• BIST 82.368
  • Altın 147,517
  • Dolar 3,8222
  • Euro 4,0629
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 10 °C
  • Adana 15 °C
  • Antalya 17 °C

'Maskaralar' İnönü'yü tanımaz

Nahit DURU

Bugün de Kurtuluş - İstiklal - savaşı kahramanlarından Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucularından, İsmet İnönü'den söz edeceğim. Kızdığı zaman karşısındakine "maskara"  arada bir de "kerata" diyen İsmet Paşa'dan.

O'nu dinsizlikle, camileri yok etmekle, demokrat olmamakla, darbecilerle işbirliği yapmakla suçlayanlar belki gerçekleri öğrenir diye.

Önce, şunu söyleyeyim.

Kaç kişi İsmet Paşa'nın cami yaptırdığını bilir?

Şaşırmayın. İsmet Paşa, Çankaya Merkez Camii'ni yaptırmıştır. Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı olmasına kadar, Cumhurbaşkanlarının namaz kıldığı Merkez Camii İsmet İnönü'nün yaptırdığı,  bölge halkının ibadetine sunduğu bir camdir. Halıları dahil, tüm gereksinimleri de Mevhibe hanım tarafından karşılanmıştır, caminin.

Camileri kapattığı iddia edilen paşa, o çevrede eksikliği duyulan bir cami yaptırıyor.

Ve ne yazık ki; bugün cami yaptırmak bir yana, dini siyasete alet etmek için göstermelik ibadet edenler tarafından dinsizlikle suçlanıyor.

Şurası da bir gerçektir ki, paşa ve eşi Mevhibe İnönü, tam anlamı ile dindarlığa örnek gösterilecek bir aileydi. Ancak, bunu asla siyasete alet etmediler. İnönüler için ibadet gizli olmalı ve Allah'la kul arasında kalmalıydı.

Öte yandan,  inandırıcı olmasa da temcit pilavı gibi yinelenen, darbecilerle işbirliği yaptığı iddiaları var, Paşa için.

27 Mayıs'tan sonra idamların infaz edilmemesi, durdurulması için ihtilalin başı Cemal Gürsel'e yazdığı mektupları, 22 Şubat ve 21 Mayıs Talat Aydemir ihtilal girişimlerini sabaha kadar Genelkurmay'da plan yapıp uygulatarak kan dökülmeden önlemesini dikkate almayanlar,  12 Mart muhtırası sonrasında İsmet İnönü'yü Nihat Erim hükumetine bakan verdiği için suçlayabiliyorlar.

Cehalette sınır yok ne yazık ki.

12 Mart Muhtırasının 3'üncü maddesine baksalar, Paşa'nın neden bakan verdiğini anlayacaklar. Ne diyor bir göz atalım muhtıranın 3. maddesine:

“Bu husus süratle tahakkuk ettirilemediği takdirde, Türk Silahlı Kuvvetleri kanunların kendisine vermiş olduğu Türkiye Cumhuriyeti'ni korumak ve kollamak görevini yerine getirerek, idareyi doğrudan doğruya üzerine almaya kararlıdır.” (1)

Aşağıda sunduğum ilk iki madde gereği; Paşa, ordu yönetime el koymasın, parlamenter sistem devam etsin, TBMM feshedilmesin diye 12 Mart hükümetine CHP'den bakan vermeyi kabul ediyor.

Dedim ya, cehalet kolay zanaat.

O dönemde İsmet İnönü'nün Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın idamlarının yapılmaması, yargı teminatının askıya alınmaması, hak ve özgürlüklerin sınırlanmaması için Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, Başbakan Nihat Erim ve Genelkurmay Başkanı arasında mekik dokuduğunu da unutarak suçluyorlar.

Bu iddiaları ortaya atanlar, İsmet Paşa'nın Ulus Gazetesi'ni 12 Mart günü yaptığı, muhtırayı destekler hava yaratan başlıkları nedeniyle kapatmaya karar verdiğini, aynı gün  Ulus Gazetesi'nin Genel Yayın Yönetmeni Cemal Saltık ile haber müdürü Sertaç  Tözün'e "en iyi askeri rejim, en kötü demokrasi yönetiminden daha kötüdür" dediğini bilmeden.

Paşa'nın, Parlamenter sistem sürsün, anti demokratik yasalar getirilmesin diye gösterdiği çabaları, o dönemde kimsenin haberi olmadan bir pazar günü Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç'la buluştuğunu, onu kimi konularda ikna etmek için uğraştığını, gerek Başbakan Erim'le gerekse Cumhurbaşkanı Sunay'la toplantılar yaptığını,  araştırmadan, O'nu ihtilalcilerle işbirliği yapmakla suçlamak.

Ya Türkiye'ye çok partili sistemi getiren siyasetçiye "diktatör" deyip, onu demokrat olmamakla itham etmek.

İnsafsızlıktır kuşkusuz.

Ancak, bu iddiaların sahibi "maskara"lara, O'nun meşhur sözü ile yanıt verelim:

" Hadi Can'ım sende "

(1) muhtıranın ilk iki maddesi:

"1.- Meclis ve hükümet, süregelen tutum, görüş ve icraatlarıyla yurdumuzu anarşi, kardeş kavgası, sosyal ve ekonomik huzursuzluklar içine sokmuş, Atatürk'ün bize hedef verdiği uygarlık seviyesine ulaşmak ümidini kamuoyunda yitirmiş ve anayasanın öngördüğü reformları tahakkuk ettirememiş olup, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği ağır bir tehlike içine düşürülmüştür.

2.- Türk milletinin ve sinesinden çıkan Silahlı Kuvvetleri'nin bu vahim ortam hakkında duyduğu üzüntü ve ümitsizliğini giderecek çarelerin, partiler üstü bir anlayışla meclislerimizce değerlendirilerek mevcut anarşik durumu giderecek anayasanın öngördüğü reformları Atatürkçü bir görüşle ele alacak ve inkılap kanunlarını uygulayacak kuvvetli ve inandırıcı bir hükümetin demokratik kurallar içinde teşkili zaruri görülmektedir."

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.