• BIST 108.594
  • Altın 144,399
  • Dolar 3,4942
  • Euro 4,1102
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 22 °C
  • Adana 26 °C
  • Antalya 27 °C

Milli Egemenlik, Parlamento, başkanlık ve halkımız

Milli Egemenlik, Parlamento, başkanlık ve halkımız
İnönü'ye doğunun güçlü ağası Kinyas Kartal gelmiş ve Köy Enstitülerini kastederek “paşam bu okulları kapat yoksa doğudan hiç oy alamazsınız” demiştir. Şu sandık ve oyların sürüp giden gücünü cazibesini görüyor musunuz?

Prof.Dr.Coşkun Özdemir

17 yaşında bir lise öğrencisi idim. Annem ve babam Urfa'da çok sevilen çok çalışkan iki cumhuriyet öğretmeni. O günlerin öğretmenleri örnek birer yurtsever, okuldan halkevine gidiyor ve 8 kültür ve sanat kollarında çeşitli etkinlikler  sergiliyorlar. Tiyatro yapıyorlar, yüzme yarışları düzenliyorlar, halkın katıldığı konferanslar hazırlıyorlar,fon müziği olarak Offenbach, Schubert kullanıyorlar. Ulusal günleri gece toplantıları ile kutluyorlar .O günün doktorları da tıpkı öğretmenler gibi büyük bir sorumluluk duygusu içinde sıtma, frengi, trahom savaşı veriyor. Kimse onların kılık ve kıyafetine karışmıyordu.

O yıllarda babam halk oyunları ekibini çalıştırıyor, Urfa ve İstanbul'daki Yapı Kredinin organize ettiği halk oyunları festivaline katılıyor, derece alıyordu. Bunlar elbette Urfa ile sınırlı değil tüm Anadolu'da var.  O mucize insanın önderliğinde büyük bir kalkınma seferberliği. Türkiye Cumhuriyeti, kurucusu Atatürk ile birlikte uygarlık çağdaşlık yolunda dev adımlar atıyor.

İşte İstanbul Tıp Fakültesinde öğretim üyeliği yıllarımda gönderdiği mektupta bana “sayın hoca Türk milleti Atatürkün öncülüğünde Allahın yolundan sapmıştır. Yeniden Allahın nizamı kuruluncaya kadar burası bir darül-harp bölgesidir” diye sözde İslamcılar adına hitap eden kişi SAPMA diye bu anlattıklarımı kastediyor.

"Dindarlara zulüm yapıldı" iddiası da modern yaşam ve giyim kuşamdır. Laikliktir. Cumhuriyet dindarlarla değil yobazlıkla mücadele etmiştir. Çünkü büyük önderin amacı, ülkeyi yüzlerce yıllık yoksunluktan kurtarmak, Türkiye'yi bir bilim toplumu düzeyine getirmektir .Onların istedikleri, kadının eve mahkum olması, kocasının emrinde olması, özgürlük adına kapanmasıdır. El zinasıdır, göz zinasıdır. Erkeklerin yetmiş huriden mahrum kalmamasıdır.

KÖY AĞASINDAN KÖY ENSTİTÜSÜ ŞANTAJI

1946 yılında çok partili düzene girişimizle birlikte feodalite, köy ağaları ortaya çıkmış ve DP ile CHP'ye girerek hem de milletvekili olmuşlardır. Büyük eğitimci Hasan Ali Yücel'i ve bir büyük yurtsever Hakkı Tonguç'u devirmeyi başarmışlardır. Aynı yıllarda Cumhurbaşkanı İnönü'ye doğunun güçlü ağası Kinyas Kartal gelmiş ve Köy Enstitülerini kastederek “paşam bu okulları kapat yoksa doğudan hiç oy alamazsınız” demiştir. Şu  sandık ve  oyların sürüp giden gücünü cazibesini görüyor musunuz? Koca İnönü bu küstahlığa karşı duramamış, bu ağaya “çık dışarı o okullar bizim ikinci kurtuluş savaşımızı temsil ederler” diyememiştir. Ama dikkat çekicidir çok sayıda saygın düşünür ve yazar İnönü'yü bundan dolayı suçlamamıştır. Çünkü yıllar sonra bir sembol adam arkadaşım Mehmet Başaran'dan öğrendim Amerika işin içindedir. Marshall Planı ve Truman doktrini vardır gündemde. Çok sonra İnönü sorgulandığında “Ben Atatürk değilim“ diyebilmiştir.

