• BIST 107.202
  • Altın 145,263
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 30 °C
  • İzmir 34 °C
  • Adana 31 °C
  • Antalya 30 °C

Memleketin ‘kemik’ sorunu ve Muhammed Ali’yi överken yüzü kızarmayanlar!

Memleketin ‘kemik’ sorunu ve Muhammed Ali’yi överken yüzü kızarmayanlar!
"Unutulmasın ki, artık tarihi sadece avcılar yazmıyor. İşte o yüzden gerçek kahramanlarla karton kahramanlar tarihin büyük sınavı ve halkların vicdanı karşısında mutlaka hak ettikleri yeri alıyor."

Atakan SÖNMEZ / twitter.com/atakansmz

Muhammed Ali öldü. Tüm ölümlüler gibi o da 74 yaşında onurlu bir hayatın finalini yaptı. İnsan nerede nasıl dünyaya geleceğine kendi karar veremiyor ama nasıl yaşayacağına ve nasıl öleceğine kendisi karar verebiliyor.

Muhammed Ali de tüm kahramanlar gibi bunun bir örneğini daha gösterdi yaşamıyla.

Şimdi Türk medyasında Muhammed Ali ile ilgili övgü dolu satırları, televizyonlardaki övgü dolu sözleri duydukça, o satırları yazan ve o sözleri söyleyen kimileri adına ben utanıyorum.

Muhammed Ali ile ilgili övgülerin başında şu cümleler geliyor: “O baskılara boyun eğmedi, ABD emperyalizminin Vietnam işgaline karşı dik durdu, muktedirlerin değil mazlumların yanında yer aldı.”

Peki bu satırları yazıp bu sözleri söyleyenler, sıra kendilerine geldiğinde bu tavrı, hadi buy tavrı geçtik, onun onda birini gösterebildiler mi?

Sözün çoğu kendilerine ‘merkez’ diyen ‘yanaşma’ medyaya ve onun kalemşörlerine.

Evet, Muhammed Ali hiçbir baskıya ve tirana boyun eğmedi! Ya siz?

Kahramanları kahraman yapan şey ödedikleri bedellerdir. Muhammed Ali, sizin hayal bile edemeyeceğiniz bir çok şeyi elinin tersiyle itebildiği için kahraman oldu. Kahraman olmayı istediği için elinin tersiyle itmedi o fırsatları. Oysa siz, bir tiranın uçağına binebilmek için, muhabirlerin beş paraya geçinmeye çalıştığı bir medya düzeninde, neden size bu kadar paranın ödendiğini hiç düşünmediğiniz yüklü maaşlarınızı kaybetmemek için baskının da tiranın da karşısında esas duruşa geçtiniz.

Şimdi hiç haya etmeden, ‘Muhammed Ali baskılara hiç boyun eğmedi’ diyorsunuz.

Vücutta kemik olmayınca, her türlü akrobatik hareketi yapmakta bir zorluk yok ne de olsa.

İlber Ortaylı geçenlerde katıldığı bir televizyon programında, Fetih Törenleri’nin Menderes hükümeti döneminde Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü tarafından yasaklandığını hatırlatırken "Bu da bizim münevverlerimizin bel kemiği olmadığını gösterir" diyordu. Bu satırların yazarı da, biraz ironik olarak yıllardır şunu savunuyor: AKP iktidarının bugüne kadar yaptığı en doğru iş (uygulamada kimi aksaklıklar olsa da) okul sütü projesidir. Belki de bu sayede memleketteki ‘kemik sorunu’ bir parça da olsa giderilir!

MUHAMMED ALİ’YE ÖVGÜLER DÜZENLERİN FARKLARI

Muhammed Ali’ye övgüler düzenler arasında, tıpkı Muhammed Ali gibi hayatın her alanında bedel ödemekten gözünü sakınmayanlara değil tabi ki sözlerimiz. Ancak, yukarda da dediğim gibi, en küçük bedel ödemeyi göze almadan muktedirin yanında saf tutanlara sözlerim.

Onlar da kendi aralarında homojen değil aslında.

Birinci grup, aslında yanında yer aldıkları iktidarın her türlü baskısının ve adaletsizliğinin farkında oldukları halde, kişisel ve grup çıkarları için biat edenler. Yani, “bedel ödemek” yerine “iktidarın nimetlerinden istifade etmek” yolunu seçenler.

İkinci gruptakiler ise, ne olduğunu bilmeseler de ortada bir “dava” olduğunu düşünerek bu “dava”ya destek için iktidarın yanında duranlar.

Onlar da Muhammed Ali’ye övgüler yağdırıyor.

Onlar da Muhammed Ali’nin “baskılara boyun eğmediğini ve zulmün karşısında durduğunu” söylüyorlar.

Şimdi onlara, “Peki neden siz baskıya boyun eğip, zulmün karşısında duranlardan değilsiniz” diye sorsanız, “Biz milli ve yerli hükümetin yanındayız. Ortada baskı da yok zulüm de” derler.

Tıpkı Vietnam’ın işgalini savunan ‘yerli ve milli’ Amerikalılar gibi!

Bugün o işgali savunanların temsilcisi durumundaki Donald Trump denen adam, başkan adayı olarak Kasım ayında ABD başkanı seçilmeye hazırlanıyor. Kim bilir, belki de başkan seçilecek!

O gün "Vietnam’da bizim ne işimiz var. Çocuklarımızı Vietnam’a göndermeyeceğiz” diyen kadınların ve erkeklerin torunları ile “Vietnam’a gitmeyeceğiz” diyen gençlerin çocukları da var güçleri ile Trump’ın başkanlığını engellemeye çalışıyor. ABD’nin böyle bir utancı yaşamasını istemiyor.

Türkiye’de ise tam da o yıllarda “Katil katil Amerika” diyenlerin torunları ve çocukları, 3 yıl önce Gezi’de sokaklara çıkıp polis copu, biber gazı ve TOMA’ların karşısında “Baskılar bizi yıldıramaz” diye bağırdılar. Tıpkı Muhammed Ali’nin yıllar önce emperyalizmin kalbinde açtığı isyan bayrağını bu kez de İstanbul’un kalbinde, Taksim Meydanı’nda açtılar.

O yıllarda Muhammed Ali’nin kirli yüzünü ortaya çıkardığı ABD için “ABD bizim vazgeçilmez müttefikimizdir. Kızıllara karşı ABD’nin yanında yer almalıyız” diyerek 6. Filo’yu denize dökenlere karşı ‘katli vacip’ fetvaları verenlerin talebeleri de bugün Türkiye’de iktidarda. Bakmayın siz onların yalandan “Eyy ABD” dediklerine. Eşyanın tabiatı gereği, onların anti-ABD veya anti-emperyalist olmaları söz konusu bile değildir.

Ancak, gerçek kahramanları sömürerek, onların kahramanlıklarından kendilerine pay çıkartarak her şeyi sömürdükleri gibi anılarını da sömürürler.

Ancak unutulmasın ki, artık tarihi sadece avcılar yazmıyor. İşte o yüzden gerçek kahramanlarla karton kahramanlar tarihin büyük sınavı ve halkların vicdanı karşısında mutlaka hak ettikleri yeri alıyor.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)