• BIST 107.206
  • Altın 143,369
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 25 °C
  • Adana 29 °C
  • Antalya 29 °C

Mehmetçik ile oynamak ateşle oynamaktır!

Noyan UMRUK

“Ordularını ücretli askerlerden oluşturan iktidarlar, önünde sonunda, içinde oldukları savaşları kaybetmeye mahkûmdur..." Niccolò Machiavelli

Ergenekon, Balyoz vb. davalarla kimyasıyla oynanmak sureti ile kendilerine ikbal yolu açılan “yıllarca devşirilmişlerin”  FETÖ kalkışmasının silahlı gücünü oluşturması TSK'yı moral açıdan bir hayli sarsarak “Yaralı Aslan” haline getirdiği zaten herkesin malumu…

Bu yetmezmiş gibi görünen  odur ki: bu yaralı aslan’ın her 15 Temmuzda  bilbordlarla daha da aşağılanmasının küresel bir proje olduğu, işbirlikçilerin de bu işlevi bihakkın yerine getirdiği…

 

Ancak, insan kaynağı açısından ülke güvenliği ve  TSK için çok daha tehlikeli olanı, ordunun bedelli askerlik kaldıracı ya da uyanıklığıyla tamamen profesyonelleştırilerek “Halk Ordusu” olmaktan çıkartılması, milletiyle gönül bağının kopartılması…   

Teknolojik donanımın gerekli kıldığı teknik bilgiye haiz ya da özel muharebe yöntemleri için yetenekli personel istihdamı dışında küçülerek profesyonelleşme sürecine girilmesi gerektiğini ileri süren “fikri olmadan bilenler” çoğalıyor. 

Öte yandan, toplum vicdanını derinden yaralayan  bedelli askerlik uygulamaları sık sık yinelenerek yaygınlaştırılıp, paralı askerlik gerekli kılınmak isteniyor.

TEHDİT ALGISI

Orduların küçülmesi ve askerliğin paralı hale getirilmesinde en önemli faktör elbette ki tehdit algısıdır.

Soğuk savaş sonrası AB’nin genişlemesiyle tehdidin “merkez ülkelerin küresel çıkarlarının çevre ülkelerde, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Asya coğrafyasında zedelenmesi” şekline dönüştürülmesi üzerine, AB’nin “küçülen profesyonel ordularla yardımcı güç” rolünü benimseyerek, “güvenlik yükünü” NATO ve ABD’ye terk etmesi mali açıdan anlaşılabilir bir şeydir.

Anlaşılamayanı, jeostratejik açıdan “Vatan Savunması” endişesi taşıyan,  ekonomik, ulusal ve yapısal dokuları çok farklı olan, Eski Genelkurmay II. Başkanı Ergin Saygun’un “Türk Ordusuna Balyoz” kitabında vurguladığı üzere “NATO’nun yumruk mesafesinde tuttuğu” bir ülkenin bu modeli örnek almaya çalışmasıdır.

'MEHMETÇİK' RUHUNUN ÜLKE SAVUNMASI İÇİN VAZGEÇİLMEZ ANLAMI

Eski Genelkurmay Başkanlarından Işık Koşaner "TSK'da Mehmetçiğin alternatifi yok" diyerek profesyonel ordu tartışmalarına son noktayı koymak istemişti.

Bu önemli sözcüklerin anlamı şudur: Cumhuriyet ordusu, Kurtuluş Savaşı geleneğinden bu yana “Vatan Savunması” idraki içinde asıl gücünü, ruhunu ve etkinliğini Mehmetçikten alır. 

Atatürk’ün vurguladığı gibi “Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği senin kadar temiz bir askere rastlanmamıştır. Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payı senindir…Gönül borcumu ve teşekkürümü söylemeyi kendime en aziz bir borç bilirim.”(1921-Atatürk'ün T.T.B.IV, s. 414). Türk ordusu için teknoloji, araç, gereç daima Mehmetçikten çok sonra gelmiştir.

