• BIST 109.244
  • Altın 156,111
  • Dolar 3,8598
  • Euro 4,5505
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 13 °C
  • Adana 18 °C
  • Antalya 18 °C

Merdan Yanardağ, Durdu'nun yalanlarını tek tek çürüttü

Merdan Yanardağ, Durdu'nun yalanlarını tek tek çürüttü
Yurt Gazetesi'nin patronu Durdu Özbolat'ın talimatı ile önceki gün sürmanşetten yalan ve yanlış bilgiler ve iftiralarla dolu haberine, Merdan Yanardağ tek tek cevap verdi: Çalışanların haklarını gasp etmeye çalışan yalancı Durdu’nun uyanıklık girişimi!

İşte Genel Yayın Yönetmenimiz Merdan Yanardağ'ın, Yurt Gazetesinin patronu Durdur Özbolat'ın yalan ve iftiralarla dolu suçlamalarına tek tek belgeleri ile verdiği cevap:

Hayatımda hiç böyle bir yüzsüzlük, ahlak/etik dışı bir tutum ve bir o kadar da zavallılık içeren bir tutumla karşılaşmadım. Yurt’ta bugün benim hakkımda çıkan, gazetenin imtiyaz sahibi ve CHP eski milletvekili Durdu Özbolat’ın yaptırdığı tümü yalan ve iftiradan oluşan haberinden söz ediyorum.  

Haber sadece gerçek dışı değil, yanıt vermeye değmeyecek kadar basit, saçma da.. Dahası insanları aptal yerine koymaya kalkan ucuz bir kurnazlık belgesi aslında. Kamuoyunu yanıltmaya çalışan, kişilik haklarına saldıran ve esasında insanların emeklerinin, hakkı olan alacaklarının üzerine yatmaya çalışan bir uyanıklık girişimi.

ASIL UTANILMASI GEREKEN EMEK HIRSIZLIĞIDIR

Gazetecilik adına bir “utanç belgesi” varsa eğer o da eski-yeni bütün çalışanlarının haklarını gasp etmeye çalışan emek hırsızlığıdır. Bizim tarihimiz, sicilimiz, hayatımız, yaptığımız işler ortadadır. Tümü yazılıdır; gerek gazete sayfalarında gerekse mahkeme tutanaklarında...

Evet, aslında yanıt vermeye bile değmeyecek bir basitlik ve ahlaksızca yapılan bir saldırı ile karşı karşıyayız. Ancak medya ortamı, çalışanlarının haklarını ve hukukunu gasp eden, hemen herkesle mahkemelik olan, kişisel ihtirasları ve çapsızlığı nedeniyle başarılı bir gazeteyi batıran kişilere kalmasın diye ilk ve son kez bir yanıt vermek gerekiyor.

KASABA KURNAZLIĞINA İZİN VERMEYECEĞİZ

Uyanıklığa, kasaba kurnazlığına, emek hırsızlığına, iktidara yanaşma girişimlerine, yalancılığa, iftiraya izin vermeyeceğiz.

Yurt Gazetesi’nin sahibi Durdu Özbolat bütün iş yaşamını yalan, dedikodu ve iftira üzerine kurmuş olmalı ki, herkesin önünde olup biten ve yüzlerce tanığı bulunan apaçık gerçeklere karşın böyle bir haber yaparak bizi lekeleyebileceğini sanıyor.

Oysa kurucusu, genel yayın yönetmeni, yazarı ve ortağı olduğum gazeteden ayrılmamın temel nedeni de onun bu tutumudur. Yani verdiği hiçbir sözü tutmayan, sürekli yalan söyleyen ve kişisel çıkarları için gazeteyi bir şantaj aracı gibi kullanmaya kalkan, çalışanlarının ücret alacaklarının üzerine yatmaya çalışan Durdu Özbolat’ın kendisidir.

MUHALİF GAZETEYİ ŞANTAJ ARACINA DÖNÜŞTÜRDÜ

Biz iktidara ve egemen güçlere karşı mücadele eden, muhalif, halkçı, yurtsever ve sol bir halk gazetesi çıkarmaya çalışırken, Durdu ise bu gazeteyi kişisel hesapları için nasıl bir araç olarak kullanacağının hesabını yapıyor ve gazeteyi sabote etmekle uğraşıyordu. Genel yayın yönetmeni olduğum dönemde beni aşıp gazeteye (yayın politikasına) müdahale edemediği için, ayrıldığım dönemde gazeteyi kişisel ihtiraslarına kurban etti. Gazeteyi, 3-5 bin satan bir bültene dönüştürdü.

