• BIST 109.361
  • Altın 153,268
  • Dolar 3,8380
  • Euro 4,5070
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 10 °C
  • Adana 14 °C
  • Antalya 16 °C

Macron niye / neyi kaybetti?

Cüneyt AYRAL / Paris

Fransa’da Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu da tamamlandı ve iki adaydan birisi olan Emanuele Macron seçimi %65,9 oyla kazandı.

Bir önceki yazımda, “görünen o ki 7 Mayıs seçimlerinde %63-68 aralığında bir oy ile Fransa’nın en genç cumhurbaşkanı olabilecek..” diye yazmıştım, yanılmamışım...

Şimdi E. Macron Fransa’da 5inci Cumhuriyetin 8 inci ve en genç Cumhurbaşkanı olarak yemin edecek, 5 yıl görev yapacak / yapabilecek mi?

Macron bu seçimi kazanarak, erken siyasi yaşamına beş yıl sonra son verme kararını da imzalamış oluyor, çünkü onu Cumhurbaşkanlığına taşıyan oyların %45 ten fazlası emanet oylar, çünkü Macron bir siyasi hareketin lideri değil, yeni bir eylem gurubunun lideriymiş gibi davrandı yalnızca, çünkü Macron gelmekte olduğu Sosyalist Parti’yi red ediyor ve merkez sağa da göz kırpmıyor, Fransa’nın hiç alışık olmadığı bir dilde “Ekonomide liberalim, sosyal konularda sosyalistim” diyor, çünkü Macron 39 yaşında ve deneyimsiz bir politikacı, Avrupa Birliği’ndeki kurt politikacılar için çok kolay bir yem, çünkü Macron çok aceleci, keşke diyorum, 16 yaşında aşık olduğu ve kendisinden hayli yaşlı olan eşini beklediği gibi bekleyebilseydi, partisini kurduktan, siyasi görüşünü kitlelere anlatıp kabul ettirdikten sonra bu işe kalkışsaydı, o zaman uzun soluklu bir Cumhurbaşkanlığı belki yapabilirdi.

Fransa Sarkozy’yi de yaşadı, Holland’ı da yaşayıp bitirdi. İkisi de siyasi bağlarına tam bağlılık göstermedikleri için, birer dönemde yok olup gittiler ve iz bırakamadılar, bıraktıkları izlerin hiç birisi kitleleri memnun eden izler değil.

Şimdi önümüzde Fransa’nın genel seçimleri var ve Cumhurbaşkanlığı seçiminin birinci turunda beklenenin üzerinde bir çıkış yapan komünist Melanchon çok sempati topladı, Macron’a oy veren kitle içinde Melanchon’un katkısı çok büyük ve bunu genel seçimlerde göreceğiz.

Öte yandan FN, Marie Le Pen %34,1 oy aldı, bu kendisi için bir rekoru oluştururken Fransa ve Avrupa için tam bir yüzkarası... Faşizmin, ayrılıkçılığın, huzursuz siyasi yaklaşımların nasıl kabul görmekte olduğunun, bu anlayışın artışının ispatı...

Marie Le Pen, eğer seçim öncesi söylemlerinde İslamcıları ötekileştirmeseydi, AB’den ayrılacağına dair konuşmalar yapmasaydı, Fransa’nın aslını oluşturan göçmenlerle ilgili ileri geri konuşmasaydı, hiç kuşku yok ki Macron’u rahatlıkla köşeye sıkıştıracak siyasi bir yeteneği vardı, ama eski angajmanları onu bu tür bir söyleme itince % 34,1 de kaldı ki, bu rakam bile Macron’un karşısında çok ciddi bir başarıdır.

Fransa herşeye rağmen çok demokratik bir seçim yaşadı, sandıklarda hiç bir sıkıntı yaşanmadı, hiç bir yolsuzluktan, yasa dışılıktan söz edilmedi ve herkes seçim sonuçlarını saygıyla karşıladı. Ancak Fransa hiç beklemediği yeni bir dönemi daha 1inci tur seçimlerde başlatmıştı.

Avrupa’nın yegâne sosyalist ülkesi olan Fransa, Hollande yönetiminde özellikle Alman Şansölyesi Merkel’in ciddi etkisi ile iyice sağa kaymış ve sosyal hakların bir kısmından ödünler vermişti, ekonomi bakanlığı sırasında bu gelişmeleri hayata geçiren de Macron olmuştu ve bunu halk unutmadı!

Le Pen’in özellikle göçmenler konusundaki yaklaşımı Macron’un ikinci turdaki oylarının artmasına neden oldu, ama göçmenlerin hiç birisi Macron’cu değil, herşeyden önce onun meydanlarda ne anlatmakta olduğunu henüz sokaktaki insan anlayabilmiş bile değil.

Macron bir zorunluluktan ötürü seçildi!

Ve siyasi yaşamının son 5 yılına girmiş oldu...

Bence bir ABD projesi olan Macron’u öne sürenler, onu heyecanlandıranlar, acele tmesine neden olanlar ve kazanmasına yol açanlar Fransa’yı, gerçek demokrasiyi  ve Fransız seçmenlerinin davranış biçimini hiç iyi analiz etmemişler...

Macron’u bekleyen çok ciddi sorunlar var. Cumhurbaşkanlığı yeminini ettiğinde Olağan Üstü Hal durumunda bir ülkeyi teslim alacak, bu ülke çeşitli cephelerde savaşmakta ve ekonomik olarak ciddi sıkıntıları var, halkın yüzü asık ve geleceğinden umutsuz, işsizlik çok yüksek, hayat günden güne pahalılanıyor. Eğer bunlarla uğraşabilecek ise ne alâ, ama beceremez ise, ciddi bir GREV kültürü olan, STK’ları çok iyi çalışan Fransa’da önümüzdeki beş yıl sokak eylemlerinden ve dev grevlerden kimse nefes bile alamaz.

Macron aceleci davrandı, bakalım neyi, nasıl becerecek...

Yaşayıp göreceğiz...

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)