• BIST 109.050
  • Altın 153,015
  • Dolar 3,8375
  • Euro 4,5051
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 17 °C
  • Adana 18 °C
  • Antalya 17 °C

Moskova’da her şeye karşın Ekim Devrimi kutlaması!

Moskova’da her şeye karşın Ekim Devrimi kutlaması!
Dünya tarihinde insanlığın en büyük ileri atılımlarından birini oluşturan ‘Ekim Devrimi’nin 100. yılı, Rusya Federasyonu’nun başkenti Moskova’da çeşitli etkinliklerle kutlandı.

Meriç Şenyüz / Moskova

Dünya tarihinde insanlığın en büyük ileri atılımlarından birini oluşturan ‘Ekim Devrimi’nin 100. yılı, Rusya Federasyonu’nun başkenti Moskova’da çeşitli etkinliklerle kutlandı. Resmi kutlamalar halktan kaçırılsa da Rusya’da Ekim devrimi ruhu hala yaşıyor.

“Sevgili torunlarımız, çok şanslısınız. Komünizmde yaşıyorsunuz. Ve size böylesi bir geleceğin temellerini bizler attık.”

“Bedava dondurma yiyebileceğimiz ve bedava sinemaya gidebileceğimiz, ödevlerimizi makinelerin yapacağı, öğretmenlerin ise sabırlı robotlar olacağı komünizmin hayalini kuruyoruz.” Beşinci sınıf öğrencisi Olga Shvydkova.

Bunlar, Ekim Devrimi’nin 50. Yılında 50 yıl sonrası için  Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nden (SSCB) öğrencilerin yazdığı mektuplar. Bu mektuplar 1967’de SSCB geneline dağıtılan  yüzlerce “zaman kapsülü”ne 2017’de açılmak üzere konmuştu. Russia Today’in haberine göre kapsüllerde sadece ilköğretim öğrencileri değil, aralarında radyo sunucusu Yuri Levitan gibi ünlülerin mesajları da vardı. Levitan sesli mesajında, “Sevgili yoldaşlar, torunlarımız, lütfen jenerasyonumuzu nazik bir sözle hatırlayın… Barış, iyilik ve komünizm bayrağını onurlu bir şekilde taşıyarak onu gelecek jenerasyonun güvenilir ellerine teslim edeceğinize eminiz” diyordu. Karadeniz tabanına gömülen mektup ve kayıtlar 100. yıl için çıkarıldı. Tüm mesajlarda SSCB’nin ve belki de dünyanın 2017 yılında komünizme (Marksizme göre proletarya diktatörlüğü-sosyalizmin ardından insanlığın varacağı sınıfsız toplum) ulaşacağı beklentisi yer alıyordu. Moskova’nın 100. yılda geriye gidip kapitalizmin pençesine düşmüş olabileceğini nereden bilebilirlerdi?

Birkaç gazeteci ve kendisini komünist olarak tanımlayan siyasal aktivistle Ekim Devrimi’nin 100. yılı etkinliklerini izlemek üzere 4 Kasım Cumartesi sabahı Moskova’nın kuzeyindeki Şeremetyevo Uluslararası Havalimanı’na indiğimizde bütün şehrin bu tarihî etkinlik için donatıldığı beklentisini taşıyorduk. Ne var ki yaşlı Moskova her zamanki hay huyunda usulca deviniyor ve yaklaşmakta olan büyük günden habersiz görünüyordu. Şehre indiğimiz sabahki korkunç trafiğin nedeni o gün çevre yolunda art arda meydana gelen beş büyük kazaymış meğer, bizse Türkiye’den tanıdığımız ama yaklaşık 20 yıl önce eski tüfeklerin deyimiyle ‘yukarıya’ taşınan arkadaşımızın kulaklarını, “Yine gece sabaha kadar votkaları götürmüştür, bizi de unutmuştur, vicdansız,” gibi yorumlarla çınlatıyorduk. Ne var ki lüks araçların oluşturduğu yoğun trafik, cumartesi sabahı olmasına rağmen şehir merkezine gidiş yolunda bizleri de epeyce zorladı.