Arkadaşlarımla birlikte kurduğum, gece gündüz izin yapmadan çalışarak başarılı bir gazete haline getirdiğimiz Yurt’u, tutuklu olduğum ve daha sonra ayrıldığım dönemde batırmayı becerdi.

Bugünkü gazetede (2 Mart 2016) yaptığı suçlama, saçma olduğu kadar komik. Gazetenin sürmanşetinde yer alan haberin spotu aynen şöyle:

“Türk basın tarihine dün kara bir leke düştü. Gazeteci Merdan Yanardağ, ‘Kurucu Genel Yayın Yönetmeni’ olduğu Yurt Gazetesi’ne icra memuru gönderterek haciz işlemi uygulattı.”

OYUN BİTTİ; KAVGAYI SEN BAŞLATTIN, SONUÇLARINA KATLANACAKSIN

İddiaya bakar mısınız... Ücret ve diğer alacaklarım için mahkemeye başvurmam ve mahkemenin de haciz işlemi başlatması suçmuş, iyi mi! Peki ne yapacaktım? Ücret alacaklarımı, devrettiğim hisselerin ve imtiyaz hakkının bedelini ödemediğin, dahası alın terimi, emeğimi, entelektüel üretimimi çalmaya kalktığın için hangi yola baş vurmam gerekiyordu?

Öncelikle bir konuda anlaşalım Durdu; oyun bitti! Artık senin yalanlarına, sahtekarlıklarına ve çalışanların haklarını gasp etmene izin vermeyeceğiz. Kavgayı sen başlattın, sonuçlarına da katlanacaksın. Basın tarihini asıl lekeleyen sizin gibi gazetecilikle ilgileri olmayan, kolay yoldan para kazanan ve idealist insanları, muhalif gazetecileri/aydınları sömürmeye kalkanlardır. Ve siz, kirlettiğiniz bu sektörden çekilene kadar da peşinizi bırakmayacağız. 

EMEĞİNİ TALEP ETMEK SUÇ DEĞİLDİR

Alacağını, hele ücret alacağını istemek suç değildir. Önce bunu öğren. İkincisi, haciz işlemini başlatan ve haciz memurlarını gönderen mahkemedir ve benim kişisel tercihime bağlı değildir. Başka bir anlatımla mahkeme kararıyla, alacaklı olduğum ve bu alacaklarımın ödenmediği tespit edildi ve kesinleşti. Bunun üzerine hukuk harekete geçti.

Ne zamandan beri insanlar alacaklarını istediği için suçlu sayılmaya başlandı? Böyle bir saçmalık olur mu? Hayır Durdu! Hiç kaytarmaya kalkma! Yalana, karalamaya, iftiraya saparak bu kepazeliği örtemezsin.

HUKUKA DEĞİL DE MAFYAYA MI BAŞVURACAKLARDI?

Çalışanların haklarını istemesi basın tarihinde neden “kara bir leke” oluşturuyormuş? Peki ne yapacaktı çalışanlar? Emeklerinin karşılığı olan ücretlerini vermiyorsun, defalarca ödeme sözü verdiğin halde gereğini yapmıyorsun ve haklarını gasp etmeye kalkıyorsun, buna karşılık onlar da dava açınca suçlu oluyorlar, öyle mi? Ne yapmalılardı sence, tahsilat mafyasına, çek-senet çetelerine mi baş vuracaklardı?

Uyanıklık yapıp üste çıkmaya hiç çalışma. İftira atıp insanları itibarsızlaştırmaya kalkışman ise beyhude bir çaba. Ne gazetede yaptırdığın ve kimsenin inanmadığı, tutarsız, kanıtsız, mantık ve akıl dışı haberler ne de iftiraların bize işlemez. Bizim bütün hayatımız, yaptıklarımız, ürettiklerimiz, tutumumuz, sicilimiz insanların gözlerinin önündedir.

