• BIST 106.449
  • Altın 146,739
  • Dolar 3,4874
  • Euro 4,1792
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 35 °C
  • İzmir 37 °C
  • Adana 34 °C
  • Antalya 30 °C

Merdan Yanardağ: AKP, gücünü muhalefetin güçsüzlüğünden alıyor

Merdan Yanardağ: AKP, gücünü muhalefetin güçsüzlüğünden alıyor
Birleşik Haziran Hareketi Yürütme Kurulu Üyesi Merdan Yanardağ, Milas'ta düzenlenen “Başkanlık Sistemi ve Anayasa” konulu panelde yeni anayasa konusundaCHP ve HDP'yi uyardı.

Birleşik Haziran Hareketi Milas Meclisi tarafından düzenlenen “Başkanlık Sistemi ve Anayasa” panelinde konuşan Gazeteci-Yazar Merdan Yanardağ, “Evet, yeni bir anayasaya ihtiyaç var ama o anayasa AKP’nin arzu ettiği gerici diktatörlük anayasası değildir ... AKP, olmayan gücünü güçsüz muhalefetten almamalıdır” dedi ve CHP ile HDP’ye, AKP’yi “anayasa masası”nda yalnız bırakma çağrısı yaptı ...
 
Birleşik Haziran Hareketi Milas Meclisi tarafından düzenlenen “Başkanlık Sistemi ve Anayasa” konulu Panel/Söyleşi, 13 Şubat Cumartesi günü Milas Belediyesi Toplantı ve Düğün Salonu’nda yapıldı.

'Milas Önder' Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni A.Coşkun Efendioğlu’nun sunumuyla saat 14:15’te başlayan panele konuşmacı olarak Birleşik Haziran Hareketi Yürütme Kurulu Üyeleri Gazeteci-Yazar Merdan Yanardağ ile Eğitimci İlhan Şimşek katıldılar.

b.jpg
 
“4 birleşik siyaset-4 birleşik adım”
Panelin ilk konuşmacısı İlhan Şimşek, sözlerine Birleşik Haziran Hareketi’nin (BHH) son döneme ilişkin politikaları ile ilgili bilgiler vererek başladı ve “4 birleşik siyaset-4 birleşik adım” olarak adlandırdıkları ana politik mücadele eksenlerini Gerici Anayasa girişimine karşı durma, Emeği savunma, Laikliği yeniden kazanma ve Barışı kurma olarak başlıklandırdı.

Şimşek, geçtiğimiz yıl “Gericiliğe karşı laikliği sahiplenelim” sloganıyla 13 Şubat’ta ‘okullarda boykot uygulaması’yla anımsadığımız mücadeleyi bu yıl 7-20 Şubat tarihleri arasında da çeşitli etkinliklerle sürdürdüklerini, 20 Şubat’tan sonra ise ‘Barış’ için etkinliklere başlanacağını belirterek; “Ortadoğu Türkiye’dedir artık. Bu savaşa karşı bir barış savunusu geliştirmek gerekiyor. Tutarlı bir şekilde barışı, halkların kardeşliğini savunacağız. 21 Şubat’ta üç koldan (İstanbul’dan Diyarbakır’a, Mersin’den Hatay’a ve İzmir’den Çanakkale ya da Edirne’ye) yürüyüşlerle barışı kendi dilimizden dile getireceğiz, savunup sahipleneceğiz” dedi.

Konuşmasında daha sonra sözü, panelin konusu olarak belirlenen “Anayasa ve Başkanlık Sistemi”ne getiren Şimşek, AKP’den ‘demokratik, özgürlükçü bir anayasa’ beklentisi içinde olunmasının tarihsel bir yanılgı olacağına dikkat çekip bu anlamda CHP ve HDP’ye ‘yeni Anayasa için Uzlaşma Masası’ndan kalkmaları çağrısı yaparak, “O masayı yalnızlaştırmak gerekiyor. Emeğe yönelik saldırılarını asker-polis cenazelerinin geldiği, çatışma ortamının egemen hale geldiği bu ortamda yoğunlaştıran AKP’yi yalnızlaştırıp geriletmek, emeği iktidara taşımak için, siyasette sol-sosyalist politikalardan yana bir ağırlık merkezi oluşturmaya ihtiyacımız var. Sermayenin, gericilerin koalisyonlarına mahkum değiliz, Türkiye’de emekçiler de kendi koalisyonlarını oluşturmalıdır. BHH, işte böyle bir koalisyon girişimi, koalisyon çağrısıdır” dedi.