Aslında, Cumhuriyet Türkiye'sinde toplumun çok geniş bir kesimi için askerliğin zorunlu olmaktan çok, 'Gönüllü' bir anlam ve içerik taşıdığı da bilinmektedir.

Rand’a göre; ‘‘Gönüllü bir ordu, özgür bir ülkeyi savunmanın tek doğru, ahlaki, pratik ve etkin yoludur. Özgür bir ülke bir saldırıya karşı asla gönüllü eksikliği duymamıştır..”(1)

DUYARLI VE HAYATİ BİR KONU...

Türk ordusunun temelini oluşturan bu anlamlı 'Gönüllülük' ruhunu zedelememek için,vatani hizmet sürecinde toplumsal adalet ve eşitlik sağlamakta duyarlılık göstermek, toplumun dokusunu oluşturan değerlerin incitilmemesi ilgili tüm kurumların hayati görevidir.

Öte yandan konuya ilişkin toplumsal eğilimleri gösteren ciddi ve yeterli araştırma ya da anketler bulunamamıştır. Ancak, bulunabilen dar kapsamlı bir anket konuya bir ölçüde ışık tutabilmektedir.

Görüldüğü gibi profesyonel orduya geçiş konusunda 'tereddütsüz' tercih oranı yüzde 22’dir.

Derhal profesyonel askerliğe geçişe karşı olanların oranı ise yüzde 78’dir.

Türkiye “milli geleneğini kesinlikle sürdürmeli” diyerek profesyonel askerliğe tamamen karşı çıkanların oranı ise yüzde 36+5=41(Çünkü alternatif düşüncesi olan yüzde 5 genellikle ciddi uzmanlık gerektiren görevler için profesyonel uzman istihdamını önerirken, mevcut askerlik sistemine karşı çıkmamaktadır.)  

Bu durum da göstermektedir;  MASK’ın ((Milli Askeri Stratejik Konsept), paralı, bedelli askerlik, Memetçiğin aşağılanması özellikle dış tehdidin derece ve önceliklerinin, sosyo-psikolojik, kültürel, ekonomik ve hukuksal yapı ve moral değerlerin ciddiyetle değerlendirilmesi ülke bekası için hayati önemdedir. Bu başta TBMM ve  Genelkurmay Başkanlığı olmak üzere tüm kurumları, sivil toplum örgütlerini, tüm vatandaşları çok yakından ilgilendiren gereken bir konudur.

SONUÇ

Şu sorunun yanıtı hayati önemdedir. ‘‘Türk ordusunun başat görevi uluslar arası misyonlara katılarak terörizmle savaşmak; her iki operasyon türü , büyük miktarlarda kötü eğitimli piyadeyi değil, küçük, esnek, profesyonel ve yetenekli birimleri gerektiriyor.’’(2) ahkamını keserek TSK’ni antiterör polis gücüne indirgeyen Lagendijk ya da “Türkiye'nin en önemli ihraç ürünü askeridir...” diyen Soros mu kaale alınacak? 

Yoksa “Ülke fiili bir saldırıya uğramadıkça, savaş bir cinayettir” umdesi ile ülkeyi, topyekun vatan savunmasını gençlerimize emanet eden yüce Atatürk’ün çok anlamlı vasiyeti mi?

 

Ezcümle her şeyimizi borçlu olduğumuz, minnet ve şükran duymamız, üzerine titrememiz gereken 'Mehmetçik'le oynamak ateşle oynamaktır. Hepimiz için başka bir vatan yok… Ve de böyle bir oyuna gelmek vatana ihanet tuzağına düşmek değilse nedir? 


(1)  Ayn Rand, ‘‘Kapitalizm: Bilinmeyen İdeal( The Unknown Ideal)’’, Çev.: Nejdet Kandemir, Plato Yayınları, İstanbul, 2004, s.296-299

 (2) J. Lagendijk, ‘‘Zorunlu Askerliğin Sonu Görünüyor’’, Radikal Gazetesi, 28.04.2010

 

 

 

 
      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)