BÜTÜN ÇALIŞANLAR TANIKTIR

Gazeteden sadece ben de ayrılmadım. Benimle birlikte gazetenin kimliğini oluşturan yazarlarının neredeyse tamamı, yazı işleri müdürleri, editörleri ve çok sayıda çalışanı da ayrıldı. Ayrıca kişisel kararlarıyla şu ya da bu şekilde ayrılan onlarca arkadaşımız var. Çalışanların bir bölümü de işten çıkarıldı. Onların tümü alacaklı ve büyük bölümü senin ve Yurt gazetesinin hakkında dava açtı. Onları mecbur bıraktın.

Dolayısıyla burada yazdığım her kelimeye, Ayşenur Arslan'dan Haluk Şahin'e, Nihat Behram'dan Cüneyt Ülsever'e, Nahit Duru'dan Tekin Cebeci'ye, Çağlar Tekin'den Fatih Yaşlı'ya, Ömer Ödemiş'ten Gürsel Doğan'a, Kerem Çalışkan'dan Necdet Saraç'a, yazarlarımızdan yazı işleri yöneticilerine, editörlerimizden muhabirlerimize, sayfa sekreterlerinden idari kadroya kadar, bizim dönemimizdeki onlarca arkadaşımız tanıklık yapmaya hazır.

YALAN İDDİALARA TEK TEK CEVAP

Şimdi gelelim Yurt gazetesinde Durdu Özbolat’ın hiçbir kanıta dayanmayan, yalan ve iftira yüklü iddialarına.

Yurt Gazetesini ele geçirmek için isim haklarını kendi üzerime almaya kalktığımı belirtiyor.  Tümüyle yalan. Çünkü gazetenin isim (imtiyaz) hakları zaten benim üstümdeydi. Ben gazetenin sadece kurucu genel yayın yönetmeni değil, ortağıydım. Durdu, gazetenin kuruluş döneminde korkup kaçtığı, 6 ay boyunca hiçbir telefonumuza çıkmadığı için imtiyaz hakkını mecburen üzerime aldım. Sonra “bunalıma girdim, muhalif ve sol bir gazete çıkarmaya korktum, çok üzerime geldiler” dedi. Çok sayıda tanığı olan (Necdet Saraç en yakın tanıklar arasındadır) bir olaydır bu. 

Sonradan ne olduysa devam etmek istedi. Yeniden konuştuk, özür diledi, sözler verdi -elbette yine hiç tutmadığı sözlerdi bunlar- ve yeniden başladık. Eğer bir hatam varsa en büyüğü budur. Çünkü böyle bir adama, üstelik olan biten ortadayken, inanıp yeniden onunla yola devam etmek hataydı. 

Gelelim yeniden imtiyaz (yasal gazete sahipliği) konusuna; noter devir belgeleri bulunan bu konuda bile nasıl yalan söyleyebildiği anlaşılır gibi değil. Yani zaten resmi olarak bana ait olan imtiyaz haklarını hiçbir bedel almadan devrettiğim halde, üstelik bu konuda her hangi bir tartışma da yokken, böyle yalan söyleyebilen biri ancak psikiyatrik vaka olabilir.

BOYUN EĞMEDİM VE BEDELİNİ ÖDEDİM

Gazete 2013 Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında büyük bir tiraj patlaması yaptı. Bu tiraj yükselişinde Gezi Direnişinin payı da büyüktü. Aldığımız tirajı koruduk. Çünkü tiraj almamızı, izlediğimiz yayın politikasına borçluyduk. Arkadaşlarımızla birlikte büyük bir başarıya imza attık. Muhalif, toplumcu, aydınlanmacı, laiklik çizgisinden taviz vermeyen, yurtsever ve sol bir halk gazetesi yapıyorduk. Yurt devrimci bir gazeteydi.

Çok sayıda ahlaksız teklif yapılmasına karşın –ki bunları açıkladım- Cemaatle hiçbir şekilde uzlaşma yoluna gitmedik. İşte Ergenekon davasında benim hakkımda tutuklama kararı verilmesinin en önemli nedenlerinden biri de buydu. Boyun eğmedim ve bedelini de ödedim. Beni tasfiye etmeye çalıştılar, başaramadılar. Galiba Durdu’nun korktuğu da buydu ve bu nedenle yayın çizgisini değiştirmek istiyordu.

