• BIST 102.234
  • Altın 146,353
  • Dolar 3,5209
  • Euro 4,1790
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 25 °C
  • İzmir 28 °C
  • Adana 33 °C
  • Antalya 29 °C

Müslümanların kadın hakları konusunda yaşadıkları çıkmaz

Müslümanların kadın hakları konusunda yaşadıkları çıkmaz
"Gelinen noktada şunu görmemiz gerekiyor ki, Müslüman dünyada bugün yaşanan kadın sorunlarının arkasında ciddi bir dinsel külliyat bulunmaktadır."

Aydın Tonga
Türkiye’de 95 yıldır Dünya da ise 159 yıldır bu günü, “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak karşılamaktayız. Kadının toplumsal yaşamdaki üretici konumuna dikkat çeken bu gün elbette önemli ve anlamlıdır. Zira kadınlar gelenekler başta olmak üzere, toplumsal/ekonomik yapı, kültür ve kimi dini inanç ve öğeler tarafından hala ezilmekte ve dışlanmaktadır. İşte biz de bu yazı da İslam inancının dinsel dayanaklarından biri olarak sunulan hadislerde kadının yerini, erkek karşısındaki haklarını ve diyanetin kadınlarla ilgili yaklaşımını ele almaya çalışacağız. Öyle ki özellikle Müslümanların yoğun olarak yaşadığı ülkelerde kadınların karşı karşıya kaldığı sorunların dinsel, tarihsel arka planını açığa çıkarmak, bugün yaşanan kadın sorunlarını anlamak bakımından oldukça elzem bir durumdur.

Başlayalım.

Öncelikle şunu ifade edelim ki, hadislerden dini bir hüküm oluşturma ya da hadisleri vahiy gibi ele alma noktasında farklı görüşler mevcuttur. Bununla birlikte egemen dini yazın, cemaat ve tarikatların çoğu ile cihatçı örgütler hadisleri vahiy hükmünde bağlayıcılığı olan metinler olarak ele almışlardır. Bu anlamda hadislerde kadınlarla ilgili yapılan değerlendirmeler Müslüman dünyanın yüzleşmesi gereken bir külliyatı ortaya koymaktadır. Çünkü bu külliyatta gördüğümüz ifadeler kadını aşağılamakta, ona uygulanan şiddeti meşru göstermekte dahası kadını erkeğe bağlı itaatkâr bir mürid gibi tanımlamaktadır.

Örnek mi, buyurun;

Ibn Abbâs (R) şöyle demiştir: Peygamber (S): - Bana cehennem gösterildi, bir de gördüm ki cehennem ahâlîsinin çoğu kadınlardır. Onlar küfr ederler, buyurdu. Bunun üzerine: - Allah'a mı küfr ederler? diye soruldu. Peygamber:

- Onlar kocalarına karış küfrün ederler, iyiliğe karşı küfrân ederler. Birisine bütün zaman ihsan etsen de sonra senden (hoşuna gitmeyen) bir şey görse, "Ben senden hiçbir hayır görmedim" der[1]

“Güzel koku sürünüp kokusunu hissettirmeleri için bir topluluğun yanına uğrayan kadın zinakardır.”[2]

“Kokulandıktan sonra kokusunu hissettirmek için mescide çıkan kadının cünüplükten guslettiği gibi yıkanıncaya kadar namazı kabul olmaz.”[3]

Yine kadınların erkeklere göre çoğalması kıyamet alametlerinden sayılmıştır.[4]

Uğursuzluk üç şeyde vardır: Kadında, evde ve atta [Ebu Davud, Tıb, 24/3922; Müslim, Selam, 34/115 Buhari, Nikah, 17/4805]

Usame bin Zeyd (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Benden sonra erkeklere kadınlardan daha zararlı hiçbir fitne sebebi bırakmadım!’ [5]

Erkeğe zevcesini neden dövdüğü sorulmaz. (Ebu Davud)

Kadının namazları ve hiçbir iyiliği, kocası kendisinden razı oluncaya kadar, Allah tarafından kabûl olmaz. (Taberani)

Bu yönde daha birçok hadisi aktarmak mümkün. Üstelik aktardığımız hadisler başta olmak üzere kadını yeren hadislerin çoğu güvenilir denen hadis kitaplarında da yer almaktadır.

Şimdi gelelim, diyanetin kadınlar bahsinde kimi sorulara verdiği yanıtlara.

Soru: Kadınlarla tokalaşmak veya kadına dokunmak abdesti bozar mı?

Yanıt: Bir erkeğin yabancı bir kadınla tokalaşması veya dokunması, günah olmakla beraber, Hanefi mezhebine göre bu durumda erkeğin de kadının da abdesti bozulmaz (Mevsılî, el-İhtiyar, İstanbul, ts. , I, 11). Şafiî mezhebine göre ise, bir kişi karşı cinsten olan ve kendisiyle evlenmesi ebedi haram olmayan bir kimseye arada bir engel olmaksızın dokunursa, her ikisinin de abdesti bozulur (Maverdî, el-Hâvi’l-Kebîr, Beyrut, 1414/1994, I, 183-187).

