• BIST 110.932
  • Altın 175,132
  • Dolar 4,0581
  • Euro 4,9812
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 21 °C
  • Adana 18 °C
  • Antalya 20 °C

Milliyet Yılın Spor Ödülleri

Ali Kaya SOYSAL

Dün gece "Gilette Milliyet Yılın Spor Ödülleri törenini tam 2 saat sabırla izledim, hayretler içinde kaldım, detaylara girmeden aklıma takılanları peşinen sorayım:

1- Devlet televizyonu TRT'nin 8 kanalı var iken tören niye TV 8'de yayınlandı?
2- Milliyet'in ilk sahipleri Karacan'lardan bu yana düzenlenen yılın sporcusu ödülleri bugüne kadar her sene 31 Aralıkta gazetede yayınlanırken bu kez niye 4 Nisan'da yapıldı? 3 - 63  yıldır Milliyet tarafından organize edilen bu geleneksel ödül yarışması okuyucuların oylarıyla sonuçlanırdı; dün geceki  64'üncünün birincilerini kimler hangi kriterlere göre belirledi?
4- " Gilette" Milliyet ödül töreni ne anlama geliyor, Lefter Küçükandonyadis'lerin, Şükrü Gülesin'lerin, Metin Oktay'ların tarih içinde kazandıkları madalyaları bir jilet reklamı uğruna bu kadar küçültmek sizlere yakışıyor mu?

Bu tip soruları çoğaltabilirim, ama adeta bir Oscar taklidi olarak düzenlenen bu organizasyonda gözüme çarpan, beni rahatsız eden detaylara değineyim isterseniz..

Namık Sevik, ki Milliyet'in efsane spor müdürüydü, İslam Çupi, ki Tercüman'ın edebi yazarıydı, adlarına verilen ödüller iyi düşünülmüş.. Fakat, bir başka duayen spor müdürü Necmi Tanyolaç niye unutuldu? Orhan Aldinç'lerin, Necati Bilgiç'lerin, Samim Var'ların, Kahraman Bapcum'ların, Halit Kıvanç'ların, Arman Talay'ların adına birer "mansiyon" verilemez miydi?

Sunucular o kadar spor aktualitesinden  uzaktılar ki, yılın sporcusu ödülleri verilirken Ampute Milli Takımının kaptanı Osman Çakmak'ı anons ettiklerinde sahneye koşa koşa gelmesini bile algılayamayıp , "işte geliyor" nidalarıyla karşıladılar. Meğerse gelen, onun adına ödülü alacak kişi sağ kolu olmayan yedek kaleciydi..

Yılın özel ödülü, ne demekse, Azerbaycan'ın Karabag Futbol Takımı'nın başkanına layık görüldü. Ödülü verecek olan Lucescu'nun eline iki obje verildi, adamcağız şaşırdı, birini Azeri Başkan'a verdi; sonra sunucuya döndü; "bu kimin" dedi; sunucu da elinden kapıp "ben hallederim" diye problemi güya giderdi.

Sıra yılın takımına geldi, tahmin ettiğim gibi geçen yıl Avrupa Şampiyonu olan Fenerbahçe Basketbol Takımı haklı bir kararla ödüle layık görüldü. Ancak, burada bir parantez açmam gerekir, basketbolde 40-50  milyon Euroluk takım kuran 5-10 milyonluk bütçe sahiplerini yüz maçın 99'unda yenerler.

Neyse, devam edelim..Fenerbahçe basket takımı Obradoviç iyle, oyuncularıyla,  menejerleriyle sahneye çıkarken , Spor Bakanı nın yanında oturan başkan Aziz Yıldırım yerine bir yönetim kurulu üyesi ödülü aldı ve kısa bir konuşma yaptı..Başkan  niye çıkmadı, hatta geçen yıl sponsor olan Ülker Grubundan bir üst düzey yönetici niye rol almadı , garipsedim doğrusu..Halbuki planlanmış bir senaryo varmış, ilerleyen dakikalarda anladım, geleceğim o konuya..

Sıra geldi yılın teknik adamına, 6 aday var, biri Şenol Güneş, diğeri tabiki Obradovic, Abdullah Avcı ve ve 3 amatör branş hocası... Ödülü verecek olan Cumhurbaşkanı Spor Başdanışmanı Hidayet Türkoğlu, hangi Türkoğlu, NBA'den sporcuyken dopingden ceza alıp dışlanan kişi... Mikrofana geçti, şahane bir yıkama yağlamayla 120 saniyelik konuşmasının yüz saniyesinde Türkçe hatalar yaparak "and the Oscar goes to Obradovic" dedi, tabi Türkçe... Obradoviç bu ödülü anasının ak sütü gibi  hak etmiştir, itirazım sadece bir üst satırlardaki gerçeğe...