HAPİSTEYKEN ARKAMDAN DOLAP ÇEVİRDİN

Ben hapisteyken, hemen benim yerime genel yayın yönetmeni arayışına girerek gazetenin yayın politikasını değiştirmeye kalkıştı. Bunun da çok sayıda tanığı var. Görüştüğü isimler ortada ve bunu bana anlattılar. Hapisteki bir genel yayın yönetmenin arkasından dolap çevirmeye kalkan biri bana sahip çıktığını söylüyor. Olacak şey değil!

Evet, Yurt gazetesi bana sahip çıktı, bu doğru. Ancak bana asıl sahip çıkanlar gazeteyi yapan, yöneten, üreten arkadaşlarımdı. Onlar, kurucularına, genel yayın yönetmenlerine, yazarlarına sahip çıktılar. Kamuoyunun, aydınların, muhalif siyasetçilerin büyük desteği, Durdu'nun da farklı davranmasını önledi. Durum budur.

Tutuklu olduğum dönemde, bütün itirazlarıma karşın bir televizyon kanalı (Sokak TV) kurarak gazetenin bütün kaynaklarını bu macera içinde batırdı. Anayasa Mahkemesi kararıyla 7 sonra cezaevinden çıktım. Duruma baktım, gazetenin kimyasıyla onyanmış, yapısı değiştirilmişti. Bunun üzerine iki ay sonra bütün haklarım saklı kalmak kaydıyla gazeteden ayrıldım.

İYİ NİYETİM UTANMAZCA SUİSTİMAL EDİLDİ

Alacaklarım konusunda anlaşmamıza karşın bir yıl boyunca hiçbir ödeme yapmadı. Gazeteden en büyük alacaklı bendim, çünkü kuruluşundan itibaren ücretlerimin büyük bölümünü (yüzde 70'ini) almadım. Resmi kayıtlar ortada. Devrettiğim yüzde 10 hissenin bedeli de ödenmedi. Bunan da resmi kayıtları var. Dahası, haftanın 7 günü çalıştım, her gün başyazı yazdım. Bunun da kanıtları arşivlerde duruyor. Bütün bu aylar ve yıllar boyunca bana, gazetenin genel yayın yönetmeni, yazarı ve baş yazarı olmama karşın doğru dürüst ücret ödenmedi.

Ben gazetenin kurucusu, (sembolik de olsa) yüzde 10 ortağıyım ve bu nedenle ben de fedakarlık yapmalıyım diye düşünerek, ücret ve diğer alacaklarımın Yurt'un mali sorunlarını çözdüğümüz zaman nasılsa ödeneceğini var saydım. Ancak, bu iyi niyetimin de utanmazca suistimal edildiğini gördüm.

150 BİN DOLARLIK SENET ALACAKLARIMIN BİR BÖLÜMÜ İÇİN VERİLDİ

Ben ayrıldıktan sonra gazete hızla tiraj kaybetti ve bir yıl sonra Durdu Özbolat bana yeniden gazetenin başına geçmemi teklif etti. Çok tereddüt ettim, hiç güvenim yoktu. Ama arkadaşlarımla yaptığım değerlendirmeden sonra gazeteye dönmeye karar verdik. Çünkü bizim çocuğumuz gibiydi. Neredeyse tümüyle iktidarın denetimine giren medya ortamında farklı ve muhalif bir gazeteyi yeniden yaratabiliriz diye düşündük. Ancak birkaç şartım vardı; birincisi çalışanların bütün alacakları ödenecek ve ben dahil bütün arkadaşlarımızın geçmiş alacaklarına karşılık belge verilecekti. Durdu bana bir senet verdi. Bu senet toplam alacaklarımın küçük bir bölümünü oluşturuyordu. Gazetedeki yalan haberde ise, bu senedi kendisine verdiğim tiraj hedefini gerçekleştirirsem ödeyeceğini belirtiyor. Böyle bir anlaşma yok. Yayınladığı sözde belgede de böyle bir ifade yer almıyor. Yani tümüyle yalan. Bu senet geçmiş alacaklarımın bir bölümünün belgelenmesinden ibarettir.

