• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 6 °C
  • İzmir 16 °C
  • Adana 17 °C
  • Antalya 15 °C

Melekler kadın mı mıdır, erkek mi?

Doğan YURDAKUL

Ülke cayır cayır yanıyor. “İlan edilmemiş iç savaşta”, her gün sivil-asker-polis birçok can toprağa düşüyor. Bombalı saldırılarda katledilen yaşlı, genç, çocuk, kadın, erkek sayısı artık istatiksel sayılara dönüşmüş.

Bu durumun sorumlusu olan iktidardakiler, haram servetlerini ve saraylarını yitirmemek uğruna dikkatleri kan gölünden uzaklaştırabilmenin çırpınışları içinde.

Çok sık anımsatılan bir örnektir: İstanbul düşerken Bizans sarayındakiler meleklerin cinsiyetini tartışıyorlarmış. Manzaramız aynen buna benziyor.

Buyurun size son bir haftalık “gündemimiz”: “kim kimin önüne yattı, kim kimin altından kalktı!”

Toplumsal bir tümörümüz olan çocuk istismarı, siyasiler ve yanlı yansız medya tarafından ne yazık ki gündelik hayatın “magazini” durumuna düşürülmüştür.

Oscar ödülünü kazanan “Spotlight” filmi, Katolik kilisesindeki çocuk istismarı ile ilgiliydi. O konuyla ilgili yazımda, Türkiye’de bırakın böyle bir film yapılmasını, böyle bir suçun aydınlatılabilmesinin bile zor olduğunu yazmıştım (Oscar Ödülünü gazetecilik kazanır mı?). Meğer böylesine vahim bir konunun bile iktidar tarafından nasıl sulandırılabileceğini tahmin edememişim!

Devrimin ön koşullarından biri egemen sınıfların yönetemez duruma düşmesidir. Merdan Yanardağ’ın da sık sık değindiği gibi, günümüz Türkiye’sinde bu koşulun olgunlaşmaya başladığı gözle görünen bir gerçektir. Ancak ikinci koşul olan, devrimci bir muhalefetin yeni bir seçenek olarak sivrilmesi, henüz Kaf Dağı’nın ardında gibidir.  İktidar ülkeyi düşe kalka, “Kayseri pazarlıklarıyla” yönetebiliyorsa, nedeni budur.

Devrimci muhalefetin sesi olması gereken CHP ise, devrim koşullarının olgunlaştığı bir zamanda, iktidarın zırvalıklarına malzeme taşıyor. 7 Haziran’dan sonra “istikşafi görüşmelerle”, 1 Kasım’dan sonra günlerce “Atatürk posteri” tartışmalarıyla, “önüne yatma” saçmalıklarıyla, şu kritik günleri heba ediyor.

Bir yüzyıl geriye dönüp, 1920’lerin, 1960’ların devrimci birikim ve deneyimini anımsamak ve anımsatmak zorundayız.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)