• BIST 90.122
  • Altın 145,975
  • Dolar 3,6213
  • Euro 3,9326
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 10 °C
  • Adana 17 °C
  • Antalya 18 °C

Meydan okuyarak “Hayır” demeli!

Necdet SARAÇ

Bunların ipiyle kuyuya inen, kuyuda kalır, yapılanlar da unutulmaz!

Kağıt üzerinde unutulan vicdanlarda unutulmaz!

Bu kadar küfür bu kadar tehdit orta yerdeyken CHP tereddüt etmeden, AKP’nin Anayasa oyununa meydan okuyarak “Hayır” demeli…

Geldikleri aşamada “aynı partiye dönüşen” MHP ve AKP ile arasına kalın bir çizgi koymalı!

"Evet” açıklaması yapıp, “Hayır” demek CHP’ye de, CHP’liye de yakışmaz!

Oylamaya katılmamak da kendisini solda, “çağdaş sosyal demokrat sol bir parti”de yer alan bir milletvekiline yakışmaz!

Hem “içeride” hem de “dışarıda” kimin ne dediği, nasıl düşündüğü, bizi ne ile suçlayacağı önemli değil. Önemli olan bizim ne dediğimiz!

Meydan okuyarak “Hayır” demeli!

İster yalnızca dokunulmazlıkların kaldırılması olsun, ister “Partili Cumhurbaşkanlığı”, hatta isterse “seçim barajının düşürülmesi” olsun, artık parti bile olmayan AKP ile pazarlık bile yapılmamalı!

Sayısal olarak çok güçlü gözüktüğü bir ortamda, “aman Bahçeli MHP’nin başında kalsın” diye MHP’nin kongresine bile bu kadar müdahale etme zorunluluğu duyan AKP, tarihinin en güçsüz ve en şaşkın döneminden geçiyor…

Hiçbir şey siyaset kurallarına göre işlemiyor.

Siyasi analizlerin hiçbir hükmü kalmadı.

Çünkü gerçek anlamda AKP diye bir parti ortada kalmadı. Dünyadaki siyasi merkezler artık AKP demiyor, “Erdoğan” diyor!

Belli ki, bugün dokunulmazlıklar kalktığında; Başkanlık ya da “partili Cumhurbaşkanlığını” içeren çiftli referandum önümüze gelecek! Dokunulmazlık sandığı ile muhalefetin direnci kırılacak...

AKP’nin demokratikleşme gibi bir derdi olmadığı, dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla asıl olarak HDP’nin, sonra da “muhalif” CHP’lilerin hedef alındığı kesin!

Dokunulmazlıklar kalkarsa toplumsal çatışmaların derinleşeceği de, Türkiye’nin daha da kaotik bir ortama gireceği de kesin!

Çünkü, bu ülkede demokrasi karşıtlığı her yükseldiğinde yargı hep “siyasi linç” için devreye girmiştir! Dengeleri hep iktidar lehine değiştirmiştir!

Yalnızca bu gerçekler bile, CHP milletvekillerinin bugün meclis kürsüsünden meydan okumaları için yeter de artar!
Korkmaya, çekinmeye, “tedbirli” davranmaya gerek yok!

Biz ne dersek diyelim, onlar bildikleri yalanları ve küfürleri söylemeye devam edeceklerdir…

KİŞİ DEVLETİ

Bırakınız yargıyı, kuvvetler ayrımını, devleti…

Devlet parti devleti olmuştu, Davutoğlu’nun görevden azledilmesiyle, şimdi ortada AKP diye bir partinin de kalmadığını gördük. Devlet “kişi devleti” olmuş durumda!

Kişi devleti, kural tanımaz, kişi de tanımaz!

Erdoğan dün belki “takımı” temsil ediyordu. Üsküdar ekibini ya da İstanbul ekibini! Ama artık bu iş de bitmiş gözüküyor…  Erdoğan’a “ters bakan” herkes harcanıyor ama bu yetmiyor, artık biat edenler de “vadeleri dolunca” harcanıyor. Tek adamlık böyle bir şey!  Abdüllatif Şener’den Ertuğrul Günay’a, Gülen’den liberallere, Kürtlerden bir zamanların “kahraman profosörü” olan ve önüne gelen herkese dava açan Sedat Laçiner’ine kadar bu böyle… Hüseyin Çelik’ten Bülent Arınç’a, Davutoğlu’na hepsi kullanım süreleri dolunca bir kenara atıldılar…

Siyasi emellerini Erdoğan’la uzlaştırmak, birleştirmek, yemin billah etmek de yetmiyor! Tek adamlık uzak ara olsa da “iyi bir ikinci, üçüncü adamlığı” bile kaldırmıyor!

Bütün bunlardan dolayı, “Hoca ile Reis” arasında çelişki bulmaya çalışmak beyhude bir çabadır. Çünkü ortada “Hoca” diye bir siyasi figür yoktur!

Bunlardan medet ummak, 7 TİP’li gencin katili Haluk Kırcı’yı muhalif olarak kabul etmek, Mehmet Ali Ağca’nın “Tek Çare İslam” başlıklı konferansından medet ummak gibi bir şeydir…

Türkiye’de rejim el değiştirmişken, halen rejimden, Cumhuriyet’ten bahsetmek kendimizi kandırmaktır.

Parlamento itibarsızlaşmıştır ve yalnızca Erdoğan için vardır. Yeni rejime yasal bir zemin hazırlamak için vardır. 367 vekil ısrarı da bunun için yapılmaktadır…

Ortada kurtarılacak, sahiplenilecek bir devlet değil yeniden kurulacak bir devlet vardır!

