• BIST 109.666
  • Altın 156,594
  • Dolar 3,8910
  • Euro 4,5831
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 10 °C
  • Adana 10 °C
  • Antalya 10 °C

MİT görevini yapmadı mı?

Doğan YURDAKUL

Geçen yazımda yazdıklarımı sanırım dikkatli okumayan bir okur, “kara delik” deyimini benim icat ettiğimi sanmış, eleştiriyor. Oysa o deyimin mucidi, iktidar kalemleriydi. Abdülkadir Selvi, şöyle yazmıştı: “...Bilinenlerin aksine koca bir kara delik var. Darbe gecesine ilişkin birçok  karanlık nokta var. Darbe tehlikesinin devam etmesinin nedeni bu. Çünkü roller net değil...”(A. Selvi, Darbecilerin B PLANI ürkütüyor, Hürriyet, 28 Temmuz 2016).

BİLDİRDİ Mİ? BİDİRMEDİ Mİ?

15 Temmuz’dan beri üzerinde en çok konuşulan “kara delik” olan , MİT’in görevini yapıp yapmadığı muhabbeti hâlâ sürüyor. Hakan Fidan darbe teşebbüsünü Genel Kurmay Başkanı Hulusi Akar’a bildirdi mi, bildirmedi mi? Bazı iktidar gazetecileri (olasılıkla Fidan’ı korumak için) o gün saat 16.00 da bildirdiğini öne sürüyorlar. Bunu da genellikle Akar’ın tutuklanan emir subayına dayandırıyorlar. Varsayalım ki bildirdi, bu MİT’i sorumluluktan kurtarır mı? MİT Başbakanlığa bağlı olduğuna göre, aldığı bu kadar önemli ve vahim bir ihbarı Başbakan’a  bildirmesi gerekmez mi? Oysa Başbakan, girişimi Cumhurbaşkanı’ndan öğrendiğini söylüyor, Cumhurbaşkanı ise eniştesinden!

DARBELER TARİHİ ve MİT

Bilinen tarihi gerçek şu ki, MİT, 27 Mayıs’tan bu yana bütün darbelerin “içindeydi” ve hiçbir darbeyi bağlı bulunduğu siyasi otoriteye bildirmedi. İki istisnası var: biri 1963’te Talat Aydemir’in 21 Mayıs hareketinin (MİT’in o zamanki adıyla) MAH Başkanı Fuat Doğu tarafından Başbakan İnönü’ye bildirilmesi. İkincisi de, 1969 yılında Genelkurmay Başkanı Cemal Tural’ın darbe girişiminde bulunacağının MİT tarafından Başbakan Süleyman Demirel’e bildirilmesiydi. Ancak bu olayın bir kumpas olduğu sonradan ortaya çıktı. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, Tural’ı tasfiye edip yerine (daha sonra 12 Mart’ı birlikte yapacakları) Memduh Tağmaç’ı getirmek için bu komployu düzenlemişti ve o zamanlar her türlü bilgiyi doğrudan Sunay’a veren MİT de bu komplonun içindeydi!  (Bütün bu olayların ayrıntıları için bakınız: Soner Yalçın, Doğan Yurdakul, Bay Pipo, Kırmızıkedi Yayınevi, yeni Baskı).

MİT yakın tarihteki darbelerle ilgili bilgileri sivil otoriteye değil, askerlere verdi. Eğer 15 Temmuz günü gerçekten Genel Kurmay Başkanı’na bilgi verdilerse, MİT “yasal görevini değil ama geleneksel görevini yaptı!” diyemez miyiz? 

BUHRAN DÖNEMLERİNİN ADAMI YİNE SAHNEDE

12 Mart, 12 Eylül, Babalar operasyonları, MİT raporu skandalları, Susurluk rezaleti gibi olaylarda hep başrollerde olan eski bir istihbaratçı, yeniden zuhur etti. Onu en son Ergenekon davasında “tanıklık” ederken görmüştük, daha sonra pek sesi soluğu çıkmamıştı. Şimdi, “yeni keşfetmiş gibi” bir zamanlar hizmet verdiği ABD’nin 15 Temmuz’un arkasında olduğunu söyleyerek yeniden sahne alıyor.