TİRAJ HEDEFİ

Basın Kanununa göre bir gazetecilik iş sözleşmesi yaptık ve ayrıca bir ek protokol düzenleyerek şartlarımızı ortaya koyduk. Ek protokoldeki şartlardan biri, Durdu Özbolat'ın üzerinde anlaştığımız bütün koşulları yerine getirmesi halinde üç ay içinde gazete satışını 20.000’e çıkarmaktı. Durdu üzerinde anlaştığımız hiçbir şartı yerine getirmedi ama biz bu hedefi de tutturduk. Gazete iki ay içinde 21. 000 tirajın üzerine çıktı. Basın İlan Kurumu ve Yay-Sat belgeleri ortadadır. Üstelik Durdu Özbolat’ın reklam ve tanıtım yatırımı yapma sözünü, baskı sayısının arttırılması kararını, yeni bir şirket kurup gazete borçlarını sıfırlayarak iyi bir başlangıcın yapılması ve nihayet çalışanların birikmiş alacaklarının ödenmesi gibi koşullar yerine getirilmediği halde bu hedefe ulaştık. Yani, sonuç olarak ortada bir teminat senedi değil, bana alacaklarımın bir bölümü için verdiği borç senedi var.

Durdu Özbolat her zamanki alışkanlığı, yalancılığı ve ihtirasları sonucu yaptığımız anlaşmayı bozunca daha üç ay dolmadan gazeteden yeniden istifa ettim. Benim ardımdan, gazetenin kimliğini veren bütün yazarları, yazı işleri yöneticileri ve editörleri de istifa etti. Ek protokoldeki diğer şart ise 6 ay içinde 25 bin tirajı yakalamaktı. İkinci dönemimde, 6 ay kalmadığımızdan bu şartın tartışılması saçmalık ötesi bir durumdur. Geçerli değildir. 

'ARŞİV SİLİNDİ' YALANI

Gazeteden ikinci kez ayrılışımda, dijital ortamdaki hafızasının ve arşivlerinin silindiğini iddia ediyor. Bu da büyük bir yalan. Bu bölümde çalışanların da ücretlerini ödemediği ve onlarla da mahkemelik olduğu için ortaya çıkan bir durum söz konusu. Yan knunun benimle hiçbir ilgisi yok. Ayrıca arşiv kayıtları da silinmiş değil. Bilgi İşlem Müdürü Fazıl Tatar da durdu Özbolat hakkında alacak davası açmış bulunuyor.

ANLAŞMALARI KENDİSİ YAPTI

Yine büyük bir yalancılık ve saçmalık ürünü olarak; benim gazeteyi matbaalara aylık 500 bin TL olmak üzere 3 milyon TL borçlandırdığımı ileri sürülüyor. Ticaretle uğraşan küçük bir esnaf bile böyle bir saçmalık karşısında güler sanırım. Yurt’un bütün mali ve idari işleri Durdu Özbolat’ın sorumluluğundaydı. İmza yetkisi sadece kendisinde bulunuyordu. Parayı o kontrol ettiği gibi, hangi matbaa ile çalışılacağına ve hangi kağıt firmasından alım yapılacağına da kendisi karar veriryordu. Kaldı ki, alacaklı matbaalarla benim olmadığım dönemde sözleşme yapılmış, tarihler ortada. 

Anlayacağınız durdu yine uyanıklık yaparak, batırdığı gazetenin suçunu çalışanlara yüklemeye kalkıyor. Gazetenin sahibinin haberi ve onayı olmadan bir matbaa ile anlaşma yapılabilir mi? İmza yetkisi olmadan böyle bir adım atılabilir mi? Üstelik bütün borç senetlerini ve çekleri imzalayan kendisi. Kaldı ki, basında böyle bir örnek var mı? Gazetenin sahibi kimse, mali işleri de o yürütür ya da son onayı verir. Kamuoyuna yanıltıcı bilgi vermek, kişilik haklarına saldırı ve iftira suçundan ayrıca dava açacağım.

