapacağını!

Selfi çekmeye bayılan, köprüde intihar etmeye çıkmış vatandaşın son anlarına kendi kafasını sığdırıp an'ı yakalamasıyla meşhur, 'carpe diem' felsefesine varlığını adamış polisimiz zeki ve psikopat seri katille poz verme ve hatta sırıtma fırsatını ıskalamadı!

Selfici polisler açığa alınmış. Hrant Dink'in katiliyle bayrak önünde sahneler hazırlayan, güzelleme dekorları kuranlar neden ödüllendirildi peki? Hani eşitlik, nerde adalet dedikleri? 

Açığa alınmışlar, iyi güzel de o polislerin sırıtışı nereye sürülebilir? Bu ülkenin pespaye gerçeğine, kirli coğrafyasına ve siyasi iklimine bakarsak nereye sürülürse sürülsünler elimizde kalıyor, elimize yapışıyor; paslı bir demiri tutuyoruz nitekim, tetanoz olmuş aklımız, kanımız bir deli kabarıyor!

Liseliler fırtınanın habercisi
Liseliler işte, saf ve temiz yüzlerini bu karanlık gülüşlerden, bu ölüm yüceltmelerden, katile tapınmalardan, zulmü hoş görmelerden kaçırıyor, esirgiyor düşüncelerini. 

Sallanıyor gemi, çatırdıyor direkler, bildiriler yayınlanıyor hız kesmeden, fırtına yaklaşıyor, dalgalar habercisi. Paydos zilleri uyanan çocukların birden bahçeye doluşunu andırıyor. Paydos zilleri okuldan kaçıp Fener-Trabzon maçına giden haylaz Hababam Sınıfı'nın mizahı ve uyumsuzluğuyla çalıyor. Adını koymak gerek: Liseliler "artık yeter" diyor.

'Hal ve gidiş sıfır' iken karneleri ve gemileri yakmak
Geçtiğimiz yüzyılın başında kısacık ömrüne tek bir uzun metraj film sığdırabilen anarşist sinemacı Jean Vigo çektiği bir orta metraj filmde, "Hal ve gidiş sıfır"da (2) dinamik ilk gençliğin iktidarla çatışma ve buna istinaden ayağa kalkma potansiyelini işler; bir kıvılcım kâfidir korsan bayraklarının göndere çekilmesine. Kitap ve defterler yağar okul avlularına, sıra kapaklarına vurulur, inler koridorlar. 

Özlemini çektiğimiz 'sorgulayan liseliler'  yankı'yı derin uykusundan uyandırmakta, seslerini çoğalttıkça çoğaltmaktadır.

Bu kervana imam hatip liseleri bile katılıyor, gençler hizaya geçmeyi, hazır kıta duruşu reddediyor, "öl de ölelim" prensibinden ayrılıp kimsenin adının baş harflerini başlarıyla yazmıyorlar lise bahçelerine. O anlayışı silip atıyor, yeni bir karşıt bakış ve duruş geliştiriyorlar.

Gezi'den sonra en çok mutluluk duyacağımız, övünçle hatırlayacağımız günlerden geçiyoruz.

Biz bir Şili değiliz, 'sokaklara dökülen liseliler' geleneğimiz yok yahut biz bir Fransa da değiliz, işçi grevlerine yüzlerce lise boykot yapıp destek vermiyor. O yüzden kıymetini, kadrini bilelim bu güzel, onurlu ve anlamlı adımların. Kıymetini bilmekle yetinmeyerek sahiplenelim, liseli kardeşlerimize yalnız olmadıklarını haykıralım, elimizden geldiğince yan yana duralım: liseliler, üniversiteliler, işçi emekçiler, memurlar, beyaz yakalılar, doktorlar, mühendisler ve hatta hâkimler. Evet, hâkimler dahi katılsın bu kervana! Katılsınlar ki en üst merdiven basamağından bakan müdür zihniyetinin tabanda bir işe yaramadığını daha çarpıcı bir şekilde kavrayabilsinler!

Liselilerin sesi yükseliyor, müdürler telaşa kapıldıkça iktidarın sesi kısılıyor!

1. İsyana öncülük eden liseler arasında bulunan Galatasaray Lisesi geçmişiyle de saltanata karşı tutumun simgesi olmuştur. Bu lisede müdürlük yapan şairimiz Tevfik Fikret, yazının girişinde şiirinden alıntıladığım dizelerde gençliğe geleceği emanet ediyor. Galatasaray Lisesi, seri katil yahut televizyon soytarıları yerine geleceğin emanet edildiği gençler yetiştirmeyi hak ediyor.

2. Jean Vigo'nun filminin orijinal adı "zero de condiute"dir. Filmin tamamına bu linkten erişebilirsiniz. 
https://youtu.be/YUkW1LBuQcg

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      İlgili Haberler
      Diğer Haberler
    • TEOG bahane oyun şahane! (1)28 Eylül 2017 Perşembe 13:36
    • Orhan Kemal (4)28 Eylül 2017 Perşembe 10:03
    • Irak Kürdistanı: Halkın iradesi mi? Aşiret sultası mı?27 Eylül 2017 Çarşamba 22:01
    • Orhan Kemal (3)27 Eylül 2017 Çarşamba 00:01
    • Orhan Kemal (2)26 Eylül 2017 Salı 07:07
    • Akrep sahibine döndü: AKP kendi cihatçısıyla savaşacak!25 Eylül 2017 Pazartesi 11:47
    • Orhan Kemal (1)25 Eylül 2017 Pazartesi 11:26
    • Kalkıp göç eyleyeli 32 yıl oldu ama... Ruhi Su’nun sesi bugüne nasıl ulaştı?20 Eylül 2017 Çarşamba 17:00
    • Tarık Akan'a gecikmiş bir veda yazısı16 Eylül 2017 Cumartesi 13:39
    • Hudutların Kanunu / Lütfi Akad Yılmaz Güney'i ve Sinamasını anlatıyor-416 Eylül 2017 Cumartesi 13:32
    • Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)