• BIST 107.041
  • Altın 143,530
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 26 °C
  • Adana 28 °C
  • Antalya 28 °C

Mutsuzluklarımızın kışı

Haluk ŞAHİN

İnişli çıkışlı, nefes kesici ve yürek hoplatıcı bir yılın sonuna geldik. Şimdi “mutsuzluklarımızın kışı” başlıyor.

Hayalkırıklıklarımızın…  

“Kazanılmış bir maçı vermek” diye bir  deyim vardır ya futbolda, aynen öyle oldu. 7 Haziran’da kazanılmış olan seçim 1 Kasım’da geri verildi. Şöyle verildi, böyle verildi… Verildi. Ve artık uzun süre maç yok.  Seçimsiz dört yıl uzanıyor önümüzde…

Bu arada neler olacağını tahmin etmek için müneccim olmak gerekmiyor:  Türkiye siyasetini 15 yıldır domine eden Recep Tayyip Erdoğan’ın yazdığı senaryonun çekimine devam edilecek.

1976 yılında Milli Selamet Partisi’nin Beyoğlu Gençlik Kolları Başkanlığı ile başlayan ve adım adım hep bir üste tırmanmayı hedefleyen bir siyasi kariyer bir adım daha ilerleyecek:  İl başkanlığı, Belediye Başkanlığı, Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı derken şimdi Başkanlık için zemin hazırlıyor. Bu muhteris politikacının bir hedefe kilitlendikten sonra bırakmadığı artık biliniyor.  Anayasa’yı değiştirtecek,  referandum yaptıracak, Başkan olacak.  

Peki Başkanlıktan sonra diyeceksiniz!  Durması söz konusu olmadığına göre,  ondan sonra halifelik ve imparatorluk gibi makamlar geliyor aklıma.  Ondan da sonra?  Benim hayalgücüm daha ötesine gitmiyor.

Ya muhalefet? 

Açık konuşayım: CHP ve MHP’de Genel Başkanlar ve üst yönetim kadroları değişmedikçe bir şey olacağına inanmıyorum. Kemal Kılıçdaroğlu artık başarısızlıklarla hırpalanmış bir genel başkan. İyi ve dürüst bir insan olması yetmiyor. 

Gene futboldan benzetme yapacak olursak, kazanamayan teknik adamların işine son veriliyor. Biz Beşiktaşlılar, çok sevdiğimiz halde, iki yılda tek derbi kazanamadı diye Biliç’i gönderdik. 

10 seçim kaybetmiş olan Kılıçdaroğlu’nun ayrılma vakti de geldi geçiyor. Radikal bir program, genç bir Genel Başkan ve yeni kadrolar umut rüzgarı estirir. Yoksa bir şey olmaz.

Bir süredir başka bir evrenin takvimine göre hareket ettiği izlenimi bırakan Devlet Bahçeli için ise bir şey söylemek bile istemiyorum. Orada da yenilenmeye ihtiyaç var. Yoksa parti varlık nedenini kaybedecektir.

Bu yılın başında Türkiyelileşme projesi nedeniyle çok heyecan uyandıran HDP’ye gelince…

Onun önce ne olduğuna karar vermesi gerekiyor. Kuş mu, deve mi, yoksa başka bir şey mi?  Bu da kolay olacak bir şey değil.

***

Memleketin haline gelince… Hiç parlak görünmüyor. 

Güneydoğu’da yaşananlar çok tehlikeli. Dinci ve mezhepçi politikalar zehirli tohumlarıını atmaya devam ediyor. 

Eğitim sistemi saatli bomba. İşsizlik ve yoksulluk dizboyu. Çevre felaketleri birbirini izliyor. Kültürel erozyon had safhada…

Ben Siyasal İslam serüveninin bu çok özel ülkeye pahalıya patlayacağını baştan beri söyledim. 

Ne yazık ki, korktuklarım fazlasıyla gerçekleşti, gerçekleşiyor. Korktuklarımdan birisi dünyada “parya devlet” durumuna düşmekti. O da oldu.

***

Çok mu karamsarım?  Evet, 2015 yılının son günlerindeki verilere göre karamsarım.

Umutsuz muyum? Hayır, değilim. 

Çünkü, tarihin sıçramalarla ilerlediğini biliyorum. Türkiye’nin insanlık aleminde daha iyi bir yere layık olduğuna inanıyorum.

İyisi mi, diyorum, çıkacağım uzun bir yolculuğu da bahane ederk, bir süre iç siyasete ilişkin yazı yazmayayım. 

Ne yazacağım ki!

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)