Dönüş yolu boyunca Ekim Devrimi'nin 'E'si görünmezken dünyanın her yerinden büyük ve lüks markaların reklam afişlerinin resmi geçidi önümüzden akıyordu. 50 yıl önce zaman kapsülüne bu mektupları yazanlardan hayatta kalanlar varsa şayet (ki çoğu ilkokul çocuğu olduğuna göre vardır elbet) bu tablo karşısında ne düşünüyorlardı acaba? Ekim Devrimi sadece uluslararası proletarya için değil, bir bütün olarak Rus tarihi için de çok önemli bir dönüm noktasıydı. I. Dünya Savaşı’nda yok olmanın eşiğine gelen Rus toplumu, bu devrimin enerjisiyle ayağa kalkmış ve II. Dünya Savaşı’ında da devrimin yarattığı birikim sayesinde insanlık tarihinin o güne dek gördüğü en büyük savaş makinesinin ağır saldırısını alt etmeyi başarmıştı. Rusya tarihi için de büyük öneme haiz bu olayın çökmekte olan Rusya’yı yeniden ayağa kaldırma iddiasını taşıyan Vladimir Putin açısından da anılmaya değer olması gerekirdi.

PUTIN EKİM'İ HALKTAN KAÇIRMIŞ

Oysa Rus hükümeti, Ekim Devrimi’nin 100. yılını halktan uzak tutmak için elinden geleni yapmış, Ekim’in Moskovalılarla temas etmemesi için gerekli önlemleri almış, kutlamaları da yasak savuştururcasına Gennadiy Züganov’un liderliğindeki Rusya Federasyonu Komünist Partisi’ne (RFKP) havale etmişti. Peki, RFKP ne yaptı? Hükümet, şehri 1917 ruhuyla donatmıyorsa şayet, son seçimlerde yüzde 13,4 oy oranıyla ana muhalefet partisi konumunu koruyan, Putin’le yakın ilişkileri sayesinde ciddi mali destekler alabilen ve yaklaşık 570 bin üyesiyle dünya üzerindeki en büyük ‘komünist’ partiler arasında sayılan RFKP neden böyle bir zahmete girmemişti?

Haksızlık etmeyelim, RFKP, 100. yıl için kesenin ağzını açmıştı. Ancak saçılan paraların amacı Moskova ve St. Petersburg’ta Ekim Devrimi havası yaşatmak, halkı bu büyük günün görkemiyle sarsmak değildi. RFKP yaklaşık 130 ülkeden gelen ‘komünist’ partilere cömert bir ev sahipliği yapmakla meşguldü. Bunun için Moskova’nın en lüks otellerinden, havuzlu, hamamlı Renaissance Moscow Monarch Centre Hotel (Rönesans Otel) kapatılmış, dünyanın dört bir yanından gelen misafirlerin rahat ettirilmesi için hiçbir masraftan kaçınılmamıştı.

Rönesans Otel’de her akşam kadehler Stalin şerefine kaldırılırken, otelde ağırlanan misafirlere dağıtılan broşürde, “Kapitalist bir ülkede yaşadığımızı ve bu önemli günü kutlamak için çok sınırlı seçeneğimiz olduğunu hatırlamanızı, hükümet ve otoritelerden aldığımız izinlere saygı gösterilmesini ve onların uyarılarına harfiyen uymanızı önemli belirtmek isteriz,” şeklinde bir uyarı mesajı da ihmal edilmemişti.

RFKP, etkinliklerine 5 Kasım Pazar günü ‘Meçhul Asker Anıtı’ ve ‘Lenin Mozolesi’ne çelenk bırakarak başladı. Bu tören için Kremlin bütün gün halka kapatıldı böylece biz de Lenin’in naaşını ziyaret edip saygımızı sunma fırsatını bir gün ertelemek zorunda kaldık. Eğlenceyi ihmal etmeyen RFKP, çelenk töreninden hemen sonra Luzhniki Spor Tesisleri yakınındaki Rusya Konser Salonu’nda çok şaşaalı bir konser düzenledi. Konser ve gösterinin eski Sovyet sahne gösterilerinin pop bir versiyonu olduğunu ve Moskova proletaryasının çoğunluğunu oluşturan eğitim düzeyi yüksek beyaz yakalılara seslenemeyecek kadar ilkel olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim.