BASKI SAYISINI DÜŞÜRDÜ

Gazetenin baskı sayısına da kendisi karar verdi. En önemli tartışma konularımızdan biri de buydu. Durum iddia ettiğinin tam tersidir. Çünkü gazeteler en az yüzde 30 ila 50 arasında değişen bir iade oranı ile çalışırlar. Eğer siz 25 bin net satış rakamına ulaşmak istiyorsanız, en az 50 bin baskı yapmanız gerekiyor. Satış rakamlarınız oturduğunda iyi planlama ile iade oranını yüzde 30’a ve bunun biraz altına çekebilirsiniz. Oysa, biz üç ay içinde 20 bin hedefi koymamıza karşın Durdu Özbolat baskı rakamını bize sormadan, yani yazı işleri yönetiminin onayını almadan 20 bine düşürdü. Dünyanın hiçbir ülkesinde bastığı gazetenin tamamını satan bir basın kuruluşu yok. Yine ucuz bir kasaba kurnazlığıyla durumu kurtarmaya çalışıyor.

GAZETEYİ MATBAAYA KENDİSİ TEKLİF ETTİ

Gazeteyi borçlarına karşın matbaa sahibine vermeyi teklif eden de Durdu’nun kendisidir. Aslan Matbaası’nın sahibi Halil Arslan hayattadır ve buna şahittir. Ankara temsilcimiz, ABC Gazetesi’nin yazarı ve yayın kurulu üyesi Nahit Duru  da bu olayı yakından bilmektedir. Konudan en son haberdar olan da benim. Böyle bir yalan karşısında da “pes” demek geliyor insanın içinden.

ALACAKLARIMIN TAMAMI BELGELİDİR

Benim alacağımın 14.000 TL olduğunu ileri sürüyor. Böyle bir yalanı zaten mahkeme mahkum etti. Benim yaklaşık 3 yıllık ücret, izin ve fazla mesai alacağım mevcuttur. Ayrıca, devrettiğim yüzde 10 hisseden de kaynaklanan alacaklarım mevcut. kşisel olarak gazete için yaptğım harcmalar ise bu hesaba dahil bile edilmedi. Tümü resmi olarak belgelenen alacaklar bunlar. Elimdeki senet, bu alacaklarımın sadece bir bölümüne karşılık olarak Durdu Özbolat’ın bizzat imzaladığı ve yine kendisinin kefil olduğubir  senettir. Diğer taraftan bana kaç maaş ödendiği ise SGK, banka ve muhasebe kayıtlarında mevcuttur.

GAZETEYE AÇILAN DAVALAR

Durdu Özbolat, gazetecilik mesleğinden bihaber olduğu için gazete hakkında açılan davalardan da beni sorumlu tutuyor. Öncelikle belirtelim ki, muhalif bir gazete çıkarıyor ve mezhepçi faşizan bir iktidara karşı mücadele ediyorsanız sizin hakkınızda davalar da açılacaktır. Açılan davaların büyük bir bölümü Erdoğan-AKP iktidarının beni ve gazeteyi susturmaya yönelik baskı davalarıdır.

Yurt'taki haberde iddia edildiği gibi, bu davalar -ki sayı 484 olarak veriliyor- küçük yaştaki çocukların açık kimliklerini yazmaktan kaynaklanan davalar değildir. Açılan böyle davalar vardır ve bunların hemen hemen tamamı ya benim tutuklu olduğum döneme aittir ya da gazeteden ayrıldığım döneme... Durdu Özbolat'a haberlerin tarihlerine bakmayı öneririm. Ayrıca Durdu Özbolat Yurt'taki haberler nedeniyle yargılanan gazetecilere (çalışanlarına) avukat göndermeme tutumunu bırakmalıdır. Bu ayıptır, suçtur.

GOOGLE REKLAMLARI

Durdu yine büyük bir yalancılık örneği sergileyerek, benim Yurt gazetesi internet sitesine gelen Google reklamları gelirlerinin başka hesaplara gönderilmesine (ne demekse) göz yumduğumu söylüyor. Oysa, sitenin teknik bir soun nedeniyle çökmesi üzerine bu durumu ortaya çıkaran ve kendisine söyleyen benim. Kaldı ki, oluşturulan bu hesaplar da yine benim olmadığım (ayrıldığım) dönemde açılmış ve benim bulunduğum dönemle hiçbir ilgisi yok. ayrıca belirteyim ki, daha sonra bu hesapların da gazeteye ait olduğu ortaya çıktı. Yani ortada benimle ilgili bir durum olmadığı gibi, benim hesap sormam üzerine ortaya çıkmış bir konu söz konusu. Çünkü, ben ve diğer yönetici arkadaşlarım, gazetenin gelirlerinin patron tarafından başka yerlere aktarılmasını önlemek ve çalışanlarının ücret alacaklarının ödenmesini sağlamak için hassasiyet gösteriyorduk. Eğer farklı bir hesap varsa Durdu bunu da açıklamalıdır.