Neymiş efendim? “MİT, TSK içinde aktif istihbarat faaliyeti yürütemezmiş!” Hani insanın ufak at da civciler yesin diyesi geliyor. Sizler MİT’in üst düzey görevlerindeyken 12 Mart öncesi TSK içinden topladığınız bütün askeri istihbaratı Sunay’a iletmediniz mi? 9 Martçıların arasına Mahir Kaynak’ı ajan olarak siz sokmadınız mı? Onun kaydettiği konuşmaları tape edip Sunay-Tağmaç ikilisine vermediniz mi? Kenan Evren’e asker içinden topladığınız istihbaratı raporlar halinde sizler sunmadınız mı? Necdet Üruğ’a komployu kim yaptı? Özal’a, Çiller’e askeri istihbaratı kimler verdi?

Neymiş efendim, “Ordunun neredeyse yüzde 70'e yakını cemaatçiymiş!” Acaba bu kadar önemli bir bilgiyi ne zaman, nereden aldınız ve açıklamak için neden 15 Temmuz’u beklediniz? Genel Kurmay Başkanı yüzde 1.5 demişti, siz şimdi bu eklediğiniz yüzde 68.5’ u ve biliyorsanız kimler olduğunu kamuoyuna açıklamak, ya da en azından eski kurumunuza bildirmek zorunda değil misiniz?

Hatırlanacak olursa, bu zatı muhterem, kovulduğu MİT’e, Tansu Çiller tarafından “Kontrterör Dairesi Başkanı” olarak yeniden alınmıştı. Şimdi iktidar çevrelerinde MİT’in “yeniden yapılandırılması” konuşuluyor. Bu bağlamda “kontrterör” dairesinin yeniden kurulması da söz konusu ediliyor. Eski istihbaratçımızın yeniden sahne almasında acaba bu söylentilerin etkisi olabilir mi?

YENİDEN YAPILANMA NEYE YARAR?

Menderes’ten bu yana bütün iktidarlar MİT’i bir devlet kurumu olmaktan çıkarıp, kendilerine bağlı özel bir istihbarat örgütü konumuna düşürmeye ve muhaliflerinden bilgi sızdırmak için kullanmaya çalıştılar. Bu çabalar, ana görevi cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak için istihbarat toplamak olan MİT’in kimyasını bir daha düzeltilemeyecek biçimde bozdu. MİT’te klikler ve çeteler oluştu. Kurum hem kendi içinde, hem diğer istihbarat kuruluşlarıyla çatışmalara girdi. Bugün geldiği nokta o tarihsel aymazlığın bir sonucudur.

AKP iktidarı da aynı işi yaptı. Üstelik bu iktidar, MİT’i iç ve dış “örtülü operasyonlara” yöneltti. (Gizli bir toplantıda Müsteşarın “Suriye’ye 4 adam gönderirim, Türkiye’ye  füze attırıp savaş gerekçesi üretirim” dediği unutulmadı.) AKP’nin MİT’i PKK ile pazarlıkta kullanması, cemaat savcılarına koz olup az kalsın müsteşarı yakacaktı. Ehliyetsiz ve liyakatsiz cemaatçilerin MİT’te üst kademelere doldurulmalarınabu iktidar göz yumdu. Kurumun yozlaşmasının tamamlanmasını sağladı.

Şimdi MİT’in saraya bağlanması, iç istihbarat ile dış istihbaratın ayrılması vs. gibi palyatif “önlemler” sıralanıyor. MİT resmen olmasa bile fiilen zaten Saray’a bağlı değil miydi? “Sır küpüm” denilerek Fidan’ın müsteşarlıktan ayrılıp Milletvekili adayı olmasını Saray önlemedi mi?

“Yeniden yapılanma” adı altında alınacak önlemler hiçbir şeyi değiştirmeyecek, aksine MİT’i daha da karıştıracaktır. Olması gereken, MİT’in sil baştan edilmesi, Kurtuluş Savaşındaki ve Cumhuriyetin ilk yıllarındaki asli görevine dönmesidir. 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      123456
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)