MÜZECİLİKTE BIR ZİRVE: TOLYATTI

Putin hükümetinin 100. yıl için yaptığı yegâne hazırlık; Sovyet tarihi müzesinde 1 Ocak 2017-31 Aralık 2017 tarihleri arasında açılacak 100. Yıl Özel Koleksiyonu sergisiydi. Ne var ki, müzeyi ziyarete gittiğimizde yine kapı, duvardı. Zira 6 Kasım Pazartesi günü müze sadece RFKP ve onların ziyaretçilerine açılmıştı. Biz de bir başka müzeyi Nazizme karşı savaşı ve 9 Mayıs 1945 zaferini anlatan Zafer Müzesi’ni gezdik. Ama ne müze! Zafer Parkı (Tolyatti) adındaki çok geniş bir yeşil alanın ortasında kurulu müze, müzecilik tekniği açısından bir doruk noktası kabul edilen Berlin Judisches Museum’un bile ötesine geçen, ziyaretçilerine II. Dünya Savaşı’nı bütün gerçekliğiyle yaşatıp, tüm cephelerin resmi geçidi sayılabilecek olağanüstü bir deneyim yaşatan bir yapı. Moskova’ya yolunuz düştüğünüzde görmeden geçmeyin, diyor ve bu gezi molasını bitirip asıl gündemimize dönüyorum.

SAHTE BOMBA ALARMI

Zafer Müzesi’nden çıkınca hazır Züganov ve misafirleri müzedeyken bir gün önce gezemediğimiz Kremlin’i gezelim dedik. Ancak bırakın Lenin Mozolesi’ne ulaşmayı Kremlin’in yakınından beri geçemedik zira bu kez de bir bomba alarmı yapılmış ve şehrin ‘eski Moskova’ da denen merkezi hızla tahliye edilmiş dört bir yana polis barikatları konmuştu. Sonradan tanıştığımız genç ve Züganov muhalifi komünistler bunun Ekim kutlamalarına karşı Putin’in komplosu olduğunu iddia edecekti.

6 Kasım Pazartesi günü Türkiye’den daha fazla heyet gelmeye başlıyor. Farklı siyasi geleneklerden gelen Türkiyeli komünistlerle ünlü Puşkin restoranda yenen yemeğin ardından Moskova kitapçıları ve çeşitli hediyelik eşya yerlerinden Türkiye’deki solcu arkadaşlarımızın hoşuna gidecek hediyelikler peşine düşüyoruz. Yol esnasında karşımıza çıkan anıtların önünde fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmiyoruz elbette.

Türkiye’den gelen heyetlerin ortak şikâyeti, resmî kutlamaları üstlenen / düzenleyen RFKP’nin Türkiye’den (ve dünyanın başka ülkelerinden de) bir parti dışında hiçbir grubu “resmi heyet” statüsünde  kabul etmemesi oluyor. Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nin (SBKP) halefi sayılan RFKP ile ilişiğini kesen komünistler ise, bu parti için “revizyonist” nitelendirmesini yapıyor.

YOL ORTASINDA OTOBÜSTEN ATILDIK

Pazartesi akşamı RFKP programında Moskova Nehri’nde bir tekne gezisi öngörülüyor. RFKP’yle değil ama çağırdıkları birkaç devrimci partiden yoldaşlarımızla bir araya geliriz umuduyla ev sahibi partinin Moskova sorumlularından Sergey Obhukov’la iletişime geçiyoruz. Bize Rönesans Otel’deki kapalı salon toplantılarına katılamayacağımızı ama akşam yapılacak geziye katılmamızda bir sakınca olmadığını, teknelere Rönesans önünden kalkacak otobüslerle ulaşılacağını otobüs ve teknelerde fazladan yer olduğunu söylüyor. Ne var ki otobüste yerimizi alsak da bir süre sonra otobüs sorumlusu akredite olmadığımız gerekçesiyle ve mealen “Ben Sergey falan anlamam” diyerek bizi yol ortasında bırakıyor. Otele kadar, Moskova’nın Napoleon ve Hitler ordularını tarumar eden meşhur soğuğu iliklerimize işlerken titreye titreye yürüyor, kendimizi bir metro istasyonuna zor atıyoruz.