İstenen tek kişiye biattır, aranan da aslında Başbakan değildir!

Erdoğan’ın bugün değil ama “yarın” önce damadını, sonra da oğlunu Başvezir yapacağı kesindir!

Bu istek referansını, 16 yüzyılda Yavuz’la başlayıp Süleyman’la  kurumsallaşan dinden alır, İslamdan alır! Çünkü Erdoğan kendisini bazen 21. Yüzyılın Yavuz’u, bazen Süleyman’ı bazen de Fatih’i olarak görüyor!

Erdoğan’ın “milli, milli” diye ısrar ettiği aslında dindir, anasır-ı İslamdır, ümmettir! Yüzlerce yıldır hiç bitmeyen aydınlanma düşmanlığıdır, kinidir! Bu kin, binli yıllarda Şeyh Bedrettin’e, 16. yüzyılda Pir Sultan’a, 19 yüzyılda Mustafa Kemal’e, bugün de sola ve barışa duyulan kindir!

Bu yüzden bu kadar “dini söylem” tesadüf değildir!

ÖFKE BİRİKİYOR!

Yapılan her hamle toplumda öfkeleri biriktiriyor! CHP tabanında, MHP tabanında, HDP tabanında… “Erdoğan mağdurları” arttıkça AKP tabanında da öfke birikiyor… Bugünkü “dokunulmazlık oylamasına” girerken her milletvekili bunu artık görmeli…

Biriken öfkeleri örgütleyemeyen “merkezin sağında ve solunda” yer alan partilerin politikaları hızla çöküyor. Her yerde böyle… ABD Başkanlık seçimlerinde Trump ve Sanders’in öne çıkması tesadüf değil. Latin Amerika’da yaşanan “yeni alt-üst” oluş da… Almanya’da CDU’nun yüzde 30’lara, SPD’nin yüzde 20’lere düşmesi, “dün kurulan” yabancı düşmanı, aşırı sağcı hatta ırkçı Alternatif Parti’nin eyalet seçimlerinde yüzde 24’leri yakalaması tesadüf değil. İspanya’da Podemus’un ve Birleşik Sol’un, İspanyol Sosyal demokratlarını geçerek yüzde 25’leri yakalaması da tesadüf değil…

Biriken öfkeleri örgütleyenler başarılı oluyor!

Bu gerçek Türkiye içinde geçerli…

AKP üstelik kendi yarattığı suni öfkeyi örgütlemiyor mu? Dün Çözüm Süreci diyenler bugün “savaş illa da savaş” diyerek biriken öfkeyi örgütlüyor.

MHP’de ve merkez sağ, hatta “ulusalcı” kesimlerde Akşener şahsında sembolleşen “umut” bir biçimde hem MHP yönetimine, hem de Saray’a karşı biriken öfkenin örgütlenmesi değil mi?

Ya HDP? 22 Temmuz sonrası PKK “savaş” deyince baraj tartışması ayyuka çıkan HDP, Sur’da, Cizre’de, Yüksekova ve dokunulmazlıklar üzerinden öfkeyi örgütlemiyor mu?

Peki ya CHP?

Bütün dünya da sosyal demokrat partiler de yaşanan erezyon tesadüf değil! Çünkü “merkeze yaslanan” kaybediyor. Merkeze şirin gözükmeye çalışan da!

CHP de, bu gerçeklere rağmen “merkeze yaslanmaya” çalışıyor. “Herkes için CHP” tavrı devam ediyor!

Dert “herkes için” olunca, şirin gözükmek ya da şirin gibi gözükmeye çalışmak zorunluymuş gibi oluyor!
Olmayan devlet, yıkılan sistem varmış gibi sahiplenilmeye çalışılıyor...

“Aman bizi PKK ile aynı safta görmesinler” diye dokunulmazlıkların kaldırılmasına “evet” deme hamlesi yapmak gibi…

Devletin her gün biraz daha dinin kontrolüne girmesine ses çıkaramamak gibi…

İmam Hatiplilerin sayısının 1 milyon 200 bine çıkmasını “normal” karşılamak gibi…

Davutoğlu’na “hakkımı helal ediyorum” demek gibi…

Böyle olunca CHP etkin muhalefet yapmıyor, yapamıyor, kendi içinde tartışan, eleştiren, küsen bir örgüte, mutsuz kadınların ve mutsuz erkeklerin olduğu bir partiye dönüşüyor… 

Bu sürece artık nokta koymalı. Meydan okuyan, ne söylediği belli olan, yüzü sola dönük bir CHP yaratmalı!
Yarın değil, sonra değil, tam da bugün!

Kılıçdaroğlu’nun TOBB’da yaptığı “direnişe çağrı” konuşmasının CHP tabanında ve çevresinde etkili olmasının nedeni bu. Bu tür tavırlardan sonra, sürekli aşağılanan, itilen kakılan taban “oh be” diyor…

O zaman Erdoğan’ın küfürleri de, Cumhuriyet savcısının açtığı soruşturma da anlamsızlaşıyor…

Umut yoksa başarı gelmez...

Meydan okumazsan, gemileri yakmazsan, iş işten geçtikten hamle yaparsan sana kimse inanmaz…

Çekim merkezi değilsen, bırak geometrik büyümeyi, aritmetik büyüme bile olmaz!

Geçen gün bir yazı da okumuştum, başlık çok güzeldi:
“Ejderhaya meydan okumadan kahraman olunmaz!”

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.