ÖNCE BEN DAVA AÇMADIM, SEN İHTARNAME ÇEKTİN

Kaldı ki, ben her şeye karşın yine de dava açmayacak ve bir uzlaşma yolu bulmaya çalışacaktım. Nitekim öyle davrandım ayrıldıktan sonra 6-7 ay boyunca hiçbir hukuki işlem başlatmadım. Mahkemeye başvurmamın önemli nedenlerinden biri de şudur; Durdu Özbolat noterden bir ihtarname çekerek, alacaklarım karşılığında verdiği senedi iade etmemi istedi. Bunun bir teminat senedi olduğunu ileri sürdü. İşte bu bardağı taşıran damla oldu. Senet üzerinde “teminat için" verildiğine ilişkin bir kayıt bulunmadığı gibi, alacaklarım karşılığında verilen bir borç senedi olduğu mahkemece de tescil edildi. İyi niyetimin böyle istismar edilmek istenmesi üzerine hukuki yola başvurmak tek çare oldu.

BU DAVAYI AÇMAK BİR GAZETECİLİK GÖREVİYDİ

Daha başka iddialar da var. Ama çok uzadı, diğer iddialara gerekirse başka bir yazıda yanıt vereceğim. Öyle çok yalan ve utanmazlık örneği var ki, belki de daha fazla uzatmaya değmez.

Ben davayı bütün arkadaşlarım adına, bir örnek oluşturmak için açtım. Gazete çalışanlarını hala kötü niyetinin bir parçası haline getirmeye çalışan böyle adamlara bu sektörü bırakmamak için bunu yapmak bir gazetecilik göreviydi.

Biz dinci-faşizan iktidara karşı boyun eğmeden göğüs göğüse mücadele eder ve bunun bedelini öderken, arkamızdan ahlaksızca iş çevirmeye kalkanlara meydanı bırakmayacağız. Şunu unutma Durdu Özbolat; emeğinin, çalışmasının karşılığını istemek ayıp değil, asıl onu gasp etmeye çalışmak kara bir lekedir.

Hadise bundan ibarettir. (2 Mart, 2016)

Merdan Yanardağ

NOT: 

GERÇEĞİ, KENDİSİ GİBİ YALANCI KARDEŞİ DE KARARTAMAYACAK

Yurt patronu Durdu Özbolat'a gerekli yanıtları ben ve gazete çalışanları, dahası Türkiye'nin önde gelen gazeteci ve aydınları verdikten sonra kamuoyu gerçeği gördü. Çalışanların haklarını gasp etmeye çalışan emek hırsızları ve yalancılar mahkum oldu. Ancak ortaya hemen başka bir yalancı ve iftiracı daha daha çıktı; Durdu'nun kardeşi... En az ağabeyi kadar yalancı olduğu ve sehtekarlığı bir iş ve yaşam alışkanlığı haline getirdiği anlaşılan Ünal Özbolat adlı bu kişi, "dargın" olduğunu belirttiği kardeşi adına tartışmaya girdi. Tıpkı iki kelimeyi bir araya getirmekten aciz, kullandığı kavramların anlamını bile bilmeyen, Durdu'nun cahil köşe yazarı diğer akrabası gibi... 

Bu kişi bana bir mektup gönderdiğini belirtiyor. Pislik yığınından ibaret olan ve yazanın kişiliğini yansıtan bu sözde mektup, Yurt gazetesinin web sayfasında 5 Mart günü yayınlandı. Tümü yalan, iftira ve hakaretten oluşan, ancak bir ruh hastasının ürünü olabilecek bu mektupta ileri sürülen ve hiçbir kanıta dayanmayan az sayıdaki isuçlamaya yanıt vermeye bile gerek duymadım. Twitter hasabımdan attığın iki mesajla ağzının payını verdim, o kadar.