Evet çok partili düzenle karşı devrim başlamış iki aydınlanma odağı Köy Enstitüleri ve Halkevleri DP tarafından yok edilmiş aydınlanma yarıda bırakılmıştır. Okuma yazma oranı hala iyice düşük. Türkiye halkına, bu topluma en büyük, en haince vurulan darbelerdir  bunlar. Bundan sonrasını alçakça öldürülen aydınlanmacılarımızdan biri olan Ahmet Taner Kışlalı çok veciz bir şekilde özetlemiştir. ”Milli Eğitim Bakanlığımız 50 yıldan beri Milli ihanet bakanlığı olarak görev yapmıştır.”

Çok haklıdır Kışlalı. Çok planlı bir şekilde bu halkın birey olması,karar ve tercihlerini özgürce verecek bilinçli bir yurttaş olması engellenmiştir. Büyük Atatürk'ün miras bıraktığı akıl ve bilime dayanan bir eğitimden yoksun bırakılmıştır bu halk. Akıl ve bilim hiçbir zaman iktidara gelememiştir bu ülkede. Türkü, Arabı, Kürdü,Çerkezi, Lazı, Alevisi, solcusu-sağcısı ile geri kalmaya mahkum edilmiştir bu halk ve gerçek dininden çok dogmalar, hurafeler ile donatılmış, Yaşar Nuri'nin söylediği gibi Allah ile aldatılmıştır. Bu nedenle  eski Yunan eserlerini tercüme ettirmiş, felsefe yapmış, Avrupa rönesansına, aydınlanmasına ilham vermiş İBNİ SİNA, İBN-RÜŞT, İBN-HALDUN, FARABİ, EL KİNDİ gibi İslam Bilginlerinin adı anılmaz devlet büyüklerimiz tarafından. İBNİ SİNA "AVİCENNA" adı ile 22 defa tercüme edilmiş ünlü bir isimdir Avrupada. Çektiğimiz sıkıntıların geri kalmışlığımızın önde gelen nedenidir bu eğitim ve bilim yoksunluğumuz. Bu yoksunlukta politikacılar baş rolü oynamışlardır. İktidarlarını eğitim yoksunluğuna borçlu olduklarını iyi biliyorlardı. Eğitim düzeyi ile oyların dağılımı konusunda bir sosyolojik inceleme yapılmamıştır. Demokrasimizde halkın rolü eğitim ve bilinç düzeyi sorgulanmamıştır. Soyut bir milli egemenlik övgüsü yapılmıştır o kadar. PİSA araştırması dindar ve kindar gençlerimizin kuyruklarda yer aldığını gösteriyor. Sigara tüketimi, cep telefonu kullanımı, kadın cinayetleri, trafik kazaları dışında birincilik ve derece aldığımız bir alan yok. Feto olayı ile 3 binden fazla hakimin suçlanarak görevden uzaklaştırılmasını düşünür müsünüz? Onların aklından ve kaleminden çıkan hükümleri nereye koyacaksınız Milyonlara varan Fetocuları? Generalleri, orgeneral ve oramiralleri nasıl açıklıyacaksınız? Ve onlarla yıllarca yakın bir işbirliği içinde bulunan AKP iktidarını. Elinizi vicdanınıza koyup tarikatlara, müritliğe, cemaatlere mahkum edilmiş bu halkın hem kendi hem ülkesinin yararını düşünerek oy verebildiğini ileri sürebilir misiniz?

