• BIST 73.600
  • Altın 132,651
  • Dolar 3,5398
  • Euro 3,7975
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara -4 °C
  • İzmir 8 °C
  • Adana 9 °C
  • Antalya 13 °C

Lütfen aklımızı ve algımızı rahat bırakın

Doğan YURDAKUL

Cumhuriyet tarihi için kısa sayılabilecek bir süre önce iktidar ortaklarından cemaatin polis-savcı-hakim çetelerinin yönetip, AKP’nin başsavcılığını üstlendiği “dalga, dalga” operasyonlar yapıldı, ordu üst kademeleri ve ABD karşıtı subaylar Silivri zindanına tıkıldı. Bu davaların “kumpas” olduğunu gözünü kırpmadan savunan gazeteciler de onlardan birkaç yıl sonra Silivri’ye gönderildi.

Başsavcı “kitap bombadan tehlikelidir” dedi. Kendilerini siyasal islamcı iktidarın “küçük ortağı” sanan ikinci cumhuriyetçi sözde liberaller “onlar gazeteci değil, terörist” masalını anlatıyorlardı. Her dönemin anlı şanlı “demokrat” yazarları, bu korkunç “insan hakları katliamına” karşı çıkamadılar, sıranın kendilerine gelebileceği korkusu içinde “yapmayın, etmeyin, kurunun yanında yaş yanmasın” gibilerinden homurdanmakla yetindiler.

Gün geldi, devran döndü. Önce “yetmez ama evetçi liberaller” gemiden atıldı. Sonra büyük ortaklık bozuldu, cemaat “paralel” ilan edildi. AKP iktidarı, “savcısı” olduğu o davaları “kumpas” ilan etti, sorumluluğu cemaate yıkıp işin içinden sıyrıldı. Tüm o süreçte “tam siper” olan anlı şanlı yazarlar da nihayet ortaya çıkıp on yıl önceki insan hakkı ihlallerini yazmaya başladılar.

DEMOKRASİYİ SAVUNAMAYAN “DEMOKRATLIK”

Bu kısa anımsatmayı, bugüne bir “paralellik” kurmak için yaptım.

Bir zamanlar bizlere “onlar gazeteci değil, terörist” diyenler şimdi “kandırılmışız, biz terörist değil gazeteciyiz” diyorlar. İster “tetikçi” olsunlar ister gerçekten gazeteci, onların da tutuksuz ve adil yargılanmalarını biz savunuyoruz. İlkeli tutum budur.

15 Temmuz darbe girişiminin bastırılmasından sonra bilerek ve hesaplı olarak uygulanan insan hakkı ihlalleri gün geçtikçe artıyor. Anlı şanlı “demokrat” yazarlarımız bu ihlallere kesinlikle karşı duracaklarına, yine eski tavırlarına döndüler: “etmeyin, eylemeyin, kurunun yanında yaş yanmasın.” Sanki iktidar, kimin kuru, kimin yaş olduğunu onlardan öğrenecek! Hadi olabilir, bugün korkuyorlar ama yarın yine dönüp, insan haklarını savunmaya başlayabilirler diyebiliriz. Ama sorun orada bitmiyor. Bir zamanlar kenarından seyrettikleri nehrin içine düşüp akıntısına kapılmışlar. Bize, siyasal islamcı faşizmin “demokratlaşmaya”, hatta hatta “anti-emperyalist olmaya” başladığını yutturmaya çalışıyorlar.

Sayın “demokrat” bayanlar ve baylar! Lütfen aklımızı ve algımızı rahat bırakın! Bırakın duyduğumuzu, gördüğümüzü, okuduğumuzu biz kendi aklımızla kendimiz algılayalım. Yazdıklarınızın başında (hiç olmazsa içinizden) “ben böyle algılıyorum”, ya da sonunda (yine hiç olmazsa içinizden) “ben böyle algıladım” derseniz, göreceksiniz ki siz de çok rahatlayacaksınız. Belki de bu yönlendirmeleri, “algı yoksunu” sandığınız insanlar için yapıyorsunuz, bırakın onlar da olup biteni kendilerine göre algılasınlar.

İşin en acı tarafı, bazı muhalif solcuların da kendilerini bu akıma kaptırmış gibi görünmeleridir. Şu kadarını anımsatmalıyım ki, gün, kayığını akıntıya teslim edip rahatlamak değil, akıntıya karşı durma günüdür!

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.