Ancak sonradan bir şey fark ettim; kendisiyle mahkemede hesaplaşacağımız bu yeni "Yavuz hırsız", tarihleri ve olguları karaştırdığı bu mektubunda bir itirafta bulunuyor. Bu nedenle, ayrıca yanıt vermek yerine (dediğim gibi değmezdi) okuduğunuz bu kısa notu, Durdu Özbolat'ın iddialarını çürüttüğüm ve gerçekleri açıkladığım bu yazının altına eklemekte yarar gördüm.

Olay şudur; gazetenin daha kuruluş günlerinde patronaj adına zaman zaman devreye giren Ünal Özbolat adlı bu kişi, henüz kendi adlarına bir muhasebe düzeni kurmadıkları günlerde, kuruluş yatırımlarının bir ksmını yapmak üzere bana banka havalesiyle para gönderiyorlardı. Bu para miktarının 250 bin lira olduğunu söylüyor. İşte itiraf bu. Çünkü bir günlük gazete kuruyorsunuz ve patron komik denecek düzeyde bu kadar küçük bir para gönderiyor. Abisinin ortadan kaybolduğundan haberinin olmadığı (!) anlaşılan Ünal'ın bize bu parayı gönderdiği o günlerde, biz bu paranın tümünü yatırım harcamaları için kullandığımız gibi (tümünün belgeleri mavcut), gönderilen para ihtiyaçları karşılamadığı için çalışanlar olarak cebimizden para harcayarak açıkları kapatmaya, girişimi ayakta tutmaya çalışıyorduk.

Öyle ki, dönemin idari işler müdürü Hasan Ali Sarıkaya o günlerde gazeteye kişisel olarak verdiği 8.000 TL'yi geri almak için bile dava açmak zorunda kaldı. Mahkeme tutanakları ortada. Bu yalancı kardeş, ağabeyi adına gönderdiği parayı geri istediğini de belirtiyor. O dönemde gazete için yapılan harcama kayıtlarını, faturaları ve diğer belgeleri arkadaşlarımız ortaya çıkardı. Bütün harcamalar kayıtlı ve belgeli. Bırakın bu yalancı kardeşin gönderdiğini belirttiği parayı iade etmeyi, o aşamada da biz çalışanları mağdur ettikleri bir kez daha ortaya çıktı. Çalışanlar (ben dahil) ceplerinden para vermişler ve geri alamamışlar, tablo bu. Bu durumun iki yakın tanığI olan, adları gazete künyesinde de yer alan dönemin Yurt gazetesi Finans ve Pernonel Müdürü Kaya Bulut ve İdari İşler Müdürü Hasan Ali Sarıkaya gerekirse ayrıca dava açarak, yanıtı bir tokat gibi ve belgeleriyle suratlarına çarpmaya hazır.

Bu notu küçük bir anekdotla bitirelim; Durdu, bu sözde mektubu yazan kardeşi Ünal Özbolat için, "Beni dolandırdı ve beni o batırdı" diyor ve bizim yanımızda ağza alınamayacak küfürler ediyordu. Biz de, "Bir insan kardeşine böyle küfür eder mi" diye şaşkınlıkla durumu izliyor ve çok rahatsız oluyorduk. Bu durumun onlarca tanığı var ve gerekirse çıkıp söyleyecekler. Öyle anlaşılıyor ki, bu "dargın kardeş" geçmişte her ne yaptıysa "küs" olduğu agabeyiyle, bu olayı fırsat bilip barışmak istiyor. Olabilir.. Ama bari bunu düzgün ve insan gibi yapın be kardeşim! Bu kadar küçülme ve rezalet olamaz ki! (M. Yanardağ / 6 Mart 2016)

Can Ataklı: Lekesiz bir gazeteciye karşı kampanya, Yurt gazetesini tamamen bitirir

Nihat Behram: "Yurt Gazetesi patronunun hali 'yavuz hırsız' misali"

Durdu Özbolat'ın yalanlarına Ayşenur Arslan'dan yanıt

Gazetecilerden Durdu Özbolat'a 'tokat gibi' cevap

Asıl sen cevap ver Patron Durdu!

Atilla Akar: En büyük 'utanç' emek hırsızlığıdır

Şahit gösterdiği Derya Sazak, Durdu Özbolat için neler demişti?

Cüneyt Ülsever Özbolat'ın yalanları nedeniyle istifa etmişti

İlgili Haberler
Diğer Haberler
123456
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 212 963 1051 (pbx)