Ertesi gün, büyük gün 7 Kasım! Asıl gösterilerin yapılacağı gerçek yıl dönümü, onca yolu bunun için gelmişiz. Öte yandan önceki gece bizi otobüsten atan RFKP’nin etkinliklerine katılmak hiç içimizden gelmiyor. Moskova Metrosu’na atıyoruz kendimizi. Her durakta iniyor muhteşem duvar süslemelerine ve rölyeflerine bakıyoruz. Ekim Devrimi, en azından metro istasyonlarında yaşıyor. Katılan arkadaşlardan sonradan öğrendiğimize göre RFKP’nin resmî töreni gayet sönük geçmiş, ‘veteran’ tabir edilen SSCB döneminde eğitim görmüş yaşlı komünistler dışında halkın katılımı pek azmış. Hele katılamadığımız tekne gezintisinde Züganov’un partisinin bol keseden art arda patlattığı şampanyaları ve meşhur Rus votkalarını aralıksız yuvarlayan davetlilerin sarhoş muhabbetlerinden başka kayda değer hiçbir şey yaşanmamış.

GENÇ KOMÜNİSTLER UMUT VERDİ

O metro bizim bu metro bizim dolanırken, montunun sol kolunda orak-çekiç bulunan bir gence rastlıyoruz hop düşüyoruz peşlerine… Meğer RFKP’nin etkinliğinin dışında bir de alternatif etkinlik varmış.

1905 Devrimi’ne adanmış (1905’te barikatlar bu bölgede kurulmuş çünkü) metro istasyonunun yakınında yapılan eylem, gündüz yapılan resmî kutlamaya göre çok daha renkli ve coşkuluydu doğrusu… Gençlerin katılımı oldukça yoğundu, coşkulu kalabalık sloganlarıyla da 100 yıl öncesinin devrimci ruhunu taşıyordu. En önde yer alan “100. Yılında Yeni Ekimler Geliyor,” yazılı pankart ve “Lenin yaptı biz de yapabiliriz” sloganları eylemin devrimci özünü gayet açık ortaya koyuyordu.

Rusya Komünistleri Partisi (RKP) tarafından düzenlenen bu etkinliğe dünyadan irili ufaklı pek çok grubun yanı sıra Türkiye’den HTKP de katıldı. Bu partinin üyeleri genel başkanları Erkan Baş’ın da Moskova’ya gelmek üzere vize aldığını, ancak pasaportuna Atatürk Havalimanı’nda el konduğunu, RKP’lilere anlattılar. Erkan Baş hakkında yurtdışı çıkış yasağı bulunmadığını, dolayısıyla hiçbir temele dayanmayan bu hukuksuz uygulamanın kınanması gerektiğini belirttiler. Durum megafondan anons edilince, etkinliği katılanlar tarafından bu uygulama sloganlarla protesto edildi.

Bizi etkinlik alanine getiren genç grupla kaynaştık. İçlerinde iyi İngilizce bilen kişi, Rus kadınlarının genel profilinin tersine, ufak tefek genç bir kadındı. Adının Juli olduğunu öğrendiğimiz genç kadına, “Lideriniz kim” diye sorduğumuzda, “Benim” yanıtını vermesi bizi daha da şaşırttı.

Kafaları son derece açık, küçük ama genç bir ekipti tanıştığımız ve kendilerine Yeni Komünist Hareket diyorlardı. Rusya’daki beyaz yakalı emekçileri örgütlemekten bahsediyorlar, Stalin-Troçki tartışmasının geride bırakılmasını vurguluyorlar, Züganov’un “Putin’in kuklası” olduğunu iddia edip, Putin ve Züganov arasında burada anmamıza gerek olmayan bazı akçeli ilişkilerden söz açıyorlardı.

Bu dört gün boyunca kutlamaların sönüklüğünden hayal kırıklığına uğramışken, Juli ve yoldaşları geleceğe dair bize umut verdi. Diğer sloganlara katılacak kadar Rusça’mız olmasa da İstanbul’a dönmeden önce onlarla beraber haykırdık: “Revolüsya, Revolüsya!” Muhtemelen Olga’nın torunlarının ödevlerini hiçbir zaman akıllı robotlar yapmayacak, ama belki bütün çocuklara sınırsız bedava dondurma sağlama işini Juli’lerin genç örgütü becerecek.

 

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Diğer Haberler
      123456
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)