BİR BİRİMİZİ ALDATMADAN KONUŞALIM

Birbirimizi aldatmadan eğitim yoksunu olarak bırakılan milyonların demokrasi, insan hakları, kadın hakları, başkanlık, çağdaşlık konusunda bir görüş sahibi olarak bilinçle oy verdiğini iddia edebilir misiniz?

Ardı ardına gelen kadın cinayetleri, töre cinayetleri, yılda 6-7 bin kişi alıp götüren trafik kazalarımız, sigara ve cep telefonu şampiyonluğumuz, cin-peri-şeytan, büyü çıkarma hikayeleri, müziği günah sayan, "örtünmeyen kadınlar fuhuşu davet eder" incileri, TV'de "bütün hastalıkların şifası Kuranı Kerim'de mevcuttur" diyen profesörlerimiz hepsi geri kalmışlığımızdan.

Çağdaş uygarlık, gelişmişlik göstergelerinde çocuklarımızın okumada, matematikte, yaratıcılıkta en gerilerde olduğumuz açık değil mi?  Her tarafımızdan ilkellik, seviyesizlik akıyor. Şu Güney Kore'ye bakar mısınız? Ben utanıyorum Orhan Bursalı'nın verdiği kıyaslamaları okudukça. 'Bilim Teknoloji'yi okursanız siz de bana katılırsınız.

Saklıyoruz hemen her alanda geri kalmışlığımızı ve cehaletimizi ve ilkelliğimizi kural taımmazlığımızı, dogmacılığımızı. Doğan Kuban bir bilge kişi, saklamıyor. Özdemir İnce, Bekir Coşkun da saklamıyorlar. Başkanlık bütün bunları çözecek diye inananlar nerede yetiştiler? Gerçeklerimizi ortaya koymadan o çözüm arama çabaları sağlıklı olabilir mi? Bir sorun bakalım benim sevgili halkıma, cin çıkaran büyü bozanlara, Cübbeli Hocanın peşine düşenlere, yanmaz kefen satın alanlara, insan hakları, demokrasi, başkanlık, bilim-teknoloji deyince ne anlıyor? Milli egemenliğe nasıl sahip çıkıyor? Milyonlarca halkımızda bir cemaatin müridi gibi bir şeyhe bağlılık gibi seçim ve tercihler bulacaksınız. Kurtuluşun yolu sadece Atatürk'ün işaret ettiği akla, aydılanmaya, bilime dayanan eğitimdir. Bunu da elbette dinci, cemaatçi ve tarikatçılardan bekleyemezsiniz.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Diğer Haberler
    • Vallahi Sizi Sileceğiz!09 Ağustos 2017 Çarşamba 22:10
    • Ay, bana tutuldu09 Ağustos 2017 Çarşamba 14:19
    • Kandırılmanın evrimi07 Ağustos 2017 Pazartesi 16:43
    • İşçi sınıfının ve dünya halklarının Enternasyonalini yeniden inşa etmek zorundayız07 Ağustos 2017 Pazartesi 13:24
    • Kriz değil, çöküş...07 Ağustos 2017 Pazartesi 12:14
    • Hayallerinizi Bırakın, Sorulara Cevap Verin Ayhan Bey!04 Ağustos 2017 Cuma 22:41
    • İslamcı rejim için erketeye yatmak; Nuray Mert vakası04 Ağustos 2017 Cuma 18:53
    • Açgözlülük, tamah ve kıskançlık03 Ağustos 2017 Perşembe 15:10
    • Ucundaki yeme değil, takılı olduğu kancaya dikkat!02 Ağustos 2017 Çarşamba 15:52
    • AKP İktidarının Gerçeklerle Kavgası30 Temmuz 2017 Pazar 13:02
    • Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)