Başkanlık sisteminin fiilen hayata geçirildiğini, emperyalistler için önemli olanınsa politikalarını yürütebilmek olduğunu, bunun için ülkemizdeki sistemin ‘başkanlık ya da parlamenter sistem’ olup olmamasının onlar için hiç mi hiç önem taşımadığını vurgulayan Şimşek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Alternatifi biz yaratmalıyız. Yoksa, ‘aman şu(nlar) gitsin de kim(ler) gelirse gelsin’ demekle yıllardır bir yere varılamadığı gibi yine varılamaz.”
 
“Ortaçağ artığı hiçbir güçle demokratik bir anayasa yapılamaz”
Daha sonra söz alan Merdan Yanardağ ise sözlerine, “Ortaçağ artığı hiçbir güçle demokratik bir anayasa yapılamaz” vurgusuyla başladı ve şöyle sürdürdü:
“12 Eylül’den bu yana yapılan pekçok şey, ‘demokratikleştirme-özgürleştirme’ iddialarıyla yapılageldi. Ama hiçbiri ne demokrasiyi ne de özgürlükleri getirmedi, geliştirmedi. Demokrasi ve özgürlükler adına etnik ve dinsel kimlikler üzerinden siyasetin, bu egemen politikaların ana eksen ve söylemini oluşturması da sol, sosyalist birçok insanı bile tuzağa düşürdü. Eğer bu doğruysa Irak Parlamentosu en demokratik parlamento, Irak da en demokratik ülke olurdu. Peki öyle mi? Elbette hayır. Birlik içinde çoğulculuk başka birşeydir. Emekçileri ve emekçi ulusları parçalayan, bölen bir model, solun savunacağı bir model olamaz. Bu anlamda, Irak’ta ne demokrasi, ne özgürlük ne de eşitlik var!”
 
“Hukuksuz bir iktidarla karşı karşıyayız”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 7 Haziran seçimlerinden sonra Rize’de yaptığı konuşmanın, ülkemizin siyasal tarihi açısından bir dönüm noktası olduğuna dikkat çekerek ve Erdoğan’ın o konuşmasında “Rejim fiilen değişti, şimdi buna uygun bir hukuksal çerçeve, bir anayasa gerekiyor” sözlerini anımsatıp “Cumhuriyetten arta kalan ne varsa ortadan kaldırdılar ama bir hukuki düzenleme yapamadılar. Bunu, en başta Büyük Gezi/Haziran Direnişi ve nihayet Suriye halkının direnişi nedenleriyle yapamadılar, yapamıyorlar. Suriye’de süren savaş bu bakımdan çok önemli. Ülkemiz bu anlamda bir tür fetret dönemi yaşıyor denilebilir. Cumhuriyeti yıktılar ama ama yeni bir rejim oluşturamadılar, kuramadılar. Devrimci bir atılımla, devrimci bir alternatifle bu kriz aşılabilir. Bunun farkındalar. Hergün suç işleyenler bunun ağır cezaları beraberinde getireceğinin farkındalar. Hukuksuz bir iktidarla karşı karşıyayız. Onların ihtiyacı olan, bir diktatörlük anayasasıdır. Evet, yeni bir anayasaya ihtiyaç var ama o anayasa AKP’nin arzu ettiği gerici diktatörlük anayasası değildir” dedi.
 