Soru:  Kadınların kaş aldırmaları ve sürme kullanmaları caiz midir?

Yanıt: İslam dini, insanın yaratılıştan var olan güzelliklerini daha belirgin hale getiren, takı takma, saç tarama, meşru ölçüde süslenme, israfa varmadan güzel giyinme gibi davranışları mubah kılmıştır. Ancak, zaruret bulunmadıkça, yaratılıştan verilmiş özellik ve şekillerin değiştirilmesini yasaklamıştır. Nitekim Yüce Allah buna şeytanın eylemleriyle ilişkilendirerek dikkat çekmiş (Nisâ, 4/119), Hz. Peygamber de (s.a.s.) süslenmek maksadıyla vücutlarına dövme yapan veya yaptıran, dişlerini incelterek seyrekleştiren, tüylerini yolan, kaşlarını incelten ve şeklini değiştirenleri kınamıştır (Buhârî, Libas 86, Tıbb, 36; Müslim, Libas 119). Bunlardan hareketle İslam âlimleri, herhangi bir zaruret bulunmadıkça kaşların alınmasının caiz olmadığını belirtmişlerdir[6]

Bakın hadis külliyatı ve bu külliyata göre fetva oluşturan Diyanet’in söylemleri ortada. Tam bu noktada soğukkanlı bir biçimde şu soruyu sormamız gerekiyor: Özellikle dini hassasiyeti yüksek olan ailelerde, söz konusu kadın karşıtı dini hükümler, kadınlara karşı nasıl bir algı oluşturacak, dahası toplumsal yaşamda kadınların karşı karşıya kaldığı sorunları bu aileler nasıl değerlendirecektir?

Öyle ya siz kadına şiddeti din adına onaylayıp, kadının bakımlı olmasını bile eleştirirseniz, kadını erkeğe bağlı bir mürid gibi sunarsanız; kadın hakları konusunda nasıl müspet görüşlerde bulunabilirsiniz ? Pek tabi olarak aynı hadislerde kadın lehine hadislerde öne sürülecektir lakin bir defa bu hadislerin varlığı ve kurumsal İslami yapıların kadın karşıtı fetvaları bile, toplumsal yaşamda kadın hakları sorununu beraberinde getirebilecektir. Nitekim Müslümanların yoğunlukla yaşadığı kimi ülkelerde kadınların araç kullanması, sokaklarda tek başına gezmesi, başını açması, erkeklerin elini sıkması ve topluluk içinde konuşması, siyaset yapması bile yasaktır. Bu yasakları seyahat yasağı, otelde ya da kiralık evde tek başına kalması yasağı, çalışma yasağı, boşanma yasağı olarak uzatmak mümkün elbette.

 Gelinen noktada şunu görmemiz gerekiyor ki, Müslüman dünyada bugün yaşanan kadın sorunlarının arkasında ciddi bir dinsel külliyat bulunmaktadır. Diğer bir ifade ile Peygambere ait olduğu öne sürülen kimi sözlerle, dinsel yapı ve örgütlerin bu yönde ortaya koyduğu kimi fetvalar, kadın hakları konusunda, yaşanan hak ihlallerine bir dayanak oluşturmaktadır. Dolayısıyla kadınlarla ilgili yaşanan sorunları samimiyetle ve cesaretle konuşacaksak bu yazın ve tarih ile de yüzlememiş gerekecek. Eğer böyle bir niyetimiz varsa tabi..

 Yazımızı büyük kadın devrimci Rosa Luxemburg’un şu özlü ifadeleri ile bitirmek istiyoruz: “Hareket etmeyenler, zincirlerin ne kadar ağır olduğunu bilmezler.”

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlu Olsun.

 

[1] Mehmed Sofuoğlu, Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Ötüken Yayınları: 1/184.

[2] Ahmed Müsned 4/418, Albânî Sahihu’l-Cami 10

[3] Ahmed Müsned 2/444, Albânî Sahihu’l-Cami 2703i,İbni Mace 2055, Ebu Davud 2226, Albânî İrva 203

[4] Mehmed Sofuoğlu, Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Ötüken Yayınları: 1/240

[5] Buhari 5188, Müslim 2740/97, Nesei İşretü’n-Nisa 271, Tirmizi 2780, Darimi 2/147, 148, İbni Mace 3998, İbni Hibban 5967, Humeydi 546, Tabarani Mucemu’l-Kebir 416, Begavi 2242, Ahmed 5/20.

[6] MUSAHHAH FETVALAR DİB, DİYK 2012

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)