• BIST 101.892
  • Altın 189,295
  • Dolar 4,6043
  • Euro 5,3842
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 23 °C
  • Adana 25 °C
  • Antalya 25 °C

Meydan okumadan olmaz!

Necdet SARAÇ

Adnan Menderes’in “Ben odunu aday göstersem milletvekili seçtiririm” dediğinin üzerinden yaklaşık 60 yıl geçse de bu zihniyet“varlığını” koruyor!   Eğer korumasaydı bugün 316 AKP Milletvekili boş kağıtlara imza atmazdı. Boş kağıda imza atanlardan birisi olan Muhammet Balta Perşembe günü TBMM’de yaptığı basın toplantısında Kabataş yalanının yeni versiyonu sayılabilecek “mecliste bacak ısırma” yalanı üzerinden CHP milletvekillerine bol bol küfür etti ve arkasından 70 yıldır değişmeyen, nefretle bütünleşmiş ezberi tekrarladı: “Bu ülkede ne kadar kötülük varsa anası da babası da CHP’dir.”

Ağlar mısın, güler misin?

Bir-kaç kısa koalisyon dönemini saymazsak, ülkeyi yaklaşık 70 yıldır sağcılar yönetiyor. İsimler değişiyor:DP, AP, ANAP, AKP…

AKP 15 yıldır ülkeyi tek başına yönetiyor ama “nasıl oluyorsa oluyor” bütün kötülüklerden sorumlu CHP oluyor!

İyi şeyler kendilerine, kötü şeyler genellikle CHP’ye, o da yetmiyorsa solun diğer renklerine, laiklere, Atatürkçülere yazılıyor…İçerde işler ters gittiğinde ise, bu kez de başka bir “kötü” bulunuyor ve yılların “FettullahHocaefendi Hazretleri” bir anda “terör örgütü FETÖ”oluyor!

Siyasetten ekonomiye, yaşam tarzına müdahaleden spora kadar akla gelen her alanda çuvallayan ve öngörüleri yerle bir olan, kutuplaşmanın, nefretin, şiddetin, terörün, ekonomik krizin doğrudan siyasi sorumlusu olan AKP,  bu sorumluğu her seferinde içerden ya da dışarıdan düşman üreterek aşıyor!

Bu aslında bütün dünyada otoriteyi öne çıkaran bütün faşizan hareketlerin, dünden bugüne ortak özelliği ama siyasal İslam’da en yaygın model! Sorumluluktan sıyrılmak istiyorsan, sorumluluğu üzerine yıkacağın, küfredeceğin, şeytan ilan edeceğin düşmanlar yarat! 22 Temmuz’dan bu yana onca katliama rağmen, bırakın başbakanı, bakanı, bir tane emniyet müdürünün bile istifa etmemesi de bu yaklaşımın sonucu…Bu yaklaşım referansını, asıl olarak “kutsaldan, muktedirden” yani  “dinden, imandan, kitaptan” alınca onların söyledikleri ne olursa olsun, bir anda sihirli ve kutsal doğrulara dönüşüyor!
Osmanlı modeli sanki çok doğruymuş gibi, geçmişe atıflar yapılıyor. Duruma göre bazen “Türk İslam” bazen de “İslam Türk” sentezi göklere çıkartılıyor. Bir afra bir tafra. Bir gurur…

Neyin gururu? Çöken sistemin, tek adamlığın, otoriterliğin, sultanlığın, halifeliğin gururu!
İktidar için çocuklarını boğduranların, kardeşlerini öldürenlerin gururu!
Belki de “kutsal” kabul edildiği için kan dökmeden boğdurmanın gururu! Kim bilir?
Eskiye bir özlem, bir özlem. Güzellemelerin bini bir para!
Özledikleri de kulluk rejimi! Güce tapma, otoriteyi kutsama!

“Bu ülkede ne kadar kötülük varsa anası da babası da CHP’dir”nefretinin, son yüzyılın tümüne yayılan sol ve komünizm düşmanlığının, Cumhuriyete, laikliğe, modernleşmeye ve Atatürk’ede düşmanlığın asıl nedenleri bu zihniyette yatıyor!
Bu zihniyetle doğrudan hesaplaşmadan, siyasal iklimi değiştirmeden, etrafında dolaşarak normalleşme olmaz!

Sonu hiç gelmeyen bir eziklik içinde, “aman kimseyi ürkütmeyelim, aman kimseyi kırmayalım, İmam Hatiplerin sayısının artmasına kısık sesle tavır alalım, Diyanet’e şirin gözükelim, uzlaşmaz gözükmeyelim, dokunulmazlıklara, teskereye, Irak ve Suriye’ye asker göndermeye karşı çıkarsak, Saray’a, Yenikapı’ya gitmezsek bizi İslam düşmanı, vatan haini gösterirler, darbeci derler” diye diye Moskova deklarasyonu ile siyasal iflası belgelenen, vasıfsız, vizyonsuz, beceriksiz İslamcıların önü açıldı… Solun, devrimci hareketin de önü kapandı. Doğru söylemler ve inandırıcılık etkisini yitirdi. Siyasal İslamcıların ideolojik-politik hegemonyasına “teslim olduk”…

Ülke batıyor, iflasın eşiğindeyiz. Sağımızda, solumuzda canlı bombalar patlıyor. İç savaş tehlikesi bir öngörü olmaktan çıkmış, avucumuzda… AKP yönetemez halde. Her an herkes, FETÖ’cü, darbeci, hain, terörist ilan edilebilir!Böyle bir ortamda AKP-MHP bloğu eliyle, 100 yıl önce saraydan alınan iktidarı 100 yıl sonra yeniden saraya veriliyor. Meclis fiili olarak tasfiye ediliyor!Baştan itibaren “yok hükmünde” sayılması gereken Anayasa Tasarısı’nın maddelerindeki detayların hiç bir anlamı ve önemi yok! Tartışmanın da…AKP-MHP Blokunun bırakın Anayasa taslağındanne demokratikleşme, ne de normalleşme çıkar! Bu gerçeği son 15 yıldır kerelerce yaşayarak öğrendik, gördük!

İşte tam böyle bir zamanda, CHP'nin erken seçim için 'hodri meydan' çıkışı aslında geç kalmış olmasına rağmenönemli bir çıkıştır. Kararlı bir politik söylemle bütün gündemi değiştirebilir, zamanı “adaletin ve toplumsal vicdanın” lehine çevirebilir!
Açık ki, "seçimse seçim, referandumsa referandum" diye meydan okumadan süreç normalleşmeyecek! CHP bu meydan okuyuşu, kararlı bir şekilde "Laik-Demokratik Başka Bir Türkiye Mümkün" söylemiyle, yönünü de tümüyle sola ve demokrasi güçlerine dönerek, parlamento içi muhalefeti, parlamento dışı muhalefet ile buluşturursa, başka bir Türkiye'nin kapısı aralanır! Bu mümkün, yeter ki söylediklerimizin, yazdıklarımızın, yazılı belgelerimizin arkasında kararlıca duralım!“Siyasal İslam’ın” hiç de hak etmediği ideolojik-politik hegemonyayı işte o zaman kırarız!Kararlı durup, inanarak meydan okursak, rüzgarı arkamıza alma şansımız giderek yükselir!

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      1234567
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)