“Demokrasi tarihi, dinsel gericilikle mücadele tarihidir”
Konuşmasını, “Evet, AKP rejimi yıktı ama yeni bir rejim kurmaya gücü, birikimi yetmedi. Bu açığını liberallerin, cemaatin desteğiyle kapatmaya çalıştılar olmadı” şeklindeki yorumunu yineleyerek sürdüren Yanardağ daha sonra, CHP ve HDP’ye şöyle seslendi:
“1 Kasım seçimleri boykot edilme cesareti gösterilebilseydi bugün AKP yoktu arkadaşlar. O masaya oturduğunuz andan itibaren o masayı meşrulaştırmış olursunuz. 7 Haziran seçim sonuçlarını koruyamayan CHP, HDP ve genel olarak bu ülkenin muhalefeti yeni bir tuzağa düşmemelidir. İkinci bir büyük hata ile karşı karşıyayız. 7 Haziran’da kaçırılan fırsat Anayasa masasında yeniden karşımızdadır. Solda, büyük bir lekelenme, zihin kirlenmesi var. Örneğin ‘laiklik’ bizim için, biz emekçiler için çok önemlidir. Laiklik aklın özgürleşmesidir çünkü...”

AKP’nin ‘devletle milleti barıştırma’ iddiasına da değinen Yanardağ, bu sözde barıştırmadan kastın ‘ılımlı islam düzeninin tesis edilmesi’ olduğuna dikkat çekip, batıda laiklik mücadelesinin, dini devlet işlerinden uzaklaştırıp özgür bireylerin kendi dünyalarında yerini almasıyla sonuçlanan ‘dinde reform’ ve ‘burjuva demokratik devrim’ hareketlerinden bahisle, ülkemizde henüz böyle bir tamamlanmış reform ve devrim yaşanmadığını belirterek, “Demokrasi tarihi, dinsel gericilikle mücadele tarihidir. Ülkemizde henüz caminin bu ülkeyi idare etme iddiası devam ediyor. Bu bir iç savaş nedenidir arkadaşlar. En çığrından çıkmış savaş da iç savaştır arkadaşlar. Ben AKP’nin aslında en zayıf olduğu anı yaşadığını düşünüyorum. Türkiye, bir ABD projesi olarak kurulan AKP’den kurtulmaya hiç bu kadar yakın olmamıştı” dedi.

a.jpg
 
“AKP, gücünü muhalefetin güçsüzlüğünden alıyor”
‘Arap Baharı’ denilerek emperyalizmin kılavuzluğunda 22 ülkeye sözde demokrasi getirmek üzere başlatılan sürecin iflas ettiğini, o 22 ülkeye kan ve kaostan başka birşeyin gelmediğini, Büyük Ortadoğu Projesi’nin çöktüğünü ve dolayısıyla tüm dengelerin değiştiğini belirten ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “kendi sonunun da bütün bu olan bitenlerin ardından gelmekte olduğunu gördüğü”nü öne süren Merdan Yanardağ, bu tablo içinde ‘Kürt siyasal hareketi’nin sorumluluklarına da dikkat çekip, “Çözüm süreci” dolayısıyla ‘Kürt siyasal hareketi’nin AKP’ye açık çekler verdiğini anımsatarak, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu ülke, normal demokratik bir anayasa yapılabilecek bir ülke fotoğrafı veriyor mu arkadaşlar? AKP’yle demokratik bir anayasa yapılabilir imajı verilmemelidir. AKP, gücünü muhalefetin güçsüzlüğünden alıyor. Bu arada şunu da belirtmek gerekir ki, sol Kürt siyasal hareketi ile arasına mesafe koyamadığı, Kürt hareketinin vesayetinden çıkamadığı sürece, güç haline gelemez. Tersine tasfiye olur, kimliğini yitirir. Etnik-dinsel eksenli siyaset yapma anlayışına engel olamaz. Bunun Kürt hareketine de bir yararı yoktur. Cumhuriyet tarihimizdeki bütün ilerici mirası sahiplenerek bütün muhalefeti içerecek güçlü bir alternatif oluşturmak gerekiyor. Silkelesek düşecekler ama AKP kindiliğinden yıkılmayacaktır. Onu silkeleyecek güce ulaşmamız gerekiyor arkadaşlar.”

Panel, bu konuşmaların ardından katılımcıların katkıları ve soruları ile sürüp İlhan Şimşek ve Merdan Yanardağ’ın sorulara verdikleri yanıtlarla tamamlandı. (A.Kemal Kaşkar/Milas Önder Gazetesi)

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)