Baskette 50 milyonluk takımın 10'luğu yenmesi kaçınılmazdır, fakat futbolda katıldığı Şampiyonlar Ligi Kupası'nda  bütçesi kendisinden fersah fersah yüksek olan takımlara karşı yenilmeden 14 puanla Avrupa'nın en başarılı 16'sına kalan Beşiktaş'ın teknik adamı Şenol Güneş'i nereye oturtacağız?? Veya, Altınordu devrimini yapan Hüseyin Eroğlu'nu apoletlerin neresine asacağız?

Bunuda geçelim; yılın spor yazarı ödülünü sevgili Bilal Meşe aldı; öğretmeni olduğu Milliyet Spor Müdürü'nün elinden, hemde geçen yıl  Türkiye Futbol Direktörü'nün gözlerinin önünde, Futbol Federasyonu Başkanı'nın  patronajlığındaki bir uçak dönüşünde topçu Arda'nın fiziki saldırısına uğramasına rağmen.. Eee, dostlar, ne oldum değil, ne olacağım diyeceksin... Bu çirkin olayın aktörlerinden birisi başarısız olduğu dönemin hakedişi olan milyon euroları için mahkeme kapılarına düşmüş; diğeri dünya devi Barcelona'da oynarken birden birkaç yüz kişiye top oynayan Başakşehir'e gerilemiş; Bilal Meşe ise ödül almış. Aslında, dün geceki, başından beri eleştirdiğim, daha da devam edeceğim ödül töreninin en hoşuma giden noktası bu idi. Birde Bilal kardeşin smokin giyme saygısı.

Yılın sporcusu 200 metre şampiyonu Ramil Guliev oldu; kesinlikle karşıyım. Bana göre yıldızlar ve gençler dalında, Türkiye'nin güreşle beraber en eski spor branşı olan eskrimde 95 yıllık özlemimizi gideren Deniz Selin Ünlüdağ bu onura çok daha layıktı. Fakat, başından beri yazıyorum ya; kriterler ne? Kimler karar veriyor? Bu saçma organizasyon birdenbire nasıl planlandı?

Yılın Futbolcusu ödülü Cenk Tosun'a verildi; bana göre bu noktada Cengiz Ünder'e haksızlık yapıldı; niye? Cenk 26 yaşında, Almanya alt yapısı, Gaziantep, Beşiktaş derken, Everton'a gidinceye kadar ülkede 6 sezon geçirdi. Oysa, Cengiz 23 yaşında ve son 3 yıllık kariyerine Altınordu, Başakşehir ve Roma'yı büyük hızla sığdırdı. Üstelik Cenk'in Beşiktaş'ta oynamış olması gibi bir avantaja sahip değildi..

Neyselere devam, çivisi çıkan ülkemde Acun Ilıcalı'nın spor muhabirliğinden gelipte TV 8 patronluğuna nasıl  atladığının, bu paraları kimin verdiğinin asla ortaya çıkmayacağını bilmeme rağmen, 3 sene önce vefat eden eski bir arkadaşımın cenazesine çok el verdiğini gördüğümden bu konunun üstüne fazla gitmek istemiyordum.

Ancak, ödül töreninin sonlarına doğru, yılın spor adamı olarak Aziz Yıldırım seçilince bu tip naif düşüncelerimden vazgeçmek zorunda kaldım. Şunu sormak istedim kendi beynime, 2017 yılında Sayın Yıldırım neler yapmıştı ki bu ödüle layık görülmüştü? Eğer basketbol takımının şampiyonluğu ise zaten takım ve antrenörü 2 ödül almıştı. Bana göre kriter 'idarecelikse' Fikret Orman bunu çoktan hak ediyordu, Altınordu Kulübü Başkanı, haydi biraz alt liglere gidelim, Menemen, Altay, Darıca, Uşak Spor Kulüpleri'nin başkanları da bu ödüle layık görülebilirdi...

Ve, sahneye çıkan Aziz başkanın söylemleri benim düşüncelerimi doğruladı:

- Türkiye tarihi demek Fenerbahçe'dir...
- Bizim 3 Temmuz'da uğradığımız 'FETÖ' darbesi...
- Kulübümüzü ele geçirmeye çalıştılar.
- 1.8 milyar dolar olan bütçemiz birden 650'ye indi..
- Bizden başka hiçbir kulüp buna direnemezdi...
- Bakın buradan sesleniyorum; bizim otobüse kim ateş açtı,
- Federasyon başkanına tesekkürlerr, ama hakemlere dikkat et...

Tüm bu doneler, TV 8, Acun Ilıcalı, devlet, spor, bakan, federasyon, bürokrat, malum şahıs arasında bağlantı kurulması için yeterli.

İşte dün geceki TV komedyasının özeti...

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    1234567
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)